close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kasas Sûresi 39. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vestekbera huve vecunûduhu fî-l-ardi biġayri-lhakki vezannû ennehum ileynâ lâ yurce’ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O da, askerleri de yeryüzünde haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve şüphe yok ki dönüp tapımıza gelmeyecekler sandılar kendilerini.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O ve askerleri (Firavun ve yakın çevresi), yeryüzünde haksız yere büyüklenmişler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini zannetmişlerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böylece Firavun da, askerleri de yeryüzünde haksızlıkla büyüklük tasladılar ve zannettiler ki, bize hiç döndürülmeyecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O ve kurmayları, ülkelerinde hak etmedikleri halde büyüklük taslayıp serkeşlik, zorbalık ve diktatörlük ederek iktidarda kaldılar. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilmeyeceklerini zannettiler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 85/13-14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O Firavun ve askerleri, yeryüzünde (Mısır'da) hakları olmıyarak büyüklük tasladılar ve zannettiler ki, bize döndürülmiyecekler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O ve ordusu, haksız yere yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ve Bize hiç dönmeyeceklerini sandılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Firavun ve askerleri, ülkede haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Besim Atalay
swap_vert close
Haksız yere, Firavun ile ordusu, yeryüzünde kasaldılar, bize dönülemiyecek sanmışlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Böylece o (Firavun) ve kurmayları ülkelerinde haksız yere büyüklük taslayıp serkeşlik, zorbalık ederek iktidarda kaldılar. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilmeyeceklerini zannettiler.
Cemil Said
swap_vert close
Halbuki Fir’avn ve ’asâkiri beyhûde yere Mısır memleketinde mütekebbir idiler. Hiç bir vakit bize rücû’ itmeyeceklerini zan idiyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O ve askerleri, memlekette, haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Edip Yüksel
swap_vert close
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve bize dönmeyeceklerini sandılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem de o ve askerleri yer yüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve zannettiler ki onlar bize iâde olunmıyacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. (Yaptıkları kâfirliğin hesabını vermek üzere) bize (manevi huzurumuza) döndürülmeyeceklerini sandılar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendisi de, askerleri de o yerde haksız yere büyüklük tasladılar) ve hakıykaten bize döndürülemeyeceklerini sandılar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece o (Fir'avun) ve askerleri o memlekette haksız yere büyüklük tasladı ve gerçekten kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (Firavun) da, askerlerini (onun buyruğunda olanları) da (hak hukuk tanımayarak) ülkede haksız yere büyüklük tasladılar ve (yaptıklarının hesabını vermek üzere günün birinde) gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve bize kesinlikle döndürülmeyeceklerini zannediyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendisi de askerleri de o ülkede boşu boşuna büyüklük tasladılar, ne de olsa Bize döndürülmiyeceklerini sandılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, askerleri Mısır toprağında nahak yere böbürlendiler. Bize dönmeyecekler sandılar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O ve askerleri haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten kendilerinin Biz’e döndürülmeyeceklerini zannettiler.
Kadri Çelik
swap_vert close
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Firavun ve ordusu, hesap vermek üzere günün birinde huzurumuza gelmeyecekleri düşüncesine kapılarak, o ülkede haksız yere büyüklük taslayıp emrimize başkaldırdılar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O ve orduları Yeryüzü’nde Hakk’sız yere büyüklendi. Sandılar ki; onlar, bize döndürülmezler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Fıravun ve askerleri, bu dünyada boşuna büyüklendiler. Bize dönmeyeceklerini sandılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Firavun ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. Kendilerini hiç bir kuvvetin yok edemeyeceğini zannederek şımardılar. İnsanların mallarına, canlarına, ırzlarına, çocuklarına el koyarak köleleştirdiler. Her fırsatta insanlara zulüm yaptılar. Yaptıklarının hesabını vermeyeceklerini sandılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız olarak kibirlenmiş [*] ve bize döndürülmeyeceklerine inanmışlardı.
Benzer mesaj: Kasas 28:4.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O ve orduları haklı bir sebebe dayanmadan gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini zannettiler ve yeryüzünde büyüklük tasladılar.¹
1 Bu âyet, “O ve orduları, sadece kinlerinden dolayı, gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini zannederek yeryüzünde büyüklük tasladılar.” diye de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın ³⁸ [yargı için] Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine ³⁹ yeryüzünde büyüklük tasladılar!
38 Lafzen, “haksız yere” yahut “hakka dayanmaksızın” (bi gayri’l-hakk).39 Lafzen, “ve Bize dönmeyeceklerini sanıyorlardı”. Eski Mısırlılar da, hiç şüphesiz, ölümden sonra dirilişe inanıyorlardı ve bu inanç ilahî yargı fikrini de içine alıyordu. Ancak, burada Hz. Musa’ya muhatap olan Firavun’un hakkın tebliği karşısındaki azgın muhalefetine dikkat çekilmek istendiği içindir ki, Kur’an onun bu tutumunu îma yoluyla ölümden sonra kalkışa ve insanın Allah’a karşı nihaî sorumluluğuna inanmayan kimselerin tutumuna benzetmektedir; bunun içindir ki, yukarıdaki cümleciğin başında yer alan ve bağlacını “...mişcesine” ekiyle aktarmanın daha uygun olacağını düşündük.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O ve orduları, hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük tasladılar ve bize gelip hesap vermeyeceklerini sandılar. 43/46...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte o ve onun askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler;[³⁴¹⁰] ve sandılar ki kendileri Bizim huzurumuza hiç çıkmayacaklar.
[3410] Büyüklenme hakkına sahip olan tek varlık (el-Mütekebbir) Allah’tır (59:23).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Firavun ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar, bize (huzurumuza) döndürülmeyeceklerini sandılar.
Osman Fırat
swap_vert close
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o da (Fir'avun da) askerleri de yeryüzünde haksız yere kibirlendiler, ve sandılar ki, onlar Bize döndürülmeyeceklerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece o ve orduları, haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerini zannettiler. [85, 13-14]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O (Fir'avn) ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Fir'avn ile kavmi arzda bi-gayrı hakkın kibir ve gurûr iylediler ve bize gelmeyeceklerini zan itdiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hem Firavun, hem de orduları, hak etmedikleri halde o topraklarda büyüklük taslıyor, huzurumuza döneceklerini asla beklemiyorlardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük taslıyor ve bir daha huzurumuza dönmeyeceklerini sanıyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve sandılar ki, bize döndürülmeyecekler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ululıķ istedi ol daħı süleri yirde ḥaķsuz. daħı śandılar kim bayıķ anlar bizdin yaña dönilesi degüller.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı büyüklendi Fir‘avn çerileri‐y‐le yir yüzinde nā‐ḥaḳ yire. Daḫı anlarṣandılar ki bizüm ḥażretümüze rücū‘ eylemeyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Fir’on) və əsgərləri yer üzündə nahaq yerə təkəbbür göstərdilər və elə güman etdilər ki, (öləndən sonra bir də dirlib) hüzurumuza qaytarılmaycaqlar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he and his hosts were haughty in the land without right, and deemed that they would never be brought back to Us.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And he was arrogant and insolent in the land, beyond reason,- He and his hosts: they thought that they would not have to return to Us!(3372)
3372 They did not believe in the Hereafter. They did not understand that every deed must have its inevitable consequence, good, or evil, unless the Grace of Allah intervenes to save us from ourselves!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاسْتَكْبَرَ
ve kibirlendiler
هُوَ
o
وَجُنُودُهُ
ve taraftarları
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
بِغَيْرِ الْحَقِّ
haksız yere
وَظَنُّٓوا
ve zannet-tiler
اَنَّهُمْ
gerçekten kendileri
اِلَيْنَا
bize
لَا يُرْجَعُونَ
döndürülmeyecekler
O ve taraftarları, yeryüzünde haksız yere kibirlendiler ve gerçekten kendilerinin Bize döndürülmeyeceklerini zannettiler.
اِسْتَكْبَرَ
Fiil-X
ك ب ر
Kibirlendi, büyüklük tasladı
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
جُنْد
İsim
ج ن د
Ordu, taraftar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü