close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme be’aśnâhum lina’leme eyyu-lhizbeyni ahsâ limâ lebiśû emedâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra da iki taraftan hangisi, onların ne kadar yatıp kaldıklarını hesab edip ayırt edecek, bilelim diye tekrar onları uyandırdık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra (mağaradaki) iki gruptan, hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, mağarada geçen zamanın iki bakış açısından, hangisi tarafından daha iyi değerlendirildiğini, insanlara gösterelim diye.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra da, iki gruptan hangisinin, Eshâb-ı Kehf'in mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları dirilterek uyandırdık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri süreyi iyi hesab ettiğini bilmek (ortaya çıkarmak) için onları uyandırdık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, (mümin ve kâfir) iki topluluğun hangisi, onların mağarada bekledikleri müddeti daha iyi hesap etmiştir, fiilen bilelim.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra onları dirilttik ki; hangi grubun, onların kaldığı müddeti daha iyi kaydettiğini görelim. (Onlarca belli olsun.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra da iki gruptan hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.
Besim Atalay
swap_vert close
İki bölükten hangisinin —opruk içre— ne kadar kaldıkların daha iyi saydıkların bilmemizçin, uyandırdık onları
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra iki gruptan hangisinin ne kadar uyuduklarını doğru olarak hesap edebileceğini belirlemek üzere onları uyandırmıştık.
Bu iki grup, inananlar ve inkârcılardır. Bütün bu yaşananlardan ilahi kudretin tecellisine tanık olan mü’minler imanlarını artıracak, Allah’ın varlığına, kudretine, ahiretin geleceğine ve insanların hesap vermek ve ebedi bir hayata başlamak üzere yeniden dirileceğine inanmayan kişiler de akıllarını işletme ve Allah’ı anlama konusunda yeniden düşünme imkânı bulacak.  
Cemil Said
swap_vert close
Sonra içlerinde hangisinin orada kaldığı müddeti iyi tahmîn ideceğini anlamak üzere ânları uyandırdık.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
11,12. Mağaranın içinde onları yıllarca uyuttuk; sonra, iki taraftan hangisinin bekledikleri sonucu iyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları uyandırdık.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra da iki gruptan hangisinin, kaldıkları müddeti daha iyi hesap edip değerlendireceğini ortaya koyalım diye onları uyandırdık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra da iki guruptan hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra onları dirilttik ki onların orada kalış sürelerini hangi grubun daha iyi hesaplayacağını bilelim.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra da iki gruptan hangisinin, onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları tekrar uyandırdık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra da onları ba'settik ki hep bilelim: iki hızbin hangisi bekledikleri gayeyi iyi hisab etmiş?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ve seneler) sonra, (mağarada uykuda) kaldıkları müddeti (kendi aralarındaki) iki gruptan hangisinin daha iyi hesap edeceğini (ve bazı hikmetleri insanlar için) ortaya çıkaralım diye onları uyandırdık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için, onları tekrar uyandırdık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra da onları uyandırdık, iki zümreden hangisi bekledikleri gayeyi daha iyi (zabt ve) hesâb edicidir, ayırd edelim diye.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, (uykuda) kaldıkları müddeti, (kendi aralarındaki) iki fırkadan hangisinin daha iyi hesâb edeceğini ortaya çıkaralım.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra onları (aktif dünyaya yeniden) gönderdik ki, (mağarada) kaldıkları müddeti, iki taraftan hangisinin daha iyi değerlendirmekte olduğunu belirtelim.*
(*) “Sonra onları gönderdik” -Bu anlamıyla ibare, aktif dünya hayatına yeniden dönmeyi ifade ediyor olabilir. (M. Esed Meal Açıklaması) Yani “(dış dünyaya yeniden) gönderdik”. Bu iki grubun kimler olduğu hakkında farklı görüşler vardır: a) Bunlar, Ashâb-ı Kehf’in kavminden mümin olanlarla olmayanlardır. b) Ashâb-ı Kehf ile hasımlarıdır. c) Ashâb-ı Kehf’in kendileridir. Zira bunlar aktif hayata/dış dünyaya gönderildikleri zaman mağarada kaldıkları süre hakkında ihtilâf etmişler, bir kısmı bir gün veya daha az bir zaman kaldıklarını söylerken, bir kısmı da “Kaldığınız müddeti rabbiniz daha iyi bilir”demişti. Zaten ayetten de bu durum anlaşılmaktadır. Ayrıca ayetteki (بعثنا) “fiili ise “uyandırdık” anlamında değil, “gönderdik’’anlamındadır. Yani mağaradan sonraki sürece vurgu yapılıyor. Çünkü “بعث “fiilinin asıl anlamı göndermektir. Ayetlerde bunun çok örnekleri vardır. Bunlardan biri de 19. ayette geçen (فَابْعَثُوا) cümlesinin anlamıdır. Zira buradaki anlamı, ‘’birinizi şu gümüş (para) ile şehre gönderin’’ şeklindedir. Yani Kur’an’ın hiçbir yerinde normal ‘’uykudan uyandırma’’anlamında (بعث) ifadesi kullanılmış değildir. Çünkü eğer Kur’an’da (بعث) kelimesi ölüm ifadesi olan (موت) kelimesiyle birlikte gelirse o zaman anlamı diriltmektir. Bu iki ayet buna birer örnektir. ثُمَّ بَعَثْنَاكُمْ مِنْ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ} - {وَلَئِنْ قُلْتَ إِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ مِنْ بَعْدِ الْمَوْتِ} (Bakara-56, Hud-7) Eğer bu ifade, yani (موت) yoksa o zaman göndermek anlamındadır. Veyaنوم) ) kelimesiyle birlikte gelirse o zaman uykudan uyandırmak anlamında olur. Yani ayetteki (بعث) kelimesine ister “uyandırdık” anlamı verilsin, isterse “gönderdik” anlamı verilsin, mağara ehlinin dış dünya ile karşılaştıkları, yani uzletten çıktıkları zamana işaret ettiği anlaşılmaktadır. (Kurandan Hayata) Not: Her ne kadar farklı yorumlar olsa da metni aşağıya alınan tefsirlerde de geçtiği gibi bu iki fırka yine kendileridir. Yani Ashab-ı Kehf’in iki fırkasından mağarada kaldıklarında ihtilâf edenlerdir. Çünkü sûrenin 19. ayetinde bu duruma vurgu yapılmaktadır. İşte burada bu tür ifadeler olmadığından, (بعثناهم) cümlesinin anlamı göndermek, harekete geçirmek ve aktifleştirmek gibi şeklinde olması daha uygun olur. Ayrıca (بعث) kelimesiyle ilgili aşağıdaki lügat metnine de bkz: {لنعلم} أي: ليظهر علمنا في مظاهرهم أو مظاهر غيرهم من سائر الناس ((تفسير القرآن – ابن عربي) (لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَدًا) إن اللَّه تعالى يعلم كل شيء يعلم ما كان وما يكون وما هو كائن، فاللَّه تعالى لَا يعلم جديدا، ولكن المراد أن يظهر ما يعلمه اللَّه تعالى واقعا يعلمونه، فمعنى (لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ)، أي ليظهر علم اللَّه تعالى واقعا محسوسًا يعلمه الناس، بعد أن كانوا يظنون ويحدسون (زهرة التفاسير) .والذي يدل عليه القرآن: أن الحزبين كليهما من أصحاب الكهف. وخير ما يفسر به القرآن القرآن، وذلك في قوله تعالى: { وَكَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا بَيْنَهُمْ قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ كَم لَبِثْتُمْ قَالُواْ لَبِثْنَا يَوْماً أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُواْ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ } [الكهف: 19]. وكأن الذين قالوا {رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ} هم الذين علموا أن لبثهم قد تطاول (أضواء البيان في تفسير القرآن - روح المعاني - الوسيط في تفسير القرآن الكريم) قال مجاهد: الحزبان من هذه الفتية لأن أصحاب الكهف لما انتبهوا اختلفوا في أنهم كم ناموا والدليل عليه قوله تعالى:{ قَالَ قَائِلٌ مّنْهُمْ كَم لَبِثْتُمْ قَالُواْ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُواْ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ } [الكهف: 19] فالحزبان هما هذان، (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وأصل البعث فى اللغة: إثارة الشئ من محله وتحريكه بعد سكون. ومنه قولهم: بعث فلان الناقة - إذا أثارها من مبركها للسير،(زهرة التفاسير) بعثه أرسله وحده. 2- بعث بالشيء : أرسله مع الرسول. 3- بعثه من نومه : أيقظه. 4- بعثه : أثاره، هيجه. 5- بعث الله الناس بعد الموت : أحياهم. 6- بعثه على الأمر : حمله على فعله (المعجم: اللغة العربية المعاصرة )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra onları (uykularından) kaldırdık ki, iki guruptan, hangisinin sonuçta ne kadar zaman kaldıklarını (söyleyeceklerini) öğrenelim.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra da onları uyardık, iki bölükten hangisi inde ne kadar kaldıklarını daha iyi sayacak, bilelim diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra uykuda ne kadar kaldıklarım iki fıkradan hangisinin [⁷] onların mağarada eğleştikleri müddeti sayıp zapt edebildiğini ayırdetmek için onları uyandırdık.
[7] Eshab-ı Kehf'in iki fırkasından mağarada kaldıklarında ihtilâf edenler, bir kısmı bir gün, bir kısmı daha az diyenler veya Eshab-ı Kehf zamanında iki Müslüman fırkasından veya Eshab-ı Kehf zamanındaki padişahlar ile Eshab-ı Kehf'ten.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra iki gruptan [hizbeyn] hangisinin onların kaldıkları süreyi daha iyi hesap edeceğini ortaya koyalım diye onları uyandırdık [be’asnâ].³
3 “Be’ase” fiili diriltmek demektir. Nitekim “baas” kelimesi de buradan gelir diriliş demektir. Ayette bu fiil kullanılmıştır. “Uyandırdık” diye tercüme ettik.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra (içlerindeki) iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve uzun bir zaman sonra onları tekrar uyandırdık ki, iki taraftan hangisinin, yani bütün olay ve olgularda ilâhî kudretin imzasını görebilen müminler mi, yoksa kâinâtı kör tesadüfler yumağı zanneden inkârcılar mı, bunlardan hangisinin onların mağarada bunca zaman kalışlarındaki hikmet ve amacı daha güzel değerlendirdiklerini ve dolayısıyla, bu iki bakış açısı arasındaki bariz farkı insanlara gösterelim.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonrasında ne kadar süre kaldıklarını, İki Grup’un hangisinin tek tek hesap ettiğini bilmemiz için onları yeniden dirilttik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda onları uyandırdık. Orada ne kadar kaldıklarını en iyi kimin tahmin ettiğini görelim istedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Uzun bir müddet sonra kendi kendilerine sormaya başladılar. Acaba terk ettiğimiz toplumda neler oldu? Onlardan ayrıldıktan sonra ne kadar süre geçti. Onlar bizi unuttu mu? Yaşadığımız yeri terk ettiğimiz, önceden yaşadığımız yerin şartları değişti mi? Bu sorular kafalarını karıştırmaya başladı. Aradan geçen zamanı merak ediyorlardı. Yaşadıkları yerden ne kadar ayrı kaldıklarını bile unutmuşlardı. Belki toplumlarında onların kendilerinden ne kadar uzak kaldıklarını bilenler vardı. Meraklarını gidermek için araştırma ihtiyacı duydular.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra da iki taraftan ([Ashab-ı Kehf] ile karşıtlarından) hangisinin (mağarada) kaldıkları uzun süreyi daha iyi hesap edeceğini bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) diye [*]onları uyandırmıştık.
“Yüce Allah’ın bilmesi” ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:140, dipnot 11.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Daha sonra bu iki gruptan hangisinin bekledikleri gayeyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek¹ için onları (uykularından) uyandırdık.
1 Bu iki grup, Mü’minler ve kâfirlerdir. Âyette görüleceği üzere Ashâb-ı Kehf uyandıkları zaman yaptıklarında başarılı olduklarını gördüler ve ilâhi rahmete kavuştular.  
Muhammed Esed
swap_vert close
sonra onları uyandırdık, ¹⁰ ki (mağarada) geçen sürenin iki bakış açısından ¹¹ hangisiyle daha iyi değerlendirildiğini [insanlara] gösterelim. ¹²
10 Yahut: “onları gönderdik” -Bu anlamıyla ibare, aktif dünya hayatına yeniden dönmeyi ifade ediyor olabilir.11 Lafzen, “iki hizipten” -“Aradan geçen sürenin kestirilmesi ...” konusunda aşağıda 19. ayette sözü geçen iki bakış açısını, iki görüşü telmîhen işaret eden bir ifade: Bununla birlikte, akılda tutulmalıdır ki, ehsâ fiili sadece “hesab etti” ya da “saydı” anlamını değil, aynı zamanda “anladı”, yahut “kavradı” anlamını da taşımaktadır (Tâcu’l-‘Arûs). Hakikat peşinde olan bu insanların mağarada geçirdikleri zamanın hesaplanmasının bu kıssanın ahlakî mesajını tamamlayan herhangi özel bir anlamı olamayacağına göre, ehsâ fiili burada açıktır ki, Mağara İnsanları’nın “uykuya” geçmeleriyle “uyanmaları” arasında geçen zamanın manevî/ruhanî anlamını “daha iyi kavramak” yahut bu konuda “daha iyi bir kavrayış göstermek” anlamını taşımaktadır (bkz. aşağıda 25. not).12 Lafzen, “ki ... bilelim”: fakat Allah, geçmiş, hal ve gelecek, bütün zorlukları kapsayan kuşatıcı ve sınırsız bir bilgi sahibi olduğuna göre, O’nun bir olayı “bilmesi” o olayı edip-eylemesi, oldurması ve böylece kullarını da bu olaydan haberdar kılması anlamınadır: Bunun içindir ki, sözkonusu fiilin “ki, ... [insanlara] gösterelim” ifadesiyle aktarılması daha yerinde olacaktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ve iki grubun orada ne kadar kaldıklarına dair tartışmalarına şahit olduk. 2/259
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonra onları dirilttik[²³⁵²] ki, geçip giden süreci iki guruptan[²³⁵³] hangisinin (olayı hakikate uygun bir bakış açısıyla) değerlendirdiğini[²³⁵⁴] belirleyelim.[²³⁵⁵]
[2352] Ya da: “(dış dünyaya yeniden) gönderdik”. Be‘asnâ fiili mecazî anlamda “uyandırdık” şeklinde anlaşılmıştır. Fakat ilginçtir ki bu kıssanın geçtiği âyetlerde “uyku” (nevm) kökenli bir kelimeye hiç yer verilmez. Kur’an’da, yine hayat ve ölümün mahiyetine ilişkin olarak anlatılan buna benzer bir kıssada, Allah’ın 100 yıl öldürdükten sonra dirilttiği bir şahsın olayı anlatılır (2:259). Orada da olay aynı tema etrafında, aynı anahtar kavramlarla işlenir. Dikkate değer olan, söz konusu olayın kahramanının hayata dönüşünün de bu âyette olduğu gibi ba‘s ile ifade edilmesidir. [2353] Bu “iki gurup”, 21. âyette birbirine zıt iki farklı algılama tarzını yansıtan taraflar olsa gerektir. Söz konusu âyette iki taraf da, bu olayın ardından kendi bakış açılarına ve algı tarzlarına göre değerlendirmede bulunmuşlardı. Devamında bunlardan biri muteber addedilirken, diğer bakış açısı olumsuzlanmıştı. [2354] Ahsâ, gerçek bir çok anlamlı kelimedir ve “saymak, hafızaya kaydetmek, saygı duymak, değer vermek, anlamak, anlamlandırmak, dinlemek, değerlendirmek, bilince katmak, ders çıkarmak, hayata aktarmak” gibi anlamlara gelir (Lisân ve Tâc). Hemen belirtelim ki, biz tercümemizde ahsâ’yı, ism-i tafdil olarak değil geçmiş zaman fiili olarak aldık (Zemahşerî ve Râzî). [2355] Veya: “Bilelim diye”. Âyetteki li-na‘leme ibâresi, Allah’ın mutlak bilgisi göz önünde tutularak, fiil “bilmek” anlamına gelen ‘ilm değil de, “işaret, belge, gösterge” anlamına gelen ‘alem mastarına bina edilmelidir. Bu takdirde anlam; “belirlemek, göstermek, belirtmek” olur (Gerekçe için bkz: 2:143, not 274. Ayrıca krş: 3:142; 18:7; 47:31).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da. (O yiğitlerin içindeki) iki guruptan hangisinin, -mağarada kaldıkları süreyi- daha doğru hesap edeceğini belirtmek için onları uyandırdık.
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık; iki tâifeden hangisinin bekledikleri müddeti daha iyi hesab ettiklerini bilelim diye.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sonra da o iki takımdan (Ashab-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladıklarını ortaya koyalım diye onları uyandırdık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki, (onların uyuma müddetleri hakkında ihtilaf eden) iki zümreden hangisinin, (onların) kaldıkları süreyi daha iyi hesabedeceğini bilelim.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra, mü'minler ve kâfirlerden hangisinin onların mağarada kaldıkları müddeti daha iyi hesâb itdiğini anlamak içün onları ba's itdik. (uyandırdık).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra onları uyandırdık ki kaldıkları süreyi, iki taraftan[*] hangisinin daha iyi saydığını bilelim.
[*] Gençlerin kaybolduğunu bilen yerel halk ile mağaradakiler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
11,12. -Mağarada onları yıllarca uyuttuk. sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri sonucu daha İyi hesaplamış olduğunu belirtmek için onları kaldırdık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra, onlar ile hasımlarından, mağarada kaldıkları süreyi kim daha iyi hesaplayacak diye onları uyandırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra onları dirilttik ki, iki zümreden hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap edebileceğini bilelim.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan uyandurduķ anlan tā bilevüz iki bölüġüñ ķanķısı śaydı anuñ kim dölendiler ıśra ucını.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra diriltdük ve uyandurduḳ anları. Biz bilmeg‐içün ḳaysı ṭā’ifeanlardan żabṭ eyledi, anlar maġārada yatduġı müddeti.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra iki tayfadan (mö’minlərdən və kafirlərdən) hansının onların (mağarada) qaldıqları müddəti daha düzgün hesabladıqlarını bilmək üçün onları oyatdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And afterward We raised them up that We might know which of the two parties would best calculate the time that they had tarried.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then We roused them,(2340) in order to test which of the two parties was best(2341) at calculating the term of years they had tarried!
2340 Roused them: or raised them up from their sleep or whatever condition they had fallen into (18:18), so that they began to perceive the things around them, but only with the memories of the time at which they had ceased to be in touch with the world. 2341 When they awoke to consciousness, they had lost all count of time. Though they had all entered together, and lain together on the same place for the same length of time, their impressions of the time that had passed were quite different. Time is thus related to our own internal experiences. We have to learn the lesson that men as good as ourselves may yet differ as to their reactions to certain facts, and that in such matters disputes are unseemly. It is best to say, "Allah knows best" (18:19).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
بَعَثْنَاهُمْ
onları dirilttik
لِنَعْلَمَ
bilelim diye
اَيُّ
han- gisi
الْحِزْبَيْنِ
iki gruptan
اَحْصٰى
daha iyi he- sap edendir
لِمَا
o şe- yi ki
لَبِثُٓوا
kaldılar
اَمَداً۟
bir müddet
Sonra da (onların uyuma müddetleri hakkında ihtilaf eden) iki gruptan hangisinin, kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini bilelim (insanlar da görüp bilsin) diye onları (tekrar) dirilttik.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَىّ
Soru eki
اَىّ
Hangi, hangisi, nasıl
حِزْب
İsim
ح ز ب
Taraftar, topluluk, grup
اَحْصٰى
İsim
ح ص ي
Daha iyi hesap eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَبِثَ
Fiil-I
ل ب ث
Kaldı, gecikti, durakladı
اَمَد
İsim
ا م د
Mesafe, müddet, zaman, uzun bir süre