O (son) Saat yaklaşmıştır ve (onun vakti geldiğinde yörüngesinden çıkarak dünya veya herhangi bir gök cismi ile çarpışması neticesinde) ay da bölünmüş (olacak)tır. *
(*) ’’ venşakkal kamer’’ cümlesi üzerinde atıf edatı olan (و) bulunuyor. Arapça dil kuralları gereği (معطوف عليه) ‘’matufu aleyhi’’nin, yani üzerine atıf yapılan cümlenin hükmü ne ise, kendisine atıf yapılan (معطوف)’’matuf’’un hükmü de aynıdır. Buna göre 1. cümlede ‘’O saat yaklaşmıştır’’, deniliyor. 2. cümle olan ‘’venşakkakl kamer’’ de atıf edatı olan (و) harfi ile ona atıf edildiğinde, bunun anlamı da ‘’inşikakı kamerin vakti de yaklaşmış’’ demek oluyor. Tabii ki bu yakınlık yüce Allah’ın ilmine göredir, bizim beşerî ilmimize göre değil, bu nedenle bu olay kısa bir zamanda olabileceği gibi, milyon veya milyarca seneyi de bulabilir. Dünyanın sonunun yaklaştığını bildiren alametlerden biridir ayın parçalanması. Kur’an, gelecek zaman ile ilgili haberleri genellikle geçmiş zaman kipi ile bildirir. Gelecekte o olayın mutlaka olacağını ve Allah’ın bunu bildiğini vurgulayan bir anlatım biçimidir. Yani kıyametin kesin ve yakın olduğunu belirtmek için, o zamana ait olan ayın parçalanması olayı, geçmiş zaman kipiyle anlatılmıştır ve pek çok ayette de bu üslubun örnekleri mevcuttur. Bkz: (39-68, 75-8/9, 25-30, 7-44/48, 6-128, 20-125/126, 23-112/114) Ayın yarılması mucizesi” olarak inanılan ve bunun üzerinde geniş bir rivayet malumatı oluşturulan bu ayette, bir mucizeden söz edilmemektedir. Çünkü bu ayette kıyametin yaklaştığını ve o an semavi olaylardan biri olan inşikakı kamerin gerçekleşeceğinden söz edilmektedir. Zaten Kur’an, Hz. peygambere maddi ve hissi bir mucize verilmediğini birçok ayette açık bir şekilde ifade etmektedir (Rad/38; Ankebüt/50-51 ve İsra-59) Hz. peygambere verilen tek ve kalıcı mucize Kur’an’dır. Ki o da sadece akla ve sağduyuya hitap etmektedir... Kur’ân’da, Allah’ın bu dünya için belirlediği sürenin sonunda kozmik düzenin bozulma ânına “es-sâat”; bundan sonra insanların hesap vermek için kalkacakları âna da ‘’yevmülkıyâme/kalkış günü’’ denir. Kur’ân, çoğunlukla geçmiş zaman kipini geleceği göstermek için kullanır. Son saat ve kıyâmet gününün geleceğinden bahseden pasajlarda da böyledir. Geçmiş zaman kipinin bu şekilde kullanılması olayın kesinlikle gerçekleşeceğini vurgulamak içindir. Hasan-ı Basrî, Ebu’s-Suud, Osman b. Atâ, Nesefî ve Belhi gibi eski ve bazı çağdaş bilginler de bu anlamı tercih etmişlerdir… Bkz: İbn Kesir, a.g.e. S. 7587; Zemahşeri, Keşşaf, 4/431) Ayrıca bakıyoruz ki, hadis kitaplarındaki inşikakı kamer olayı ile ilgili rivâyetler, İbn-i Mesud, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Ömer, Cübeyr b. Mut‘im, Abdullah b. Abbâs’a aittir. Fakat olayın vukû bulduğu iddia edilen tarihte (Hicret’ten 5 sene önce) bu kişilerden Abdullah b. Ömer 5 yaşında idi, Enes b. Mâlik ise Medine de olup o zaman hem 5 yaşında bir çocuk idi, hem de Hz. Peygamberi hiç görmemişti, Ne zamanki Hz. peygamber Medine’ye hicret ediyor, işte o zaman çocuk yaşta iken Müslüman oluyor. Yani Mekke dönemindeki olaylara hiç vakıf olmamıştır. Abdullah b. Abbâs ise o zaman henüz doğmamıştı. Cubeyr İbni Mutim’in ise değil o tarihte Bedir ve Uhud savaşlarında bile hâlâ müşrik olduğu kayıtlıdır. Hz Hamza’yı şehit eden Vahşi, Cubeyr İbni Mutim’in kölesidir. Sadece İbn-i Mesûd reşit yaşta olarak olayı görmesi -olduğunu farz edersek- mümkündür, ama onun hem bu rivayetinde kopukluk vardır hem de bu rivayet haberi vahid durumuna düştüğünden dolayı hadis ilmine göre bu rivayet kabul edilemez. İşte böyle ciddî bir konunun bizlere o tarihte anasından doğmamış veya 5 yaşlarında olan çocukların anlatımları ile aktarılmış olması bu rivâyetin üretildikten/uydurulduktan sonra itibar gören sahabeye atfedildiğinin, onların ağzına konduğunun delilidir. Hz. Peygamberin yanından hiç ayrılmamış olan, aklı başında, yetişkin sahabelerden hiçbirinin (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve daha niceleri gibi) adı ile bu konuda bir nakil mevcut değildir. Kur’an’da ‘Şakku’l-Kamer’ meselesi ile ilgili olarak rivâyetlere destek sadedinde en fazla ön plana çıkarılan ve ileri sürülen delil, Kamer sûresinin girişinde anlatılan bu âyetlerdir. Ancak görüldüğü gibi son saate yakın ayın başka bir kuyruklu yıldız veya astroid ile çarpışıp yarılması, parçalanması üzerinden bir anlatım mevcuttur. Amaç dünyanın ve bu sistemin fâni olduğunu ifade edip insanları biraz daha ukbaya (dünyanın sonu) yaklaştırmak, insanların dünyevî hırs ve tutkularını azaltabilmektir. (Kurandan Hayata) Yani bu, Kıyamet koparken meydana gelecek bir olay olarak değerlendirilir. Kur’an’daki güneşin dürülmesi/kararıp sönmesi, ayın karanlığa gömülmesi, göğün yarılması, ay ile dünyanın veya herhangi bir gezegen ile çarpışması vb. gibi kıyamet sahnelerine baktığımız zaman, bölünüp parçalanma olayının kıyamet koparken meydana geleceğini anlarız. Kıyametin yaklaşması da Allah’ın ilmine göredir, bize göre değil. Yine bazı müfessirler/yorumcular ve araştırmacılara göre, Kur’an’daki inşikakı kamerle ilgili ayet gerek evren gerekse daha sonra güneş sistemi yaratılırken Ay ve Dünyanın aynı anda ve tek bir cisimden ortaya çıktığı ve Ay’ın Dünya’dan ayrılarak katı bir kütleye dönüştüğü teorisini de aktarır. Kaynak: (Denis Gril, Miracles, موسوعة القرآن, Brill, 2007) (Vikipedi) Ayrıca 2. Âyetteki (وان يروا اية) ’ve in yerav ayeten’’yani‘’Şayet bir ayet (mucize) görseler’’ (يعرضوا) ‘’yu’ridû’’ yüz çevirecekler…’’ fiillerinin, gelecek kipinde olması, yani ‘’şayet onlar bir ayeti (mucizeyi, ayın bölünmesini) görecek olsalar bile, yine de yüz çevirip diyeceklerdir ki, "Sürüp giden bir büyüdür bu!’’ şeklindeki doğru meale göre onlar bu olayı görmediklerini ve sözü edilen olayın gelecekte vuku bulacağını gösterir. Peki, 2. ayette (وان يروا)’’ ve in yerev’’ yani ‘’ŞAYET görseler’’ ifadesi bize neyi anlatmaktadır? Bu ifadeyle onların böyle bir olayı görmedikleri anlaşılmıyor mu? Buradaki şart edatı olan (ان)’’în’’harfine doğru meal veridiğinde, bunun gerçekleşmediğini mantıken de anlamış olmaz mıyız? Ama maalesef meallerde bu şart edatı olan (ان) ‘’ÎN’’in anlamı hep yanlış verilmektedir. Bunun bir tek anlamı vardır, o da ŞAYET veya EĞER şeklindedir. Yani ayette bu şart adatı kullanıldığı için söz konusu olayın vuku bulmadığını gösterir. Bu nedenle ikinci ayetten de kendilerinin böyle bir mucizeyi görmedikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca hem İsra sûresi 59. ayette göre, hem de üzerinde ittifak edilen Hz. peygamberin bir hadisine göre kendisine vahiyden/Kur’an’dan başka hiçbir mucizenin verilmediği bilinmektedir. Hatta Kur’an’a göre sünnetullah gereği’’ bir topluma bir ayet/mucize gösterildikten sonra eğer yine inkârlarına devam etseler’’onların helâk olması gerekir. Ama iddia edilen bu olaydan sonra o Mekke toplumu helâk olmadı. Demek ki, inanmadıkları için helâklarına sebep olacak hissi bir ayet/inşikakı kamer gibi herhangi bir mucize gösterilmemiştir.
(اقتربت الساعة) دنت القيامة وسينشق القمر لا محالة : المصدر: (المنتخب في تفسير القرآن الكريم - [مجموعة من المؤلفين] (وَانْشَقَّ الْقَمَرُ» - فهو أمارة من أمارات هذا اليوم، يوم القيامة.. الذي تتبدل فيه الأرض غير الأرض والسموات :اامصدر: (التفسير القرآني للقرآن) {ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ} قال بعضهم: أي: اقتربت الساعة، واقترب انشقاق القمر ((تأويلات أهل السنة – الامام ماتريدي) (وَانْشَقَّ الْقَمَرُ) أي وسينشق القمر وينفصل بعضه من بعض حين يختل نظام هذا العالم وتبدل الأرض غير الأرض، ونحو هذا قوله: « إِذَا
السَّماءُ انْشَقَّتْ » وقوله: « إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ. وَإِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ » وكثير غيرهما من الآيات الدالة على الأحداث الكبرى التي تكون حين خراب هذا العالم وقرب قيام الساعة الخ (تفسير المراغي) .وقال قوم : لم يقع انشقاق القمر بعد وهو منتظر ; أي : اقترب قيام الساعة وانشقاق القمر ; وأن السا عة إذا قامت انشقت السماء بما فيها من القمر وغيره . وكذا قال القشيري سـوف ينشـقّ القمـر عـند أحـداث يـوم القيـامـة و نهـاية الحيـاة عـلى الأرض ، و الله تعالى يتكـلم عـن أحـداث المسـتقـبل بصـيغة : [ المـاضي ] ، للـدلالة عـلى أن الزمـان بالـنسـبة لله هـو زمـان : [ واحـد ] ، لأنه تعالى ليـس عـنده : [ مـاضي و حاضـر و مسـتقـبل ] ، مثـال عـلى ذلك قـوله تعالى : ( و نـادى أصـحـاب الجـنة أصـحاب النـار ) الأعـراف 44 ، و لـم يقـل : [ سـوف ينـادي أصـحـاب الجـنة .... ] ، لأنـه عـندمـا ينـشـق القمـر سـوف يحـدث خـلل هـائل في حـركـة : [ الـمـدّ و الجـزر ] في البحـار و تحـدث أمـواج : [ تسـونـامي ] هـائلة تـدمّـر كـل شـيء . (د . علي منصور كيالي - تـفسـيـر الكـيـالي [ سـورة القمـر) (وَانشَقَّ الْقَمَرُ} فيه ثلاثة أقاويل ...وقال الحافط ابن حجر ذهب بعض اهل العلم من القدماء أن المراد بقوله (وانشق
القمر) أي سينشق كما قال أتي أمر الله أي سيأتي والنكتة في ذلك ارادة المبالقة في تحقيق وقوع ذلك فنزل منزلة الواقع : المصدر: (فتح الباري –ص 186 ) ...وقد احسن القرطبي اذ وصف الخبر بأنه نقل لاحاد ولم يبلغ التواتر --- قال الحسن وعطاء والبلخي واختاره القشيري ان
معنى قوله: ﴿انشق القمر﴾ سينشق القمر عند قيام الساعة وإنما عبر بلفظ الماضي لتحقق الوقوع القرآن الكريم – وكل ما روى بشأن انشقاق القمر لإثبات نبوة الرسول هو ادعاء كاذب وأحاديث ملفقة، ولم يثبت أن شعب ما في أيجهة على كوكب الأرض أن شاهد الانشقاق أو دونه على الجدران، فكيف يرى مجموعة من العرب هذا الحدث العظيم وحدهم مبدئيا روايات شق القمر لنصفين جاءت من خمسة رواة هم أنس بن مالك - عبدالله بن مسعود - جبير بن مطعم -عبدالله بن عباس - عبدالله بن عمر: ........ بينما تاريخ الحادثة هو السنة الخامسة قبل الهجرة، أي كان أنس وابن عمر سنهما (5 سنوات) فقط وانس كان في المدينة صبيا لم يشاهد الحاديثة وابن عباس لم يولد بعد، فكيف يروي الثلاثة حدثا لم يشهدوه رأي العاقل الواعي؟ أما جبير بن مطعم فلم يكن مسلما وقت الحادثة، لأن جبير أسلم سنة 6 هجرية، فكيف يروى شيأ خطيرا كهذا وهو مشرك؟..ولو رواها فعلا لماذا لم يسلم - أما عبدالله بن مسعود فكل الطرق (معنعنة) أي منقطعة حسب وصف المحدثين الذين وضعوا شرطين لوصل المعنعن، وهما ثبوت لقاء الرواة وخلوهما من التدليس...وأتحدى أي شيخ أزهري أو سلفي بعرض كل رواة طريق ابن مسعود وقول علماء الجرح والتعديل فيهم، فكل هؤلاء الرواة بين مجهول ومدلس، حتى الثقة منهم يصعب إثبات لقاء أحدهم بالآخر، والنتيجة أن طريق ابن مسعود هو الآخر ضعيف - الآخر ضعيف..شئ آخر في غاية الأهمية: وهو أن الإمام مالك لم يذكر حادثة انشقاق القمر في موطأه، ومالك كان يسكن بالمدينة، بينما أول من روى هذه الحادثة كان أبو داوود الطيالسي الفارسي (ت 204 هـ) ونعيم بن حماد الفارسي (ت 228 هـ) فكيف غاب عن مالك ما علمه الطيالسي وابن حماد الفارسيين؟...هذا يعني أن إشاعة انشقاق القمر كانت متداولة في بلاد فارس ولم يعلمها أهل مكة والمدينة طيلة 200 عام هي مجمل عصر الرواية الشفهية) أما مزاعم اعتراف ناسا بشق القمر فقد فندها دكتور.."ديفيد هيلمرز"..العالم بوكالة ناسا ...(الحال ألخ (خدعة انشقاق القمر - أهل القران) وقد قال بعض العلماء إن القيامة إذا قامت انشقت السماء بما فيها من القمر وغيره ...(من ويكيبيديا، الموسوعة الحرة) يرى بعض المفسرين والباحثين أن الانشقاق في القرآن يأتي بمعنى ابتعاد وانفصال الأشياء عن بعضها ولا يأتي بمعنى قسم الشيء الواحد إلى قسمين اثنين. ويستشهد هذا التفسير بنظرية أن القمر والأرض قد ظهرا معا في وقت واحد ومن جسم واحد، وعندما انشق القمرعن الأرض، تحول إلى كتلة صلبة : المرجع (.موسوعة القران) (اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ) أي دنت ساعة مماتهم وسنعاقبهم على عنادهم واستهزائهم (وَانشَقَّ الْقَمَرُ) معناها إنشق القمر من الأرض في الماضي، يعني إنفصل منها وسينشق أيضاً ح
إقتراب القيامة . وسبب انشقاقه ناتج عن انتهاء جاذبية الأرض ، لأنّ الجاذبية تجمع أجزاء الجرم المجذوب ولا تسمح لها بالتفكّك ، ولَمّا كان القمر مجذوباً بالأرض فإنّ أجزاءه تتفكّك بعد انتهاء جاذبية الأرض ، فحينئذٍ ينشقّ ويكون نصفين ثم تجذبه الشمس إليها [المرجع (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل بقلم محمد علي حسن الحلي) (إقتربت الساعة وانشق القمر) بمعنى : القمر ينشق عن الكوكب المرتبط به : الأرض.] تفسر الآية : لدينا نظرية قد تفسر الآية الكريمة (اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقمر) بغض النظر عن روايات حادثة الإنشقاق كمعجزة حدثت ، ولم يسلم أحد بسببها ، ولم يؤمن بها أحد من الكفار الذين طلبوها ، ولم يؤخذ منهم عهد بالإيمان ، ولم يعاقبوا بسبب تكذيبهم ، ولم يشهدها جيران مكة من هل حديث انشقاق القمر صحيح؟ محمد الغزالي ) (وَانشَقَّ الْقَمَرُ} فيه ثلاثة أقاويل :أحدها: معناه وضح الأمر وظهر والعرب تضرب مثلاً فيما وضح أمره (النكت والعيون)) ا