close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 57. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kâlû in nettebi’i-lhudâ me’ake nuteḣattaf min ardinâ(c) eve lem numekkin lehum haramen âminen yucbâ ileyhi śemerâtu kulli şey-in rizkan min ledunnâ velâkinne ekśerahum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve dediler ki: Seninle beraber doğru yola uyarsak yerimizden, yurdumuzdan oluruz, bizi çıkarıverirler buradan. Biz onları, her çeşit yiyeceklerin, meyvelerin getirilip toplandığı emin bir haremde yerleştirmedik mi, onlara katımızdan rızık olarak vermedik mi bunları ve fakat çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İslami hüküm ve hakikatler işlerine gelmeyen inkârcılar ve münafıklar) Dediler ki: (Evet Sen haklısın ve doğru yoldasın, ama) "Eğer Seninle birlikte (aynen ve alenen) hidayete uyacak olursak; yerimizden ve yurdumuzdan (bâtıl ve zalim düzen içindeki saygın konumumuzdan) çekilip kopartılıveririz (makam ve menfaatimizden mahrum ediliriz)!" Oysa Biz onları, Kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir Harem’de (Mekke ve Medine’de) yerleşik kılmış değil miydik? Fakat onların çoğu (yaratılış gayelerini) bilmeyen (cahil ve gafil kimselerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Seninle beraber doğru yolu tutacak olsak, bizi ülkemizden koparıp atarlar” diyorlar. Oysa biz onları, katımızdan rızık olarak, her türlü ürünün getirilip toplandığı mukaddes Harem'de yerleştirmedik mi? Ne var ki, çokları bunun farkında değil.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Biz, seninle beraber, doğru, hak yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız.” dediler. Biz onları, dokunulmazlığı olan kutsal, güvenli bir yere, Mekke-i Mükerreme'ye yerleştirmedik mi? Onları itibarlı hale, iktidara getirmedik mi? Kendi katımızdan rızık olarak, her ülkenin ürünleri toplanıp oraya getirilmiyor mu? Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dediler ki: "Seninle birlikte doğru yola girersek yurdumuzdan atılırız." Onları, tarafımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplandığı güvenli bir Harem'e [5] yerleştirmedik mi? Ancak onların çoğu bilmiyorlar.
57.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre Kureyş`ten bazı kimseler Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Eğer biz sana uyarsak insanlar bizi yurdumuzdan çıkarırlar" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Nesai`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre belirtilen sözü Haris bin Amir bin Nevfel adlı şahıs söylemiştir.5.Bütün taşkınlıkların yasak kılındığı kutlu bölgeye.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip-kopartılırız.' Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kureyş'liler) dediler ki: “- (Doğrusun amma), eğer biz doğru yola (dinine) uyar, seninle beraber olursak yerimizden (Mekke'den) kovuluruz.” Tarafımızdan bir rızık olarak, onları, çeşitli bir çok mahsüllerin gelib toplanacağı emin bir Harem'de (içinde Beytullah olan hürmete değer bir yerde) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (bunların Allah katından bir rızık olduğunu) bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve: “Eğer seninle beraber gösterdiğin yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız.” dediler. Hâlbuki Biz onlara güvenli, saygın bir bölgeyi (Mekke’de Kâbe çevresini) sağlamadık mı? Kendi katımızdan bir rızık olarak, bütün meyvelerden oraya celbedilmiyor mu? [Evet, böyledir.] Fakat çokları bilmez, cahil kişilerdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız” dediler. “Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Seninle birlikte, doğru yola uyarsak, yerimizden kovuluruz!» diyorlar; biz onları, katımızdan azık olmak üzere, her çeşit yemişin getirildiği kutsal yerde, emniyetle oturtmadık mı? Pek çoğuysa bilmiyorlar onların
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlar:) “Biz seninle beraber hidayete uyacak olursak, yurdumuzdan atılırız” dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (verilen bu nimetin kıymetini) bilmezler.
Bkz. 2/272, 12/103  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler: "Eğer seni ta’kîb ider isek memleketden ihrâc olunuruz" Biz ânlar içün emîn bir mahal olan Harem-i Şerîf’i mekân itmedik mi? Orada kendilerine mebzûl meyve ve erzâk ihsân iylemedik mi? Fakat ekserîsi bilmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz" dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Seninle beraber doğru yolu izlersek yurdumuzdan sökülüp atılırız” diyorlar. Peki biz onları dokunulmaz, güvenli, katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin içinde toplandığı bir yere yerleştirmedik mi? Fakat çoğu bunun şuurunda değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız» dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dediler ki, "Senin hidayetine uysak yurdumuzdan ediliriz. Onları, katımızdan her çeşit ürünün rızık olarak toplanıp götürüldüğü güvenli ve kutsal bir bölgeye yerleştirmedik mi? Ne var ki çokları bilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkei Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de, doğrusun amma biz o doğru yolu tutar seninle beraber olursak derhal yerimizden yurdumuzdan olur çarpılırız dediler, ya biz onlara darül'emân bir haremi mekân kılmadık da mı? Ona ledünnümüzden rızkolarak her şeyin semaralı toplanacak ve lâkin ekserîsi bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bazı Kureyşliler: “Ey Muhammed! Aslında güzel şeyler söylüyorsun, fakat) eğer seninle birlikte bu yola (İslâm’a) girecek olursak, yerimizden yurdumuzdan sürülüp atılırız!” dediler. (Oysa) biz onları, kendi tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü ürünün toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke’ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Eğer seninle beraber doğru yoldan gidersek, yerimizden kovuluruz.” dediler. Katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün kendilerine getirildiği, saygı duyulan kutlu yere¹ güven içinde yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bilmiyorlar.²
1- Mekke. 2- Gerçeği kavramıyorlar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dediler ki: «Biz, eğer senin maiyyetinde doğru yolu (tutub) uyarsak derhal yerimizden (yurdumuzdan olub) kapılırız». Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak her şey'in mahsullerinin gelib toplanacağı korkusuz bir haremde yerleşdirmedik mi? Fakat onların çoğu (bu hakıykatı) bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir de; “(biz) seninle berâber hidâyete tâbi' olursak, yurdumuzdan hemen çıkarılırız” dediler. Hâlbuki onları, katımızdan bir rızık olarak herşeyin mahsûllerinin(toplanıp) ona getirildiği, emîn bir hareme (Mekke'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu(üzerlerindeki ni'metimizi) bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar (henüz iman etmeyenler) dediler ki: «Eğer biz seninle beraber doğru yola uyarsak (İslâm’ı kabul etmeyen dost ve müttefiklerimizin desteğini kaybeder, bunun sonucunda da) yurdumuzdan atılırız.» Oysa biz onları (bunu söyleyenleri) güvenli, katımızdan rızık olarak her türlü ürünün taşınıp toplandığı Harem’e (dokunulmaz bir yere) yerleştirmedik mi? Ama onların çoğu (bu hakikati) bilmezler.*
(*) Lafzen, “Seninle beraber doğru yolu tutacak olursak/ doğru yola uyarssak/, bizi ülkeden koparıp atarlar”. Bu pasajın içiçe iki anlamı vardır. Tarihî planda, yukarıdaki ifade, Muhammed (s)’in çağrısına karşı Mekke’li pek çok müşrikin şu mazeretini dile getirmektedir: “Senin çağrını kabul edecek olursak diğer kabilelerden pek çoğu bizi cedlerimizin dinine ihanetle suçlayacaklar ve bizi kendi topraklarımızdan sürüp çıkaracaklardır”. Aynı ifade, daha genel ve zamana bağımlı olmayan anlamıyla, hangi çağda, hangi kültürel ve dinî ortamda olursa olsun, manevî planda yeni bir çağrının hak olduğunu fark etmiş olmakla birlikte, kendileriyle mensup oldukları çevrenin arasını açacağından ve onları toplum içinde dayanaksız bırakacağından çekindikleri için hakkı açıkça tanımaya yanaşmayan insanların tereddüdünü yansıtmaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar “Seninle birlikte doğru yola girersek topraklarımızdan atılırız” dediler. Peki, bir takım uyulması gerekli yasakların olduğu güvenli bu topraklara sizi biz yerleştirmedik mi? Katımızdan rızık olarak her türlü meyveler oraya toplanılmadı mı? Fakat onların çoğu bunları bilmiyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Dediler: "Eğer biz seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları kendi katımızdan azıklansınlar diye, her türlü ürünlerin her yandan gelip yığılacağı korkusuz, kutlu bir çevrede yerleştirmedik mi? Ancak, onların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar «— Senin hidayetine tâbi olsak yerimizden tedirgin oluruz», dediler. Biz, onları emniyetli, tarafımızdan rızk olmak üzere kendisine her çeşit meyve taşınır haremde yerleştirmedik mi? [⁷] Fakat onların pek çoğu bunların Allah/tan geldiğini bilmezler.
[7] İman etmedikleri halde rızk veriyoruz, iman ederlerse evleviyyetle vereceğiz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Bazıları) dediler ki: “Eğer biz seninle birlikte doğru yola tabi olursak yurdumuzdan kovuluruz.”¹⁴ Hâlbuki Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü ürünün toplandığı güvenli ve mukaddes bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların pek çoğu bilmezler.
14 Tefsirlere göre bu sözü söyleyenler Hâris bin Âmir bin Nevfel bin Abdimenâf gibi bazı müşriklerdir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Dediler ki: “Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden çekilip kopartılırız.” Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı güvenli bir Harem'de (Mekke-i Mükerreme'de) yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
(Kureyş’in ilâhî mesaja karşı çıkmasının en büyük nedeni yalnızca atalar dinine körü körüne bağlılık değildi. Onlar bu ilahi mesajı kendi çıkarları için de tehlikeli görmekteydiler. Zanlarınca putperestlik ve çoktanrıcılığın yanlış, tevhidin ise doğru olduğu aklî delillerle ispatlansa bile, tevhidi kabul etmek onlar için yıkım olacaktı. Zira böyle yaptıkları anda güya bütün Arabistan kendilerine karşı ayaklanacaktı. Sonra Kâbe muhafızlığından çıkarılacaklar, çok tanrıcı kabilelerle yaptıkları bütün dostluk anlaşmaları, kurdukları tüm dostane ilişkiler bozulacak ve böylece ticaret kervanlarını anlaşmalı kabile topraklarından emniyetle geçirmenin yegâne garantisi ortadan kalkmış olacaktı. Dolayısıyla bu yeni inanç yalnızca dinî nüfuzlarının değil, aynı zamanda ekonomik refahlarının da sonu demek olacaktı. Hatta kısır değerlendirmelerine göre diğer Araplarca Mekke’den bile sürülebilirlerdi.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi! Hak dini reddeden bazı soydaşların ve hemşerilerin, buna gerekçe olarak diyorlar ki: “Ey Muhammed! Aslında güzel şeyler söylüyorsun, fakat eğer seninle birlikte bu yola girecek olursak, İslâm’a sıcak bakmayan dost ve müttefiklerimizin desteğini kaybeder, bunun sonucunda dayerimizden yurdumuzdan sürülüp atılırız!” Oysa Biz onları, katımızdan rızk olarak her çeşit ürünün getirilip toplandığı güvenli ve kutsal bir yer olan Mekke’ye yerleştirmedik mi? Ne var ki, onların çoğu, bütün nîmetlerin Allah’ın elinde olduğunu ve dolayısıyla, üstünlük ve başarıya ancak O’na kulluk etmekle ulaşılabileceğini bilmezler.Peki, bilmezlerse ne olur:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Seninle birlikte Hidayet’e uyarsak, yerimizden-yurdumuzdan sürülürüz” dediler. Oysa onları ledünnümüzden / tarafımızdan bir rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı güvenli ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Ama onların çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Eğer senin Tanrı'nın yolundan gidersek, yerimizden yurdumuzdan oluruz " diyorlar. Her türlü ürünün akışını sağlayarak kendilerini güvenli / Harem ortamında itibar sahibi yapan biz değil miyiz sanki. çoğu insan, bunun bilincinde değil.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sevdiklerinden bazıları sana dediler ki; "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız!" Görüyorsun! Onların bu sözleri bile ayetlerimizle açıkladığımız gerçekleri görmediklerini, ayetlerimizle akıl etmediklerini, hala cehaletin peşinden gittiklerini gösteriyor. Onlar hiç düşünmüyorlar mı? Biz inanan topluluklara yaşadıkları ülkeyi mekân olarak verdik. Orada türlü nimetlerden yararlanıyorlar. Yaşadıkları ülkeyi onlar için emin bir belde kıldık. Bu gerçekleri görmeyenler kendi yalanlarıyla oyalanan cahillerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İnkârcılar) “Biz seninle birlikte o doğru yola uyarsak, yerimizden (yurdumuzdan) atılırız!” demişlerdi. Onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke’ye) yerleştiren de biz değil miydik! [*] Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.
Bu ayet ‘Ankebût 29:67. ayetle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Onlar): “Biz seninle beraber hak yola uyarsak, (o zaman) yurdumuzdan kovuluruz.” dediler. Onları, kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin kazancının toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke’ye) Biz yerleştirmedik mi? Fakat onların pek çoğu bunu bilmiyorlar.¹
1 Bir taraftan: “doğrusun amma, biz o doğruya uyar, seninle beraber olursak derhal çarpılır, yerimizden yurdumuzdan ve menfaatlerimizden oluruz” dediler. Hâris b. Osman b. Nevfel b. Abdi Menaf Rasulullah’a gelip: “Biz biliyoruz sen şüphesiz hakk üzeresin. Velâkin korkuyoruz. Eğer sana tabi olur da Araba muhalefet edersek biz bir yiyimlik başız, bizi yerimizden çarpar kapışıverirler” dedi. Bunun üzerine bu ayet indi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Seninle aynı yolu izleyecek olursak kendi toprağımızdan koparıp atarlar bizi” diyorlar. ⁵⁷ Oysa, Katımızdan rızık olarak her türlü ürünün getirilip toplandığı, koruyucu örf altında güvenli bir yere yerleştirmedik mi onları? ⁵⁸ Ne var ki, çokları [bunun] farkında değil.
57 Lafzen, “Seninle beraber doğru yolu tutacak olsak, bizi ülkeden koparıp atarlar”. Bu pasajın içiçe iki anlamı vardır. Tarihî planda, yukarıdaki ifade, Muhammed (s)’in çağrısına karşı Mekke’li pek çok müşrikin şu mazeretini dile getirmektedir: “Senin çağrını kabul edecek olursak diğer kabilelerden pek çoğu bizi cedlerimizin dinine ihanetle suçlayacaklar ve bizi kendi topraklarımızdan sürüp çıkaracaklardır”. Aynı ifade, daha genel ve zamana bağımlı olmayan anlamıyla, hangi çağda, hangi kültürel ve dinî ortamda olursa olsun, manevî planda yeni bir çağrının hak olduğunu fark etmiş olmakla birlikte, kendileriyle mensup oldukları çevrenin arasını açacağından ve onları toplum içinde dayanaksız bırakacağından çekindikleri için hakkı açıkça tanımaya yanaşmayan insanların tereddüdünü yansıtmaktadır.58 Yukarıda dünyaya ve çevrelerine tutsak insanların korkularını dile getiren önceki ifade gibi bu Kur’ânî cevap da iki seviyede anlamlandırılmalıdır. Sınırlı ve tarihsel anlamıyla bu cevap, Hz. İbrahim’in, Kâbe’nin etrafındaki toprakların her çağda güvenli kılınması ve çoraklığının, verimsizliğinin dışarıdan gelecek bereketli yardımlarla telafî edilmesi yolundaki duasını îma etmekte (karş. 14:35-41; ayrıca, 2:126) ve böylece Hz. Peygamber’in Mekke’li çağdaşlarına Allah’a karşı dürüst ve inançlı oldukları sürece yurtlarından atılmaktan korkmamaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Öte yandan, ifadede geçen -ve 61. ayette de atıfta bulunulan- “koruyucu örf altında, güvenli yer” sözü, Allah’ın kendisine inanan ve O’na karşı sorumluluklarının bilincinde olan kimselere bu dünyada manevî huzur, öte dünyada da bitmeyen bir mutluluk, esenlik bahşedeceği ve böylece iyi hallerinin, dürüst ve erdemli davranışlarının bereketli “ürünleriyle” ödüllendirilecekleri, “korku ve üzüntü çekmelerine gerek kalmayacağı” yolundaki vaadini dile getirmektedir (karş. 2:62, 3:170, 5:69, 6:48, 7:35, 10:62, 46:13). Ayrıca bkz. 29:67 hk. 59. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de; “Eğer biz seninle birlikte doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan oluruz” diyorlar. Peki, biz onları, her türlü ürünün tarafımızdan rızık olarak toplandığı güvenli ve dokunulmaz bir memlekete yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bu nimeti bilmiyorlar. 19/75
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de, “Eğer seninle birlikte doğru yola girersek, yurdumuzdan yuvamızdan koparılırız” dediler.[³⁴³⁴] Onları, sayemizde her türlü ürünün gelip rızık olarak kendisinde toplandığı kutsal bir dokunulmazlığa sahip güvenli bir yere Biz yerleştirmedik mi? Ne ki onların çoğu bunun bilincinde bile değil.
[3434] Mekkelilerin tarihî korkusu, diğer kabileler tarafından Mekke’den çıkarılmaktı. Zira Mekke tarihinde bu çok yaşanmış ve kendileri de Mekke’deki bu konumlarını öyle elde etmişlerdi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar "Seninle beraber İslam'a tabi olursak, yurdumuzdan oluruz" dediler. Oysa biz onları (katımızdan bir ihsan olarak) her şeyin mahsulünün toplandığı, mukaddes bir beldede yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (şükretmeleri gerektiğini) bilmezler (de servetleri ve refahları ile böbürlenirler)
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız. " Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir mekân vermedik mi? Fakat çokları bilmezler
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve dediler ki: «Eğer seninle beraber hüdaya (İslâm'a) tâbi olursak yerimizden hemen çıkarılırız. Biz onlar için bir emniyetli Harem'i metin bir mekân kılmadık mı ki, her şeyin semereleri Bizim tarafızdan bir rızk olmak üzere onun için toplanır. Fakatonların ekserisi bilmezler.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Doğru söylüyorsun, ama biz sana tâbi olup o doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan olur, burada barınamayız” dediler. Oysa tarafımızdan bir rahmet olarak Biz, onları her türlü ürünün getirilip toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Ne var ki onların çoğu bu nimetin kadrini bilmezler.
Kureyşliler, İslâm’a girmeleri halinde diğer kabileler tarafından dinlerinden dönmekle suçlanarak ülkelerinden çıkarılacaklarını zannediyorlardı. Onların bu sözü, bütün dönemlerde, yeni bir çağrının isabetli olduğunu fark etmekle beraber çevresi ile arasını açacağını düşünen insanların hakkı tanımakta gösterdikleri tereddüdü de ifade eder.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler ki: "Biz seninle beraber doğru yola gelirsek yurdumuzdan atılırız." Biz onlara kendi katımızdan bir rızık olarak, her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir mekan vermedikmi? Fakat çokları bilmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Korkarak îmâna gelmeyenler) "Eğer biz seninle doğrı yola tâbi' olur isek 'arablar bizi yerimizden çıkarırlar" didiler. Dünyânın her tarafından her dürlü mahsûlün oraya getirildiği emîn Harem'i onlara mekân kılmadık mı? Onlara tarafımızdan rızık ihsân itmedik mi? Ve lâkin ekserîsi bunı bilmez ve anlamazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Size diyorlar ki; “Eğer doğru yola, seninle birlikte biz de girsek, yerimizden, yurdumuzdan ediliriz.” Dokunulmaz ve güvenli olan bir bölgeye (Mekke’ye) onları biz yerleştirmedik mi? Oraya her yerden her türlü ürün; ayrıca katımızdan da bir rızık getirilir. Ancak, onların pek çoğu bunu bilmez.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, ülkemizden sürülürüz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı emin ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Fakat, onların çoğu bilmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak yerimizden, yurdumuzdan oluruz” dediler. Her çeşit ürünün tarafımızdan bir rızık olarak gelip toplandığı güvenli ve hürmetli bir beldeye(7) onları yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu, bunların Allah'tan geldiğini bilmiyor.
(7) Mekke’ye.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler ki: "Eğer seninle birlikte yol alırsak, yerimizden, yurdumuzdan oluruz." Biz onları, katımızdan rızık olarak gelen tüm ürünlerin derlenip toplandığı güvenli, saygıdeğer bir mekâna yerleştirmedik mi? Ama onların çokları bilmiyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyittiler “eger uyarsavuz ŧoġru yola senüñ-ile ķapınılavuz yirümüzden.” iy daħı yirlendürmedük mi anlara ḥarem yirin imin dirinilür andın yaña her nesene yimişleri rūzį virmek içün ķatumuzdan? velįkin eyregi anlaruñ bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdiler: Eger hidāyete uysavuz senüñle, ḳorḳaruz ki bizi çıḳaralarillerümüzden. Biz anları yirlendürmedük mi imin ḥaremde ki getürülüp gelüraña her nesnenüñ yemişleri? Rızḳ yitişür bizüm ḳatumuzdan, lākin anlaruñçoġı bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qüreyşlilər) dedilər: “Əgər biz səninlə bilikdə haqq yolu (islam dinini) tutub getsək, (əksəriyyəti təşkil edən müşriklərin əli ilə) yurdumuzdan tezliklə didərgin salınarıq”. Məgər Biz onları Özümüzdən bir ruzi olaraq hər yerin meyvəsinin (hər cür meyvənin) daşınıb gətirildiyi, (daxilində Kə’bə yerləşən) qorxusuz-xətərsiz (müqəddəs) bir yerdə (Məkkədə) sakin etmədikmi? Lakin onların əksəriyyəti (Allahın onlara bəxş etdiyi bu ne’mətin qədrini) bilməz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they say: If we were to follow the Guidance with thee we should be torn out of our land. Have We not established for them a sure sanctuary, whereunto the produce of all things is brought (in trade), a provision from Our presence? But most of them know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They say: "If we were to follow the guidance with thee, we should be snatched away(3389) from our land." Have We not established for them a secure sanctuary, to which are brought as tribute fruits of all kinds,- a provision from Ourselves? but most of them understand not.
3389 This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالُٓوا
ve dediler
اِنْ
eğer
نَتَّبِـعِ
tabi olursak
الْهُدٰى
hidâyete
مَعَكَ
seninle beraber
نُتَخَطَّفْ
hemen çekip alınırız
مِنْ اَرْضِنَاۜ
yurdumuzdan
اَوَلَمْ نُمَكِّنْ
ve yerleştirmedik mi
لَهُمْ
onları
حَرَماً
dokunulmaz bir yere
اٰمِناً
güvenli
يُجْبٰٓى
toplanıyor
اِلَيْهِ
ona
ثَمَرَاتُ
ürünler
كُلِّ
her
شَيْءٍ
şeyin
رِزْقاً
bir rızık olarak
مِنْ لَدُنَّا
katımızdan
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَهُمْ
onların çoğu
لَا يَعْلَمُونَ
bilmezler
Bir de onlar (Kureyşliler) dediler ki: "Eğer biz seninle beraber hidâyete tabi olursak yurdumuzdan atılırız." Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak (ticaretle) her türlü ürünün kendisinde toplandığı, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu (bunu) bil(ip idrak et)mezler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
تَخَطَّفَ
Fiil-V
خ ط ف
Yakalayıverdi, çekip aldı, kapılıp götürüldü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
مَكَّنَ
Fiil-II
م ك ن
Yerleştirdi, yetki verdi, imkân verdi, sağlamlaştırdı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
حَرَام
İsim
ح ر م
Haram, ihram, dokunulmaz
ءَامِن
Etken fiil
ا م ن
Güvende, emniyetli
يُجْبٰى
Fiil-I
ج ب ي
Toplanıyor
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ثَمَرَات
İsim
ث م ر
Mahsuller, ürünler, meyveler
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
رِزْق
İsim
ر ز ق
Rızık, yiyecek
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَدُن
İsim
ل د ن
Katında, tarafında
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi