close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kalem Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İżâ tutlâ ‘aleyhi âyâtunâ kâle esâtîru-l-evvelîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona ayetlerimizi okuyunca eskilere ait masallar dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır (Kur’ani hükümler, günümüzde gereksiz ve geçersiz olan çağ dışı kurallardır)" diyen (kişilere de yüz verme ve üzülme).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
böylesine ayetlerimiz okununca, “eskilerin masallarıdır” der.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendilerine âyetlerimiz, Kur'ânımız okunduğu zaman: “Öncekilerin masalları.” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda: "Öncekilerin masalları" der.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: '(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır' diyen.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ona âyetlerimiz (Kur'an) okunduğu zaman; “- Eskilerin masalları...” demiştir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Ve bundan dolayı da) ayetlerimiz ona okunduğu zaman, “Eskilerin efsaneleridir” diyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
14,15. Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!
Besim Atalay
swap_vert close
Okunsa ona âyetlerimiz, der ki: «Bunlar, geçmişlerin masalları!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman: “Öncekilerin masalları!” der (burun kıvırır).
Cemil Said
swap_vert close
14,15,16. Âyâtımız okundığı vakit "Bunlar esâtîr-i kadîmedir" diyenlerin emvâli ve evlâdı kesretli dahî olsa burunlarına bir leke uracağız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları!” der.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, «Öncekilerin masalları!» der.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Efsane" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Karşısında âyetlerimiz okunurken «eskilerin masalları» dedi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman (alaycı bir ifadeyle, “Bu okunanlar) eskilerin masallarıdır” der.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: “Bunlar evvelkilerin masalları.” der.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman o, «Evvelkilerin masalları» demişdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ona (onlardan birine), âyetlerimiz okunduğu zaman: “Evvelkilerin masalları!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu (tebliğ edildiği) zaman: «(Bunlar) öncekilerin uydurma masallarıdır» demişti.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda, bunlar “Eskilerin masallarıdır” diyenlere (itaat etme).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Karşısında ayetlerimiz okununca: "Bunlar eskilerin masalları!" der.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okununca o, «— Bunlar eskilerin masallarıdır» der.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları” der.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, “(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır” diyene (sakın uyma).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, “Bunlareskilerin efsâneleridir!” der.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim âyetlerimiz ona okunduğu zaman: -“İlk Öncekiler’in hikâyeleri!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ayetlerimiz okununca masal deyip geçene de.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara gerçekleri bildiren ayetler okunduğu zaman, "Eskilerin masalları!" derler. Hâlbuki ayetler her şeyin gerçeğini açıklar. Azgınlığı şımarıklığı bırakarak doğru yola girmelerini öğütler. Kulaklarını tıkayarak öğüt almazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman “Öncekilerin masalları!” der. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:25; Enfâl 8:31; Nahl 16:24; Mü’minûn 23:83; Furkân 25:5; Neml 27:68; Ahkâf 46:17; Mutaffifîn 83:13.  
Mehmet Türk
swap_vert close
14,15. (Bir de) o,¹ servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)
1 Bu şahıs; Ahnes b. Şüreyk veya Esved b. Abdi Yeğus olabilir. (Es bâb-ı Nüzûl-Suyûtî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ki ne zaman mesajlarımız böyle birine iletildiyse, “Bunlar eski zaman hikayeleri!” demişti? ⁹
9 Benûn terimi (lafzen, “çocuklar” yahut “oğullar”) Kur’an’da çoğunlukla mecazî olarak “geniş bir destek” veya “çok sayıda taraftar” anlamında kullanılır; mâl (“dünyevî servet”) terimi ile bir arada kullanıldığında, zenginliğe ve (bundan doğan) güç ve etkinliğe yarı-dinî bir önem atfeden ve bu tür somut dünyevî başarı göstergelerini kişinin “dürüst ve erdemli oluşu”nun ve dolayısıyla başka bir rehberliğe ihtiyaç duymayışının bir kanıtı olarak değerlendiren belli bir zihniyeti göstermeyi amaçlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okununca; “Bunlar eskilerin masalları” der. 16/24, 46/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ki, âyetlerimiz kendisine okununca, “Eskilerin masalları”[⁵²⁴¹] diyebildi.
[5241] Esâtîru’l-evvelîn ifadesinin nüzul sürecinde ilk geçtiği yer (diğerleri: 6:25; 8:31; 16:24; 23:83; 25:5; 27:68; 46:17; 83:13). Bunların tümünün bağlamı da Kur’an kıssaları değil âhirettir. Onlar yeniden dirilmeyi “eskilerin masalları” addediyorlardı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ki ona, ayetlerimiz okunduğu zaman o kâfir, "Bunlar öncekilerin masalları" der.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendisine âyetlerimiz anlatıldığı zaman: "Bunlar eskilerin masalları" der.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ona karşı Bizim âyetlerimiz okunduğu zaman dedi ki: «Evvelkilerin meseleleridir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
10, 11, 12, 13, 14, 15, 16. Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda “Bu eski insanların masalları! ” diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız. [74, 11-26; 6, 25; 8, 31; 46, 17]
Hz. Peygamber (a.s.)’ın karşısına böyle azgınca çıkanların burunlarının sürtüleceğini bildiren bu âyetlerle yüce Allah onların istikbaldeki perişan hallerini haber vermektedir. Zahirî şartlarda beklenmeyen bu zafer, ancak kaderlere hükmeden Allah’ın bildirmesi ile olabilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Halbuki o, âyetlerimiz okundığında: "Bunlar evvelki akvâmın efsâneleridir" dir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetlerimiz okununca, “Bunlar eskilerin masalları!” der.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman:-Eskilerin masalları!.. der.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğunda, “Eskilerin efsaneleri” der.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: "Daha öncekilerin masalları!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķaçan oķına anuñ üzere 'āyetlerümüz eyitti “öñdingiler meŝelleridür” ya'nį bāŧıl sözdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan oḳunsa üstine āyetlerümüz, eyitdi: Bu düzmesidür ilerükilerüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimiz ona oxunduğu zaman o: “(Bunlar) qədimlərin əfsanələridir!” – dedi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That, when Our revelations are recited unto him, he saith: Mere fables of the men of old.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When to him are rehearsed Our Signs,(5603) "Tales of the ancients",(5604) he cries!
5603 Allah's Signs, by which He calls us, are everywhere—in nature and in our very heart and soul. In Revelation, every verse is a Sign, for it stands symbolically for far more than it says. "Sign" (Ayah) thus becomes a technical term for a verse of the Qur'an. 5604 Cf. 6:25.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذَا
za-man
تُتْلٰى
okundu
عَلَيْهِ
ona
اٰيَاتُنَا
âyetlerimiz
قَالَ
(o) der
اَسَاط۪يرُ
masallarıdır
الْاَوَّل۪ينَ
öncekilerin
Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman o, "(bunlar) öncekilerin masallarıdır" der!
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَسَاط۪ير
İsim
س ط ر
Masallar
اَوَّل
İsim
ا و ل
İlk, önce, birinci, başta, evvel