GERÇEK ŞU Kİ, sen her sevdiğini doğru yola yöneltemezsin; fakat Allah’tır, [yönelmek] isteyeni doğru yola yönelten; ⁵⁵ ve yine O’dur, doğru yola girecek olanları ⁵⁶ en iyi bilen.
55 Yahut: “Allah’tır, dilediği kimseyi doğru yola yönelten”. Sözdizimi olarak aynı ifade için her iki karşılık da doğrudur. Son derece güvenilir muhtelif Hadis rivayetlerine göre yukarıdaki ifade, Hz. Peygamber’in, çok sevdiği ve kendisini hayatı boyunca sevip korumuş olan ölüm döşeğindeki amcası Ebû Tâlib’e atalarının müşrik inançlarını bırakıp Tek Allah inancını benimsemesi yönünde yaptığı telkinlerden sonuç alamamasıyla ilgilidir. Ebû Cehil ve öteki Mekke’li seçkinlerin etkisiyle Ebû Tâlib, kendisinden nakledilen sözlerle, “Abdulmuttalib’in dinine” (Buhârî) yahut rivayetin (Taberî’nin naklettiği) başka bir tarîkine göre, “Atalarının (el-eşyâh) dinine” bağlı olduğunu ifade ederek son nefesini vermiştir. Bununla birlikte, yukarıdaki ifade (“sen sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin”) zamanla kayıtlı olmayan bir önemi haizdir; ve bu anlamda, kişinin, bir başka kişiyi, bu kişi çok sevdiği biri de olsa, kendi istek ve eğilimi olmadıkça doğru yola sokmaya, doğruya inandırmaya ya da yanlış ve hatalı olan çizgiden uzaklaştırmaya çalışmasının bir noktadan sonra yararsız olduğunu işaret etmektedir.56 Muhtedîn ifadesi için yukarıda benimsenen karşılık, bu anlam örgüsü içinde, pek çok klasik müfessirin yaptığı açıklamalarla çakışmaktadır; örn. “doğru yol rehberini kabul edenler” (Zemahşerî); “zaman içinde doğru yolu bulan herkes” (Râzî); “doğru yola girmeye yatkın ve niyetli olanlar (musta‘iddîn)” (Beydâvî); “hidayeti hak eden herkes” (İbni Kesîr) vb. Bütün açıklamalardan şu anlaşılmaktadır ki, Allah’ın hidayeti, ancak buna ulaşmak isteyenlere vaad ettiği rahmetin nihaî belirtisinden ibarettir. Bu konuda daha derinlemesine bir açıklama için bkz. Zemahşerî’nin aydınlatıcı mülahazalarına yer veren 14:4 hk. 4. not.