close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 73. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-in kâdû leyeftinûneke ‘ani-lleżî evhaynâ ileyke litefteriye ‘aleynâ ġayrah(u)(s) ve-iżen letteḣażûke ḣalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, sana vahyettiğimizden başka şeyler düzüp bize iftira etmen için az kaldı ki seni bile fitneye düşüreceklerdi ve o vakit seni dost edineceklerdi işte.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onlar (müşrikler) neredeyse, Sana vahyettiğimizden başkasını Bize karşı düzüp uydurman (ve Kur’an’ı onların keyfine göre yorumlaman) için Seni fitneye düşüreceklerdi. (Sen onların isteğine uyarsan) O zaman Seni de dost edineceklerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O yolunu şaşırmış kimseler, bizim sana vahyettiğimizden, başka birşey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz gerçeklerden uzaklaştırmaya çalışmaktalar. Öyle ki, bunu başarabilselerdi, seni hemen kendilerine dost edinirlerdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Seni sana vahyettiklerimizden ayırarak, vahyimizin dışında, bizim adımıza, gelişigüzel şeyler uydurman konusunda az kalsın büyük bir sıkıntıya sokacaklardı. Bunu başarabilselerdi, kesinlikle seni dost edineceklerdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira etmen için seni fitneye düşürecek ve o zaman seni dost edineceklerdi.
73.İbnu Merdeviye ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre başlarında Umeyye bin Halef ve Ebu Cehil olmak üzere Kureyş müşriklerinden bazı kimseler Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Ey Muhammed! Gel sen bizim ilâhlarımıza el sür biz de senin dinine girelim" dediler. Resulullah (a.s.) onların Müslüman olmalarını çok istiyordu. Bu teklifleri karşısında onlara biraz yumuşak davrandı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bu rivayetlerin her birinde müşriklerin Resulullah (a.s.)`a kendilerine bazı imtiyazlar tanıması ve din konusunda bazı tavizler vermesi yolundaki teklifleriyle ilgili farklı gelişmelerden söz edilmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Az kalsın seni bile, sana vahy ettiğimizden başkasını bize iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. (Bu âyet-i kerime, Sakîf kabilesinin, Hz. Peygamber efendimizden din hükümlerini kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirmesini istemeleri üzerine nâzil olmuştur.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Adımıza başka şeyler uydurman için neredeyse seni, sana vahyettiğimiz hakikatlerden caydıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Bize başka bir şey iftiran için, vahiy etmiş olduğumuz şeyden seni şaşırayazdılar, böylecene seni dost tutarlardı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bu inkârcılar,) az kalsın, sana vahyettiğimiz (Kur'an) dışında birtakım sözler uydurup bize yakıştırman (ve Kur'an'ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman) için seni fitneye düşüreceklerdi. (Bunu başarabilselerdi) o zaman seni dost edineceklerdi.
Bu ayet, müşriklerin Hz. Peygambere karşı hazırladıkları entrikaları dile getiriyor. Bu entrikaların başında onların Hz. Peygamberi Allah’ın kendisine vahyettiği gerçeklerden saptırıp, O’nun adına iftirada bulunmasını sağlamaktı.  Kureyş müşrikleri, Hz. Peygambere bir uzlaşma teklifinde bulunarak, onların kabile tanrılarını tanımasını ve bu tanımayı da Allah’a dayandırmasını istiyorlardı. Buna karşılık da onun peygamberliğini kabul edeceklerini vaad ediyorlardı.   
Cemil Said
swap_vert close
Teşvîkleriyle seni bizim vahy iylediğimizden uzaklaşdıracaklar ve başka vahiyler ile iftirâk itmeğe sevk iyleyecekler. O vakit sana dost nazarıyla bakacaklar idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O putperestler, sana vahyettiklerimizden başka şeyleri yalan yere bize yamayasın diye neredeyse seni ayartıp ondan saptıracaklar, işte o zaman seni kendilerine dost sayacaklardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Az daha seni bile, sana vahyettiğimizden gayrısını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni halîl ittihaz edeceklerdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) sana vahyettiğimizden gayrısını bize yakıştırman için, (müşrikler kendi akıllarınca) neredeyse senin (dahi) aklını çelecekler ve (yaptıkları planlar tutarsa) o zaman seni dost edineceklerdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, fitneyle¹ neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi.² O zaman seni halil³ edinirlerdi.
1- Sınavı kaybetmeni sağlayacak şeylerle. 2- Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin. 3- Yoldaş, dost. İz bırakan önder.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimizden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Neredeyse (o müşrikler) seni dahi, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftirâ edesin diye, gerçekten fitneye düşüreceklerdi ve(sen onlara uysaydın) o takdirde seni dost edineceklerdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için, (sandılar ki) seni, neredeyse sana vahyettiğimizden saptırabilecekler ve işte o zaman seni hemen bir halil (kendi izlerinden giden bir dost olarak) kabul ederlerdi.*
(*) Müşrikler Resûlullah (s.a.s.)’i yaptığı İslâm tebliğinden vazgeçirmek ve davet ettiği tevhid akîdesinden döndürmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Hatta zaman zaman İslâm ile şirk ve cahiliye âdetleri arasında bir uzlaşma yapması hususunda Hz. peygamber (s.a.s.)’e baskı uyguluyorlardı. Ancak dediklerini yaptığı takdirde onunla dost olabileceklerini söylüyorlardı. Bu hedefe ulaşmak için ona çeşitli tekliflerde bulunuyorlardı. Bu maksatla ona tuzaklar kurdular; mal, makam ve liderlik teklif ederek onu baştan çıkarmaya çalıştılar. Tehdit ettiler, ona karşı iftiralar düzdüler, işkence yaptılar, müslümanlara karşı içtimâî ve iktisâdî boykot uyguladılar. Hülâsa Allah Resûlü (s.a.s.)’i dâvasından vazgeçirmek için girmedikleri yol, başvurmadıkları çare kalmadı… İşte bu âyetler Hz.Peygamberin (s.a.s.)’i ve onun muazzez şahsında kıyâmete kadar tüm müslümanları bu nevi düşünce, hal ve davranışlar hususunda son derece dikkatli, gayretli ve uyanık olmaya davet etmekte; ancak Allah’ın yardımı sâyesinde bu hususta sebât edebileceklerini, değilse sebat edemeyip az da olsa gönüllerinin o tarafa meyledebileceğini bildirmekte; bu konuda en küçük bir gönül kaymasının bile ilâhî gazabı celbedeceğini, hem dünyada hem de âhirette büyük sıkıntılara sebep olacağını haber vermektedir. (Kaynak: Ö. Çelik Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana vahy ettiğimizden başka sözleri, bizim adımıza uydurman için, neredeyse seni yanıltacaklardı. (Bizim adımıza yalan uydursaydın) O zamanda sana yakınlaşacaklardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Az kalsın senin gönlüne bildirdiğimizden seni ayıracaklardı, bir başkasının uydurup da Bizim üzerimize atasın diye. Böyle yapsaydın onlar seni kendilerine yardak edineceklerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar vahyettiğimiz şeyden başkasını bize iftira edesin diye seni az kalsın o vahiyden döndüreceklerdi, o zaman seni candan bir dost edineceklerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Onlar, neredeyse seni fitneye sürükleyecekler; sana vahyettiğimizden başka şeyler uydurarak bunları Bize isnat eden bir iftiracı durumuna düşürecekler ve işte o zaman seni dost edinecekler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman da seni mutlaka dost edinirlerdi.
(Mecme’ul Beyan’da yer aldığına göre müşrikler Peygamber’e şöyle dediler: “Eğer putlarımıza dil uzatmazsan, bizleri beyinsiz olarak nitelendirmezsen ve etrafındaki bu kötü kokan aşağılık kimseleri uzaklaştırırsan biz de yanına oturur ve dediklerini dinleriz.” Peygamber belki hidayet olurlar niyetiyle yapılan teklifi değerlendirirken bu ayet nazil oldu ve onu bu işten sakındırdı.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Bu inkârcılar, sana vahyettiğimiz Kur’an haricinde birtakım sözler uydurup Bize yakıştırman ve o sözleri Allah’ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman için az kalsın seni kandırarak, gönderdiğimiz bu Kur’an’dan saptıracaklardı! Ve dediklerini yapmış olsaydın, o zaman seni kendilerine en yakın dost edineceklerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ondan başkasını bize karşı uydurman için seni, sana vahyettiğimizden neredeyse fitneye düşüreyazdılar. İşte o zaman seni halîl / dost edinirler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Seni, sana vahyettiğimiz sözlerden koparmak için, oyunlar üretiyorlar. Bazı şeyleri bize mal etmeni istiyorlar. Ancak o takdirde seninle dost olacaklarmış.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar sana ayetlerimizden başka bir sözü; “Bu da Allah’tan gelen vahiydir!” diyerek seni sözlerine çağırırlar. Çıkarlarına uygun gördükleri sözleri bizim üzerimize atmaya çalışırlar. Böyle yaparak seni saptırmaya çalışırlar. Onların dediklerini yaparsan seni candan dost kabul edeceklerini söylerler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur’an’dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) O (müşrikler) Bizim sana vahyettiğimizin dışında, Bize karşı başka şeyler uydurursan seni dost edineceklerini (bile söyleyerek) seni deniyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
O [YOLUNU şaşırmış] kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz [gerçeklerden] uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi! ⁸⁸
88 Bu ifade, müşrik Kureyşliler tarafından yapılan bir “uzlaşma teklifi”ni dile getirmektedir: Müşrikler Hz. Peygamber’den, şu ya da bu şekilde, onların kabile tanrılarını da tanımasını ve bu tanımayı da Allah’a dayandırmasını istiyorlar; buna karşılık, o’na kendisini bir peygamber olarak tanıyacaklarını ve bir lider olarak o’nu izleyeceklerini vaad ediyorlardı. Pek tabii, Hz. Peygamber bu teklifi reddetmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Az kalsın seni ayartıp, sana vahyettiğimiz Kuran dışında; bizim adımıza birtakım şeyler uydurtarak, böylece bize iftira etmeni sağlayacaklardı ve o takdirde seni Halil/dost edineceklerdi. 5/48-49, 11/12, 28/87
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İŞTE o (tipler), eğer ellerinden gelseydi, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışmışlardı; o zaman bunu başarabilselerdi, seni de dost edineceklerdi.[²³⁰⁹]
[2309] Âyette, Kâfirûn sûresindekine benzer başarısız pazarlıkların tasarlandığından söz ediliyor. Rivayetlere göre, Taifli Sakîf kabilesi Allah Rasûlü’ne gelerek şehir putu olan Lât’ı terk etmeden müslüman olmak isterler. Lât’ın kendilerine kurak yıllarda yağmur getirdiğini söylerler. Eğer bunu diğer kabileler de isterse “Bunu bana Allah emretti dersin” diye de akıl verirler. Allah Rasûlü bu ısrarlı teklifi her defasında geri çevirir. Onlar Nebi’nin bu teklifi kabul etmesi halinde, kabilelerini İslam’a kolay sokacaklarını söylerler. Allah Rasûlü, o zor günlerin de baskısıyla bir ara onlara istedikleri vermenin ne getirip götüreceği üzerinde düşünür, bu teklifin müzakere edilip edilmemesi hususunda tereddüt yaşar. İşte bunun üzerine bu âyetler iner.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Müşrikler (akıllarınca ) sana vahyettiğimizden başkasını uydurup, bize atıf edesin diye seni fitneye düşürmeye yeltendiler. Güya o takdirde seni candan dost edineceklerdi! (İmana geleceklerdi)
(Nitekim -rivayete göre-, müşriklerin bir kabilesinin elçileri Resulullah s.a.s.'a: "Sana tabi olmamız, davetini kabul etmemiz için bize üç hak tanı; ki biz namazlarda eğilmeyelim, secdeye kapanmayalım, putlarımızı başkaları değil, biz kendimiz kıralım ve bizim bir yıl Lat ve Uzza'ya tapmamıza izin verilsin" dediler.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Az daha onlar seni, sana vahyettiğimizden başkasını üstümüze iftira atman için fitnelemişlerdi. (Eğer böyle yapsaydın) İşte o zaman seni aralarına alırlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlar az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden başkasını Bize iftira edesin diye seni fitneye düşüreceklerdi. O zaman seni elbette dost edineceklerdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Az kalsın, seni bile sana vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup, Bize mal etmen için akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.
Hz. Peygamberin ve müminlerin kritik imtihanlarını anlayabilmek için Mekke döneminde Peygamberimiz (a.s.)’ın yaşadığı halleri düşünelim: Baskı, tehdid, büyük servet teklifleri, kral yapma, en güzel kadınları sağlama, tuzaklar kurma, kendine ve taraflarına yıllarca süren sosyal ve ekonomik boykotlar uygulama gibi. Bunlardan bir tekinin bile nice dâva adamlarını çekip götürdüğü düşünülürse, meselenin kolay olmadığı ortaya çıkar. Âyet, Peygamberimizin bunlara önem verdiği mânasına gelmeyip, müminleri çok ciddî imtihanlara hazırlama gayesine mâtuftur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.
Bu âyetin, dînde bazı ödünler isteyen müşrikler hakkında indiği rivâyet edilir. Demek ki kâfirler müslüman olmak için Hz. peygamber(s.a.v.)den bazı ödünler istemişlerdi. peygamber de onları İslâma çekebilmek için bu isteklerine yüreğinde biraz eğilim duymuştu. Bu âyet, onu ödün vermekten menetmiştir. Çünkü gerçekten ödün verilmez. Hak eğriltilemez. Tevhîd inancından aslâ dönülemez.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Az kaldı ki sana vahy iylediğimizden seni aldadub bize onun gayrıyla iftirâ itdireler. Öyle yapsa idin seni dost ittihâz iderlerdi. [²]
[2] "Benî Sakîf"den bir cemâ'at nezd-i Risâlet'e gelerek: "Eğer üç husûsda müsâ'ade ider isen sana tâbi' oluruz. Biri: Namâzda rükû' ve secde itmeyelim. İkinci: Putları elimizle kırmayalım. Üçünci: Bir sene müddetle Lât dinilen puta 'ibâdet idelim" didiler. Rasûl-ü Ekrem: "Rükû' ve secde olmayan dinde hayır yokdur. Putlarınızı kendi elinizle kırmamakda muhtarsınız. Lât'a 'ibâdetinize müsâ'ade itmem" buyurdılar. Bunun üzerine o cemâ'at: "Bizi 'Arab'ın arasında cümlesinden mümtâz kılasın, eğer 'Arab bundan gücenirler ise 'Bana Allâh böyle emr itdi' dirsin" didiler. Hazret-i Rasûl cevâb virmeyub sükût buyurdı. Bu sükûtı kabûl ma'nâsına aldıklarından bu âyet-i kerîme nâzil oldı. "İbn-i Abbas"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
-sana vahyettiğimizden başka bir şeyi bizim hakkımızda uydurarak neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte O zaman seni dost edineceklerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana vahyettiğimizden başka birşeyi Bize yakıştırman için, akıllarınca seni fitneye düşürecekler ve o zaman seni dost edineceklerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını uydurup bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ yaķın oldılar kim fitneye bıraġalar seni andan kim vaḥy eyledük saña tā yalan baġlayasın üzerümüze andan ayruķ daħı andan dutalar seni dost.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yaḳın oldılar ki fitneye düşüreler seni, saña vaḥy eyledügümüz aḥkāmdan iftirā eylemeg‐içün bizüm üstümüze özgesini. Ol vaḳtda seni dost idinürlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum! Qur’andan) qeyri bir şeyi yalandan Bizə istinad edəsən (iftira yaxasan) deyə, (müşriklər) səni hardasa o sənə vəhy etdiyimizdən sapdıracaqdılar. Belə olacağı təqdirdə, səni, sözsüz ki, özlərinə dost tutacaqdırlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they indeed strove hard to beguile thee (Muhammad) away from that wherewith We have inspired thee, that thou shouldst invent other than it against Us; and then would they have accepted thee as a friend.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And their purpose was to tempt thee away from that which We had revealed unto thee, to substitute in our name something quite different;(2269) (in that case), behold! they would certainly have made thee (their) friend!
2269 It happens with men of Allah, and it happened with the Prophet, that they are tempted by the world with many things which appeal to the world generally, if they would make some small concession in their favour. The "small concession" may hold the key of the position, and neutralise the whole teaching sent by Allah. If the Prophet had accepted wealth and position among the Quraysh and "only respected" their idols! The Quraysh would have taken him into their inner circle! A dishonest liar like Musaylama would have jumped at the opportunity and been hailed as a friend and associate and made much of. But Prophets of Allah are made of sterner stuff. They are given special strength to resist all plausible deception. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنْ
ve şüp- hesiz
كَادُوا
neredey-se idiler
لَيَفْتِنُونَكَ
elbet seni fitneye düşürecekler
عَنِ الَّـذ۪ٓي
o şeyden ki
اَوْحَيْنَٓا
vahyettik
اِلَيْكَ
sana
لِتَفْتَرِيَ
iftira etmen için
عَلَيْنَا
bize karşı
غَيْرَهُۗق
başkasını
وَاِذاً
ve o zaman
لَاتَّخَذُوكَ
gerçekten seni edineceklerdi
خَل۪يلاً
bir dost
(Resulüm!) Neredeyse (o müşrikler) seni, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye fitneye düşüreceklerdi ve (sen onlara uysaydın) işte o zaman (onlar) seni dost edinirlerdi.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِفْتَرٰى
Fiil-VIII
ف ر ي
Uydurdu, iftira etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
اِذًا
Edat
اِذًا
Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, o hâlde, o taktirde
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
خَلِيل
İsim
خ ل ل
Dost