Buna rağmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldiği zaman “Niçin ona da Musa’ya verilenin bir benzeri verilmedi?” ⁴⁷ derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? [Nitekim] “Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği!” ⁴⁸ diyorlar ve ekliyorlar: “Biz topunu birden reddediyoruz!”
47 Kur’an’da sık sık belirtildiği gibi, Muhammed (s)’e vahyedilen temel ahlakî gerçekler, bozulmamış haliyle önceki vahyî kitaplarda vaz‘edilenlerle esasta aynıdır. Muhammed (s)’in gerek kendi çağındaki gerekse sonraki çağlardaki muhaliflerinin, Kur’an’ın güvenilirliğini (authenticity) sorgularken, “Eğer Allah tarafından vahyedilmiş olsaydı, getirdiği teklifler ve özellikle de toplumsal ilkeler, daha önceki kitaplarda, örn. Tevrat’ta öngörülen esaslarla bu kadar kökten ayrılıklar gösterir miydi?” diyerek itiraz ettikleri ifade budur. Bu itirazı yapanlar önceki kitapların (Tevrat, İncil) zaman içinde tahrifata uğrayıp uğramadığını hesaba katmadıkları bir yana, Kur’an’da sıkça belirtildiği gibi, önceki yasa örgülerinin (şeriatların) belli toplumların manevî/ahlakî seviyelerine, insanlık tarihinin belli safhalarına tekabül ettikleri ve dolayısıyla insan inkişafının daha sonraki safhası için yeni ilke ve yasalarla yenilenmeleri gerektiği gerçeğini gözardı etmektedirler (bu konuda bkz. 5:48’in ikinci paragrafı ve ilgili 66. not). Oysa, ayetin devamından ve özellikle son cümlesinden açıkça anlaşılacağı üzere, bu gayrisamimî iddianın amacı Kur’an karşısında eldeki Eski Ahid’in güvenilirliğini, sıhhatini savunmak değil, fakat daha çok, hem Eski Ahid’e hem de Kur’an’a duyulan güveni sarsarak, din dışı zihniyetin doğal olarak her zaman karşı olduğu temel dinî ilkeyi, yani ilahî vahiy fikrini, insanın var olan her şeyin Yaratıcısı ve Âmili olan Allah’a karşı mutlak bağımlılığı ve sorumluluğu fikrini çürütmektir.48 Bir yandan, Eski Ahid’in Muhammed (s)’in gelişini önceden haber verdiği fikrini (karş. 2. sure, 33. not), bir yandan da Kur’an’ın önceki kitapları tevhidî ve ahlakî temel ilkeler doğrultusunda teyid ettiği yolundaki sık tekrarlanan Kur’ânî ifadeyi hedef alan karalayıcı bir ifade. Sihr (“büyü”) terimine bizim yüklediğimiz “aldatmaca” ve bazan da “gözbağcılık” anlamı için bkz. 74:24 hk. 12. not.