Ve bu dünyada (inkâr, sapıklık, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) peşlerine bir lânet takmıştık (kınanmakla anılmalarını sağlamıştık). Kıyamet Gününde ise, en çok nefret edilenlerden (dışlanan ve merhametten en fazla mahrum kılınanlardan) olacaklardır. *
Kıyamet Gününde ise, en çok nefret edilenlerden (dışlanan ve merhametten en fazla mahrum kılınanlardan) olacaklardır. *
(*) Yani, “Firavun gibi” yahut “firavunca” sıfatının tarih boyunca insanlarda uyandırdığı lânetli çağrışımda kendini gösteren kötü şöhret. Ayrıca belirtmeliyiz ki, la‘net sözcüğü burada öncelikle “yâd görme, yabancılama”, yani iyi ve arzu edilebilir her şeyden uzak tutma (ib‘âd) anlamı taşımaktadır. Yani, kendi kötü eylemleri yüzünden Allah’ın rahmetinden uzak kalmış kişiler arasında; klasik müfessirlerden ve dilbilimcilerden çoğunun makbûh terimine verdikleri anlam bu yöndedir (karş. Lisânu’l-‘Arab, Tâcu’l-‘Arûs vb.).(M. Esed. Meal Açıklaması)