(Ey Resulüm!) Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere onunla (Kur’an ile) teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud’a (övülen bir mekâna) göndersin.*
(*) Allah Rasûlü’ne müjdelenen Makâm-ı Mahmûd nedir? Müfessirler “övülmüş bir makam” diye çevrilen makamen mahmû¬den ifadesini, Hz. Peygamber’in kıyametteki şefaat makamı, yine kıya¬mette kendisine “hamd bayrağı” verilmesi gibi değişik şekillerde yorumlamışlardır. Bunun, belirli bir makam olmayıp çeşitli mazhariyetleri içerdiği de belirtilir… (Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri) Ayrıca bunun, cennete en yüksek derece olduğunu diyenler olduğu gibi, ‘’Hz. Muhammed’in şiddetle ihtiyaç duyduğu hicret yurdu olan (bkz: 76. âyet) “övülmüş vatandır…’’ diyenler de vardır. Yani buna göre Makām-ı mahmûd ayeti, Hz. Muhammed‟in bağımsız, özgür yeni bir vatana; Medine‟ye gönderileceğini konu almaktadır. İşte bu görüşün özeti şöyledir. Bu ayet Kur’an ışığında okunursa, bunun klasik yorumlarda olduğu gibi Allah Rasûlü’ne verilen şefaat yetkisiyle hiçbir alakası yoktur. Kur’an bilgi sisteminden kopuş sonrasında, komşu dinlerden peygamber yarıştırmak maksadıyla tedarik edilen bu yorumların Kur’an’ı hiçbir dayanağı da yoktur. Makâm-ı Mahmud’dan kasıt “övülmüş” anlamına gelen Hz. Muhammed’in şiddetle ihtiyaç duyduğu hicret yurdu olan (bkz: 76. âyet) “övülmüş vatan”dır. Çok geçmeden âyetteki bu vaat gerçekleşmiş ve Makâm-ı Mahmûd’un Yesrib (Medine) olduğu ortaya çıkmıştır. Kur’an’da Medine’nin, “mukâm/makâm” olarak anılması da bunu teyit eder (33:13). (Bu konuda emek mahsulü müstakil bir makale için bkz: Murat Sülün, Makâm-ı Mahmûd Âyetine Farklı Bir Yaklaşım, AÜİFD, 50:2 (2009) s. 13-38) (Mustafa İslamoğlu’ndan alıntı) Yine bkz: (Cemal Külünkoğlu ve Mehmet Okuyan’ın ilgili ayetin açıklamaları ile Mustafa Çavdar’ın meali) Ayrıca ayette geçen (يبعثك)’’yeb’aśeke’’ fiili muzarin üzerinde (سوف)’’sevfe’’ gibi bir istikbal harfi olmadığından bununla uzak bir gelecek zamana, yani kıyamet gününde gerçekleşmesi iddia edilen şefaatte vurgu yapılması mümkün olmadığı gibi Bakara -125. ayette geçen ((وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مصلا ‘’makam’’(مقام) nasıl mekân ise, İsra -79. ayette geçen (مقام) ‘’makam’’ da aynı anlamda olması gerekir. Zaten Arapçada (مقام)’’makam’’ ikamet edilen mekân demektir. Yine eğer İsra-79. ayette geçen (مقام)’’makam’’ dan kasıt iddia edilen şefaat rütbesi olsaydı (أن يبعثك) yani ‘’ki seni göndersin’’ ifadesi yerine (أن يعطيك) yani ‘’ki sana versin’’ şeklinde olması gerekirdi. Zira insan bir rütbeye gönderilmez, ona rütbe verilir, oysa burada, ‘’ki seni göndersin’ ifadesi kullanılmıştır. Yani gönderme eylemi varsa, o da ancak bir mekâna olur. Bu nedenle bu ayette geçen (مقاما محمودا)’’makamen mahmuden’’ ifadesiyle Hz. Peygamberin ve inananların Mekke’deki müşriklerin yaptıkları zulümden, uyguladıkları şiddet, baskı ve eziyetlerinden uzak bir bir mekân olan Medine’ye yapacakları kutlu hicrete vurgu yapılmıştır. (الله اعلم) Yani Hz. peygamberin Makam-ı Mahmud’a gönderilmesi yakın bir zamanda (dünyada) gerçekleşir. Ki o da bağımsız, özgür yeni bir vatana; Medine‟ye hicret olabilir. Zira bu ayetin siyak-sibakı da bunun böyle olduğunu gösteriyor. Zaten Allah davası uğruna her türlü eziyet ve sıkıntılara göğüs gererek evini, yurdunu terk edip Allah yolunda hicret eden Hz. Peygamberin muhacir olma vasfını kazanması da Allah katında övülen bir Makam-ı mahmud olabilir. Ayrıca Hz. Peygamber ve ona inanan sahabeler de müşriklerin zulüm, şiddet ve baskısından dolayı 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmiştir. Bu göç ileride İslam’ın büyümesi ve güçlenmesi bakımından oldukça önemlidir. Çünkü hicretten sonra Müslümanlar rahatlığa kavuşmuş ve bu vesileyle İslamiyet çeşitli coğrafyalarda yayılmaya başlamıştır. Hicretin tamamlanmasıyla İslam’ın başkalarına anlatılması için bir zemin oluştu. İlk İslam devletinin temelleri Medine’de atıldı. Ve Allah resulü aynı zamanda ilk devlet başkanı oldu. Yani müşriklerin Hz. Peygamber ve sahabeler için bir kayıp olarak nitelendirdiği hicret, onların düşündüğü gibi bir kayıp değil bilakis etkisi kıyamete kadar sürecek bir kazanç meydana getirdi. Görüldüğü gibi bir muhacir olan Hz. Peygamber ve onunla birlikte olanlar manevi anlamda Allah’ın rızasını kazandıkları gibi ileriki aşamalarda maddi anlamda da kazanmışlardır. İşte Hz. Peygamberin Medine’ye yaptığı bu hicret sayesinde hem özgür bir vatana sahip olmuş, hem de maddi ve manevi bakımdan büyük kazanımlar elde etmiştir. Bu nedenle Hz. Peygamberin gönderileceği Makam-ı Hahmud’dan maksat bu hicret olayı ile Medine yurdu olabilir. (الله اعلم) Ayrıca bundan sonra gelen 80. ayet de bu duruma vurgu yapma niteliğindedir. Ama buna rağmen Makam-ı Mahmud, derecesi yüksek olan bir cennet de olabilir. Fakat ayetin siyak ve sabakından hareketle bize göre de bundan kasıt Hz. Peygamberin ve mü’minlerin hicret edip Medine’yi makam/mekân ve yurt/edinmeleridir. Ayrıca (مقام)’’makam, mekân anlamında olduğuna dair Arapça metinleri aşağıya alınan lügatlar ile Bakara -125 ve Duhan -51. ayetlerin tefsir ve meallerine de bkz:
قوله (مقاما محمودا) ومن الممكن أن يكون اسم مكان والبعث بمعنى الإقامة أومضمنا معنى الإعطاء ونحوه، والمعنى عسى أن يقيمك ربك في مقام محمود (تفسير الميزان) مقام :[مفرد]: ج مقامات: مصدر ميميّ من قامَ/ قامَ إلى/ قامَ بـ/ قامَ على/ قام اسم مكان من قامَ/ قامَ إلى/ قامَ بـ/ قامَ على/ قامَ لـ: مسكن، محلّ الإقامة "غادر مقامَه- أي ترك مكانه {كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ. وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ} - {وَمَا مِنَّا إلاَّ لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ) (معجم اللغة العربية المعاصرة – معجم الغني) قوله (ان المتقين في مقام أمين – الدخان -51 ) أي في مكان وموضع أمين (تفسير الطبري) القول الثالث: المراد مقام تحمد عاقبته – وكقوله تعالي ﴿وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَأَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى الخ ) سور البقرة – 125) ويحتمل قولاً رابعاً: أن يكون المقام المحمود شهادته على أمته بما أجابوه من تصديق أو تكذيب، كما قال تعالى { وجئنا بك على هؤلاء شهيداً } [النساء: 41].( النكت والعيون) (المقام المحمود ليس شفاعة النبى ب3 ف 2 ): ويمكن أن يكون المقام المحمود هو الجنة ، وقد حاز النبى عليه السلام هذا المقام بعمله ويحوزه أيضا المؤمنون الذين يموتون وقد حققوا الايمان الخالص والعمل الصالح . ويوم القيامة سيكونون جميعا فى صُحبة واحدة معا (وَحَسُنَ أُوْلَئِكَ رَفِيقاً ) :