Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere minnette bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk.
(Münezzeh olan Allah Kur’an-ı Kerim’de bazen gökyüzü, yeryüzü, güneş ve ay gibi bir takım zahiri maddi nimetleri hatırlatmaktadır ve bazen de batıni ve manevi nimetlerini dile getirmektedir. Manevi nimetlerin bir takım derece ve mertebeleri vardır ki o nimetlerin en üstünü risalet ve imamet nimetidir. Bu açıdan Kur’an-ı Kerim her iki nimeti de “minnet” (taşınması, hazmedilmesi dayanılmaz ve ağır olan nimet, dille minnet değil) olarak anmaktadır. Melekler, sahip oldukları bütün kutsallık ve şerafetle birlikte sadece feyiz aracıdırlar ve direkt olarak insanlık toplumunu hidayete eriştirme konumunda değillerdir. Bu açıdan münezzeh olan Allah, Kur’an-ı Kerim’de, kapsamlısı velayet olan imamet ve nübüvvete dayanmakta ve onu minnet vesilesi kılmaktadır. Oysa gökler, yer, cennet ve kıyametin yaratılışı hususunda ise “minnet” kelimesini kullanmamaktadır. Zira gökler ve yeryüzü her ne kadar büyük de olsa, Allah’ın dayanılmaz ve ağır nimetleri olan risalet ve imamet karşısında çok küçük kalmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de sadece Gadir-i Hum ve Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) velayeti hakkında, “nimeti tamamlamak” özgün tabiri kullanılmıştır. “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım” Burada “sizlere nimet verdim” ifadesi kullanılmamıştır. Aksine Allah burada, “Sizlere olan nimetimi tamamladım” diye buyurmaktadır. Yani, nasıl ki Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) risalet ve nübüvveti, risalet ve nübüvvetlerin en kâmilidir ve ondan sonra hiç kimseye nübüvvet makamı verilmeyecektir, aynı şekilde Hz. Ali’nin ve evlatlarının imamet ve velayeti de, velayet ve imametlerin en kâmilidir ve dolayısıyla onlardan sonra hiç kimseye imamet makamı verilmeyecektir. Kur’an-ı Kerim’e göre büyük velayet bayramı olan Gadir-i Hum günü, ilahi manevi nimetler en üstün sınırına ve en yüce derecesine ulaşmış bulunmaktadır. Ali’nin ve Ali’nin evlatlarının (a.s) velayetinden daha üstün bir nimet olmadığı için de Gadir bayramı, İslam ümmetinin en üstün bayramlarından biridir. Ehl-i Beyt imamlarının teşrii ve tekvini velayetine inanmak ve onların aracı, şefaat ve vesile olduğuna iman etmek, İslam ümmetine nasip olmuş olan en önemli bereketlerden biridir.)