close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 47. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velevlâ en tusîbehum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim feyekûlû rabbenâ levlâ erselte ileynâ rasûlen fenettebi’a âyâtike venekûne mine-lmu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara, elleriyle hazırladıkları bir felaket gelip çatsaydı Rabbimiz derlerdi, bize bir peygamber gönderseydin de delillerine uysaydık ve inananlara katılsaydık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şayet (insanlar) kendi ellerinin öne sürdükleri (işledikleri kötülükleri) dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: ’Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de, böylece Senin ayetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık’ diyecek (ve mazeret ileri sürecek) olmasalardı (Seni göndermezdik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendi elleriyle yaptıkları günahlar yüzünden, başlarına bir felaket geldiği zaman: “Ey Rabbimiz! bize bir elçi göndersen de, ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik. Bu bahanelere fırsat vermemek için seni gönderdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizzat dünyada kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, ne olurdu, bize özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir peygamber gönderseydin de, Rasullerine inen âyetlerine uysaydık, mü'minlerden olsaydık.” diyecek olmasalardı, seni göndermezdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/165; 5/19; 6/156-157.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize de bir elçi gönderseydin de böylece senin ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, eğer Kureyş kavmine) yaptıkları inkâr ve isyan yüzünden (kıyamet günü) başlarına bir azab geldiği zaman: “- Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de ayetlerine uyub müminlerden olsaydık ya.” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. (Biz ancak onların özrünü kesmek için seni gönderdik).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Ey Rabbimiz! Bir peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık.” dememeleri için;
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de ilkelerine uyup inananlardan olsaydık, olmaz mıydı?” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Yapmış oldukları işler yüzünden, başlarına bir şey gelse: «Ey Tanrımız! Bize bir peygamber gönderseydin, uyardık hemencek âyetlerine, inanmış bulunurduk!» derler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kendi yaptıkları (günahlar) yüzünden başlarına bir musibet gelip de: “Ey Rabbimiz! Bize bir resul gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık” demesinler diye seni resul olarak gönderdik.
Cemil Said
swap_vert close
Tâ ki musîbete dûçâr oldukları vakit "Yâ rabbî bize niçün rasûl göndermedin, âyâtına ittibâ’ ider ve îmân iyler idik" dimesünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Önceden yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, “Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de âyetlerine uyup da müminlerden olsaydık!” diyecek olmasalardı (peygamber göndermezdik).
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık ve inananlardan olsaydık," diyemesinler diye...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
47,48. Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musîbet gelib de o vakıt «ya rabbenâ bize bir Resûl gönderseydin de âyetlerine uyup verilse ya!» Dediler, ya bundan evvel Mûsâya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezâhür etti dediler ve biz hiç birisine inanmayız dediler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resulüm! Biz seni peygamber olarak gönderdik ki) kendi elleriyle (cüz’î irâdeleriyle) yaptıkları (günahları) ndan dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde, (o müşrikler:) “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” de (yip, mazeretler ileri sür) mesinler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer elleriyle sundukları nedeniyle¹ onlara bir bela isabet ederse: “Rabbimiz! Keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin ayetlerine tabi olur ve inanlardan olurduk.” diyemesinler diye.²
1- Hesap gününde. 2- Böyle bir mazeretleri olmasın diye seni resul olarak gönderdik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendi elleri (ve ihtiyarları) ile öne sürdükleri (küfür ve zulüm) yüzünden onlara her hangi bir musîybet geldiği zaman: «Ey Rabbimiz, bize bir peygamber göndereydin de biz de âyetlerine ittiba edeydik, mü'minlerden olaydık ya» diyecek olmasalardı...
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ellerinin takdîm ettiği şeyler (işlediği günahlar) yüzünden başlarına bir musîbet isabet edip de: “Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin âyetlerine uyupmü'minlerden olsaydık!” diyecek olmasalardı (biz seni göndermezdik)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer (seni elçi olarak kendilerine göndermeden önce) yapmış olduklarından dolayı başlarına azap geldiğinde:"Ey Rabbimiz! Eğer (önceki toplumlara gönderdiğin gibi) bize de elçi göndermiş olsaydın, biz de ayetlerine uyarak iman edenlerden olurduk!" demesinler (bir mazeret ileri sürmesinler) diye (seni hem onlara, hem de bütün insalığa mesajlarımızı iletmek üzere elçi olarak gönderdik).*
(*) Yani yüce Allah kendi mesajlarını iletmek üzere her topluma elçiler gönderdiği gibi son ve evrensel mesajını da bütün insanlığa iletmek üzere Hz. Muhammed’i son elçi olarak göndermiştir. Böylece hiçbir kimsenin mazereti kalmaz.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara elleriyle kazandıklarının karşılığı olarak bir musibet isabet etmiş olsaydı “Rabbimiz! Bize bir elçi göndermiş olsaydın, inananlar olarak ayetlerine tabi olurduk” derlerdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bilerek, istiyerek yaptıkları işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelince şöyle demeselerdi: "Ey çalabımız! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, biz de senin belgelerine uymuş olsaydık, böylelikle bizde inanır kişiler olsaydık."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Elleriyle kazandıkları masiyet sebebiyle başlarına bir musibet gelince «— Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber göndereydin, biz de âyetlerine ittiba edeydik de mü/minlerden olsaydık!» demeselerdi peygamber göndermezdik [⁵].
[5] Böyle bir özür dilemeleri için seni gönderdik. Veya musibeti tacil ederdik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet/ahirette bir azap geldiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de ayetlerine tabi olup inananlardan olsaydık” dememeleri için (seni onlara gönderdik).
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla onlara bir musibet isabet ettiğinde, “Rabbimiz! Bize de bir peygamber gönderseydin de böylece biz de senin ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık” diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu Kitabı gönderdik ki, kendi elleriyle yaptıkları çirkin işlerden dolayı başlarına Hesap Gününde bir belâ geldiğinde, o müşrikler, “Ey Rabb’imiz; eğer bize de doğru yolu gösteren bir elçi göndermiş olsaydın, kesinlikle senin ayetlerine uyar ve müminlerden olurduk!” deyip bahaneler ileri sürmesinler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ellerinin önceden yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet isabet edeceğinde: “Rabbimiz! Bize bir rasûl gönderseydin de senin âyetlerine uysaydık, Müminler’den olsaydık” diyorlardı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Neymiş, daha önce işledikleri bir suç yüzünden başlarına bir felaket gelmeliymiş. " Ya Rab! bize bir elçi göndersen de, senin sözlerine uysak ve inançlı bir toplum olsak ya " diye yalvarmalılarmış.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yaptıklarından dolayı cezaya çarptırılacak olanlar; "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyarak müminlerden olsaydık!" diyecek olmasalardı, seni onlara elçi göndermezdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendi ellerinin yapıp ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde [*]“Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup müminlerden olsaydık!” [*]diyecek olmasalardı (seni göndermezdik). [*]
Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesaj: Tâhâ 20:134.,Benzer mesaj: En‘âm 6:156-157.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Biz seni,) kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musîbet gelince; “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber göndersen, biz de senin âyetlerine derhâl inananlardan olsaydık olmaz mıydı?” diyememeleri için (gönderdik).
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [ayrıca, Biz seni, Yargı Günü’nde] kendi elleriyle yapıp-ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: “Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın senin mesajlarına uyar ve inanan kimselerden olurduk!” demesinler diye [gönderdik].
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi bunlar, yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet gelmiş olsa “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mümin kimselerden olsaydık olmaz mıydı?” demesinler diye. 43/46- 47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi muhataplar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet gelmesi durumunda: “Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de biz de Senin mesajlarına uyup inanan kimselerden olsaydık, olmaz mıydı?” demesinler diye (gönderdik seni).
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, aynı zamanda biz seni onlara) yaptıkları küfür ve zulüm yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde "Ey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uyup müminlerden olsaydık" diye bir özür beyan etmelerine meydan vermemek için gönderdik!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve kendi elleriyle yapıp ettiklerinden ötürü başlarına bir musibet geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndermiş olsaydın biz senin ayetlerine uyar ve iman eden kimselerden olurduk!" demesinler diye (gönderdik).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve eğer kendi elleriyle takdim ettikleri (günahları) sebebiyle kendilerine bir musibet isabet edip de, «Ey Rabbimiz! Bize bir resûl göndermeli değil mi idin ki, artık âyetlerine tâbi olup da mü'minlerden olsa idik,» diyecek olmasalardı (onlara resûlgönderilmezdi).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer senin halkın inkâr ve isyanları yüzünden kıyamet günü duruşmasında başlarına azap geldiğinde: “Ey Ulu Rabbimiz, dünyada iken bize de peygamber göndermiş olsaydın, biz de âyetlerine uyarak müminler arasına dahil olurduk! ” demesinler diye seni resul gönderdik. [6, 156-157; 5, 19; 4, 165]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendi elleriyle yaptıkları (günahları) yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman: "Ey Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık." diyecek olmasalardı (seni göndermezdik. Bu bahanelerine fırsat vermemek için senigönderdik).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İrtikâb iyledikleri şirk ve ma'siyet sebebiyle kendilerine bir 'azâb ve 'ukûbet isâbet iyledikde: "Yâ Rabbî! Bize bir rasûl göndermiş olsa idin senin âyetlerine tâbi' ve mü'minlerden olurduk" diyememeleri içün seni irsâl iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunu, kendi elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük geldiğinde şöyle demesinler diye yaptık: “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine uyup biz de müminlerden olsaydık.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup müminlerden olsaydık” derler diye...
Ümit Şimşek
swap_vert close
Tâ ki, kendi elleriyle hazırladıkları bir musibet başlarına gelip de “Rabbimiz, keşke bize bir peygamber gönderseydin de Senin âyetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık” demesinler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendi ellerinin önden hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde hemen şöyle diyorlar: "Rabbimiz, bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ne olurdu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger degülmisse kim ireyidi anlara 'uķubat andan ötürü kim ilerü duttı elleri anlaruñ ya'nį ma'śįyetdan pes eyideler [209a] “iy çalabumuz! nişe viribimedüñ bizdin yaña yalavaç pes uyaduķ āyetlerüñe daħı ola-y-ıduķ inanıcılardan.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger anlara muṣībet yitişse günāhları sebebi‐y‐ile, eydürler ki: İy bizümtañrımuz, niçün bize bir peyġamber göndermedüñ? Tābi‘ olurduḳ āyetle‐rüñe, daḫı mü’minlerden olurduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Öz əlləri ilə etdikləri əməlləri (qazandıqları günahları) üzündən onlara bir müsibət üz verincə: “Ey Rəbbimiz! Barı, bizə bir peyğəmbər göndərəydin ki, biz də Sənin ayələrinə uyub mö’minlərdən olaydıq!” – deməsəydilər, səni onlara peyğəmbər göndərməzdik. (Onların bəhanəsini kəsmək üçün belə etdik).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Otherwise, if disaster should afflict them because of that which their own hands have sent before (them), they might say: Our Lord! Why sentest Thou no messenger unto us, that we might have followed Thy revelations and been of the believers?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If (We had) not (sent thee to the Quraish),- in case a calamity should seize them for (the deeds) that their hands have sent forth, they might say: "Our Lord! why didst Thou not(3380) sent us a messenger? We should then have followed Thy Signs and been amongst those who believe!"
3380 Now that a warner has co me among them with all the authority that previous Messengers possessed and with all the knowledge which can only come by divine inspiration, they have no excuse left whatever. They cannot say, "No warner came to us.' If any evil comes to them, as the inevitable result of their illdeeds, they cannot blame Allah and say that they were not warned. Cf. 20:134.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْلَٓا
ve ol- masaydı
اَنْ تُص۪يبَهُمْ
onlara isabet etmesi
مُص۪يبَةٌ
bir musibet
بِمَا
o şeyden dolayı ki
قَدَّمَتْ
takdim etti
اَيْد۪يهِمْ
elleri
فَيَقُولُوا
ve demeleri
رَبَّـنَا
Rabbimiz
لَوْلَٓا
olmaz-mıydı
اَرْسَلْتَ
gönderseydin
اِلَيْنَا
bize
رَسُولاً
bir resul
فَنَتَّبِعَ
ve tabi olsaydık
اٰيَاتِكَ
âyetlerine
وَنَكُونَ
ve olsaydık
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerden
Bizzat kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünden bir musibet onlara isabet edip de, "Rabbimiz! Keşke bize bir resul gönderseydin de âyetlerine tabi olup mü'minlerden olsaydık!" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
مُصِيبَة
Etken fiil-IV
ص و ب
Musibet, isabet etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَدَّمَ
Fiil-II
ق د م
Takdim etti, hazırlık yaptı, sundu
يَد
İsim
ي د ي
El
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan