(Ey Resulüm!) Çağırıcının (meleğin) yakın bir yerden (herkesin duyabileceği şekilde) sesleneceği (Sûr’a üfleyeceği) o güne (o kıyamet günü hakkında sana gelen vahyimizin mesajına) kulak ver. *
(*) Not: Dinlenmesi gereken şeyin ne olduğuna dair e-Râzi’ye göre 3 ihtimal vardır. 1. Onlar/yüz çevirenler gibi gafil olma, daima dinleyen ol, 2. O nidanın yapılacağı gün hakkında gelen vahye kulak ver, 3. Çağrıcının nidasına kulak ver şeklindedir. Bkz: (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) Fakat bize göre 2. İhtimal, yani ‘’nidanın yapılacağı o gün hakkında gelen vahye kulak ver!’’ şeklindeki görüş daha doğru ve isabetlidir. Bu nedenle biz de ayette buna göre meal vermeyi uygun bulduk. (الله اعلم) Çünkü Bu iki âyetten birincisi (Kâf-41) Hz. Peygamber’in hayatında olan seslenişle, ikincisi (Kâf-42) ise kıyamet seslenişi ile ilgili olarak yorumlanırsa, Hz. Peygamber’in kulak vereceği seslenişi vahiy olarak anlamak gerekecektir. (Kur’an Yolu Tefsiri) Arapça bilenler aşağıdaki tefsir metinlerine de bakabilirler.
{ وَٱسْتَمِعْ } يعني واستمع لما أخبرك به من حال يوم القيامة. وفي ذلك تهويل وتعظيم لشأن المخبر به والمحدّث عنه (تفسير الكشاف)، ألمسألة الأولى: ما الذي يستمعه؟ قلنا: يحتمل وجوهاً ثلاثة ... ثانيهما: استمع لما يوحي إليك (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)