close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kalem Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Nûn(c) velkalemi vemâ yesturûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Nun, andolsun kaleme ve yazdıklarına.
Nûn, Tanrı adlarından bir addır, sûrenin adıdır, rahman kelimesinin harflerinden bir harftir, hokkadır, levihtir, cennette bir nehirdir, balıktır diyenler olmuştur. Balıktır diyenler, 21. sûrenin 27. ayetinde. Yunus Peygambere "Zün-nun Balık sahibi" dendiğini delil tutmuşlardır. Kalemden maksat da doğrudan doğruya kalem, yahut levha, olacakları yazan keyfiyetini bilmediğimiz ilahi kalemdir demişlerdir (al-Müfredat, s. 422-423, 531). Hukema mesleğini benimseyenlerle Sufiler, kalem'e tafsil bilgisi de demişlerdir. Onlarca harfler, etraflıca anlatışın mazharlarıdır, hepsi de mücmel bir sûrette mürekkep hokkasındadır. Fakat hokkada kaldıkça tafsil aleminde zahir olamazlar. Fakat hokkadan, kalemle mürekkep alındı da yazılmaya başlandı mı kağıtta zuhur ederler ve kalem, onları, gayeye kadar yazar. Nitekim insanın maddesi olan nutfe de insanın bütün sûretlerini mücmel olarak toplamış olduğu halde insanın kalemiyle rahim levhine intikal etmedikçe tafsil aleminde zuhur etmez; fakat rahim levhine yazıldı mı insan sûreti, tafsil aleminde zahir olur (Ta'rifat, al-Kalem maddesi, s. 75).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki;
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nûn veya hokkaya, kaleme ve yazdıklarına andolsun ki;
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nûn. Kaleme, akıllı ve sorumlu varlıkların yazmaya devam ettikleri kitaplara, sicillere andolsun!
Ahmet Varol
swap_vert close
Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun,
Ali Bulaç
swap_vert close
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nûn ve kalem, bir de satıra yazı yazdıkları şeyler hakkı için,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nun; (*) kaleme ve yazdıklarına andolsun!
(*) Allah’ın ezeli ilmi veya mürekkep hokkası veya “kün fe-yekün” emr-i İlahîsi demektir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nûn. Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki, [664]
[664] Kalem sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 483.  
Besim Atalay
swap_vert close
Nun, kaleme ant, yazdıklarına ant
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki
“Nûn” harfi ile ilgili Bkz. 2/1 dipnotu.  
Cemil Said
swap_vert close
1,2. Nûn. Kalem ve bütün yazdıkları ve rabbin ni’meti hakkı içün yemîn iderim. Yâ Muhammed! Sen mecnûn değilsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2. Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2. Nûn.[553] (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-2. Nûn. Kaleme ve (yazanların) onunla yazdıklarına andolsun ki sen -rabbinin lutfu sayesinde- asla deli değilsin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki (Resûlüm), sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.  
 «Nûn», bir görüşe göre hecâ harflerindendir, manasını ancak Allah bilir. Bunun manasını verme cihetine gidenler ise, daha çok «hokka» kelimesi ile manalandırmışlardır. Böylece, buradaki yemin hokka ile kaleme ve kalemle yazılanlara yapılmış olmaktadır. Bu sûreden önce nâzil olan Alak sûresinde de okumaya dikkat çekilmiş olması, bu manayı kuvvetlendirici görülmektedir. Müşriklerin, ilk önceleri Hz. Peygamber’i deli divâne diye nitelendirmesine cevap teşkil eden ikinci âyette ise Resûl-i Ekrem’in Allah’ın nimeti ile peygamberlik mertebesine eriştiği belirtilmekte ve zaten her türlü olgunluk alâmetleri kendinde zâhir olan Hz. Peygamber’e karşı bu ithamda bulunan müşriklerin yalancılıkları yüzlerine vurulmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
NuN, kaleme ve yazdıklarına andolsun.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için
Emrah Demiryent
swap_vert close
نٓ (Nûn). (Yazmasını emrettiğimiz şeyleri, levh-i mahfûza yazan) kaleme ve yazdıklarına kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hokka ile kaleme ve (erbâb-ı kalemin) yazmakda oldukları şeylere andolsun ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nûn.(2) Kalem'e ve yazmakta oldukları şeylere yemîn olsun!
(2)Bakınız; (Bakara Sûresi, sahîfe 1, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
1, 2. Nûn. Kaleme ve (onunla) satır satır yazmakta oldukları şeylere (Kur’an’a ve yazılan her türlü faydalı bilgilere) yemin ederim ki (Resulüm!) Sen Rabbinin nimeti (hidayet ve inayeti) sayesinde (inkârcıların iddia ettikleri gibi) asla mecnun (delirmiş) birisi değilsin! (*)
(*) Burada kalem ile simgelenen yazının, insanın düşünce, tecrübe ve kavrayışlarının kayıtlar aracılığıyla bireyden bireye, kuşaktan kuşağa ve bir kültür çevresinden diğerine aktarılmasında önemli bir etken; bilginin yazılıp korunmasında, ilim ve irfanın gelişmesinde, dolayısıyla toplumların aydınlanmasında vazgeçilmez bir araç olduğuna işaret vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk inen sûresine (Alak) “oku!” buyruğuyla başlandığı gibi ikinci inen bu sûrenin ilk âyetinde de Allah Teâlâ tarafından yazı aracı olan kaleme ve kalem ehlinin onunla yazdıkları üzerine yemin edilmiş olup bu durum, İslâm’ın okuma yazmaya, bilime ve yazılı kültüre verdiği önemi göstermesi açısından oldukça anlamlıdır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) Bizce de kalemden maksat hem vahyi hem de insanın düşünce, tecrübe, kavrayış ve bütün maddi ve manevi faydalı bilgileri kayıt altına alan araç ve gereçlerdir. Yani âyeti genel anlamda değerlendirmek daha doğru olur. Ayrıca kalem, söz ile yazı arasındaki elçidir… Alak 4-5’te olduğu gibi, burada da hem Allah Resulünün hem de insanların dikkati kaleme ve azıya çekilmektedir. Bununla, sözlü kültürün mensubu olan Allah Resulüne, vahyi kayıt altına aldırarak (veya alarak) mü’minleri yazılı kültüre taşıma misyonu yüklenmektedir. Allah Resulünün vahyi yazması ve yazdırması, bu mesajın gereğidir. Zaten, üzerine yemin edilerek belirlilik takısıyla gelen kalem “vahyi yazan kalem”, “yazdıkları” ise “vahiy”dir. Bu, mukattaa harfleriyle başlayan sûrelerin ortak vasfının, vahye atıf olduğu yorumuna da uygundur. (M. İslamoğlu Meali 1. Ayet Açıklaması) İşte ilk inen bu iki sûrede Kur’ân, insanın dikkatini bilimin gelişmesini sağlayacak okumaya, yazmaya ve bunun araçlarına çevirmektedir. Not: Her ne kadar bazı meal ve tefsirlerde, kalemle yazı yazanlar insan amelini kayıt altına alan melekler olduğu söylense de melekler metafizik varlıklar olduğundan maddi bir araç olan bizim bildiğimiz kalemle yazmaları pek uygun görülmemektedir. Çünkü insan hafızası nasıl sesleri, görüntüleri zapt ediyor ve bizim sözünü ettiğimiz âletlerin (kalem, bilgisayar vb. araçlarının) hiçbirini kullanmıyorsa, hafızanın rahatlıkla yaptığı bir işi, Allah’ın vazifeli bir meleği de yapabilir. (الله اعلم) Tabiin imamlarından Mücahid’e göre kalemden maksat “kendisiyle Kur’ân yazılan kalem”, onunla yazılan şey ise Kur’ân’dır. O böylece genel bir kavramı en mükemmel bir örneği ile tefsir etme yönteminin bir numunesini göstermiştir. Yoksa gayesi, geniş anlamı sınırlandırmak değildir. Ayrıca bazı sûrelerin başındaki’’Huruf-ı Mukatta’’ ile ilgili detay için Bakara-1. yetin açıklamasına bakılabilir. Ayrıca bu mecnun ifadesiyle, Hz. Muhammed (s)’in çağdaşlarından büyük kısmının onun tebliğata başlamasına tepki olarak kullandıkları ve yıllarca onu aşağılamak için kullanmaya devam ettikleri ithama bir îmadır. Yukarıdaki pasaj, daha geniş anlamda, -Kur’an’da sıkça rastlandığı gibi yalnızca Allah Resulüne değil, aynı zamanda onu izleyen veya izleyecek olanların tümüne ilişkindir: Bu örnekte ise, manevî değerlerini Allah’a ve ölümden sonraki hayatın varlığına inanma temeline oturtan herkesi kapsamaktadır. (M. Esed Meal Açıklaması) ويجوز أن يكون قسما بالأقلام التي يكتب بها كتاب الوحي القرآن ( وما يسطرون ) قسما بكتابتهم ، فيكون قسما بالقرآن على أن القرآن ما هو بكلام مجنون (التحرير والتنوير ) وإن أراد تعالى بني آدم، فهي الكتب المنزلة والعلوم وما جرى مجراها (تفسيرابن ابن عطية)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nun. Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Nun. Kalem, onun yazdıkları hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nûn. Kalem [⁶] ve yazdıkları şeyler hakkı için,
[5] Mekke'de nazil olmuş (52) âyettir.[6] Levh-i Mahfuz'u yazan kalem.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nûn.¹ Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
1 Başlangıcında “mukatta’a”(kesik) harf olarak inen ilk sûre budur. Bu harfler için, Bakara Sûresi’nin ilk ayetinin dipnotuna bkz. Nûn hakkında çok rivayet vardır. Bunların hepsi de zayıftır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Nun. Kaleme ve (yazarların) satır satır yazdıklarına andolsun.
(Mekke’de nazil olmuştur ve 52 ayettir. “Nun” suresi diye de anılır. Adını ilk ayetindeki “kalem” kelimesinden alır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nûn. Dinle, ey insanoğlu! Elif, Lâm, Mîm gibi, ya da buradaki Nûn gibi, senin pek iyi tanıdığın ve sürekli kullandığın harflerden oluşan fakat hem lafzı, hem de manasıyla eşsiz birer mucize olan bu mesaja kulak ver: İlâhî vahyin aydınlığını sembolize eden ve onun insanlığa ulaştırılma aracı olankaleme ve onunla yazılan bu yüce Kur’an’a andolsun ki;
Mekke döneminin başlarında, muhtemelen Hz. Peygambere karşı çıkışların şiddetlendiği bir zamanda indirilmiştir. Alak sûresinden sonra gönderilen ilk sûre olduğu da rivâyet edilir. Adını, “kaleme” yemin edilen birinci ayetinden almıştır. İlk ayetinde geçen “Nûn” harfi de sûrenin diğer bir meşhur ismidir. 52 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Nûn! Yemin olsun KALEM’e ve yazdıklarına!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nûn. Kalem ve yazdıkları aşkına derim ki!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Nun! Dikkat et! Kaleme kalemle yazılanlara andolsun ki kalem ve kalemle yazılanlar ne kadar gerçekse;
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Nûn]. [*] Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin olsun.
Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Nûn.¹ O bildiğin² kalem’e³ ve onunla yaza gelen ve yazmaya devam edecek olan⁴ (meleklere)⁵ yemin olsun.
1 (ن) “nun” kelime olarak her ne kadar; “büyük balık, mürekkep hokkası, kılıcın ağzı” anlamlarına gelirse de burada kelime olarak yazılmadığı için, hurûf’ül-mukattaa’dan kabul edilerek tercüme edilmemiştir.2 Kalem kelimesi ma’rife (belirli) olduğu için bu ilave yapılmıştır.3 Bu kalemle ilgili pek çok görüş ortaya konmuşsa da esasen bu kalem ya “insan kalemi” yani insanların kullandığı kalem ya da “levh-i mahfuzun yazıldığı “yüce kalem” anlamında olabilir. En doğrusunu Allah bilir.4 (يَسْطُرُونَ) muzari olduğu ve muzari de devamlılık, şimdiki ve gelecek zaman ifâde ettiği için tercüme bu şekilde yapılmıştır. 5 Bu ilave, kalem tekil, (يَسْطُرُونَ) fiili çoğul olduğu ve öznenin de akil ve çoğul olması gerektiği için yapılmıştır. Ama kalemle ilgili farklı görüşlere göre bu fiilin öznesinin “insan” olma ihtimali de vardır. Bazı tefsirlerde bu fiilin öznesinin “insanlar”, bazılarında da “melekler” denilmesi bundan dolayıdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Nûn. ¹ DÜŞÜN kalemi; ve [onunla] yazdıklarını! ²
1 Bu, Kur’an’ın birçok suresinin başında yer alan “birbirinden kopuk”/“kesik” (yani, münferit) harflerin (mukatta‘ât) kronolojik olarak ilk kullanılışıdır: Bu harfler konusundaki çeşitli teoriler için bkz. Ek II. Çoğunlukla Taberî tarafından nakledilen bazı önceki müfessirlerin, nûn olarak telaffuz edilen n harfinin hem “büyük balık” hem de “mürekkep hokkası” anlamına gelen aynı telaffuza sahip ismin kısaltılması olduğu şeklindeki görüşleri, bazı tanınmış otoriteler (mesela Zemahşerî ve Râzî) tarafından gramatik gerekçelerle reddedilmiştir.2 Bu cümlenin başındaki ve yemin edatının anlamı için bkz. 74:32 ile ilgili not 23’ün ilk yarısı. “Kalem”in zikredilmesi, ilk Kur’an vahyi olan 96. surenin ilk beş ayetini hatırlatmak ve böylece Muhammed (s)’in peygamberliği gerçeğini vurgulamak içindir. “Kalem” kavramının sembolik anlamı konusunda bkz. 96:3-5 ve ilgili not 3.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nun, kaleme ve onun yazdıklarına yemin olsun ki. 17/9, 96/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nûn…[⁵²²⁷] KALEME ve (onunla yazanların) yazdıklarına yemin olsun![⁵²²⁸]
[5227] Kur’an’ın iniş sürecinde mukatta‘ât (veya fevâtih) adı verilen harflerin yer aldığı ilk sûre. Taha ve Yâsîn ihtilaflı olmakla birlikte, 29 sûrenin başında, harf sayısı itibarıyla 1’den 5’liye kadar değişen ve Arap alfabesinin yarısı olan 14 çeşit harften oluşan bu harfler hakkında 40’a yakın görüş vardır. Yahudiler ebced hesabına yorup ümmetin yaşını hesap etmişlerdir. Bunların sembol olduğunu söyleyenler, neyin sembolü olduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir. İbn Abbas Allah’ın en büyük ismi olduğunu düşünür, ancak “nasıl telif edileceğini ben de bilmiyorum” der. “İlâhî esmanın, meleklerin, elçilerin, başında geldiği sûrelerin sembolüdür” diyenler olmuştur. Bunların uyarı olduğunu söyleyenler de ikiye ayrılmıştır. Mesela Ebu Hayyan müşrikleri uyardığını söylerken, Râzî, vahye hazırlık babında Allah Rasûlü’nü uyardığını söyler. İbn Hazm, Kur’an’da tek müteşabihin mukatta‘at olduğunu söyler. Hz. Ebubekir’e göre, Allah’ın Kur’an’daki sırrıdır. Arapların bu harfleri inkâr ettiğine dair bir bilgi ulaşmadığına göre, bilinen bir işleve sahip olduğu düşünülmelidir. Kaldı ki Kur’an’da ‘anlam dışı’ hiçbir şey bulunmamaktadır. Tutarlı bir yoruma göre, bu harflerin başında geldiği sûreler Kur’an’dan söz ederler. Ne ki Ankebût ve Rûm bunun istisnasıdır. Kaldı ki başında Kur’an’dan söz ettiği halde mukattaatla başlamayan birçok sûre vardır. Müberred, Ferrâ, Taberî, Zemahşerî, Kurtubi, İbn Teymiyye, İbn Kesir gibi birçok otoriteye göre harfler Kur’an’ın mucize oluşunu ifade eder. Zımnen; “Kur’an kimsenin benzerini getiremeyeceği bir mucizedir, ilâhî kelâmdır. Eğer değil diyorsanız, işte harfler elinizde, haydi bu harflerle siz de benzerini getirin” anlamına gelir. Fakat, Kur’an bu meydan okumayı zaten açık ve net olarak birçok yerde yapmıştır (2:23; 10:38; 11:13; 17:88; 52:34). Böylesine üstü kapalı bir yöntem, “meydan okuma” (tahaddi) kavramıyla pek de mütenasip durmaz (Ayrıntılı bir tahlil için bkz: Âişe Abdurrahmân, el-İ‘câz, s. 139-179). Nûna “hokka, cennet nehri, nurdan bir levha, büyük balık” mânası verenler de olmuştur. Ayrıca nûn, “kılıcın keskin ağzı”na denir. Bu takdirde nûn ve’l-kalem, “kılıç ve kaleme yemin olsun” anlamına gelir. Kalem ile benzerliğinden dolayı, “hokka” şıkkı diğerlerine tercih edilir. Görüldüğü gibi bu harflere dair yorumların sonu gelmeyecektir. Fakat bizce bu harfler, Allah Rasûlü’nün vahyin bir tek harfini bile zayi etmeden aktardığının yaşayan belgesi olarak orada durmaktadır. [5228] Kalem, söz ile yazı arasındaki elçidir. Tıpkı hatip ile muhatap arasında hitabı taşıyan elçi/peygamber gibi, kalem de kelâmın elçisidir. İlk inen ‘Alak 4-5’te olduğu gibi, burada da Allah Rasûlü’nün dikkati “kaleme” ve “yazıya” çekilmektedir. Bununla, sözlü kültürün mensubu olan Allah Rasûlü’ne, vahyi kayıt altına aldırarak mü’minleri yazılı kültüre taşıma misyonu yüklenmektedir. Allah Rasûlü’nün vahyi yazdırması, bu mesajın gereğidir. Zaten, üzerine yemin edilerek belirlilik takısıyla gelen kalem “vahyi yazan kalem”, “yazdıkları” ise “vahiy”dir. Bu, mukatta‘a harfleriyle başlayan sûrelerin ortak vasfının, vahye atıf olduğu yorumuna da uygundur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Nûn. Kalem'e ve yazdıklarına (meleklerin nurdan bir kalem ile nurdan bir levha üzerine, -Levh-i Mahfuza yazdıkları, Kur'an dâhil olmuş olacak şeylere) andolsun ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Nûn. Ve kalem ve (kalemin) yazdıkları.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Nûn ve Kalem'e ve yazdıkları şeylere andolsun ki,
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:
Tabiin imamlarından Mücahid’e göre kalemden maksat “kendisiyle Kur’ân yazılan kalem”, onunla yazılan şey ise Kur’ân’dır. O böylece genel bir kavramı en mükemmel bir örneği ile tefsir etme yönteminin bir nümunesini göstermiştir. Yoksa gayesi, geniş anlamı sınırlandırmak değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun.
Bu harf, gerçek mânâsını ancak Allah'ın bildiği harflerdendir. Hasan ve Katâde, bunu hokka diye tefsîr etmişlerdir. Nûn'un, hokka anlamına gelmesi kuvvetli bir olasılıktır. Çünkü burada insanın dikkati yazı araçlarına çevrilmektedir. Nitekim bundan önce inen Alak Sûresinde de okumaya, yazmaya, ve bunların aracı olan kaleme dikkat çekilmişti. İnen ilk iki sûresinde Kur'ân, insanın dikkatini bilimin gelişmesini sağlayacak okumaya, yazmaya ve bunun araçlarına çevirmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nûn ve kalem ve Levh-i Mahfûz'da yazılı bulunanlar hakkıyçün
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
NUN! Kaleme ve (insanların) onunla yazdıklarına çok dikkat edin!
Şaban Piriş
swap_vert close
Nûn, kaleme ve onunla yazılanlara yemin olsun.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nûn.(1) And olsun kaleme ve yazdıklarına.
(1) “Huruf-u mukattaa” için 2:1’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nûn! Yemin olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
balıķ ḥaķķı-y-içün ya'nį yiri götüren yā dįvit ḥaķķı-y-içün daħı ķalem ḥaķķıyiçün ya'nį lavḥ'ı yazan daħı anuñ haķķı-y-içün kim yazarlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳalem ḥaḳḳı‐çun, daḫı melā’ikeler yazduġı bitigler ḥaḳḳı‐çun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nun! And olsun qələmə və (mələklərin) yazdıqlarına (yaxud lövhi-məhfuzda yazılanlara) ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Nun. By the pen and that which they write (therewith),
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nun.(5592-A) By the Pen(5593) and the (Record) which (men) write,-
5592-A See note above. 5593 5593  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نٓ
Nûn
وَالْقَلَمِ
andolsun kaleme
وَمَا
ve şey-lere
يَسْطُرُونَۙ
satır satır (yazılan)
Nûn. Kaleme ve (onunla) satır satır yazılan (bu âyet)lere andolsun ki,
نٓ
hurûf-u mukattaa
نٓ
Nûn. Hurûf-u mukattaa harfidir. Böyle gelen harfler, Allah'ın El Esmau'l Husna'sını, Resullullah (s.a.v) Efendimiz'i, Kur'ân'ı, bir de insanları niteler. Örneğin; Yâsin Sûresi 1. Ayette geçen "yâ, sîn" hurûfu ya da Bakara Sûresi 1. ayetinde geçen "mîm" hurufu Resulullah (s.a.v) Efendimiz'i niteler, Elif'le başlayan huruf da Allah'ın Elif ismiyle başlayan; Evvel, Ahir, E'Âla, Ehad gibi isimleri (hangi harf var ise o harf ile başlayan isimleri) beyan eder ki hangi sûrenin başında hangi hurûf varsa sûreyi o hurûfa; yani onun beyan ettiği esmaya göre okumak gerekir.
قَلَم
İsim
ق ل م
Kalem
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
سَطَرَ
Fiil-I
س ط ر
Satır satır yazdı