close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kunte bicânibi-ttûri iż nâdeynâ velâkin rahmeten min rabbike litunżira kavmen mâ etâhum min neżîrin min kablike le’allehum yeteżekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Nida ettiğimiz zaman Tur tarafında da değildin; fakat senden önce kendilerine bir peygamber gelmeyen topluluğu, belki ibret alırlar, öğüt dinlerler diye korkutmak için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm, Musa’ya) Seslendiğimiz zaman da (evet) Sen Tûr’un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak Senden önce kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelmemiş olan bir kavmi uyarasın diye (gönderildiğin için bu bilgiler Sana vahyedilmektedir). Bu, umulur ki öğüt alıp düşünürler diyedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Evet biz Musa'ya seslendiğimiz zaman, sen Sînâ Dağı'nın yamacında da değildin. Fakat sen de, öteki elçiler gibi, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin. Ola ki düşünüp öğüt alırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ'ya seslendiğimiz zaman da Tur'un (dağın) yamacında değildin. Fakat, Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılar, peygamberler gelen toplumları uyarman için, orada geçenleri sana bildirdik. Ola ki, düşünüp öğüt alırlar.
bk. Kur’an-ı Kerim, 19/52; 26/10; 32/3, 36/6; 79/16; Keşşâf, 4/22, Dirâsât, li-uslûbi’l-Kur’âni’l-Kerîm, 3/139-140; Tefsîru Ebüssuûd, 7/159.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak, kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarasın diye (gönderildin). Umulur ki düşünürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin). Umulur ki öğüt alıp düşünürler diye.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mûsa'ya nida ettiğimiz vakit de Tûr dağının yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin (de bu haberleri biliyorsun). Tâ ki, senden evvel kendilerine bir peygamber gelmemiş olan bir kavmi (Kur'an'la) korkutasın. Olur ki nasihat kabul ederler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Tur tarafında Musa’ya seslendiğimiz zaman da orada değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak bunları sana vahyediyoruz ki senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarasın. Ola ki düşünüp idrak ederler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen, Mûsâ'ya seslendiğimiz zaman Tûr'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz Musa'ya çağırınca sen Tûr'un yanında bulunmuyordun, Tanrının katından bir rahmet olarak, senden önce, kendilerine hiçbir kocunduran gelmemiş olan, bir ulusu kocundurasın, ta ki öğüt alalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yine biz (Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine (uzun zamandır) hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ’yı Tûr cânibine çağırdığımız vakit sen orada değil idin. Sen rabbin ’inâyetiyle senden evvel şimdiye kadar rasûle nâil olmamış bir kavme teblîgâtda bulunmağa me’mûrsın, tâ ki tefekkür itsünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen, Musa'ya hitap ettiğimiz zaman Tur'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Evet, Mûsâ’ya seslendiğimiz zaman sen Tûr’un yanında değildin. Fakat senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için rabbinden bir rahmet olarak (sana da vahiy gönderdik). Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tûr'un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.  
 Tefsirlerde, 44, 45 ve 46. âyetlerde, «Sen ... değildin» şeklinde işaret edilen olayların ayrı zamanlara ait ve Hz. Musa’nın hayatında ayrı ayrı mühim birer hadise olduğu belirtilmektedir. Hz. Muhammed’den önce peygamber gönderilmemiş devreye «fetret» devri denmektedir. Âyette kastedilenin, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki 570 yıllık zaman parçası olduğu söylenmektedir. Hz. İsa ve Hz. Musa’nın davetleri İsrailoğulları ve onların havalisindekilere münhasır olduğundan, burada kastedilen devre, Hz. İsmail ile Hz. Muhammed arasındaki dönem şeklinde de açıklanmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
(Musa'ya) Seslendiğimizde Tur'un yamacında da bulunmuyordun. Ancak, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (sana bilgi veriyoruz); belki öğüt alırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, Tûr'un yanında değildin. Bilakis senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik), ola ki onlar düşünüp öğüt alırlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem biz o nidayı yaptığımız vakıt sen Tûrun canibinde de değildin ve lâkin rabbından bir rahmet olarak gönderildin ki senden evvel kendilerine bir nezîr gelmemiş olan bir kavmi inzar edesin gerek ki tezekkür edeler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Mûsâ’ya, emirlerimizi) buyurduğumuz zaman da sen Tûr dağında değildin. Ancak, Rabbinden bir rahmet olmak üzere düşünüp öğüt alsınlar, diye senden önce kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelmemiş olan bir kavmi uyarman için (gönderildin).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve seslendiğimiz zaman, Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce, kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman için, seni Rabb'inden bir rahmet olarak gönderdik. Umulur ki öğüt alırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Musâya) nida etdiğimiz vakit da sen «Tuur» un yanında değildin. Fakat sen Rabbinden bir rahmet olarak (gönderildin). Tâki senden evvel kendilerine inzâr edici (bir peygamber) gelmemiş olan bir kavmi sen inzâr edesin. Olur ki onlar iyice düşünüb nasıyhat (ını) kabul ederler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Mûsâ'ya) seslendiğimiz zaman da Tûr'un yanında değildin; fakat senden önce kendilerine bir korkutucu gelmemiş olan bir kavmi (Allah'ın azâbı ile) korkutman için Rabbinden bir rahmet olarak (seni onlara gönderdik); olur ki onlar ibret alırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Resulüm!) Yine biz ona (Musa’ya) seslendiğimizde, sen o dağın yanında da değildin. Sen, düşünüp öğüt alsınlar diye, senden önce de kendilerine uyarıcı gelmiş bulunan bir toplumu, (daha önce olduğu gibi tekrar) uyarmak için Rabbinden bir rahmet olarak, gönderildin.*
(*) Metinleri aşağıya alınan (الوسيط في تفسير القرآن الكريم , (صفوة البيان لحسين مخلوف) ve ((تأويلات أهل السنة) adlı tefsirlerde de belirtildiği gibi ayette geçen (قَوْمًا مَّا أَتَاهُم) cümlesindeki (ما)’’ma’’ nefiy (olumsuz) edatı olmayıp, mevsula edatı, yani (الذي) anlamında olduğu belirtilir. Bkz: وجملة { مَّآ أَتَاهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ } صفة لقوله { قَوْماً } و { مَّآ } موصولة مفعول ثان لتنذر، وقوله: { مِّن نَّذِيرٍ } متعلق أى: أرسلناك رحمة، لتنذر قوما العقاب الذى أتاهم من نذير ٌ من قبلك، وكما قال - تعالى وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلاَّ خَلاَ فِيهَا نَذِيرٌ (الوسيط في تفسير القرآن الكريم – تأويلات اهل السنة) وَمَا كُنْتَ (وما كنتَ يا محمد بإرادتِكَ) بِجَانِبِ الطُّورِ (بجانب الجبل) إِذْ نَادَيْنَا (عندما ناديناك لكي نوحي إليك القرءان)، لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أَتَاهُمْ مِنْ نَذِيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ (لِتُنْذِرَ يا محمد بوحي القرءان قَوْمًا بالنذير الّذي أَتَاهُمْ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ هذا النذير في رسالات وكُتُب الله السابقة الّتي أنزلها تعالى سابقًا عليهم).هذه الآية هي أكبر دليل على أنَّ ما آتى الله تعالى قوم محمد "من نذير"، هو تمامًا ما آتى تعالى جميع الأقوام السابقة من قبل محمد "من نذير"، مِمّا يدلنا على أنَّ رسالات الله وشرائعه وكتبه ودينه واحد لجميع الأمم والأقوام ولجميع الناس - تفسير آية (٤٦) إلى آية (٥٣) في سورة القصص من خلال أحسن التفسير) )أي لتنذرهم العقاب الذي أتاهم من نذير قبلك ؛ أي على لسانه وبواسطته و " ما " اسم موصول مفعول ثان " لتنذر " (صفوة البيان لحسين مخلوف)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz (Musa’ya) seslendiğimizde sen Tur’un yanında da değildin. Ancak (bu anlatılanlar) kendilerine daha önceden bir uyarıcının gelmediği bir toplumu uyarman için Rabbinden bir rahmettir. Belki düşünürler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Nasıl ki Biz Musa’ya ünlediğimiz sırada da sen Sina Dağının yanında değildin. Ancak bu, çalabının bir esirgemesi idi. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir ulusu uyarasın da o da öğütlensin diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz Musa/ya nida ettiğimiz zaman sen Tur tarafında değildin, fakat Rabbin tarafından bir rahmet olmak üzere onu sana tâlim ettik. Ta ki senden evvel [⁴] kendilerine Allah azabıyle korkutur bir peygamber gelmeyen cemaati korkutasın ki onlar bunu işitip nasihat kabul etmiş olsunlar.
[4] İsmail Aleyhisselâm'dan Mekkelilere peygamber gelmemişti. Veya fetret zamanında, İsa Aleyhisselâm'dan sonra.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur’un yanında değildin. Fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmeyen bir kavmi uyarman için¹¹ seni Rabbinden bir rahmet olarak gönderdik. Belki düşünüp öğüt alırlar.
11 Açıklamalar için bkz.. Secde, 32/3; Yâsin, 36/6  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da sen Tur'un yanında değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olmak üzere, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavimi, belki hatırlayıp kendilerine gelirler diye uyarıp korkutman için (gönderildin).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Evet, Biz Mûsâ’ya seslendiğimiz sırada sen Sînâ dağının yamacında olup bitenleri gözetliyor değildin fakat Rabb’inden bir rahmet eseri olarak sana bu olayları bütün gerçekliğiyle bildiren bu ilâhî Kitap gönderildi ki, senden önce kendilerine uyarıcı bir Peygamber gelmemiş olan şu câhil toplumu uyarasın da, insanlar onun ayetlerini okuyup düşünerek öğüt alsınlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Seslendiğimiz anda Tûr’un yanında da değildin; ama senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için rabbinden bir rahmet olarak (seni rasûl gönderdik)! Umulur ki düşünürler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm biz Musa'ya seslenirken sen,Tûr dağı eteklerinde değildin. Ama Rabb'in, seni sevdiği için, senden önce hiçbir uyarı almamış bir toplumu uyarmak üzre sana bu bilgileri yükledi. Mekke halkı, bunu düşünmelidir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa’ya seslendiğimiz zaman Tur’un yanında da değildin! Fakat Rabbinden bir rahmet olarak orada geçenleri sana bildirdik ki; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş toplumu uyarasın! Belki senin uyarılarınla düşünüp öğüt alırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Musa’ya seslendiğimiz zaman da sen [Tûr]’un (Sînâ Dağı’nın) yanında değildin. [*] Düşünüp (gerçeği) hatırlarlar diye senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için [*] Rabbinden bir rahmet olarak (bunları sana bildirdik).
Benzer mesaj: Kasas 28:44.,Benzer mesajlar: Secde 32:3; Sebe’ 34:44. Bu üç ayetin mesajı, Yâsîn 36:6’dakinden farklıdır. Çünkü Yâsîn 36:6’da “ataların uyarılması”ndan söz edilmekteyken, diğer ayetlerde “Hz. Muhammed’in yaşadığı dönemde Mekke’ye peygamber gelmediği”nden söz edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa’ya) seslendiğimizde, sen o dağın yanında da değildin. (Ey Muhammed!) sen, düşünüp öğüt alsınlar diye, senden önce de kendilerine uyarıcı (Peygamber) gönderilen¹ bir toplumu, (tekrar) uyarmak için² Rabbinden bir rahmet olarak, gönderildin.
1 Bu toplumun babalarına, Hz. İsmail (a.s) daha önce Peygamber olarak gönderilmişti.2 Âyetin bu bölümü: “senden önce kendilerine uyarıcı (Peygamber) gönderilmeyen bir toplumu…” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu tercümede (ما) nafiye, yukarıdaki tercümede ise ism-i mevsul olarak alınmıştır. Bunun sebebi ise mananın “Biz Peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra: 15, Fâtır: 24) âyetlerine ters düşmemesi içindir. Bk. (Yasin: 6, Secde: 3) Ancak, İslâmi çağlardan ikinci çağda Araplara Peygamber gelmemiştir. Zîrâ Hz. İsmail ilk çağ peygamberlerindendir. Böyle düşünülürse dipnottaki tercüme Kur’an’a ters düşmeyebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Evet, Biz [Musa’ya] seslendiğimiz zaman sen Sina Dağı’nın yamacında değildin; ⁴⁶ fakat [sen de, öteki elçiler gibi,] senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet aracı olarak [gönderildin] ki böylece belki (geçmişte olup bitenleri) düşünür [de Bizi] anarlar.
46 Bazı klasik müfessirlere göre, “Sina Dağı’nın yamacı”yla ilgili bu ikinci atıf 7:156’da bahsedilen “Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır” yolundaki ilahî teminata ilişkin bir îma taşımaktadır (Taberî, Râzî). Bu yorum Muhammed (s)’in elçi olarak görevlendirilişinin Rabbinin rahmetinin bir sonucu olduğunu işaret eden sonraki atıf bakımından da yerinde gözükmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet biz Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur dağının yamacında da değildin. Fakat bu kitap/Kuran, öncekilerin uyarıldıkları gibi toplumunu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak verilmiştir. 28/86
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine sen, Biz nida ettiğimizde (Sina) Dağı’nın yamacında da değildin; ve fakat senden önce uyarıcı gelmemiş bir toplumu, ders alırlar umuduyla, uyarman için Rabbin tarafından rahmet olarak gönderildin.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Musa'ya nida ettiğimiz vakit de; sen Tûr’un yanında değildin, fakat sen, daha evvel kendilerine bir peygamber gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin. Olur ki düşünüp öğüt alırlar (da imana gelirler).
Osman Fırat
swap_vert close
(Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman sen Tûr’un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın; belki düşünüp öğüt alırlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sen Tûr cânibinde bulunmuş olmadın, o vakit ki, Biz nidâ ettik. Velâkin Rabbinden bir rahmet olarak (seni de peygamber gönderdik) tâ ki, senden evvel kendilerine bir nezir gelmemiş olan bir kavmi sen inzar edesin. Olabilir ki, onlar güzelce düşünürler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem Biz Mûsa'ya seslendiğimiz zaman sen dağın yanında da değildin, fakat düşünüp ders alsınlar diye, daha önce kendilerini uyarmak üzere peygamber gelmemiş olan bir halkı uyarıp aydınlatman için, Rabbin tarafından bir rahmet eseri olarak seni resul yapıp orada cereyan eden şeyleri sana bildirdik. [26, 10; 79, 16; 19, 52]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Musa'ya) ünlediğimiz zaman sen Tur'un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan toplumu uyarasın; belki düşünüp öğüt alırlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz Mûsâ'ya nidâ iylediğimizde sen Tûr cânibibde değildin. Lâkin senden evvel kendilerine rasûl gelmemiş olan bir kavmi Allâh'ın 'azâbından korkutmak içün seni, rabbinden rahmet olarak irsâl iyledik. Tâ ki onlar tezekkür idüb düşünsünler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa’ya seslendiğimiz sırada sen Tur tarafında da değildin. Bunları Rabbinden bir ikram olarak öğrendin ki, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarasın. Belki bilgilerini doğru kullanırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
(Musa'ya) seslendiğimiz zaman Tur'un yakınında da değildin. Fakat bu kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz nidâ ettiğimizde sen Tur'un yanında da değildin. Fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, Rabbinden bir rahmet eseri olarak bunları sana vahyediyoruz—umulur ki, güzelce düşünüp öğüt alırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve sen, biz seslendiğimizde, Tûr tarafında da değildin. Sen, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarmak için Rabbinden bir rahmetsin. Bu sayede onların düşünüp öğüt almaları umuluyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı degüldüñ ŧūr ŧaġındın yaña ol vaķt kim ķıġırduķ velįkin raḥmet eylemek çalabuñdan tā ķorķıdasın bir ķavmı kim gelmedi anlara hįç ķorķıdıcı senden ilerü ola kim anlar añalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı sen yā Muḥammed Ṭūr yanında degül‐idi‐sen biz nidā eyledükde.Lākin Tañrı Ta‘ālā raḥmeti‐y‐le vaḥy oldı saña, ḥattā ki ḳorḳudasın bir ḳavmiki gelmedi anlara hīç peyġamber senden burun. Ola kim anlar ögüt‐leneler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və Biz (Musaya) xitab etdiyimiz (Tövratı verdiyimiz) zaman da sən Tur dağının yanında deyildin. Lakin səndən əvvəl özlərinə peyğəmbər gəlməmiş bir tayfanı (Allahın əzabı ilə) qorxudasan deyə, Rəbbindən bir mərhəmət olaraq (sənə bunları öyrədib onlara peyğəmbər göndərdik). Bəlkə, öyüd-nəsihət qəbul etsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And thou wast not beside the Mount when We did call; but (the knowledge of it is) a mercy from thy Lord that thou mayest warn a folk unto whom no warner came before thee, that haply they may give heed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nor wast thou at the side of (the Mountain of) Tur when we called (to Moses). Yet (art thou sent) as Mercy from thy Lord, to give warning to a people(3379) to whom no warner had come before thee: in order that they may receive admonition.
3379 This people was Quraysh. 'Though thou didst not see how Moses was invested with the prophetic office at Mount Tur , thou hast had similar experience thyself, and We have sent thee to Quraysh to warn them of all their sins, and to repent and come into the Faith'.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا كُنْتَ
ve olmadın
بِجَانِبِ
yanında
الطُّورِ
Tûr'un
اِذْ
o za-man ki
نَادَيْنَا
seslendik
وَلٰكِنْ
fakat
رَحْمَةً
bir rahmet olarak
مِنْ رَبِّكَ
Rabbinden
لِتُنْذِرَ
uyar-man için
قَوْماً
bir kav-mi ki
مَٓا
o şey-ile
اَتٰيهُمْ
kendilerine gelen
مِنْ نَذ۪يرٍ
bir uyarıdan
مِنْ قَبْلِكَ
senden önce
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
يَتَذَكَّرُونَ
tezekkür ederler
(Mûsâ'ya) Seslendiğimiz zaman da sen Tûr'un yanında değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak senden önce kendilerine bir uyarıcıdan gelen o şeyle (âyetlerle) bir kavmi uyarman için (bu haberleri sana bildiriyoruz). Belki tezekkür ederler (düşünüp öğüt alırlar).
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
جَانِب
Etken fiil
ج ن ب
Yan tarafında, yanında
طُور
İsim
ط و ر
Tûr (dağı)
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
نَادٰى
Fiil-III
ن د و
Nidâ etti, çağırdı, seslendi, dua etti, feryat etti
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti