ve onları güvenlik içinde yeryüzünde yerleştirelim; Firavun’u, Hâmân’ı ⁶ ve onların ordularını da onların [İsrailoğulları’nın] eliyle korktukları şeye uğratalım. ⁷
6 Kur’an’da, Firavun’un baş danışmanı olarak muhtelif yerlerde sözü geçen “Hâmân” Tevrat’ta bahsedilen Persli Haman’la karıştırılmamalıdır. (Ester’in Kitabı iii, vd.) Kur’an’da kullanılan “Hâmân” sözcüğü, büyük bir ihtimalle, özel bir isim değil, fakat eski Mısır dininde tanrı Amon’a nisbet edilen yüksek sınıftan rahiplere verilen Hâ-Amen ünvanının Arapça’ya mal olmuş şeklidir. Hz. Musa’nın yaşadığı çağda Mısır’da Amon kültü hakim olduğuna göre, bu kültü temsil eden en yüksek dereceli rahibin de yönetimde Firavun’dan sonraki ikinci adam olması tabiidir. Kur’an’da bahsi geçen Hâmân’ın gerçekten Amon kültünün baş rahibi olduğu görüşünü, Firavun’un bu Hâmân’dan (hem bu surenin 38. ayetinde, hem de 40:36-37’de bahsi geçtiği gibi) “çıkıp Musa’nın tanrısını görmek için” kendisine “yüksek bir kule” yapmasını istemesi de destekler gözükmektedir. Ayrıca, Hâmân’dan “kule yapıcısı” olarak söz edilmesi, büyük Mısır piramitlerinin dinsel amacına ve baş rahibin piramitlerin baş mimarı olarak üstlendiği fonksiyona işaret ediyor olabilir. (Ayrıca bkz. 37. not.)7 Mısır’ın yerlileri, belli ki, Mısır’ı istila eden ve sonra da İbranîler’le ittifak kuran (bkz. 12. sure, 44. not) önceki Hiksos hanedanını hatırlayarak, İbranîler’in gelecekte de yabancı istilacılarla işbirliği içine gireceğinden korkuyorlardı (karş. Çıkış i, 10); işte böyle bir tehlikeye karşı kendilerini korumak için -Kur’an’da muhtelif yerlerde ve Tevrat’ta bahsedildiği gibi- İbranîler’in erkek çocuklarını öldürmeye karar vermişlerdi.