close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Venurîdu en nemunne ‘alâ-lleżîne-stud’ifû fî-l-ardi venec’alehum e-immeten venec’alehumu-lvâriśîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hale getirilmesi istenenlere lutfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları miras bırakmayı dilemedeydik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz ise yeryüzünde (her yerde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk; ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz ise, yeryüzünde güçsüz hale düşürülenlere lütuf ve rahmetimizle yardımda bulunmayı ve onların dinde öncüler olmalarını sağlayıp, Firavun ve yandaşlarına varis kılalım istedik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz ise, o ülkede temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenlere lütufta bulunmak, onları önderler olarak yetiştirmek, o topraklara vâris kılarak, ötekilerin yerine geçirmek, oraya hâkim hale getirmek istiyorduk.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/137; 26/59; 29/39; 40/24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bizse o yerde zayıf düşürülenlere lütfetmek, onları önderler yapmak ve onları mirasçılar kılmak istiyorduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilmekte olanlara lütûf yapalım, onları hayırda önderler yapalım ve kendilerini (Firavun'un yerine Mısır'da) mirasçılar kılalım.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz ise, memlekette güçsüz bırakılanlara iyilik etmek, onları imamlar yapmak ve onları oraya varis bırakmak istiyorduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilenlere lütfedelim, onları önderler yapalım ve onları ötekilerin mülküne mirasçı yapalım.
Besim Atalay
swap_vert close
Orda ezilenlere, nimet vermek istedik, insanlara önder kıldık onları, vâris de yaptık
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki o yerde zayıf düşürül(mek isten)enlere ihsanda bulunalım, onları (hayır hizmetinde) önderler yapalım, onları (diğerlerinin yerine) mirasçı kılalım. 
Bkz. 2/59  
Cemil Said
swap_vert close
O arzın felâketzede ahâlîsine lütuf itmek hayır se salâha imâm iylemek ve memleketin vârisleri yapmak istedik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
5,6. Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oysa biz o ülkede güçsüz düşürülenlere lutufta bulunmak, onları önderler yapmak, onları (ülkelerinin) vârisleri kılmak istiyorduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yeryüzünde güçsüzleştirilip ezilenlere lütfederek diledik ki onları önderler ve varisler yapalım.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilmekte olanlara lûtfedelim, onları öncül imamlar yapalım, hem onları vârisler kılalım
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz ise, o yerde (zulme uğrayarak) güçsüz düşürülenlere (İsrâiloğullarına yardım edip, Firavun’un zulmünden kurtararak) lütufta bulunmayı diledik ki, onları (hayırlarda) önderler ve (o topraklara) vârisler kılalım.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz ise, yeryüzünde ezilenlere iyilik yapmak¹ ve onları önderler kılmak ve varisler² yapmak istiyoruz.
1- Güçlü kılmak, söz sahibi yapmak. 2- Söz sahibi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz ise diliyoruz ki o yerde za'fa uğratılanlara lütfedelim, onları (hayırda) muktedâbihler yapalım, onları (Fir'avn mülkünün) vârisler (i) kılalım.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (biz, onları bu devrelerden geçirmekle) istiyorduk ki, o memlekette güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları (insanlara) rehberler yapalım ve onları (Fir'avun'un memleketine) vâris olan kimseler kılalım.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz de yeryüzünde ezilenlere (temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilip sömürülenlere) lütufta bulunmak, onları önderler (söz sahibi) yapmak ve (ezen, sömüren, zulmeden, güçsüzleri köle yapan azgın kimselerin topraklarına) varis kılmak istiyorduk.*
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizde yeryüzünde zayıf bırakılan bu insanlara iyilik yapmayı diledik. Bundan dolayı İsrail oğullarını önder yapıp, onların hâkimiyetini devem ettirecek zürriyet (varisler) verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz de diledik ki o ülkede güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunalım, onları hem önder yapalım, hem de ülkeyi onlara bıraktıralım,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz de Mısır toprağında zebun edilen İsrail oğullarına bol nimet vermek, onları hayırda pişüva kılmak, Firavun/un emlâkine vâris yapmak.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz ise, o yerde ezilmek istenenlere lütufta bulunalım ve onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım istiyorduk.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere minnette bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk.
(Münezzeh olan Allah Kur’an-ı Kerim’de bazen gökyüzü, yeryüzü, güneş ve ay gibi bir takım zahiri maddi nimetleri hatırlatmaktadır ve bazen de batıni ve manevi nimetlerini dile getirmektedir. Manevi nimetlerin bir takım derece ve mertebeleri vardır ki o nimetlerin en üstünü risalet ve imamet nimetidir. Bu açıdan Kur’an-ı Kerim her iki nimeti de “minnet” (taşınması, hazmedilmesi dayanılmaz ve ağır olan nimet, dille minnet değil) olarak anmaktadır. Melekler, sahip oldukları bütün kutsallık ve şerafetle birlikte sadece feyiz aracıdırlar ve direkt olarak insanlık toplumunu hidayete eriştirme konumunda değillerdir. Bu açıdan münezzeh olan Allah, Kur’an-ı Kerim’de, kapsamlısı velayet olan imamet ve nübüvvete dayanmakta ve onu minnet vesilesi kılmaktadır. Oysa gökler, yer, cennet ve kıyametin yaratılışı hususunda ise “minnet” kelimesini kullanmamaktadır. Zira gökler ve yeryüzü her ne kadar büyük de olsa, Allah’ın dayanılmaz ve ağır nimetleri olan risalet ve imamet karşısında çok küçük kalmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de sadece Gadir-i Hum ve Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) velayeti hakkında, “nimeti tamamlamak” özgün tabiri kullanılmıştır. “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım” Burada “sizlere nimet verdim” ifadesi kullanılmamıştır. Aksine Allah burada, “Sizlere olan nimetimi tamamladım” diye buyurmaktadır. Yani, nasıl ki Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) risalet ve nübüvveti, risalet ve nübüvvetlerin en kâmilidir ve ondan sonra hiç kimseye nübüvvet makamı verilmeyecektir, aynı şekilde Hz. Ali’nin ve evlatlarının imamet ve velayeti de, velayet ve imametlerin en kâmilidir ve dolayısıyla onlardan sonra hiç kimseye imamet makamı verilmeyecektir. Kur’an-ı Kerim’e göre büyük velayet bayramı olan Gadir-i Hum günü, ilahi manevi nimetler en üstün sınırına ve en yüce derecesine ulaşmış bulunmaktadır. Ali’nin ve Ali’nin evlatlarının (a.s) velayetinden daha üstün bir nimet olmadığı için de Gadir bayramı, İslam ümmetinin en üstün bayramlarından biridir. Ehl-i Beyt imamlarının teşrii ve tekvini velayetine inanmak ve onların aracı, şefaat ve vesile olduğuna iman etmek, İslam ümmetine nasip olmuş olan en önemli bereketlerden biridir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz ise, bu ülkede ezilen, sömürülen bu insanlara lütufta bulunarak onları adâlet, dürüstlük ve erdemlilik konusunda insanlığa örneklik ve öncülük eden önderler kılmak ve Firavunu helâk ettikten sonra, onları yeryüzünün nîmet ve zenginliklerini devralan mirasçılar yapmak istiyorduk.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oysa Yeryüzü’nde güçsüz bırakılmış / ezilmiş olanlara karşılıksız iyilik etmek, onları önderler yapmak ve mirasçı kılmak istiyorduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz ise, kendilerini öne çıkarıp yeryüzüne mirasçı etmek suretiyle, aşağılanan bu halka, iyilik etmek istedik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz ise köleleştirilen insanları özgürlüğe kavuşturmak, onları iyiliğin hakkın adaletin önderleri yapmak, yeryüzünde en güzel yerlere yerleştirmek istiyorduk.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz ise o yerde, zayıf düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (o topraklara) mirasçı kılmak istiyorduk. [*]
Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Nûr 24:55.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz de o ülkede ezilenlere¹ lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve (firavunların topraklarına) vâris kılmak istiyorduk.
1 Müstaz’af: Zayıf buldu, zayıf gördü, zillete duçar etti anlamındaki (ضَعُفَ) fiilinin istif’al babından edilgen sıfat fiilidir. Cahiliyye toplumlarında toplumun çoğunluğunu meydana getiren, ezilen, hor görülen, güçsüz bırakılmış halk tabakası demektir. İslâm dışı toplumlarda toplum, sistematikleri farklı olsa da baskı altına alınan ve ezilen büyük çoğunluk ve onlara baskı yapan ve ezen küçük azınlıktan oluşur. Bu toplumlarda kişilerin liyakatleri ve kabiliyetleri hiç önemli değildir. Hiç liyakatleri olmasa da hâkimiyeti elinde bulunduranlar daima yetenekli kişiler olarak kabul ettirilmeye çalışılmıştır. Bk. (A’raf: 75 ve dipnotu.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat Biz istiyorduk ki, yeryüzünde hor ve güçsüz görülen kimselerden yana çıkalım, onların dinde öncüler ⁵ olmasını sağlayalım, onları [Firavun’un şeref ve itibarına] varis kılalım
5 Lafzen “önderler” yahut “örnek şahsiyetler” (eimme, tekili imâm): İbranîler’in, açıkça tevhîd inancını benimseyen ilk toplum olduklarını ve bu anlamda, Hristiyanlığın da İslamın da habercisi olduklarını îma eden bir ifade.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz ise, ülkede ezilen bu insanlara iyilikte bulunmak onları önderler yapmak ve onları ülkenin topraklarının varisleri yapmak istiyorduk. 14/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Biz de istiyorduk ki, ülkede zayıf ve güçsüz bırakılanlara destek çıkalım ve onları öncüler yapalım; ve kendilerini (ülkeye) vâris kılalım;[³³⁷⁰]
[3370] Krş: 7:137.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz ise güçsüz düşürülenlere (İsrailoğullarına) lütufta bulunmak, onları (hayırlı işlerde) önderler kılmak ve onları varisler yaparak,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz, istiyorduk ki yeryüzünde O zayılatılanlara lütufta bulunalım ve onları önderler yapalım ve onları (oraya) varisler kılalım.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz de o yerde zayıf düşürülmeleri istenilen kimselere lütfetmek ve onları ileri gelenler kılmak ve onları (o yere) varisler kılmak diledik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
5, 6. Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun'u, Haman'ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk. [7, 137; 26, 59; 29, 39; 40, 24]
Haman, muhtemelen, özel bir isim olmayıp eski Mısır dininde tanrı Amon’a mensup başrahibe verilen Ha Amen ünvanının Arapçasıdır. Bu sûrenin 38. âyeti ile 40,36-37. ayetleri de bunu destekler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları önderler yapalım, onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mısır diyârında hakîr ve za'îf olanlara lütuf ve 'inâyet itmek ve onları metbu' ve imâmlar kılub Fir'avn'ın ve kavminin emvâl ve emlâkine vâris iylemek murâd itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz de o topraklarda güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk,
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyorduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de istiyorduk ki, o memlekette zayıf düşürülmüş olanlara lütufta bulunalım, onları önder yapalım ve diğerlerine vâris kılalım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı dilerdük kim minnet eyleyevüz anlaruñ üzere kim ħor dutınıldılar yirde daħı eyleyevüz anları imāmlar ya'nį uymaġa yarar gişiler daħı eyleyevüz anları mįrāŝ alıcılar ya'nį kitılar milkin.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı dilerüz ki minnet idevüz ol kişiler üstine ki ża‘īf oldılar yir yüzinde.Daḫı anları imāmlar ḳıluruz, daḫı anları mīrāẟ idici ḳıluruz. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bis isə istəyirdik ki, o yerdə zəif düşüb əzilənlərə (İsrail oğullarına) mərhəmət göstərək, onları (xeyirxah işlərdə) öndə gedənlər və (Fir’onun mülkünə) varislər edək.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We desired to show favour unto those who were oppressed in the earth, and to make them examples and to make them the inheritors,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We wished to be Gracious to those who were being depressed on the land.(3330) To make them leaders (in Faith) and make them heirs,
3330 What Pharaoh wished was to crush them. But Allah's Plan was to protect them as they were weak, and indeed to make them custodians and leaders in His Faith, and to give them in inheritance a land "flowing with milk and honey". Here they were established in authority for such time as they followed Allah's Law. As regards Pharaoh and his ministers and hosts, they were to be shown that they would suffer, at the hands of the Israelites, the very calamities against which they were so confidently taking precautions for themselves.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَنُر۪يدُ
ve istiyoruz
اَنْ نَمُنَّ
lütufta bu-lunmak
عَلَى الَّذ۪ينَ
o kimselere ki
اسْتُضْعِفُوا
zayıf düşürüldüler
فِي الْاَرْضِ
o yerde
وَنَجْعَلَهُمْ
ve onları kılmamızı
اَئِمَّةً
önderler
وَنَجْعَلَهُمُ
ve onları kılmamızı
الْوَارِث۪ينَۙ
vârisler
Biz ise orada zayıf düşürülenlere (İsrâîloğulları'na) lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (oraya) vâris kılmak istiyorduk.
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَضْعَفَ
Fiil-X
ض ع ف
Zayıf görüldü, güçsüz bırakıldı, zayıf düşürüldü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اِمَام
İsim
ا م م
İmam, önder, rehber, klavuz
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
وَارِث
Etken fiil
و ر ث
Vâris (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her şeyin gerçek sahibi olan demektir), mirasçı, vâris