close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 58. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekem Ehleknâ min karyetin batirat me’îşetehâ(s) fetilke mesâkinuhum lem tusken min ba’dihim illâ kalîlâ(en)(s) vekunnâ nahnu-lvâriśîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz, geçim bolluğuna nail olmuş ve şükretmemiş nice şehirlerin halkını helak ettik; işte pek azı müstesna, kendilerinden sonra insanlara yurt olmayan evleri ve oralara biz varis olmuşuzdur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bu nedenle Biz (haram ve haksız yollarla kazanılmış) bol geçimi ile şımarıp azmış (fuhuş ve fesatlığa dalmış) nice ülkelerin halkını helak ettik. İşte meskenleri (harap olmuş şehirlerinin ve semtlerinin viraneleri, şimdi sahipsiz ve değersiz haldedir); çok az (bir zaman) dışında (oralarda da) kendilerinden sonra oturulabilmiş değillerdir. (Onlara ve tüm imkânlarına gerçek sahip ve) Vâris olanlar Biziz.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Oysa biz, varlık ve konfordan dolayı azgınlaşan nice toplumları yok etmişizdir. İşte gözler önünde, onların yaşadıkları yerler, pek azı dışında onlardan sonra oralarda kimse yerleşmemiştir. Onlara hep biz varis olduk, hepsi bize kaldı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz, geçim kaynaklarının çokluğu sebebiyle refahtan şımarmış, nice memleketleri helâk ettik. İşte yerleri, yurtları! Kendilerinden sonra oralarda, pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olduk, bâki olan biziz. Varlıkları, servetleri bizim elimize geçti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz, geçim rahatlığı dolayısıyla şımarmış nice beldeleri helak ettik. İşte konakları; onlardan sonra ancak çok az oturulmuştur. (Oralara) hep biz varis olduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz (böyle) geçimi ile şımarıb azmış nice memleket halkını helâk ettik. İşte meskenleri, (seyahatlerinizde gördüğünüz harabeye dönmüş evleri) ki, kendilerinden sonra pek azı iskân edilmiştir!... Varis olan (bâkî kalan ve hakikî mutasarrıf bulunan) da ancak biz olduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, refah içinde şımarmış nice şehirleri helak ettik. İşte meskenleri! Çok azı hariç, kendilerinden sonra oralarda hiç oturulmadı. Her şeylerine yalnızca Biz varis olduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Refahın şımarttığı nice memleketleri helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur.
Besim Atalay
swap_vert close
Geçimleri bolluğundan şımaran nice şehirleri yok ettik, işte bunların — pek azında— oturulan yurtları, vârisleri biz olduk
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Oysa biz, varlık ve refahtan ötürü şımarıp azmış nice toplumları helak ettik. İşte, onların yaşadıkları yerler! Onlardan sonra oralarda pek az insanın dışında kimse yerleşmedi. Onların tamamına biz varis olduk (çünkü herkes göçüp gittikten sonra, ebediyen kalacak olan yalnızca biziz).
Cemil Said
swap_vert close
Ahâlîsi refâh içinde te’ayyüş iden ne kadar karyeler tahrîb itdik! Meskenlerini göriyorsunuz, hemân kâmilen gayrı meskûndur ve ânların vârisleri biz olduk. [1]
[1] Ya’ni îmân itmeyenler fenâ buldı biz bakiyiz.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice şehri yok etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmiştir. Oralara Biz varis olmuşuzdur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oysa biz, bolluk içinde azmış nice şehir halkını helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oraların pek azında oturulabildi; hepsi bize kalmıştır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine verilen nimetlere nankörlük eden nice toplumları yok etmişizdir. İşte şunlar, kendilerinden sonra pek az kimse tarafından ikametgah edinilmiş evleridir. Oralara biz varis olduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz, maişetleriyle şımarmış nice memleketi helak etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz varis olmuşuzdur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bununla beraber biz maışetiyle şımarmış nice memleket helâk ettik, işte meskenleri bir daha arkalarından meskûn olmadı meğer ki pek az, ve hep biz vâris olduk
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz vâris olduk, biz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şımararak, geçindikleri şeylere şükretmeyen nice kenti yıkıma uğrattık. İşte bunlar, onların yerleşim yerleri! Kendilerinden sonra pek az kullanılan evleri. Şimdi onların hepsi bize kaldı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz, (bol) geçimi ile (halkı) şımarmış nice memleket (ler) helak etdik. İşte kendilerinden sonra ancak pek az kimselerin konabileceği (haraab) meskenleri! (Bütün onlara.) biz vâris olmuşuzdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (bol ve rahat) geçimleri ile şımarmış nice şehir (halkını) helâk ettik. İşte şu (harâb olmuş) meskenleri! Kendilerinden sonra (oralarda) ancak pek az oturulabilmiştir. Çünki (onlara) vârisler, biz olmuşuzdur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa, Biz, varlık ve refahtan ötürü azgınlaşan (her türlü zulüm ve kötülüğü yapan) nice toplumları yok etmişizdir; işte, (göz önünde) onların yaşadıkları yerler: Pek azı dışında, onlardan sonra oralarda kimse yerleşmemiştir ve zaten her şeyin (hakiki ve ebedi) varisi (sahibi) sadece Biziz. *
(*) Güçlerine ve servetlerine güvenip şımaran, azan ve inkârcılıkta direnen bazı eski toplulukların tarih sahnesinden silinmiş oldukları hatırlatılarak insanlık uyarılmaktadır. Helâk olan o şımarık toplulukların izleri gösterilmekte, onlardan sonra buraların terkedildiği, harap olduğu ve ancak pek azında insanların oturabildiği belirtilmektedir… Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 237-238  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz geçimliklerini beğenmeyip inkârcı davranan nice şehirleri yok ettik. Onların bıraktığı bu topraklara, onlardan sonra pek az insan yerleşti. Zaten oraların sahibi biziz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz geçim bolluğu içinde şımarmış kalmış olan nice illeri yok ettik. İşte barınakları! Kendileri göçüp gittikten sonra onlar ancak pek az kimseyi barındırabiliyorlar. Bütün bunlar bize kalmıştır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, nice kasaba helâk ettik ki ahalisi hoş geçinmeleri yüzünden şımarmışlardı. İşte konaklar kendilerinden sonra bomboş duruyor. Ancak oraya az kimse konuyor [⁸]. Bizler, onlara vâris olduk [⁹].
[8] Gelen geçen yolcular. Veya pek azı mâmur kalmıştır.[9] Kendileri göçtü, gitti. Biz bâkiyiz, bizden başka mutasarrıf yoktur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz bolluk içinde şımarmış nice beldeleri helak ettik. İşte oturdukları yerler! Kendilerinden sonra ancak pek az kişi oraları yurt edinmiştir. Onlara yalnız Biz vâris olduk.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz, yaşama biçimleriyle refah içinde şımarıp azmış nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz, sahip oldukları servet ve zenginlikle şımarıp azgınlaşan nice ülkeleri helâk ettik! Gidin bu harabelerin durumunu kendi gözlerinizle görün; bir zamanlar cıvıl cıvıl insanlarla dolup taşan bu şehirler, şimdi nasıl virane ve perişan bir hâle gelmiş! İşte, bir zamanlar göz kamaştıran görkemli sarayları, köşkleri, lüks villaları ve evleri; pek az kimse dışında, onlardan sonra bu evlerde hiç kimse oturamadı ve sahip oldukları ne varsa, hepsi bir kez daha Bize kaldı! O hâlde, bugünkü zâlimlerin başına gelecek olanlar da bundan farklı olmayacaktır. Ancak şu da var ki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Geçim bolluğu yaşamış nice şehri helâk ettik. İşte, onların ardından birazı hariç kimsenin yerleşmediği meskenleri! Mirasçılar biz olduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz sahip oldukları nimetin hakkını vermeyen nice kent halkını yok ettik. İşte kendilerinden sonra sadece tektük insanın yaşadığı yurtlar! Hepsi bize kaldı...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar bilmiyorlar mı? İnkârlarından dolayı refah içinde şımarmış nice şehirleri yok ettik. Yeryüzünü gezip dolaştıkça yok edilen toplulukların yaşadıkları yerleri görmüyorlar mı? Hepsi yerle bir olmuş, yaşayanlarından hiçbir haber yok. Hâlbuki onlar sonsuza kadar yaşayacaklarına, hiç bir gücün kendilerini yok edemeyeceğine inanıyorlardı. Bak! Onların yaşadığı yerlerin hepsi bize kaldı. Oralara inanan kullarımızı yerleştireceğiz!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz refahından şımarmış nice şehri helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içinde az oturulabilen evleri! Onlara biz mirasçı olmuşuzdur. [*]
Benzer mesajlar: Hicr 15:23; Meryem 19:40.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Hâlbuki) Biz, refahından dolayı şımarmış nice memleketi helâk ettik. İşte onların, kendilerinden sonra, ancak çok az kimsenin oturulabildiği yerleri! (Oralarda) baki kalan sadece Biz olduk.
Muhammed Esed
swap_vert close
Oysa, Biz, varlık ve refahtan ötürü azgınlaşan nice toplumları yok etmişizdir; işte, (gözönünde) onların yaşadıkları yerler: pek azı dışında, onlardan sonra oralarda kimse yerleşmemiştir; çünkü herkes göçüp gittikten sonra, ebediyyen kalacak olan yalnızca Biziz! ⁵⁹
59 Lafzen, “varis olan Biziz” (kunnâ). Bu ifadeye verdiğimiz anlam için bkz. 15:23 hk. 22. not. Dünyevî her türlü çıkar ve doyumun, ilahî hidayetin getireceği kalıcı kazançlar yanında son derece önemsiz ve geçici olduğunu vurgulayan bir ifade.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa biz, daha önce zenginlik ve konforun azgınlaştırdığı nice memleketleri helak ettik. İşte onların yaşadıkları yurtlar! Kendilerinden sonra pek azı dışında oraları yurt edinen olmadı. Zira her şeyin önünde sonunda varisi biziz. 23/64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama Biz, refahın şımartıp azgınlaştırdığı nice ülkeyi helâk etmişiz. Bakın, işte onların yaşadıkları mekânlar! Pek azı dışında arkalarından oralara bir daha yerleşen olmadı: ve zaten her şeyin ebedî vârisi sadece Biziz.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz, halkı şımarmış nice beldeleri helak ettik. İşte harabeleri, kendilerinden sonra o beldelerde çok az kimse oturabilmiştir. Oralara varis olanlar bizdik, biz! (Çünkü göklerin ve yerin mülk ve hükümranlığı O'nundur.)
Osman Fırat
swap_vert close
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bir nice kasabayı da helâke uğrattık ki, (ahalisi) maişetlerinin çokluğuyla şımarmış idi. İşte şu onların konaklarıdır ki, onlardan sonra pek azı müstesna (kimseye). İkametgâh olmadı ve Bizler varisler olduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bununla beraber Biz, kazançlarının çokluğu sebebiyle şımarmış pek çok memleketi helâk ettik. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturuldu. Bütün onlara Biz vâris olduk (hepsi geçti, bâki Biz'iz).
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz refah içinde şımarmış nice kenti helak ettik. İşte şunlar, onların meskenleri, onlardan sonra oralarda pek az oturuldu. Onlara hep biz varis olduk (hepsi bize kaldı).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ma'îşetleri ve refâhları sizden çok fazla oldığı halde ne kadar karyeleri helâk itdik. İşte onların meskenleri, onlardan sonra oralarda pek az sâkin olanlar bulunur ve biz onlara vâris olduk. (Onlar gitdiler biz bâkî kaldık).
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz geçim bolluğu içinde şımarmış nice kentleri yok ettik. İşte oturdukları yerler! onlardan sonra pek az kullanıldı. Onların varisi biz olduk.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, geçim bolluğu içinde yaşamış fakat, hakkı kabul etmemiş nice şehirleri helak ettik. İşte yerleri, onlardan sonra orada çok az oturan oldu. Onların mirasçısı biz olduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oysa Biz geçimlerinin bolluğuyla şımarmış nice ülkeleri helâk ettik. İşte onların, pek az istisnasıyla, kendilerinden sonra bomboş kalmış meskenleri! Onlara da Biz vâris olmuşuzdur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yaşayışı şımarıklık ve gösterişe yol açmış nice kenti helâk ettik biz. İşte yerleri yurtları! Onlardan sonra oralarda çok az oturuldu. Biziz Vâris olanlar/mirasçılar, biz!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı niçe helāk eyledük köy bundundı dirliġine. pes şol ŧuraķ yirleri-di anlaruñ ŧuraķ olınmadı anlardan illā az! daħı olduġ-ıdı biz mįrāŝ alıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy niçe şehrler ḳavmini helāk itdük ḳudurduḳları vaḳt virildükleri ni‘met‐ile. Pes gör ol evlerini, kimse sākin olmadı anda anlardan ṣoñra, illā az.Daḫı biz vāriẟler‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz xoş güzəranına naşükür olub qürrələnən neçə-neçə məmləkəti (məmləkət əhlini) həlak etdik. Bu onların özlərindən sonra yalnız az bir hissəsi məskun olan (bomboş, xaraba qalmış) yurdlarıdır. Onlara Biz varis olduq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And how many a community have We destroyed that was thankless for its means of livelihood! And yonder are their dwellings, which have not been inhabited after them save a little. And We, even We, were the inheritors.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And how many populations We destroyed, which exulted in their life (of ease and plenty)! now those habitations of theirs, after them, are deserted,- All but a (miserable) few! and We are their heirs!(3390)
3390 A life of ease and plenty is nothing to boast of. Yet people or cities or civilisations grow insolently proud of such things. There were many such in the past, which are now mere names! Their very sites are deserted in most cases, or buried in the debris of ages. Indo-Pakistan subcontinent is full of such sites nearly everywhere. The sites of Harappa and Mohenjo Daro are the most ancient hitherto unearthed in Pakistan , and they are themselves in layers covering centuries of time! And how many more there may be, of which we do not know even names! Fatehpur-Sikri was a magnificent ruin within a single generation. And there are thousands of Qasbas once flourishing and now reduced to small villages or altogether deserted. But Allah is merciful and just. He does not destroy or degrade a people until they have had full opportunities of turning in repentance to Him and they have deliberately rejected His Law and continued in the practice of iniquity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَمْ
ve nice
اَهْلَكْنَا
helâk ettik
مِنْ قَرْيَةٍ
memleketten
بَطِرَتْ
şımarmış
مَع۪يشَتَهَاۚ
geçimleri ile
فَتِلْكَ
işte şu
مَسَاكِنُهُمْ
yerleri
لَمْ تُسْكَنْ
oturulamamıştır
مِنْ بَعْدِهِمْ
onlardan sonra
اِلَّا
an- cak
قَل۪يلاًۜ
pek az
وَكُنَّا
ve Biz olduk
نَحْنُ
Biz
الْوَارِث۪ينَ
vâris
Biz, varlık ve refahla şımarmış nice memleketi helâk ettik. İşte yerleri! Onlardan sonra (orada) pek az oturulmuştur. Onlara Biz vâris olduk.
كَم
Soru eki
كَم
Nice, ne kadar, kaç?
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
بَطِرَ
Fiil-I
ب ط ر
Şımardı
مَعِيشَة
İsim
ع ي ش
Geçim, geçimlik
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مَسْكَن
İsim
س ك ن
Mesken, yurt, ev, yuva, oturulan yer
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
سَكَنَ
Fiil-I
س ك ن
Yerleşti, mesken tuttu, sukûn buldu, dinlendi, oturdu, istirahat etti, huzur buldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
وَارِث
Etken fiil
و ر ث
Vâris (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her şeyin gerçek sahibi olan demektir), mirasçı, vâris