(Kavminin bu öğütlerine karşı Karun:) “Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum.” dedi. Peki, şunu da bilmiyor muydu ki Allah, daha önce kendisinden daha güçlü ve serveti daha fazla olan kimseleri (nankörlük ve vefasızlık yaptıkları için) helâk etmişti? Artık suçlulara günahlarının ne olduğu sorulmaz (cezaları verilir).
Bkz. 28/78, 30/9, 40/21, 40/82Burada zengin diye tabir ettiğimiz kodamanlara da bir uyarı vardır. Kimse elinin altındaki varlıkları kendinin zannetmemeli. 20-30 saniyelik bir depremde ya da başka bir felakette insan bir anda dünyanın en fakir, en muhtaç ve en çaresiz kişisi olabilmektedir. Varlıkların tek sahibi Allah’tır. İnsanın elindeki geçici nimetler ne kadar çok olursa, o derece sadece sorumluluğu artar ve hesabı zorlaşır. Onun için varlıklı insanlar, savurganca yaşamak, modern villalarda hayat sürdürmek, pahalı ve lüks arabalara binmek, caka satmak ve fiyaka atmak yerine sosyal adaletin tesisi adına infak etmeyi ve paylaşmayı düşünmelidir. Ayrıca servet sahibi insanlardan en çok duyduğumuz; “bu işin eğitimini aldık, zekamızı, maharetimizi ortaya koyduk, dişimizden tırnağımızdan artırarak bugünlere geldik” gibi söylemler Kârun’un söyledikleriyle örtüşmektedir. Onun için varlıklı mü’minlerin özellikle bu tür söylemlerden uzak durarak Kârun’a özenmek yerine Harun gibi olmayı arzulamaları gerekir.