close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle innemâ ûtîtuhu ‘alâ ‘ilmin ‘indî(c) eve lem ya’lem enna(A)llâhe kad ehleke min kablihi mine-lkurûni men huve eşeddu minhu kuvveten veekśeru cem’â(an)(c) velâ yus-elu ‘an żunûbihimu-lmucrimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O, bu dedi, ancak bendeki bilgi sayesinde bana verilmiştir. Bilmez miydi ki Allah, hiç şüphesiz ondan önce, kuvvet bakımından ondan daha üstün, topluluk bakımından ondan daha fazla nice nesilleri helak etmiştir ve suçluların suçlarını bile sormaya hacet yok zaten.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Karun ise) Dedi ki: "Bu (servet ve selahiyet), ancak bende olan bir bilgi (ve beceri) dolayısıyla bana verilmiştir." (Oysa) Bilmez (ve akledip düşünmez) mi ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından ondan daha güçlü olan ve insan-sayısı bakımından ekseriyeti (arkasına takan) ve daha çok mal toplayan (nice) kimseleri yıkıma uğratmıştır. Ve zaten suçlu-günahkârlardan (zalim ve mücrim takımından) kendi günahları (bile) sorulmayacaktır. (Çünkü zaten Cenab-ı Hakk hepsini bilip durmaktadır. Onlar hemen azarlanıp cezalandırılacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kârûn onlara: “Bu servet, bendeki bilgi sayesinde bana verildi” dedi. Oysa Allah'ın ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve ondan daha fazla servet toplamış nicelerini, kibirleri yüzünden yok ettiğini bilmiyor muydu sanki? Ama şu bir gerçektir ki; Allah her suçlunun günahını bilir. Böyle azgın suçlular, günahlarından dolayı sorguya çekilmezler, suçluların suçlarını bile sormaya hacet yoktur zaten.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Karun: “O servet bana, ancak bendeki ticarî bilgi ve maharet sayesinde verildi” demişti. Bilmiyor muydu ki, Allah kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerden, suçlulardan, günahkârlardan günahları sorulmaz. Allah onların hepsini bilir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dedi ki: "Bu bana ancak bendeki bir ilim dolayısıyla verildi." Allah'ın, kendinden önceki nesillerden ondan daha güçlü ve daha çok şey biriktirmiş [7] kimseleri helak ettiğini bilmedi mi? Suçlular günahlarından sorulmazlar.
7.Veya "daha çok adamı olan."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.' Bilmez mi, ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu-günahkarlardan kendi günahları sorulmaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Karûn dediki: “- Bana bu mal, ancak bendeki ilim sayesinde verildi.” Allah'ın, ondan evvel, geçmiş asırlar halkı içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli, mal ve etrafça daha çok, nice kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Mücrimler günahlarından da sorulmaz. (Allah günahlarını bilir de cehenneme atılırlar).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O ise: “Bu (servet,) ancak bendeki ilim ve bilgi üzere bana verildi” dedi. Bilemedi mi ki, Allah ondan önce, ondan daha güçlü ve topladıkları malca daha zengin nice nesilleri kesinlikle yok etti. Ve (bilemedi mi?) azgın suçlular, günahlarından dolayı sorguya çekilmezler. (Sorgulanmadan azaplandırılırlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kârûn, “Bu servet bana, ancak bendeki bir ilimden dolayı verilmiştir” demişti. Allah'ın ondan önce, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha çok olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.
Besim Atalay
swap_vert close
Karun dedi ki: «Bu mal bana, bende olan bilgi ile gelmiştir!», bilmiyor mu, bir zamanlar gücü ondan daha katı, topluluğu daha çok, nice nice nesilleri Allah yok eylemiştir? Günahlı bulunanlar sorulmazlar onların günahlarından
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kavminin bu öğütlerine karşı Karun:) “Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum.” dedi. Peki, şunu da bilmiyor muydu ki Allah, daha önce kendisinden daha güçlü ve serveti daha fazla olan kimseleri (nankörlük ve vefasızlık yaptıkları için) helâk etmişti? Artık suçlulara günahlarının ne olduğu sorulmaz (cezaları verilir). 
Bkz. 28/78, 30/9, 40/21, 40/82Burada zengin diye tabir ettiğimiz kodamanlara da bir uyarı vardır. Kimse elinin altındaki varlıkları kendinin zannetmemeli. 20-30 saniyelik bir depremde ya da başka bir felakette insan bir anda dünyanın en fakir, en muhtaç ve en çaresiz kişisi olabilmektedir. Varlıkların tek sahibi Allah’tır. İnsanın elindeki geçici nimetler ne kadar çok olursa, o derece sadece sorumluluğu artar ve hesabı zorlaşır. Onun için varlıklı insanlar, savurganca yaşamak, modern villalarda hayat sürdürmek, pahalı ve lüks arabalara binmek, caka satmak ve fiyaka atmak yerine sosyal adaletin tesisi adına infak etmeyi ve paylaşmayı düşünmelidir. Ayrıca servet sahibi insanlardan en çok duyduğumuz; “bu işin eğitimini aldık, zekamızı, maharetimizi ortaya koyduk, dişimizden tırnağımızdan artırarak bugünlere geldik” gibi söylemler Kârun’un söyledikleriyle örtüşmektedir. Onun için varlıklı mü’minlerin özellikle bu tür söylemlerden uzak durarak Kârun’a özenmek yerine Harun gibi olmayı arzulamaları gerekir.  
Cemil Said
swap_vert close
Kârûn "Ben o serveti yalnız bana ma’lûm olan bir ’ilim ile elde itdim." cevâbını virdi. Bilmiyor mu idi ki Allâh kendisinden evvel daha kuvvetli ve daha kesretli o kadar ensâli mahv itmişdi. Mücrimlere suâl sorulmaz, cürümleri hallerinden belli olur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir" demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kārûn, “Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim” diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki, "Tüm bunlar bana, bilgi ve becerimden dolayı verildi." Ondan önce, kendisinden daha büyük bir güce ve sayısal çoğunluğa sahip nice nesilleri ALLAH'ın yok ettiğini bilmezmi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Karun ise: "O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi." demiştir. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helak etmişti. Günahkarlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ben ona, sırf bendeki bir ılim sayesinde nâil oldum dedi, Allahın ondan evvel o kurûn içinden kuvvetçe ondan daha şiddetli ve cem'ıyyetce daha kesretli nice kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyormuydu? Mücrimler günahlarından suâl de olunmaz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kârûn, kavminin bu nasihat dolu sözlerine karşı,) “Bu (büyük servet), ancak bende olan bir bilgi (ve beceri) dolayısıyla bana verildi” dedi. (O nankör Kârûn) bilmez mi ki Allah, kendinden önceki nesillerden, (zenginlik bakımından) ondan daha üstün, topluluk bakımından ondan daha fazla (olan, şımarık ve nankör) kimseleri helâk etmiştir. O mücrim (kâfir) lere, (kınayarak soru sormanın dışında) günahlarından sorulmaz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kârûn: “Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim.” dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere¹ suçlarından sorulmaz.²
1- “Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış” demek olan bu sözcük, “basit suçlu” anlamında değil; “gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın” anlamına gelmektedir. 2- Bu denli büyük suçu olanlara azap etmek için başka bir şeye gerek kalmaz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Kaarun) dedi ki: «Bu (servet) bana ancak bende olan ilimle (ilim sayesinde) verilmişdir». (O, madem ki aalimdi) kendisinden evvelki nesillerden kuvvetçe ondan daha üstün, Cem'iyyetce daha kesretli kimseleri Allahın hakıykaten helak etmiş olduğunu bilmedi mi? Mücrimlerden günâhları sorulmaz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Karun:) “Bu (servet) bana ancak, bende bulunan bir bilgi sâyesinde verildi” dedi.(1) Ama (o) bilmedi mi ki şübhesiz Allah, kendisinden önceki nesillerden, ondan kuvvetçe daha güçlü ve (mal) toplama cihetiyle daha çok (varlıklı) olan kimseleri gerçekten helâk etmiştir. (Allah, onların ne yaptığını bildiği için) o günahkârlara, (azarlayarak sorgulanmalarının dışında öğrenmek üzere) günahlarından sorulmaz.
(1)“İşte insan dahi Hâlıkının (yaratıcısının) rahmetini inkâr ve hikmetini ittihâm edecek (suçlayacak)bir tarzda küfrân-ı ni‘met (nankörlük) sûretinde Kārun gibi: ************Yani: ‘Ben kendi ilmimle kendi iktidârımla kazandım’ dese elbette sille-i azâba (bir azab tokadına) kendini müstehak eder. Demek şu meşhûd (görülen) saltanat-ı insâniyet ve terakkıyât-ı beşeriye (insanlığın yükselmesi) ve kemâlât-ı medeniyet (medeniyetin gelişmeleri) celb ile (kendine çekmekle) değil galebe ile (kazanmakla) değil cidâl(mücâdele) ile değil belki ona onun za‘fı için teshîr edilmiş (hizmetkâr kılınmış). Onun aczi için ona muâvenet (yardım) edilmiş. Onun fakrı için ona ihsân edilmiş. Onun cehli (câhilliği) için ona ilhâm edilmiş. Onun ihtiyâcı için ona ikrâm edilmiş. Ve o saltanatın sebebi kuvvet ve iktidar-ı ilmî değil belki şefkat ve re’fet-i Rabbâniye ve rahmet ve hikmet-i İlâhiyedir (Allah’ın şefkati ve hikmeti) ki, eşyâyı ona teshîr etmiştir (emrine vermiştir). Evet bir gözsüz akreb ve ayaksız bir yılan gibi haşerâta mağlûb olan insana bir küçük kurttan ipeği giydiren ve zehirli bir böcekten balı yediren onun iktidârı değil belki onun za‘fının semeresi (meyvesi) olan teshîr-i Rabbâniye ve ikrâm-ı Rahmânîdir.” (Sözler, 23. Söz, 117)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Karûn ise; O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. (Oysa) O, bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri (böbürlenip azgınlaştıkları için) helâk etmişti. Ve onların yaptığı günahlardan ötürü, (sonraki) suçlular sorumlu tutulmazlar (yani hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Karun kavmine “O hazineler, bana ait olan bir bilgi sebebiyle verilmiştir” dedi. Karun bilmiyor mu? Ondan önce, kendilerinden daha güçlü ve daha kalabalık nice şehirleri helak ettik. Onların (öncekilerin) yaptığı günahlardan, sonraki günahkârlar sorumlu tutulmazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Karun dedi: "Bu varlığı ben bilgimle kazandım." O bilmiyor mu kiişte Allah bundan önce kendisinden gücce daha üstün, sayıca daha çok olan nice soyları yok etti. Suçluların suçu yüzlerinden belli olur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Karun «— Bu servet bana ancak ilmim [¹] sayesinde verilmiştir» demişti. O, bilmiyor mu ki Allah daha evvel kendisinden daha şanlı ve kuvvetli, daha ziyade para yığmış nice tabakaları helâk etmişti. Günahkârlar kendi günahlarından sorulmazlar [²].
[1] Ticaret ilmini bildiğimden veya âlim olduğumdan dolayı. Veya Allah bana bilerek verdi.[2] Günahları yüzlerinden belli olur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Karun, “Bu (servet) bana bendeki bilimden/bilgiden dolayı verilmiştir” demişti. Andolsun O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal/servet biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? (Öyle) günahkârlara günahları sorulmaz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” Gerçekten Allah'ın, kendisinden önceki kuşaklardan kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan sayısı bakımından daha çok olan kimseleri bile yıkıma uğrattığını bilmez mi? (Azap geldiği gün) Suçlu günahkârlardan kendi günahları sorulmaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Arkadaşlarının bu öğütlerine karşılık Karun, “Bu servet bana, ancak sahip olduğum bilgi ve üstün yetenek sayesinde verilmiştir! O hâlde mal benim, mülk benim, dilediğim gibi harcarım!” diye karşılık verdi. Oysa bilmiyor muydu ki, o sahip olduğu bilgiyi, beceriyi kendisine bahşeden Allah, ondan önce çok daha büyük bir güce ve sayısal çoğunluğa sahip nice nesilleri böyle nankörce davrandıkları için helâk etmişti! Suçluların günahları, kendilerine sorulmaz! Onlara verilecek ceza, kendi ifâdelerine dayanılarak belirlenmez. Çünkü onlar, bu tür davranışların suç olduğunu gâyet iyi bildikleri hâlde, hiçbir zaman suçlarını kabullenmez, yaptıkları işin iyi olduğunu iddia ederler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Doğrusu bu bana bendeki bilgi üzerine verildi” dedi. Bilmedi mi ki; Allah, ondan daha güçlü ve toplulukça daha çok olan Kuşaklar’ın bir kısmını öncesinden kesinlikle helâk etti? (Suçları açık ve kesin) Suçlular onların günahlarından sorgu-suâle çekilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kârûnşöyle karşılık verirdi: " Bu varlık bana, bilgimden dolayı verildi. " Acaba Kârûn, Allah'ın kendisinden önce, nice nesilleri yok ettiğini bilmiyor muydu? Eskiler içinde Karûn'dan daha güçlü ve daha varlıklı olanları da vardı. Bundan böyle de suçluların yaptığı yanına kâr kalmayacaktır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Karun; "Bu serveti ben kendi bilgimle, kendi çabamla kazandım. Servet edinirken Allah’ın katkısı olmadı. Onun için servetimde Allah’ın hiçbir hakkı yoktur!” dedi. O mağrur bilmiyor mu? Allah Karun’dan önceki nesiller arasında yaşayan daha güçlü, daha zengin olanları yok etmiştir! Allah’ın yok ettiği topluluklar arasında Karun’un taraftarlarından, Karun’un ordularından daha güçlü olanları vardı! Karun neyine güveniyor? Rabbin böyle mağrur böyle şımarık suçluları iyi bilir. Rabbinin böylelerinin suçunu bilmesi için onlara sorması gerekmez. Onların suçunu itiraf etmeleri de gerekmez. Yaptıkları her şey Rabbinin katında kitapta yazılıdır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Karun ise) “O (servet), bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi!” demişti. [*] Bilmiyor muydu ki Allah kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü ve (maddi) birikimi çok daha fazla olan kişileri elbette helak etmişti. Suçlulardan günahları(nın ne olduğu) sorulmaz. [*]
Benzer mesajlar: Zümer 39:49; Fussilet 41:50.,Bu ayet Kehf 18:105 ve Rahmân 55:39. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç, bu gibilerin hayır adına herhangi bir değere sahip olmadıklarına dikkat çekmektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kârûn ise: “Bu (servet) bana, ancak bendeki bilgi¹ sayesinde verildi.” dedi. O, Allah’ın kendisinden önceki nesillerden, daha güçlü ve daha çok serveti olan kimseleri helâk ettiğini ve günâhkârların günahının kendilerinden sorulmadığını bilmiyor muydu?²
1 Bu âyet, “ben bu serveti kendi ticari bilgilerim sayesinde elde ettim.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Yani bunların günâhları o kadar belirgindir ki, onları tek tek hesaba çekmeye lüzum yoktur. Onlar, toptan cezâlandırılırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Kârûn, onlara:] “Bu [servet] bendeki bilgi sayesinde bana verildi!” ⁸⁸ diye karşılık verdi. Oysa, Allah’ın, ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve ondan daha fazla servet toplamış nicelerini [kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmaları yüzünden] yok ettiğini bilmiyor muydu (sanki)? Ama, şu var ki, suçluluğu kesinleşmiş olanlara (artık) günahlarından sual olunmaz!.. ⁸⁹
88 Lafzen, “Benim kendi tecrübelerimin, akıllı ve iş bilir tutumumun ve bu yoldaki yeteneklerimin bir sonucu olarak” (karş. 39:49 ve ilgili 55. not).89 Bu ifadeyle, “böyle günaha batmışların” (mücrimûn) genellikle kendi hatalarını görmek konusunda onmaz bir körlük içinde olduklarının ve dolayısıyla öğüt ve uyarılara kapalı olduklarının îma edildiği açıktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Karun: – Ben bunca malı mülkü ancak bilgim ve becerim sayesinde elde ettim, dedi. Oysa o bilmiyor mu ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar içerisinde ondan daha güçlü ve daha zengin nicelerini helak etmiştir. Suçu tabiat haline getirmiş olanlara günahları için sorgu sual gerekmez. 40/83
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Karun) “Herkes iyi bilsin ki bu servete ben, kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım” dedi.[³⁴⁵²] O bilmez miydi ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar içerisinden ondan daha güçlü kuvvetli ve maddî birikimi daha fazla olan nicelerini helâk etmiştir.[³⁴⁵³] Artık, suçu tabiat haline getirenlerin[³⁴⁵⁴] günahlarından sual olunmaz.[³⁴⁵⁵]
[3452] Zımnen: Serveti sınav aracı olan bir emanet değil mutlak bir mülkiyet olarak gördü. Servetin sadece “alınan” değil “verilen” bir şey olduğunu hatırlamadı. Eğer hatırlasaydı, “vereni” görecekti. Sözün özü: Karun mutlak anlamda servete sahip olduğunu sanınca, servete ait oldu. [3453] Krş: 30:9; 40:82. [3454] Mücrimîni bu şekildeki çevirimiz için bkz: 8:8, not 11. [3455] Çünkü “suç” onun için ayrılmaz bir nitelik halini almıştır. Krş: “Günahkârlar alametlerinden tanınacak” (55:41).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O: "Bu servet bana ancak, bende olan bilgiden ötürü verilmiştir'' dedi. (Böylece Rabbinin nimetlerini inkar ederek böbürlenmekte devam etti. Oysa) O, bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri de helak etmişti. Günahkarlardan (dünyada) günahları sorulmaz! (Hatta onlara suçlarını artırsın diye, onların ömürleri de uzatılır. Ahirette ise yaptıkları her şeyin hesabı onlardan tek tek sorulur)
Osman Fırat
swap_vert close
Bu (servet) bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi dedi. Bilmedi mi ki Allâh, kendisinden önceki kuşaklar arasında kendisinden daha güçlü ve daha çok cemaati bulunan nice kimseleri helâk etmiştir? (cehennemlik) Suçlulara günâhlarından sorulmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Bu, ancak bende olan ilim sebebiyle bana verilmiştir. O bilmedi mi ki, Allah ondan evvelki neslilerden daha kuvvetli ve daha ziyâde cemiyetli kimseleri helâk etmiştir ve mücrimler günahlarından sorulmaz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Karun “Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum. ” dedi. Peki şunu da bilmiyor muydu ki Allah, daha önce kendisinden daha güçlü ve serveti daha fazla olan kimseleri helâk etmişti? Ama suç işlemeyi meslek edinen sicillilere artık suçları hakkında soru sorulmaz. [39, 49; 41, 50]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bu (servet) bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi dedi. Bilmedi mi ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar arasında kendisinden daha güçlü ve daha çok cemaati bulunan nice kimseleri helak etmiştir? Suçlulara günahlarından sorulmaz.
Çünkü Allah, suçluların günâhlarını bilir. Onların her yaptıkları anında tesbit edilmiştir. Artık günâh işleyip işlemediklerini sormağa gerek yoktur. Oradaki muhâsebe gerçeği ortaya koyma sorgusu değil, yapılan hatâ ve günâhları suçlunun yüzüne vuran azar ve tekdîr muhâsebesidir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kârûn: "Bu servet ve sâmân bana 'indimdeki bir 'ilim ile virilmişdir" cevâbını virdi. O bilmez mi ki Allâh Te'âlâ ondan evvel ondan daha ziyâde kuvvetli, mal ve mülki daha fazla olan ne kadar karnlar helâk itdi. Mücrimler günâhlarından suâl olunmazlar. (Hallerinden ve sîmâlarından mücrim oldukları anlaşılır.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedi ki; “Bu bana, bendeki bir ilimden dolayı verildi”. Karun bilmiyor muydu ki, Allah kendinden önce nice nesilleri yok etti; hem de onlar daha güçlü ve daha zengindiler. Suçlulara suçlarını sormaya gerek duyulmaz.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ancak bunlar bana, bilgim sayesinde verilmiştir, dedi. O bilmiyor mu ki Allah, ondan önce, kendisinden daha güçlü ve toplulukça daha çok olan nice nesilleri helak etti? Günahkarlara suçları sorulmaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Karun ise “Bu servet, bilgim sayesinde benim oldu” dedi. Kendisinden önce daha güçlü ve daha varlıklı nice nesilleri Allah'ın helâk ettiğini o bilmiyor muydu? Fakat öyle mücrimlerden günahları sorulmaz.(12)
(12) Sormaya ihtiyaç kalmaz. 18:105 ile 55:39-41’e bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helâk etmiştir. Günahlarının ne olduğu, günahkârlardan sorulmaz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti “bayıķ ol kim virinildüm ben anı 'ilm üzeredür benüm ķatumda iy daħı bilmedi mi bayıķ Tañrı bayıķ helāk eyledi [211a] andan ilerü bir zamān bölüklerinden anı kim ol ķatıraġıdı andan güçdin yaña daħı çoķıraġ-ıdı dirmekdin yaña? daħı śorınılmaya yazlıķlarından yazuķlular.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳārūn eyitdi: Ben viril[me]düm bu mālı, illā benüm ‘ilmüm‐ile ki kīmyādur. Bilmedi mi ol kāfir ki Tañrı Ta‘ālā helāk itdi kendüden burun ge‐çen ümmetlerden ol kimseleri ki özinden ḳuvvetlüler idi ve özinden mālla‐rı çoġ‐ıdı. Daḫı ṣorulmazlar günāhlarından yaman kişiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qarun) dedi: “Bu (var-dövlət) mənə yalnız məndə olan elm (Tövratı gözəl bilmək, yaxud əlkimyaya yaxşı bələd olmaq, ticarətdən baş çıxartmaq) sayəsində verilmişdir. Məgər o (Qarun) Allahın ondan əvvəl özündən daha qüvvətli və daha varlı olan neçə-neçə kəsləri məhv etdiyini bilmirdimi? Günahkarlar öz günahları barəsində sorğu-sual olunmazlar. (Onların günahkar olduqları üzlərindən bilinər və buna görə də heç bir sorğu-sual edilmədən cəhənnəm oduna atılarlar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: I have been given it only on account of knowledge I possess. Knew he not that Allah had destroyed already of the generations before him men who were mightier than Him in strength and greater in respect of following? The guilty are not questioned of their sins.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "This has been given to me because of a certain knowledge which I have."(3408) Did he not know that Allah had destroyed, before him, (whole) generations,- which were superior to him in strength and greater in the amount (of riches) they had collected? but the wicked are not called (immediately) to account(3409) for their sins.
3408 He was so blind and arrogant that he thought that his own merit, knowledge, and skill or cleverness had earned him his wealth, and that now, on account of it, he was superior to everybody else and was entitled to ride rough-shod over them. Fool!-he was soon pulled up by Allah. 3409 Even Qarun was given a long run of enjoyment with his fabulous wealth before he had to be removed for the mischief he was doing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
اِنَّـمَٓا
ancak
اُو۫ت۪يتُهُ
o bana verildi
عَلٰى عِلْمٍ
bir bilgi sa-yesinde ki
عِنْد۪يۜ
yanımdadır
اَوَلَمْ يَعْلَمْ
ama bilmiyor muydu ki
اَنَّ
şüp-hesiz
اللّٰهَ
Allah
قَدْ
ger-
çekten
اَهْلَكَ
helâk etmiştir
مِنْ قَبْلِه۪
ondan önce
مِنَ الْقُرُونِ
nesillerden
مَنْ
o kim-seyi ki
هُوَ
o
اَشَدُّ
daha güçlü
مِنْهُ
ondan
قُوَّةً
kuv-vetçe
وَاَكْثَرُ
ve daha çok
جَمْعاًۜ
toplama bakımından
وَلَا يُسْـَٔلُ
ve sorulmaz
عَنْ ذُنُوبِهِمُ
günahlarından
الْمُجْرِمُونَ
mücrimler
(Kârûn) Dedi ki: "Bu (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi." O, Allah'ın, kendinden önceki nesillerden, ondan kuvvetçe daha güçlü ve daha çok (servet) toplamış nicelerini helâk ettiğini bilmiyor muydu? Mücrimlerden günahları sorulmaz (çünkü Allah onların hepsini bilir).
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَرْن
İsim
ق ر ن
Nesil, kavim
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قُوَّة
İsim
ق و ي
Kuvvet, güç, sağlamlık
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
جَمْع
İsim
ج م ع
Topluluk
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu