10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların¹ hiçbirine itaat etme. ²
1 Zenîm: “zeneme” den türetilmiştir. Zeneme, keçinin, koyunun boynunda, kulağı dibinde derisinden küpeye benzer yumrucuklara yahut kulağı delinip de ucundan asılı bırakılan her tarafa sallanıp duran sarkıntıya denir. Dilimizde o koyun veya keçiye “küpeli” denildiği gibi Arapça’da da “zenîm” denilir. Burada istiâre olarak Türkçe’deki, “dalkavuk, kulağı yirik, kulağı kesik yahut kulağı küpeli” sözlerindeki mecazî mânâyı andırır. İbnu Cerir’in açıklandığı gibi tefsirciler İbnu Abbas’tan edilen rivayete göre bu kelime mecazen: “Nesebi şüpheli, nesebi başkasının nesebine katılmış, soysuz, kötülükle tanınmış, damgalı kâfir, zalim, aşağılık, fena huylu…” anlamlarına gelir.2 Bazı müfessirler, bunlarla belirli bir şahsın kastedilip edilmediğini araştırmışlarsa da; bu özellikleri taşıyan her şahsın kastedildiği, baştaki (كُلَّ) ifâdesinden açıkça anlaşılmaktadır.