close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kaf Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Nahnu a’lemu bimâ yekûlûn(e)(s) vemâ ente ‘aleyhim bicebbâr(in)(s) feżekkir bilkur-âni men yeḣâfu va’îd(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz daha iyi biliriz ne dediklerini ve senin, onlara, dilediğini yapacak bir kudretin yok, artık, azaptan korkana Kur'an'la öğüt ver.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Biz onların (Senin ve Dinim hakkında) neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver. (Gerisini Bize bırak ve seyret ki sonları nasıl olacaktır?)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz o inkârcıların ne dediklerini daha iyi biliriz. Senin onları zorla yola getirmeye de gücün yetmez. Ama sen yine de, benim uyarımdan korkanlara, bu Kur'ân vasıtasıyla hatırlatmada bulun.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz onların söylediklerini iyi biliriz. Sen onlara zorbalıkla, diktatörlükle İslâm'ı kabul ettirmeye memur değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara, bu Kur'ânı tebliğ et, Kur'ân ile öğüt ver.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/272; 13/40; 88/21-22.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz onların ne söylediklerini daha iyi biliyoruz. Sen onların üzerlerinde bir zorlayıcı değilsin. O halde sen tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, onların (Kureyş kâfirlerinin) neler demekte olduklarını pek alâ biliyoruz. Sen de onlara karşı (imana) zorlayıcı değilsin. O halde sen benim tehdîdlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, onların ne dediğini çok iyi biliyoruz. Ve sen, onlara karşı zorlayıcı olamazsın. Sen sadece, azabımdan korkanları Kur’an ile uyar!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O halde onların ne dediklerini en iyi biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Sen, benim tehdidimden korkanlara Kur'ân ile öğüt ver![581]
[581] Kâf sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 251-252.  
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onların dediklerini iyi biliriz, sen onları zorlayıcı değilsin, benim korkutmamdan korkan bir kimseyi Kur'an ile öğütle
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz onların, (inkârcıların diriliş konusunda) ne söylediklerini iyi biliriz. Sen onları hiçbir şekilde (inanmaya) zorlayamazsın. Ama sen yine de benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. 
Bkz. 6/107, 88/21  
Cemil Said
swap_vert close
Biz kâfirlerin ne dediğini pek a’lâ biliyoruz. Sen ânları icbâr idecek değilsin. Tehdîdlerimden korkanlara Kur’ân ile nasîhat it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran'la öğüt ver.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların ne dediklerini biz daha iyi biliyoruz. Sen onları zorlamakla görevli değilsin, uyarımızı ciddiye alanlara Kur’an’ı durmadan oku!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz onların ne konuştuğunu iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Uyarılarımdan korkanlara sen bu Kuran ile öğüt ver.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz pek a'lâ biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veîdlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onların (müşriklerin) ne söylediklerini, (öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiklerini) gâyet iyi biliyoruz. Sen onların üzerlerinde bir zorlayıcı değilsin. (Hakkı kabul ettirmek için zor kullanacak değilsin.) O hâlde (Habibim, o haddi aşan kâfirlerin söylediklerine üzülme), sen tehdidimden (azabımdan) korkanlara, Kur’ân’la öğüt ver (meye devam et).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların ne dediklerini en iyi Bileniz. Sen, onları zorla yola getirecek değilsin. O halde Benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an'la öğüt ver.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onların neler demekde olduklarını çok iyi bileniz. Onların üstünde bir zorba değilsin sen. Onun için benim tehdidimden korkacaklara (sâdece) Kur'an ile öğüt ver.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Biz onların söylemekte olduklarını en iyi bileniz; sen ise onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin; o hâlde, tehdîdimden korkanlara Kur'ân ile nasîhat et!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Biz onların ne söylediklerini iyi biliriz. Zaten sen onların (insanların) üzerinde bir zorlayıcı değilsin (onları hiçbir şekilde inanmaya, İslam’ı kabul etmeye zorlayamazsın, böyle bir yetkin de yoktur). Ama sen yine de (bütün insanlara ve özellikle) benim uyarımdan korkabileceklere (uyarılarımı önemseyip dikkate alabilecek kimselere) bu Kur’an aracılığıyla (sadece) öğüt ver. *
(*) Metni aşağıya alınan (تأويلات أهل السنة) adlı tefsirinde İmam Maturidi şöyle diyor: Bu uyarı, (أمر بتذكير الكل) herkesedir, sadece uyarıdan korkabilecek kimselere değil, yani bütün insanlaradır. Ama bu durumda olanlar/uyarıyı dikkate alanlar öğütü kabul etmeye müsait oldukları için onlar bu uyarıdan yararlanıyorlar, diğerleri değil. Bu nedenle ifade bu şekilde gelmiştir. (الله اعلم) ثم ليس يخص بالتذكير من يخاف الوعيد، لكن أمر بتذكير الكل، إلا أن منفعة الذكرى تكون لمن يخاف الوعيد، لا لمن لا يخاف الوعيد، فلذلك خصه بالذكر، لكن التخصيص بالذكر لا يكون تخصيصا بالحكم ونفيا عن غيره؛ فيبطل بهذا مذهب من ادعى ذلك، والله أعلم بحقيقة ما أراد، والله الموفق (تأويلات أهل السنة).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz onların söylediklerinin hepsini en iyi bileniz. Sen onları zorlayıcı değilsin. Sen, benim vaat ettiğimden korkanları, yalnızca Kur’an ile hatırlat / öğüt ver.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz onların bütün dediklerini herkesten iyi biliyoruz. Onları zorlamak sana düşmez. Onun için Benim verdiğim göz dağından korkanları Kur’an ile öğütle.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz onların dediklerini herkesten iyi biliriz, sen onları zorla yola getirecek değilsin. O/nun için benim tehdidimden korkanlara Kur/an/la ihtarda bulun.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onların söylediklerini Biz çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.²⁴ O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an’la öğüt ver.
24 Krş. En’âm, 6/107; Ğaşiye, 88/21  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onların neler söylemekte olduklarını daha iyi biliriz ve sen onların üzerinde bir zorlayıcı da değilsin; o halde benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz onların bu uyarılar karşısında ne söylediklerini gâyet iyi biliyoruz. Üzülme, sen onlar üzerinde bir zorlayıcı değilsin.Senin görevin, onları zorla imana getirmek değildir. Sen ancak uyarabilirsin, fakat doğrudan doğruya Allah’ın kitabıyla: Öyleyse, uyarılarımdan korkanlara Kur’an ile öğüt ver!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ne söylüyorlarsa, biz çok iyi biliyoruz. Sen onlar üzerinde zorlayıcı değilsin. Benim va’îdimden / vaadimden / tehdidimden korkan kimselere Kur’ân ile öğüt ver!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! biz onların ne dediklerini biliyoruz. Onların başında bitecek halin de yok. Sen, sadece benim tehditlerimden korkanları Kuran’la yatıştır yeter.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz inkârcıların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde baskı yapan bir zorba değilsin! Onlara hiçbir şeyi zorla kabul ettiremezsin! O halde sen sana bildirdiğimiz gerçekleri, insanların iyiliği için yaptığımız uyarıları onlara anlat. İnanıp inanmamaları seni ilgilendirmez. Senin görevin sadece bildirmek, sadece uyarmaktır. Öğüt almak için sana gelenlere Kur’an ile öğüt ver. Onları Kur’an’la eğit. Kendi arzularından, kendi heveslerinden, kendi hayallerinden söz etme! Sana neyi tebliğ etmeni istediysek, sana ayetlerimizi nasıl açıkladıysak, onlara öyle tebliğ et, öyle açıkla! Böylece görevini yapmış olursun! Ne inkâr edenlerin inanmamasından ne de inananların istenildiği şekilde yetiştirilememesinden sorumlu değilsin! Her insan kendi çabasından sorumludur. İnkâr edenler inkârından sorumludur. Sen tebliğ edince insanlar duydukları vahiyden sorumludur. Duydukları vahiyle kendi kendilerini eğitmekten sorumludur. Unutma! Sen onların üzerinde bekçi değilsin! Senin görevin güzel bir üslupla insanlara açıklamaktır. Gerisi insanlara kalmıştır. Sakın bunu unutma! İyilik için bile olsa kimseye baskı yapma! İnsanlara baskı kurarak zorbalık yapma!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onların söylediklerini çok iyi bileniz. Sen onların üzerinde asla zorba değilsin. [*]Tehdidimden korkanlara (gerçeği) Kur’an’la hatırlat! [*]
Benzer mesajlar: Şûrâ 42:48; Ğâşiye 88:22 Benzer mesajlar: En‘âm 6:51, 70; İbrahim 14:52; Enbiyâ 21:45; Furkân 25:52; Sebe’ 34:50.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı da değilsin. Öyleyse Benim tehdidimden korkanlara, Kur’ân ile nasîhat et.
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz onların, [o yeniden dirilmeyi inkar edenlerin] ne söylediklerini iyi biliyoruz; ve sen onları hiçbir şekilde [inanmaya] zorlayamazsın. Ama sen yine de Benim uyarımdan korkabileceklere bu Kur’an aracılığıyla hatırlatmada bulun.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onları zorla inandıracak değilsin. Öyleyse sen benim tehdidimden korkanlara Kuran ile öğüt vermeye devam et! 6/19, 21/45, 87/9-10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz onların neler söylediğini çok iyi biliyoruz; ne ki sen onları zorla (inandıracak) bir zorba değilsin:[⁴⁶⁹⁹] şu halde sen, Benim tehditlerimden korkanları bu Kur’an aracılığıyla uyarmaya devam et!
[4699] İman kişinin bilinçli ve özgür olarak yaptığı bir tercihtir; dayatılan iman iman değildir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz onların -senin hakkında- neler dediklerini elbet biliriz. Sen onların üzerine bir zorba değilsin. (Hidayete zorlamak senin görevin değildir) Sen ancak tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onların üstüne bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim vaatlerimden korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz onların neler söyler olduklarını pek iyi bileniz ve sen onların üzerlerine bir cebredici değilsin. Artık Benim tehdidim- den korkacaklara Kur'an iIe öğüt ver.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz onların aykırı iddialarını pek iyi biliyoruz, ama sen onları kuvvet kullanarak imana getirecek bir zorba değilsin. Sen sadece uyaran bir elçisin. Senin yapacağın iş, sadece tehdidimden endişe edecek kemseleri Kur'ân ile irşad etmektir. [13, 40; 88, 21-22; 2, 272]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onların didiklerini biliriz. Sen onların üzerine cebr idici değilsin. 'Azâb ve va'îdimizden korkanlara Kur'ân'la va'az it.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz onların ne dediğini iyi biliriz. Sen üstlerinde bir zorba değilsin; tehdidimden korkanları Kur’an ile bilgilendir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların söylediklerini biz daha iyi biliriz. Sen, onları zorlayacak değilsin. Bu sebeple tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların ne dediğini Biz pekalâ biliyoruz. Sen onlar üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Benim tehdidimden korkanlara sen Kur'ân ile öğüt ver.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz onların neler söylediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
biz bilüriregüz anı kim eydürler. daħı degülsin anlaruñ üzere musallaŧ pes öġüde ķur’ān-ıla anı kim ķorķar ķorķıtmaġumdan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz bilürüz anlar söylegeni. Daḫı sen anlar üstine musallaṭ degülsin. Pesögütle Ḳur’ān‐ıla ol kimseleri ki benüm ‘aẕābumdan ḳorḳarlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onların nə dediklərini çox gözəl bilirik. (Ya Peyğəmbər!) Sən onlara zor edən (onları zorla imana gətirən) deyilsən. Sən Mənim təhdidimdən (əzabımdan) qorxablara Qur’anla öyüd-nəsihət ver!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We are best aware of what they say, and thou (O Muhammad) art in no wise a compeller over them. But warn by the Qur’an him who feareth My threat.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We know best what they(4985) say; and thou art not one to overawe them by force. So admonish with the Qur´an such as fear My Warning!
4985 People may throw all sorts of doubts about the Judgement and the Hereafter. The Prophet's task is not to force them to accept anything. His task is to deliver the Message of the Qur'an, and admonish those who are spiritually fit and ready to receive admonition and to prepare themselves for the new and higher life destined for man.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نَحْنُ
Biz
اَعْلَمُ
çok iyi biliriz
بِمَا
o şey-leri ki
يَقُولُونَ
söylüyorlar
وَمَٓا اَنْتَ
ve sen değilsin
عَلَيْهِمْ
onların üzerinde
بِجَبَّارٍ
bir zorlayıcı
فَذَكِّرْ
o hâlde öğüt ver
بِالْقُرْاٰنِ
Kur'ân ile
مَنْ
o kim-seye ki
يَخَافُ
korkuyor
وَع۪يدِ
vaad ettiğimden
(Resulüm!) Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliriz. Sen ise onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. O hâlde sen (kendilerine) vaad ettiğim (azap tehdidim)den korkanlara (bu) Kur'ân ile öğüt ver!
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
اَعْلَم
İsim
ع ل م
Daha iyi bilen, çok iyi bilen, en iyi bilen
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
جَبَّار
İsim
ج ب ر
Cebbâr (Allah'ın esması, ismidir. Dilediğini zorla yaptıran demektir), zorba, zorlayıcı
ذُكِّرَ
Fiil-II
ذ ك ر
Hatırlatıldı, nasihat edildi, uyarıldı, öğüt verildi
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
وَعِيد
İsim
و ع د
Vaad, tehdit