close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kamer Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-in yerav âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemir(run)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onlar, bir delil gördüler mi yüz çevirirler de sürüp giden bir büyü derler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar (inkârcılar ve kalbi marazlılar) bir ayet (mucize) görseler, hemen sırt çeviriyorlar (normal ve doğal bir şey gibi yorumluyorlar) ve: "(Bu öteden beri) Süregelen bir büyüdür" deyip çıkıyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O inkârcılar bir mucize görseler, hemen yüz çevirirler de; “Hep olagelen bir büyüdür” derler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, imana sevk eden, hakkı tasdik ettiren bir âyet, bir mûcize görseler, engelleme tedbirleri alarak yüz çevirirler. Hâlâ: “Eskiden beri devam edegelen, aklı etki altına alan bir aldatmaca, bir yalan.” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir ayet (mucize) görseler yüz çevirir ve: "Devam edegelen bir büyüdür" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: '(Bu,) Süregelen bir büyüdür' derler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hâlâ bir mucize görseler, yüz çevirib şöyle derler: “- Bu devam edegelen kuvvetli bir sihirdir.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar bir mucize gördüklerinde, yüz çevirirler. Ve: “Tesiri devam eden bir büyüdür” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2. Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, “Bu devamlı yapılan bir büyüdür” diyerek yüz çevirirler. [594][595]
[594] Kamer sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 407.[595] Ay’ın yarılması hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 410-413.  
Besim Atalay
swap_vert close
Bir belge görürlerse, yüzlerini dönerek: «Bu sürekli bir büyü!» demektedirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, imana sevk eden, bir ayet/mucize görseler, bu: “Eskiden beri devam edegelen, aklı etki altına alan bir aldatmaca, bir yalandır.” diyerek yüz çevirirler.
Cemil Said
swap_vert close
Lâkin bunı gören (kafirler) yüz çevirdiler ve "Bu dâimî bir sihirdir" didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2. Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar bir mûcize görseler hemen yüz çevirip, “Bu öteden beri bilinen bir sihir!” derler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir mucize görseler yüz çevirirler ve, "Süregelen bir büyüdür" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hâlâ bir âyet görseler yüz çevirip derler: müstemir bir sihir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar (müşrikler), ne zaman bir mu‘cize görseler, “Bu (bize gösterilen şey), eskiden beri süregelen bir sihirdir” diyerek (inatla, îmân etmekten) yüz çevirirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, bir ayet¹ görseler, hemen yüz çevirirler.¹ Ve “Bu süregelen bir büyüdür.” derler.
1- Gerçekten de ay ikiye yarılmış olsa bile, onlar yine de gerçeği kabul etmezler. Ayetteki “in” edatı, “vasliyye” olup, ay gerçekten ikiye ayrılsa bile anlamı vermektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar bir mu'cize görürlerse yüz çevirirler ve «Müstemir bir büyüdür» derler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (onlar ne zaman) bir mu'cize görseler, yüz çevirirler ve: “(Bu,) süregelen bir sihirdir!” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve şayet onlar, bir ayet (ayın inşikakını, bölünmesini) görecek olsalar bile, (yine de) yüz çevirecek ve şöyle diyeceklerdir: "Sürüp giden bir büyüdür bu!" *
(*) Pek, bu ikinci ayetin ilk cümlesinin doğru meali bize neyi anlatıyor? (وَإِن يَرَوْا آيَةً) ve in yerev ayeten ‘’şayet onlar bir ayet (inşikakı kameri) görecek olsalar bile yine yüz çevirirler…’’ şeklindedeki ayetten neyi anlıyoruz? İşte bu ayette ‘’şayet veya eğer’’ anlamını katan şart edatı olan (ان) ’’İN’’harfi vardır. Ama maalesef birçok mealde ‘’şayet veya eğer’’anlamında olan (ان)‘’in’’i şartiye‘’ hatalı bir şekilde zaman edatı olarak (اذا)’’iza’’, yani (ne zaman) şeklinde tercüme edilmiştir. Hâlbuki Arapçayı bilen herhangi bir insan buna dikkat ettiğinde bu ayetin meali yukarıda verildiği şekilde olduğunu görecektir. Yani (ان)’’ in’’zaman’’edatı değil, şart edatıdır. Buradaki doğru meale göre onlar böyle bir ayeti/inşikakı kameri/ görmemişler ve dolayısıyla 2. ayet o gün bu mucizenin (Ayın yarılması, bölünmesi) gerçekleşmediğini açıkça göstermektedir. Aşağıdaki tefsir metinlerine de bakılabilir. Ayrıca İsra- 59. ayete göre de Hz. Peygambere Kur’an’dan başka bir ayet/mucize verilmemiştir. İşte o ayet şöyledir: وَمَا مَنَعَنَا أَن نُّرْسِلَ بِالآيَاتِ إِلاَّ أَن كَذَّبَ بِهَا الأَوَّلُونَ وَآتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُواْ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِالآيَاتِ إِلاَّ تَخْوِيفًا) -(Resulüm! Sana) ayetleri (mucizeleri) göndermeyişimizin tek sebebi, daha önceki toplumların onları (o mucizeleri gözleriyle gördükleri hâlde) hep yalanlamış, (daha sonrakilerin de aynı şekilde yalanlayacak) olmalarıdır…’’ Yine Hz. Peygambere vahiyden/ Kur’an’dan başka bir mucize verlmediğine dair Buhari ve Müslimin üzerinde ittifak ettikleri bir hadisi şerif de şöyledir: "Peygamberlerden hçbir peygamber yoktur ki, ona kendi zamanındaki insanların inandıkları bir mucize verilmiş olmasın. Bana mûcize olarak verilen ise, ancak Allah’ın bana vahyettiğidir/Kur’an’dır…’’ (Buhârî, Müslim) Demek ki, Hz. peygambere verilen tek ve ebedi mucize Kur’an’dır. Kur’an’dan başka ona mucizeler verilmiştir demek, hem Kur’an’a (İsra-59), hem de Buhari ve Müslimin üzerinde ittifak ettikleri hadise aykırıdır. (الحديث) ما من الأنبياء من نبيٍّ ، إلا و قد أُعطَى من الآيات ما مِثلُه آمنَ عليه البشرُ ، و إنما كان الذي أُوتيتُه وحيًا أوحاه اللهُ إليَّ ، فأرجو أن أكون أكثرَهم تابعًا يومَ القيامة (متفق عليه)ِ التخريج : أخرجه البخاري (7274)، ومسلم ِ (وَإِن يَرَوْاْ آيَةً } يعني انشقاق القمر { يُعْرِضُواْ وَيَقُولُواْ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ } [آية: 2 تفسير فتح القدير) ثمّ قال تعالى بعدها {وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ} والمعنى: ولو أنّا أريناهم اليوم إحدى الآيات من انشقاق القمر أو غيرها مِمّا طلبوه ورأوا ذلك بأعينِهم لَما صدّقوك يا محمّد لعنادهم بل لأعرضوا عنك ولقالوا سحرٌ مستمرر: المصدر : (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) ( ّوَإِنْ يَرَوْا) الواو حرف عطف وإن شرطية ومضارع مجزوم فعل الشرط (آيَةً) مفعول به والجملة ابتدائية لا محل لها (يُعْرِضُوا) مضارع مجزوم لأنه جواب الشرط وعلامة جزمه حذف النون (وان الشرطية هذه تفيد بأن حاديثة انشقاق القمر لم تقع) وقوله {وَإِن يَرَوْاْ آيَةً يُعْرِضُواْ} ذكر نعتهم وعنادهم: أنهم وإن يروا آية سألوها، يعرضوا؛ فلم يُرِهمْ تلك : و من سنته: أن كل آية جاءت على أثر السؤال ، فلم يقبلوها أهلكوا، فإذا كان من سننه هذا، وقد وعد تأخير عذاب هذه الأمة إلى الساعة، وعفا عنهم التعجيل - لم يرهم تلك الآيات المقترحة، والله أعلم (تأويلات أهل السنة – الامام ماتريدي) هل ثبتت الرواية التي فيها رؤية عبد الله بن مسعود انشقاق القمر] ـ [عبد الرحمن بن شيخنا]ـ [19 - 08 - 08, 12:53 ص] ما استغربه في هذه القضية !: لوان ابن مسعود شاهد ذالك بعينه لأخبر به جميع من يروي عنه ولذكر ذالك في كل محفل فلا خبر ادعى أن يخبر به من هذا الخبر أليس ذالك صحيح والعجيب هنا انه لم يبلغ عنه هذا الأمر سوى راوي واحد مع عدم التصريح بالرؤية منه رضي الله عنه في تلك الرواية لو ثبتت الرواية التي فيها التصريح با لرؤية منه رضي الله عنه لماذا تجنبها البخاري ومسلم عدم إخبار الصحابة الذين شهدوا الحادثة كل من يروي عنهم إذا كانت بعض الإحداث التي هي اقل أهمية منه بكثير تروى عن جمع من الصحابة الكرام وعن كل واحد منهم جمع أيضا ومن الغريب أن المشركين طلبوا من الرسول ص كثيرا من المعجزات الحسية ولم يرد خبر واحد انه قال لهم الم ينشق القمر أمام أعينكم ولم تؤمنوا وهو احرص الخلق على إيمانهم وإنقاذهم من الخلود في نار جهنم ولم يرد أن أحد من الصحابة الكرام قال لمشرك لماذا لم تؤمن وقد انشق القمرأمام عينيك ولم يرد أن أحدا من المشركين قال انه سحر بهذا سوى بإخبار صحابي حدث الأمر وهو لم يولد بعد ولم يرد أن أحدا من الصحابة الذين لم يدركوا الحدث سأل من أدركوا الحدث مثل أبي بكر وعمر وعثمان وعلي رضي الله عنهم وأرضاهم عن هذا الحدث العظيم -الذي دفعني لذالك السؤال هو أنه في الرواية المتفق عليها ليس فيها انه شاهد انشقاق القمرولم يقل احد من الصحابة الكرام انه شاهده (أرشيف ملتقى أهل الحديث ) ... ومن المعلوم بالبداهة أن انشقاق القمر أمر غريب، بل هو في منتهى الغرابة التي لا يُعد سقوط الخطيب في جانبها غريبًا؛ لأن الإغماء كثير الوقوع في كل زمن، ومتى وقع سقط صاحبه خطيبًا كان أو غير خطيب، وانشقاق القمر غير معهود في زمن من الأزمان، فهو محال عادة، وبحسب قواعد العلم ما دام نظام الكون ثابتًا، وإن كان ممكنًا في نفسه لا يعجز الخالق تعالى إن أراده، فلو وقع لتوفرت الدواعي على نقله بالتواتر لشدة غرابته عند جميع الناس في جميع البلاد ومن جميع الأمم، ولو كان وقوعه آية ومعجزة لإثبات نبوة النبي ص لكان جميع من شاهدها من أصحاب النبي ص نقلها وأكثر الاستدلال والاحتجاج بها حتى كان يكون من نقلتها في رواية الصحيحين قدماء الصحابة الذين كانوا لا يكادون يفارقون النبي ص، ولا سيما في مثل هذه المواقف، كالخلفاء وسائر العشرة المبشرين بالجنة وغيرهم وقد علمت أنه لم ينقل فيهما مسندًا إلا عن عبد الله بن مسعود وأنه لم يقل: إن ذلك كان آية بطلب كفار قريش؛ وإنما روى هذا أنس بن مالك، وروايته مرسلة ليست عن مشاهدة كما تقدم، وعلمت ما في الروايات في غير الصحيحين من انتظارأهل مكة للسفار وإخبارهم برؤيته منشقًّا فهو لا يصح، ولو صح لكان مؤيدًا لإشكال توفر الدواعي على نقله متواترًا. أما الحديث فقد رواه ابن جرير وابن المنذر وابن مردويه وكذا أبو نعيم والبيهقي كلاهما في دلائل النبوة كلهم من طريق مسروق عن ابن مسعود، وفي سنده عند ابن جرير المغيرة بن مقسمالكوفي الفقيه وهو مدلس وقدعنعن فلا يُحتج بروايته (المصدر : مجلة المنار - الشيخ محمد رشيد رضا رحمه الله)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(İnkâr edenler) Ne zaman bir ayet görseler, hemen yüz çevirirler ve “Tekrarlayan bir aldatmaca” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar bir belge görecek olsalar ondan yüz çevirirler de: "İşte ardı arası kesilmek bilmiyen büyülerden biri daha" derler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar bir mûcize görecek olsalar onu düşünmeden vaz geçip «— Bu, devamlı gösterilen [⁹] bir büyücülüktür» derler.
[9] Veya yaman, kuvvetli, bir düziye.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer onlar bir delil [âyet] görseler yüz çevirirler ve “Bu süregelen bir sihirdir”² derler.
2 Krş. En’âm, 6/7  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler de “(Bu,) Süregelen bir büyüdür” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat inkâra şartlanmış olan zâlimler, ne zaman bir mûcize görseler, “Bu öteden beri süregelen etkileyici bir büyüdür!” diyerek bir bahaneyle mutlaka haktan yüz çevirirler!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Eğer bir âyet görseler yüz çeviriyorlar: -“Etkili bir sihir!” diyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
insan bu mucizeyi gözleriyle görse, yine de burun kıvırıp: " hep aynı numara " diyecektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlara gerçekleri anlatan ayetlerimiz okununca dinlemezler. Ayetlerimizle anlatılan gerçekleri inkâr ederler. Okunanlar eskiden beri gelecekten haber veren büyücülerin sözünden başka bir şey değildir derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bir ayet (mucize) görseler bile hemen yüz çevirir ve “Bu da sıradan bir büyüdür!” derler.
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler) bir mûcize görünce, ondan yüz çevirir ve: “(Bu) güçlü bir büyüdür.” derler. ¹
1 Bugünkiler de bir mucize görünce onu ya akılla izah etmeye, ya bilimsellik taslayarak etkisizleştirmeye ya da mucizevi bir olay diyerek hafife almaya çalışırlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama eğer onlar, [Son Saat düşüncesini tamamen reddedenler, onun yaklaştığının] işaretini görselerdi, sırtlarını dönerler ve “(Bu,) hep olagelen bir göz yanılmasıdır!” derlerdi,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ne var ki onlar bir ayet/mucize görseler bile yine kabul etmezler ve “Bu süre gelen bir sihirdir,” derler. 22/1-2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sözgelimi, eğer onlar ilâhî kudret belgesi olan bir ayet görecek olsalar, yüz çevirecek ve şöyle diyeceklerdir: “Öteden beri süregelen bir sihir...”[⁴⁸⁰⁶]
[4806] Veya kelimeyi merra yerine mirra köküne isnat ederek: “Güçlü bir sihirdir” (İbn Âşûr). (Müşriklerin vahye “sihir” demeleri için bkz: 43:30; 46:7.) Bağlamdan da anlaşılacağı gibi burada inkârcı muhatapların vahyin çağrısına sırt çevirmekle vahyin cazibesinden kurtulamamak arasındaki çelişkili durumları dile getirilmektedir. Zaten bir şeyi “sihirdir” diyerek reddetmek, onun kendi üzerindeki gücünü ve etkisini itiraf etmektir. Dolayısıyla buradaki i‘rad da mesajından yüz çevirmekle birlikte etkisinden kaçıp kurtulamamayı ifade eder  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar; (Muhammed s.a.s.'in peygamberliğinin gerçek olduğunu belirleyen) herhangi bir mucize görseler yüz çevirirler. (İnanmazlar) ve "Bu öteden beri süre gelen bir sihirdir" derler.
(Gerçi, 1. ayetteki "ay yarıldı" beyânına -peygamber Efendimizin mucizesi yerine- "ay kıyâmet günü yarılacaktır" manasını verenler olmuştur. Fakat 2. ayette "onlar herhangi bir mucize görseler inanmazlar" buyurulması bunu reddetmektedir, çünkü bu beyân, gelecek zamana değil geçmiş zamana aittir.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Şayet onlar bir ayet/mucize görseler yüz çevirirler ve bu "Süregelen bir sihirdir" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar, bir mûcize görecek olsalar, yüz çevirirler ve daimi bir büyüdür derler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama o müşrikler her ne zaman bir mûcize görseler sırtlarını döner: “Bu, kuvvetli ve devamlı bir büyüdür! ” derler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir mu'cize görecek olsalar yüz çevirirler ve "Süregelen bir büyüdür" derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i Mekke bir mu'cize görseler ondan yüz çevirüb: "Bu devâm iden bir sihirdir" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ne zaman bir ayet görseler yüz çevirir ve “İşte ardı arkası kesilmeyen büyülü bir söz daha” derler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ama onlar, bir mucize görseler yüz çevirip:-Sürüp giden bir sihir, derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar ise ne zaman bir mucize görseler sırtlarını dönerler ve “Bu sürüp giden bir büyü” derler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir ayet-alâmet görseler yüz çeviriyorlar ve şöyle diyorlar: "Sürüp giden bir büyüdür bu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ege göreler bir nişān yüz döndüreler daħı eyideler “cādūlıķdur ķavį.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve eger bir āyet görseler i‘rāż iderler ve eydürler: [...] olıcı siḥrdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər müşriklər (Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyinin həqiqiliyini təsdiq edən) bir mö’cüzə görsələr, (imandan) üz döndərib: “(Bu, uzun müddət) davam edən bir sehrdir!” – deyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if they behold a portent they turn away and say: Prolonged illusion.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But if they see a Sign, they turn away, and say, "This is (but) transient magic."(5129)
5129 Mustamirr: transient, or powerful: either meaning will apply. The Unbelievers acknowledge the unusual appearance, but call it magic. They do not therefore profit by the spiritual lesson.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنْ
ve eğer
يَرَوْا
görseler
اٰيَةً
bir âyet
يُعْرِضُوا
yüz çevirirler
وَيَقُولُوا
ve derler
سِحْرٌ
bir sihirdir
مُسْتَمِرٌّ
süregelen
Fakat onlar (ne zaman) bir âyet (ve mucize) görseler hemen yüz çevirirler ve, "(bu) süregelen bir sihirdir" derler.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَعْرَضَ
Fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirdi, çekindi, döndü
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُسْتَمِرّ
Etken fiil-X
م ر ر
Süregelen, devamlı