[Ve böylece,] ne zaman [tabiatında mevcut] iki eğilim, sağdan soldan çatışarak karşı karşıya gelseler, ¹¹
11 Yukarıdaki cümlenin ilk bölümü -yani yetelakka’l-mutelakkiyân ifadesi- iki şekilde de anlaşılabilir: “kaydetmekle görevli olanlar kaydederler”, yahut “birbirleriyle karşılaşmayı amaçlayan iki kişi karşılaşırlar”. Klasik müfessirler, kural olarak, ilk anlamı tercih etmişler ve sonuçta pasajı şu şekilde yorumlamışlardır: “İnsanın yaptıklarını kaydetmekle görevli olan iki melek, onun sağında ve solunda oturarak yaptıklarını kaydederler”. Ama bana göre iki muhtemel karşılığın ikincisi (“birbirleriyle karşılaşmayı amaçlayan iki kişi”), insanın içindeki benliğin (nefs) “ona fısıldaması”ndan, yani bilinçaltı arzuların telkinlerinden söz eden önceki ayet ile daha anlamlı bir uyum içindedir. Böylece, “birbirleriyle karşılaşmayı amaçlayan iki kişi/güç”, buna göre, insanın tabiatında mevcut bulunan iki isteği, veya daha doğrusu, iki temel motivasyonu gösterir: yani bir taraftan onun cinsel olan ya da olmayan (ki tümü modern psikolojide “libido” terimiyle ifade edilmektedir) temel içgüdüsel dürtü ve arzuları, diğer taraftan hem sezgisel hem de düşünsel aklı. “Sağında ve solunda oturarak” (kâ‘id) ifadesi ise, her insanın içinde üstünlük kurmak için çabalayan bu iki gücün çatışan niteliklerini anlatan bir mecazdır: bu nedenle kâ‘id kelimesini “çatışan” olarak çevirdim. Ayrıca bu yorum, 21. ayette, Hesap Günü insanın “bir sürücü ve bir şahit ile” ortaya çıkmasına yapılan gönderme -açık bir şekilde insanın içgüdüsel dürtülerine ve aklına işaret eden bir ifade- ile desteklenmektedir (bkz. aşağıdaki 14. not).