İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın ³⁸ [yargı için] Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine ³⁹ yeryüzünde büyüklük tasladılar!
38 Lafzen, “haksız yere” yahut “hakka dayanmaksızın” (bi gayri’l-hakk).39 Lafzen, “ve Bize dönmeyeceklerini sanıyorlardı”. Eski Mısırlılar da, hiç şüphesiz, ölümden sonra dirilişe inanıyorlardı ve bu inanç ilahî yargı fikrini de içine alıyordu. Ancak, burada Hz. Musa’ya muhatap olan Firavun’un hakkın tebliği karşısındaki azgın muhalefetine dikkat çekilmek istendiği içindir ki, Kur’an onun bu tutumunu îma yoluyla ölümden sonra kalkışa ve insanın Allah’a karşı nihaî sorumluluğuna inanmayan kimselerin tutumuna benzetmektedir; bunun içindir ki, yukarıdaki cümleciğin başında yer alan ve bağlacını “...mişcesine” ekiyle aktarmanın daha uygun olacağını düşündük.