close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 56. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnneke lâ tehdî men ahbebte velâkinna(A)llâhe yehdî men yeşâ(u)(c) vehuve a’lemu bilmuhtedîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki sen, sevdiğini doğru yola sevkedemezsin ve fakat Allah, dilediğini doğru yola sevk eder ve odur hidayete erecekleri daha iyi bilen.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Gerçek şu ki: Sen sevdiğini (ve istediğini) hidayete erdiremezsin. Ancak Allah, dilediğine hidayet verir. O, hidayete erecek (iyi niyet, gayret ve karakterde) olanları daha iyi bilir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, sen her sevdiğini, doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah'tır yönelmek isteyeni, dilediği şekilde doğru yola yönelten ve yine O'dur doğru yola erişecekleri daha iyi bilen.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklara hak yolu aydınlatıcı bilgiler verir, doğru yola sevketme lütfunda bulunur. Doğru yola girmeye istekli olanları iyi bilir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/272; 12/103.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin, ancak Allah dilediğini doğru yola iletir ve O doğru yola erecekleri daha iyi bilir.
56.Müslim`in ve daha başkalarının Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) amcası Ebu Talib`e: "Lâ ilâhe illa`llah (:Allah`tan başka ilâh yoktur)" de senin içinde kıyamet gününde şahitlik edeyim" diye buyurdu. O da: "Eğer Kureyş`in kadınları beni ayıplayacak olmasalardı, "ölüm korkusu onu böyle söylemeye yöneltti" diyecek olmasalardı mutlaka senin söylediğini aynen kabul ederdim" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimesini indirdi.Nesai`nin Sünen`inde ve İbnu Asâkir`in Tarihu Dımeşk adlı eserinde rivayet ettiklerine göre Ebu Sa`d bin Rafi` şöyle söylemiştir: "Abdullah bin Ömer (r.a.)`e bu ayeti kerimeden sorarak: "Bu Ebu Cehl ve Ebu Tâlib hakkında mıdır?" dedim." O da: "Evet" dedi."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), doğrusu sen, her sevdiğine hidayet veremezsin (onu İslâm'a sokamazsın, ancak tebliğ yaparsın.) Fakat Allah, dilediği kimseye hidayet verir ve hidayete kavuşacak olanları, O, daha iyi bilir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz sen, istediğini doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, istediğini doğru yola iletir. O, kimin hidayete ve doğru yola gelmek istediğini çok daha iyi bilir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dileyene hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen sevdiğin kimseyi, doğru yola iletemen, Allah iletir istediği kimseyi, doğru yolu tutanları O iyi bilir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dileyen kimseyi (iyi niyet ve gayretine göre) doğru yola eriştirir. O, doğru yola erişecek olanları daha iyi bilir.
Bkz. 42/52)Hz. Peygamberin amcası Ebu Talip, son saatlerini yaşıyordu. Peygamberimiz onu ziyaret ederek tevhid inancı üzere ölmesini sağlamak için ondan Müslüman olmasını istiyordu. Fakat Ebu Cehil ’in baskısından ve Kureyş halkının kendini kınamasından korktuğu için Hz. Peygamberin bu talebini yerine getirememişti. Hz. Peygamber, çok sevdiği, zor zamanlarda ciddi desteğini gördüğü amcasının bu durumuna çok üzüldü. Bunun üzerine hem Sünnetüllah’ın hatırlatılması ve hem de Hz. Muhammed’in teselli edilmesi için bu ayet nazil oldu.  
Cemil Said
swap_vert close
Sen istediğini tarîk-i hidâyete sevk idemezsin Allâh istediğini sevk ider, hidâyet ideceklerini herkesden iyi bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin. Ama Allah dilediğini hidayete erdirir ve hidayete erecek olanları en iyi O bilir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.  
 Rivayete göre, Resûl-i Ekrem (s.a.), amcası Ebu Talip’e hitaben şöyle buyurmuştu: «Lâ ilâhe illâllah» de ki, kıyamet günü senin lehine şehâdette bulunayım. Ebu Talip ise, «Kureyş kadınları beni kınarlar, korkudan bunu söyledi derler. Eğer böyle demeyecek olsalardı, müslüman olup seni sevindirirdim» demişti. Hz. Peygamber’in, çok sevdiği, önemli yardımlarını gördüğü amcasının hidayeti için böyle çırpınışı üzerine bu âyet nâzil oldu.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur.
Bu ayeti 42:52 ayetiyle karşılaştırınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete eriştiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Doğrusu sen sevdiğine hidâyet veremezsin ve lâkin Allah, kimi dilerse hidayet verir ve hidayete irecekleri o, daha iyi bilir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz, sen, sevdiğini hidâyete erdiremezsin, fakat Allah, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseyi (lütfuyla) doğru yola iletir. O, hidâyete erecek olanları en iyi bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen, sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğini¹ doğru yola iletir. O, doğru yolu seçenleri daha iyi bilir.
1- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey elde etmek çabasında olanı” anlamlarına da gelmektedir. Zaten ayetin son cümlesinde “dilediğini” sözcüğü ile kast edilen şeyin, insanın kedi seçimi olduğu açıkça ifade edilmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat sen (Habîbim, her) sevdiğin kişiyi hidâyete erdiremezsin. Fakat Allahdır ki kimi dilerse ona hidâyet verir ve O, hidâyete erecekleri daha iyi bilendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir.(2) Çünki O, hidâyete erecek olanları en iyi bilendir.(3)
(2)“Evet insanın elindeki cüz’-i ihtiyârî (kendi irâdesi) ile işledikleri ef‘âllerinde (fiillerinde), Cenâb-ı Hakk’a âid netâici (netîceleri) düşünmemek gerektir. (...) Üstâd-ı Mutlak ve Muktedâ-yı Küll (herkesin kendisine uyduğu) ve Rehber-i Ekmel (en mükemmel kılavuz)olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm: وَماَعَلَي الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ [Peygambere düşen ancak tebliğdir] olan fermân-ı İlâhiyeyi (Allah’ın emrini) kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa‘y (çalışma) ve gayret ve ciddiyetle teblîğ etmiş. Çünki: اِنَّكَ لَاتَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلَكِنّ اللهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشآَءُ [Şübhesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidâyete erdirir] sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidâyet vermek, Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesidir. Cenâb-ı Hakk’ın vazîfesine karışmazdı. (...)Siz de, size âid olmayan vazîfeye harekâtınızı (hareketlerinizi) binâ etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza(yaratıcınıza) karşı tecrübe vaz‘iyetini almayınız!” (Lem‘alar, 17. Lem‘ a, 137-138)(3)Bu âyet-i kerîme, Resûl-i Ekrem (asm)’ın, amcası Ebû Tâlib’in İslâm’a girmesini ısrarla istemesi üzerine nâzil olmuştur. (Râzî, c. 13/25, 3)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm), doğrusu sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah (hidayet olmayı) dileyene hidayet verir ve (kendi iradesiyle) hidayete girecek olanları en iyi o bilir.*
(*) ... Ayeti muayyen bir şahıs, sebep veya zamana tahsis etmeden genel anlamda değerlendirmek, bir kimseyi –kendi istek ve eğilimi olmadıkça– doğru yola getirmeye çalışmanın bir noktadan sonra yararsız olduğunu söylemek daha uygun olur (krş. Esed, II, 794). Allah Teâlâ, peygamber ve kitap gönderdikten sonra tercihini ısrarla inkâr yönünde kullananları zorla doğru yola iletmez; bilâkis onları kendi irade ve tercihleriyle baş başa bırakır; gerçeği araştırıp tercihini o yönde kullanmaya çalışanlara yardım ederek onları doğru yola iletir (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/7, 26). Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 236-237( Not: Bu ayetin hükmü genel olup Ebu Talip hakkında indiğini söyleyen rivayetlerin çok tutarsız ve çelişkili olduğu ve bu olaya şahit olmuş gibi rivayet eden İbn Abbas’ın o zaman henüz dünyaya gelmediği ve yine ravilerden Ebu Hureyre de bu olaydan seneler sonra Müslüman olduğu ve Ebu Talib’i hiç görmediği hâlde onu görmüş gibi bunu rivayet etmesi aklen ve mantıken mümkün değildir. Yani bu ayetin Ebu Talip hakkında indiğini söylemek doğru değildir. Ayrıca Ebu Talb’in Müslüman olmadığına dair icma olduğunun hikâyesi de sahih değildir. Çünkü bu konuda ihtilaf vardır… Bkz. Metni aşağıya alınan (روح المعاني - الالوسي)‘’adlı ‘’Alüsi’’ tefsirine: Yine bütün bunlara rağmen Ebu Talib’in sözlerine bakıldığında onun iman etmediğini söylemek pek mümkün gözükmüyor. Bizim kanaatimize göre ise Ebu Talip vefat etmeden önce iman etmiştir ve söz konusu ayet genel olup onun hakkında da değildir. (الله اعلم) Ayrıca Şia müslümanları ile Ehli Beyt imamlarının da onun iman ettiğine dair icmaları vardır.. ومسألة إسلامه خلافية، وحكاية إجماع المسلمين أو المفسرين على أن الآية نزلت فيه لا تصح فقد ذهب الشيعة وغير واحد من مفسريهم إلى إسلامه وادعوا إجماع أئمة أهل البيت على ذلك وإن أكثر قصائده تشهد له بذلك؛ وكأن من يدعي إجماع المسلمين لا يعتد بخلاف الشيعة ولا يعول على رواياتهم، (روح المعاني) والذي روي في الحاكم أنه أسلم وفي إسلامه إجماع أهل البيت وهم أعلم بأحواله (هميان الزاد إلى دار المعاد) وقد اختلف فى إسلامه (تيسير التفسير) وعند الشيعة الامامية الاجماع على ان ابا طالب مات مسلما، ( تيسير التفسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Ey Resul!) Sen sevdiğini doğru yola iletemezsin. Ancak Allah dileyeni doğru yola iletir. O, doğru yolda olanları daha iyi bilir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte sen her sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin, Allah ise her dilediğini doğru yola iletir. O da, doğru yolu tutanları en iyi bilendir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah dilediğini hidayete erdirir. O hidayete erecekleri herkesten iyi bilir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki sen sevdiğini doğru yola iletemezsin.¹³ Fakat Allah dilediğini/dileyeni doğru yola iletir. Zira O, doğru yola girecekleri daha iyi bilir.
13 Bu ayetin Hz. Peygamber’in amcası Ebu Talip hakkında indiği hakkında ittifak vardır. Çünkü Hz. Peygamber çok sevdiği amcası Ebu Talib’in de iman etmesini istiyordu. Çünkü o ölmeden önce, “Ey Abdumenâf oğulları! Muhammed’e itaat edip onu tasdik ediniz ki kurtulasınız, doğruya ermiş olasınız” demiştir. Hz. Peygamber de ona “Kelime-i tevhid” getirmesini söylemiştir. Fakat o, ısrara dayanamayıp söyledi derler diye kabul etmemiş ve ataları Abdulmuttalib, Haşim ve Abdumenâf’ın dini üzere ölmek istediğini söylemiştir (Razî). Ayrıca bkz. (Müslim, İman, 41-42; Tirmizî, Tefsir, 28/1). Ancak bu ayette Ebu Talip’in kâfir olarak öldüğüne dair bir işaret yoktur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz sen, sevdiğini hidayete eriştiremezsin; ancak Allah dilediğini hidayete eriştirir. O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sen, sevdiğin ve kendince Müslümanlığa lâyık gördüğün kimseleri doğru yola iletemezsin fakat ancak Allah’tır, samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni doğru yola ileten ve yalnızca O’dur, kimin doğru yola girmeyi hak ettiğini en iyi bilen!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sen, sevdiğin kimseyi hidayete eriştiremezsin; ama Allah, dileyeceği kimseleri hidayete eriştirir. O Hidayete Erecekler’i de çok iyi bilir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen, sevdiğini yola getiremezsin. Ama, Allah dilediğini yola getirir. Çünkü Allah, yola gelecekleri bilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlar arasında öyleleri var ki; onları insan olarak çok seversin. İstersin ki onlar da Allah’a inansın! Ayetlerin gerçeğine inansın! Müslüman olarak iyi bir insan olsun! Ancak bil ki sevdiklerini doğruya ulaştıramazsın! Senin elinde böyle bir güç yok! Allah’ın yoluna girmek Rabbinle insan arasındadır. Rabbinin yoluna girmek isteyenlerden kimler samimi kimler değil Rabbin bilir sen bilemezsin! İnsanlar birbirlerinin kalbini bilemez! Gerçek niyetlerini bilemez! Rabbin her şeyi bilir! Onun için sen sonucu Rabbine bırak! Rabbin dilediğini doğru yoluna ulaştırır. Unutma ki inanmak için kalbini açmayana hidayet etmeyiz. Yasamızda kimseye zorla inandırmak yoktur. Kalbi hidayete kapalı olanlara hidayet etmeyiz. Eğer kalbi hidayete kapalı olanlara hidayet edersek; gerçekten inanmak isteyenlere haksızlık etmiş oluruz. Rabbin böyle bir ayrımcılığı, böyle bir adaletsizliği asla yapmaz. Sen kimin kalbinin hidayete açık olduğunu, kimin kalbinin hidayete kapalı olduğunu bilemezsin. Onun için hidayet işine asla karışma! Sana düşen görev ayetlerimizi onlara güzelce açıklamandır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen sevdiğini doğru yola ulaştıramazsın ancak Allah dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. [*] O, doğru yola ulaştırılmış olanları iyi bilendir. [*]
Bu ayetin Hz. Muhammed’in amcası Ebû Tâlib hakkında indirildiğine dair bilgiler yer almaktadır (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 40; Tefsîru Sûre-i Kasas, 1; Tevhîd, 31; Müslim, İman, 39, 41, 42). Bu ayet Bakara 2:272 ve ‘Abese 80:7. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: hidayet bir iradenin sonucudur. Kişi hidayeti ister, samimi ise Yüce Allah da onu yaratır. hidayette herhangi bir zorlama değil, tercih söz konusudur Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:85; Necm 53:30; Kalem 68:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sen sevdiğin kimseyi hak yola ulaştıramazsın.¹ Ancak kimin hak yola ulaştırılacağını en iyi bilen Allah, dilediğini hak yola ulaştırır.²
1 Bu âyet, Ebû Talib hakkında indirilmiştir. Ebû Talib son nefesini vermek üzere iken bile Peygamberimiz onu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına” îman etmeye çağırmış ama Ebû Talib: “Ben Abdülmuttalib’in dini üzereyim” diyerek îman etmekten kaçınmıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz; “Allah’a yemin olsun ki, engellenmediğim sürece senin için af dileyeceğim” demişti. Bu olay üzerine bu âyet ve “Cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra, Peygambere de îman edenlere de akraba bile olsalar müşrikler için (Allah’tan) af dilemek yoktur.” (Tevbe:113) âyeti nâzil oldu. (Müslim) Ayrıca bu konu ile ilgili olarak Bk. (Tevbe: 80, İbrahim: 4) Bu âyetlerin Peygamberimizin annesi için dua etmesi üzerine indirildiği de rivâyet edilmektedir. Yani; Peygamberimizin annesi de amcası da Müslüman değildir ve cehennemdedir. Bk. (En’am: 52, Kehf: 23, Tahrim: 1, Tevbe: 113, Abese: 1-4)2 Bu âyet ve bir önceki dipnotta geçen âyetlerle; Peygamberlerin konumu net bir şekilde belirlenmektedir. Yani Peygamberler bile, sevdiği bir kimseye, annesi de olsa amcası da olsa hidâyet veremez ve onları cennete koyamaz. Bu iş tamamen Allah’a mahsustur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEK ŞU Kİ, sen her sevdiğini doğru yola yöneltemezsin; fakat Allah’tır, [yönelmek] isteyeni doğru yola yönelten; ⁵⁵ ve yine O’dur, doğru yola girecek olanları ⁵⁶ en iyi bilen.
55 Yahut: “Allah’tır, dilediği kimseyi doğru yola yönelten”. Sözdizimi olarak aynı ifade için her iki karşılık da doğrudur. Son derece güvenilir muhtelif Hadis rivayetlerine göre yukarıdaki ifade, Hz. Peygamber’in, çok sevdiği ve kendisini hayatı boyunca sevip korumuş olan ölüm döşeğindeki amcası Ebû Tâlib’e atalarının müşrik inançlarını bırakıp Tek Allah inancını benimsemesi yönünde yaptığı telkinlerden sonuç alamamasıyla ilgilidir. Ebû Cehil ve öteki Mekke’li seçkinlerin etkisiyle Ebû Tâlib, kendisinden nakledilen sözlerle, “Abdulmuttalib’in dinine” (Buhârî) yahut rivayetin (Taberî’nin naklettiği) başka bir tarîkine göre, “Atalarının (el-eşyâh) dinine” bağlı olduğunu ifade ederek son nefesini vermiştir. Bununla birlikte, yukarıdaki ifade (“sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin”) zamanla kayıtlı olmayan bir önemi haizdir; ve bu anlamda, kişinin, bir başka kişiyi, bu kişi çok sevdiği biri de olsa, kendi istek ve eğilimi olmadıkça doğru yola sokmaya, doğruya inandırmaya ya da yanlış ve hatalı olan çizgiden uzaklaştırmaya çalışmasının bir noktadan sonra yararsız olduğunu işaret etmektedir.56 Muhtedîn ifadesi için yukarıda benimsenen karşılık, bu anlam örgüsü içinde, pek çok klasik müfessirin yaptığı açıklamalarla çakışmaktadır; örn. “doğru yol rehberini kabul edenler” (Zemahşerî); “zaman içinde doğru yolu bulan herkes” (Râzî); “doğru yola girmeye yatkın ve niyetli olanlar (musta‘iddîn)” (Beydâvî); “hidayeti hak eden herkes” (İbni Kesîr) vb. Bütün açıklamalardan şu anlaşılmaktadır ki, Allah’ın hidayeti, ancak buna ulaşmak isteyenlere vaad ettiği rahmetin nihaî belirtisinden ibarettir. Bu konuda daha derinlemesine bir açıklama için bkz. Zemahşerî’nin aydınlatıcı mülahazalarına yer veren 14:4 hk. 4. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz ki sen, sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah, isteyeni doğru yola iletir. Çünkü O, kimin doğru yola girmek istediğini en iyi bilendir. 10/99
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ŞÜPHESİZ ki sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin; ve fakat Allah tercih edeni/tercih ettiğini doğru yola yöneltir:[³⁴³²] zira O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir.[³⁴³³]
[3432] Çevirimizin dilsel gerekçesi için bkz: 10:25; 14:4 ve 24:21, ilgili notlar. Âyetin sonundaki “O kimin doğru yola girmek istediğini çok iyi bilir” cümlesi tercihimizi desteklemektedir. [3433] İlk müfessirlerimiz bu âyeti, Allah Rasûlü’nün çok sevdiği amcası Ebu Talib’e İslâm’ı telkinlerinin sonuçsuz kalmasıyla ilişkilendirirler. Eğer rivayet doğru ise Ebu Talib bu telkinlere rağmen “Babalarının dini üzere olduğunu söyleyerek son nefesini vermişti” (Buhârî). Elbette âyet tüm zamanlar ve mekânda geçerli bu hakikati beyan eder: Hidayet kişinin kendi yönelişini Allah’ın ödüllendirmesidir. Belirleyici olan insanın iradesidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Muhakkak ki sen, sevdiğini doğru yola getiremezsin, ama Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hidayete hak kazananları en iyi O, bilir.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, sen sevdiğini hidâyete erdiremezsin. Ve Allah dilediğini hidâyet erdirir ve o, hidâyete erecekleri daha ziyâde bilendir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin, lâkin ancak Allah dilediğini doğruya ulaştırırO, hidâyete gelecek olanları pek iyi bilir. [2, 272; 12, 103] {KM, Yuhanna 6, 44}
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sen istediğin ve sevdiğin kimseyi hidâyete kâdir değilsin. Ve lâkin Allâh Te'âlâ dilediğini hidâyet ider ve O, hidâyete müstehak olanları daha eyi bilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sen istediğini doğru yola getiremezsin, ama Allah, yola gelmeyi tercih edeni doğru yola getirir. Kimin doğruya yöneldiğini en iyi o bilir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin. Fakat, Allah, dilediğini doğru yola iletir. Çünkü hidayete layık olanları en iyi o bilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; ancak Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yola yönelenleri en iyi bilen de Odur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ sen yol göstermeyesin aña kim sevdüñ (ve)lįkin Tañrı yol gösterür aña kim diler. daħı ol bilürirekdür ŧoġru yol dutıcıları.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ sen yā Muḥammed hidāyet viremezsin sen sevdügüñ kişilere, lākinTañrı Ta‘ālā hidāyet virür kime dilese. Daḫı ol bilicidür hidāyet üs‐tine olanları.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Şübhəsiz ki, sən istədiyini doğru yola yönəldə bilməzsən. Amma Allah dilədiyini doğru yola salar. Doğru yolda olacaq kəsləri (öz əzəli elmi ilə) daha yaxşı O bilir! (Və buna görə də onları haqq yola müvəffəq edir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! thou (O Muhammad) guidest not whom thou lovest, but Allah guideth whom He will. And He is best aware of those who walk aright.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is true thou wilt not be able to guide every one(3388) whom thou lovest; but Allah guides those whom He will and He knows best those who receive guidance.
3388 This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّكَ
şüphe-siz sen
لَا تَهْد۪ي
hidâyete er-diremezsin
مَنْ
o kim-seyi ki
اَحْبَبْتَ
sevdin
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
يَهْد۪ي
hidâyete erdirir
مَنْ
o kim-seyi ki
يَشَٓاءُۚ
diler
وَهُوَ
ve O
اَعْلَمُ
en iyi bilendir
بِالْمُهْتَد۪ينَ
hidâyete erecekleri
(Resulüm!) Sen sevdiğin kimseyi hidâyete erdiremezsin; fakat Allah dilediğini (hidâyete ermek isteyeni) hidâyete erdirir ve O, hidâyete erecek olanları en iyi bilendir.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَحَبَّ
Fiil-IV
ح ب ب
Sevdi, hoşlandı
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اَعْلَم
İsim
ع ل م
Daha iyi bilen, çok iyi bilen, en iyi bilen
مُهْتَدُون
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyet bulanlar, doğru yola girenler