Ve denizde (yolculuk yaparken) size bir sıkıntı (boğulma korkusu) dokunduğu zaman O’ndan başka bütün yalvardıklarınız (zihninizden) kaybolup gider. (Artık o zaman, Allah’tan başka kimseden yardım istemezsiniz. Çünkü ondan başka sizi kurtaracak kimse yoktur). O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. Oysa (böyle) İnsanlar çok nankördürler.*
(*) İnsanlar denizde gemiyle seyahat ederken bir felâketle yüz yüze gelseler, kimilerinin tanrı bilip güvendikleri bütün uydurma güçler zihninden çıkıp gider ve orada Allah ile baş başa kalırlar, O’na yakarırlar; fakat esenliğe kavuşunca yine eski hallerine dönerler. Allah onların bu hallerini nankörlük olarak nitelemektedir. Bu ifade, bir kısım insanların günlük hayatlarında Allah’ı tamamen unuttuklarını, O’nu âdeta hayatlarından sildiklerini, Allah yokmuş gibi davrandıklarını; fakat çaresiz kaldıkları zaman da O’na sığındıklarını, normal şartlara dönünce, yine unuttuklarını bildirerek bunun Allah’a karşı bir nankörlük ve dolayısıyla dinden uzaklaşma olduğuna işaret etmektedir. Günümüz din felsefesi incelemelerinde, “Tanrı konusunda ilgisizlik” şeklinde tanımlanan bu tutum ateizmin bir türü olarak gösterilmekte ve buna “ilgisizlerin ateizmi” denilmektedir. (Bilgi için bk. Etienne Gilson, Ateizmin Çıkmazı, s. 23-30). Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 503) Ayrıca “Bütün yalvardıklarınız/taptıklarınız kaybolur” ifadesi, Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız hiçbir varlığın size herhangi bir yardımının olamayacağı anlamına gelir. “Yalnız Allah kalır (size yardım edecek)” ifadesinin de “Yetiş ya Gavs… Medet yâ…, Şefaat yâ…” gibi yakarışların şirk koşmaktan başka hiçbir işe yaramayacağını îma eder. Şefaat bütünüyle Allah’a aittir. (Zümer 39/44) Allah’a ait olan bir şeyi yine Allah’ın gönderdiği ayetleri çarpıtarak başkalarına transfer etmeye kalkmak hem şirktir hem de küfürdür. (C. Külünkoğlu Meali 109. Ayet Açıklaması)