close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kamer Sûresi 14. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Tecrî bi-a’yuninâ cezâen limen kâne kufir(a)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Nuh’un Gemisi) Gözlerimiz önünde (bilgimiz ve takdirimiz dahilinde) akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve tebliği) İnkâr ve nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükâfat olmak üzere (selamet sahiline ulaşmıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendisine karşı nankörlük edilen kulumuz Nuh'a, bizden bir mükafat olmak üzere gemi, gözetimimiz ve denetimimiz altında yüzüp yol alıyordu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnkâr edilen, nankörlük edilen Nûh'a bir mükâfat olmak üzere, gemiler gözlerimizin önünde, himayemizde akıp gidiyordu.
Ahmet Varol
swap_vert close
O (gemi) inkar edilen kişiye bir mükafat olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Öyle ki, muhafazamız altında akıb gidiyordu. Bunu, (peygamberlik nimeti) inkâr edilen Nuh'a, bir mükâfat olarak yaptık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnayet ve gözetimimizde yüzüyordu. Kendisi inkâr edilen (kulumuza) bir mükâfat olarak böyle yaptık.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edilmiş Nûh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmadıkları Nuh'a ödül olmak üzere, gözlerimiz önünde gemi akıp giderdi!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kendisine karşı) nankörlük edilen kulumuz (Nuh)'a ödül olarak yaptırılan bu gemi, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Cemil Said
swap_vert close
Gözimizin önünde gemi yüziyordı, bu ’aleyhine ’isyân idilen Nûh’a mahsûs bir mükâfât idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
13,14. Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gözetim ve korumamız altında akıp gidiyordu, kendisine inanılmamış olan o kulumuza bir mükâfat olmak üzere.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.  
 İnkâr edilip nankörlükle karşılaşan Hz. Nuh ve ona inananlar, Cenab-ı Hakk’ın nezareti ve himayesinde gemide yolculuklarına devam etmişlerdi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kavmi tarafından) inkâr edilen kimseye (Nûh’a), bir mükâfat olmak üzere, gemi, gözetimimiz altında (su üzerinde) akıp gidiyordu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zât) e bir mükâfat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O gemi) bizim nezâretimizde akıp gidiyordu. İnkâr edilmiş olan (Nûh)'a bir mükâfât olarak (böyle yaptık).
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (gemi), Reddedilmiş (kendisi ve tebliği inkâr edilmiş) olan kişiye (Nuh’a) bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu. *
(*) Burada geçen “küfür” kelimesi, gerçekleşecek olan âfet ile alâkalı Hz. Nûh’un uyarılarını kavminin örtbas etmesi, hakîkati örtmeleri ve ayaklarına gelen kurtuluş imkânına ve nimetine nankörlük edip Hz. Nuh ve tebliğini reddetmeleri anlamındadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Toplumları tarafından inkâr edilmiş olanlara mükâfat olarak, gemi bizim gözetimimizde akıp gidiyordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gemi gözlerimizin önünde yüzüyordu. Kendisine nankörlük edilen Nuh’a karşılık olsun diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gemi gözümüzün önünde yürüyordu, nankörlük gösterdikleri Nuh/u, yalancı saymalarına bir ceza olmak üzere boğduk [⁶].
[6] Yahut onlardan intikam almak üzere bunu yaptık.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edilmiş kimseye bir mükâfat olarak (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Kadri Çelik
swap_vert close
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olarak gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dev dalgalar arasında çalkalanan gemi, bizzat Bizim gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Böylece, inkâr edilmiş olan kulumuz Nûh’a bir ödül olarak kendisini ve diğer müminleri kurtarıp selâmete erdirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr edilmiş kimse için bir ödül olmak üzere, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gemi gözetimimiz altında, horlanan kulumuzu teselli edercesine süzülüp gidiyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar gerçeklerimizi inkâr etmişler. Ayetlerimizin okunmasını yasaklamışlardı. İnkârcıların korkulu bakışları önünde elçimizle birlikte inananları kurtardık. Nuh’un ve inananların kurtuluşuna şahit oluyorlardı. Böyle bir şey ummamışlar, başlarına geleceği düşünmemişlerdi. Korku içinde ne yapacaklarını bilemiyorlar, kaskatı kesilmiş öylesine seyrediyorlardı. Kurtulmak için ellerini bile kıpırdatamadılar. Ayakları hareket edemedi. Donup kaldılar. İnkârları yüzünden onlara böyle bir güçsüzlük, böyle bir şaşkınlık verdik. Çünkü yeryüzündeki cezalarının vakti gelmişti. Artık onların yapacağı bir şey yoktu. Andolsun ki ceza vaktimiz gelince inkârcıların yapacakları hiçbir şey yoktur. Onlara yeryüzünde yeteri kadar süre verildi. Yaptıklarıyla kalacaklarını zannediyorlar. Görmüyorlar mı? Hiçbir şey cezasız kalmıyor. Bu bizim temel yasamızdır. Ey Resulüm! Sana karşı inkârcılar da yaptıklarıyla kalacaklarını zannetmesinler. Elbet yaptıklarının karşılığını bulacaklardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh’a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Mehmet Türk
swap_vert close
13,14. Ve Biz, kendisine nankörlük edilen Nûh’u, (tahta) levhalar ve çivilerle yapılmış ve gözetimimiz altında yol alan bir gemi¹ üzerinde taşıdık;
1 Levh: Ana maddesi ne olursa olsun tahta gibi yassı olan şey demektir. Düsür: disâr’ın çoğulu olup, çivi, geminin tahtalarının birbirine bağlandığı ip, perçin veya halat demektir. “Zat’il-elvah ve düşür”; ise gemi demektir. Burada tarif için sıfat, isim yerine kullanılmıştır. Bu sebeple tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve (gemi), gözlerimizin önünde ⁷ akıp gitti: (bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nûh) için bir ödüldü.
7 Yani, “gözetimimiz/korumamız altında”. Hz. Nûh’un gemisinin “sadece tahtalardan ve çivilerden yapılmış olması” ise, bunun -ve öteki insan yapısı eserlerin- zayıflığını vurgulamak içindir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gemi de bizim gözetimimiz altında yüzdü durdu. Bu, kendisine nankörlük edilen Nuh’a verilmiş bir ödüldü. 37/75...80
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nûh’a) verilmiş bir ödüldü.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Kavmi suda boğulurken o gemi, kavmi tarafından gadre uğrayıp) Yalancı sayılan kulumuza bir mükâfat olmak üzere, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Osman Fırat
swap_vert close
Nankörlük edilen (kulumuz)a bir karşılık olarak (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(O gemi) Bizim nezaretimiz altında akıp gidiyordu. O tekzîp edilmiş olana (Nûh aleyhisselâm'a) bir mükâfaat olarak.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirlerin küfürlerinin cezâsı olarak onları suda gark itdik. O gemi himâye ve nezâretimiz altında denizde yüridi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkârla karşılaşmış kulumuza ödül olarak, gözetimimiz altında gemi akıp gidiyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yürir göre durduġumuz yirde yanud virmek içün aña kim olda inanılmadı ya'nį nūḥ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Segirdür bizüm ḥıfẓumuzla. Cezāsı oldur kāfir olanlaruñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qövmü tərəfindən) inkar edilmiş kimsəyə (Nuha) mükafat olaraq verilən (gəmi) gözümüzün qabağında (nəzarətimiz altında) üzüb gedirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
She floats under our eyes (and care): a recompense(5139) to one who had been rejected (with scorn)!
5139 As usual, Allah's Mercy in saving His faithful servants takes precedence of His Wrath and Penalty. And He helps and rewards those whom the world rejects and despises!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تَجْر۪ي
akıp gidiyordu
بِاَعْيُنِنَاۚ
nezaretimizde
جَزَٓاءً
bir mükâ-fat olarak
لِمَنْ
o kimse için ki
كَانَ
oldu
كُفِرَ
inkâr edilmiş
İnkâr edilmiş olan (Nûh)a bir mükâfat olarak (gemi) Bizim nezaretimizde (o suda) akıp gidiyordu.
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
جَزَٓاء
İsim
ج ز ي
Ceza, mükâfat, karşılık
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı