close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kulnâ leke inne rabbeke ehâta bi-nnâs(i)(c) vemâ ce’alnâ-rru/yâ-lletî eraynâke illâ fitneten linnâsi ve-şşecerate-lmel’ûnete fî-lkur-ân(i)(c) venuḣavvifuhum femâ yezîduhum illâ tuġyânen kebîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
An o zamanı, hani sana demiştik ki hiç şüphe yok, Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır ve biz sana gösterdiğimiz rüyayı da, Kur'an 'daki lanetlenmiş ağacı da ancak insanları sınamak için gösterdik ve onları korkutmadayız, fakat bu, ancak onların taşkınlıklarını arttırmada.
Rüyadan maksat, gözle görüştür ve Hz. Muhammed (s.a.a)'in Mekke'den Kudüs'e gitmesine, oradan da göklere ağmasına, yani Mirac'a işarettir Mirac hakkında, daha Hz. Muhammed (s.a.a)'in zamanında ve Mirac'ı nakleder etmez bir hayli sözler söylendiği için âyette Mirac, "İnsanları sınamak için" meydana gelmiş bir olay diye tavsif edilmiştir. Bu kavil, İbn-i Abbas, Cübeyr oğlu Said, Hasen, Katâde ve Mücâhid'in kavlidir. Hz. Muhammed (s.a.a) Medine'deyken Mekke'yi alacağını görmüştür, buradaki rüyadan maksat budur da denmiştir. Bu rivâyet, başka bir yolla İbn-i Abbas'tan geliyor. Lanetlenmiş ağaç, cehennemin dibinden biten zakkum ağacıdır. Bu rivayet, İbn-i Abbas ve Hasen'den gelmektedir. Ebu Cehl, Muhammed sizi taşları bile yakacak bir ateşle korkutmada, bir yandan da o ateşin içinden ağaç biteceğini söylemekte demiş ve müşrikler ateş içinde ağaç olamayacağını dillerine dolayıp alaya başlamışlardı. Bu yüzden, lanetlenmiş ağaç da insanları bir sınama olmuştu. Bu rüya ve ağaç hakkında bir kavil daha vardır. Said oğlu Sehl, babasından şöyle rivayet etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.a), bir gece minberine maymunların çıktığını görmüş, pek üzülmüştü. Bu, Muhammed-ül-Bakır'la Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan ve Yesar oğlu Said'ten de rivayet edilmiştir. Bu kavle göre lanetlenmiş ağaç da Ümeyyeoğullarıdır (Mecma, 2, 77). İncil'de de iyi ağaç ve kötü ağaç temsili vardır (Matyus, 7, 17-20).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani o vakit Biz Sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Mi’raç’taki muhteşem temaşaları) da, Kur’an’da (bildirilen ve Allah’ın kudretiyle cehennem alevleri içinde yetişen) lanetlenmiş ağacı (zakkum cezasını) da insanları (eğitmek ve) denemek için yaptık. Biz onları (böylece) korkutup (uyarıyoruz). Fakat (bu) onlarda sadece büyük bir azgınlığı ziyadeleştirmektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hatırla o zamanı, hani sana demiştik ki, hiç şüphe yok Rabbin insanları, ilmi ve kudretiyle kuşatmıştır. Ve biz sana gösterdiğimiz rüyayı da, Kur'ân'daki lanetlenmiş ağacı da, ancak insanları sınamak için gösterdik. Ve onları korkutmaktayız, fakat bu ancak onların taşkınlıklarını arttırmakda…
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani sana: “Rabbin geçmiş ve gelecek bütün insanları, insanların hayatlarını, davranışlarını ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Mirac gecesi çıplak gözle sana gösterdiğimiz rüya gibi görüntüleri ve Kur'ân'da rahmetten uzak kılınan ağacı, kaktüsü yalnızca insanları imtihan ve deneme vesilesi olarak düzenleyip hazırladık. Biz insanlara korku veren uyarılarda bulunuyoruz, bu onlarda büyük azgınlıklardan, azgınlıklarını artırmaktan başka bir şey sağlamıyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur'an'da lanetlenmiş ağacı ancak insanlar için bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz ama bu onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmıyor.
60.Ebu Ya`la`nın Ummu Hani (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) İsrâ ve Mirac olayını yaşayınca ertesi sabah geceleyin başından geçenleri Kureyş`ten bazı kimselere anlattı. Kureyşilerse bu anlattıklarından dolayı Resulullah (a.s.) ile alay ettiler ve bu söylediklerinin doğruluğunu gösterecek bir delil ortaya koymasını istediler. Resulullah (a.s.) da onlara Mescidi Aksa`yı tarif etti ve (o sıralarda oralarda bulunan) kervan hakkında bilgiler verdi. Bunun üzerine Velid bin Muğire: "Bu bir büyücüdür" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Burada "rüya" ile kastedilenin ne olduğu konusunda müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu kelime sözlükte "görme" anlamındadır. Ancak gece uykuda görülen şeyler hakkında kullanılmaktadır. İsra ve Miraç olayının uykuda gerçekleştiğini ileri sürenler bu kelimeye doğrudan rüyâ anlamını vermişlerdir. Bu olayın uyanıkken gerçekleştiğini söyleyenler ise kelimenin sözlük anlamına itibar ederek "açıktan görme" anlamı vermişlerdir. Yaygın olan kanaate göre İsra ve Miraç olayı Resulullah (a.s.) uyanıkken gerçekleşmiştir.Ayette geçen: "Kur`an`da lanetlenmiş ağaç..." hakkında İbnu Ebi Hatim ve Beyhaki Abdullah bin Abbas (r.a.)`ın şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Yüce Allah Kur`an-ı Kerim`de zakkumdan söz edince ve Kureyş`ten bilinen kabileyi onunla korkutunca Ebu Cehil: "Muhammed`in sizi korkuttuğu o zakkumun ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Müşrikler: "Hayır" deyince o da şöyle söyledi: "O tereyağlı tiriddir. Eğer elde edersek ondan iyi bir zakkum yapacağız." Bunun üzerine Yüce Allah: "Kur`an`da lanetlenmiş ağacı ancak insanlar için bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz ama bu onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmıyor" diye buyurdu.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani biz sana: 'Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır' demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı insanları denemek için yaptık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey arttırmıyor.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Vaktiyle sana şöyle vahyetmiştik: Muhakkak Rabbin, insanları (Kureyş kâfirlerini azab ile) kuşatmıştır. İsrâ gecesi, sana, o âlenen gösterdiğimizi ve Kur'ân'da lânet edilen (ve cehennem'in dibinde biten Zakkûm isimli) ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan yaptık (insanlardan kimi İsrâ hâdisesini, kimi de cehennemde ağaç biteceğini inkâr etti). Biz, onları korkutuyoruz. Fakat bu, ancak onlara büyük bir taşkınlık ilâve ediyor.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hani bir vakit sana: “Rabbin insanları kuşatmıştır,” dedik. Sana gösterdiğimiz rüyayı (miracı) ve Kur’anda lanetlenmiş zakkum ağacını da, ancak o insanları imtihan için söyledik.(*) Biz onları böyle uyarıyoruz. Fakat bunun onlara büyük bir azgınlıktan başka bir katkısı olmuyor.
[Bedir’de mağlup olacaklarını bildirdik. Bu gaybî bir mucize idi.] (*) Miraç ve gayb âleminden olan Cehennem ile ilgili haberler Peygamberin en büyük mucizelerindendir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hani sana, “Rabbin, insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'ân'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.[291]
[291] Rüya ve lanetlenmiş ağaç hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 316-321.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, sana demiştik ki : «Tanrın insanları sarıp kuşatmıştır!», sana göstermiş olduğumuz düşte, Kur'anda lanet olunmuş olan ağaç da, insanlara bir sınavdır; biz onları korkuturuz, ancak bu onların artırır büyük azgınlığın
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani (peygamberliğin ilk yıllarında) sana demiştik ki: “Muhakkak Rabbin, (ilmiyle, kudretiyle) insanları çepeçevre kuşatmıştır (kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyecektir)!” Sana gösterdiğimiz o rüyayı/müşahedeyi de Kur'an'da lânetlenmiş bulunan ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları (o ağaçla) korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırıyor.
Burada bahsi geçen rüya/müşahede, 1. ayette geçen ve “Gece Yolculuğu” nu izleyen İsra olayında Hz. Peygambere bazı ayetlerin gösterilmesidir. Ancak İsra olayındaki bu müşahedenin bedenle gerçekleştiğini iddia etmek yanlış olur. Çünkü ayette “rü’ya” kelimesi kullanılıyor ki bu kelime “müşahede, rüya, temaşa anlamlarına gelmektedir. Nitekim bazı ayetler Hz. Peygambere uykudayken vahyolunmuştur. Bu hadiseden sonra Hz. Peygambere iman edenlerin bir kısmı dinden dönmüş, bir kısmı ise imanını arttırmıştı. Nesnel realitesi bakımından mahiyeti itibariyle birtakım şüphelere yol açma özelliği taşıdığı için “insanları sınamak” ifadesiyle Allah bu olayı bir imtihan vesilesi yapmıştır. Ancak Hz. Peygamberin bu olayda bedeniyle seyahat ettiğini iddia etmek dinden dönenlerin sayısını daha da artıracaktır. Kur’an’da lânetlenen ağaç” ise, Saffat 37/62, Duhan 44/43 ve Vakia 56/52 surelerinde cehennemin tezahürlerinden biri olarak sözü geçen “Zakkum” ağacıdır. Ayetteki anlam örgüsü içinde ağaç, açıkça cehennemin kendisini simgelediği için, “lanetli” yahut “lânetlenmiş” ağaç olarak nitelendirilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Allâh’ın kudreti insânları her tarafdan ihâta ider" didiğimizi tahattur it sana rü’yânı ve Kur’ân’da la’net ile yâd olunan ağacı göstermekliğimiz insânlar beyninde fitneyi mûcib oldı. Bizim tahvîfimiz ânların tuğyânlarını artdırdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320]
Burada ifade edilen “rüya”dan maksat, Hz. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Kur’an’da lânetlenmiş bulunan ağaç da, cehennemdeki “zakkum” ağacıdır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hani sana, “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur’an’da lânetlenmiş ağacı, sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutan uyarılarda bulunuruz, fakat bu onların taşkınlıklarını iyice arttırmaktan başka bir şey sağlamaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hani sana: Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen ağacı, ancak insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamaz.  
 Müfessirlerin ekseriyetine göre, âyetin, «görüntüler» ile tercüme edilen «rü’yâ» kelimesi, Hz. Peygamber’in Mi’rac gecesindeki müşahedeleridir. «Kur’an’da lânetlenen ağaç» ise, cehennemdeki «zakkum ağacı»dır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin insanları kuşatmış olduğunu sana bildirmiştik. Fakat sana gösterdiğimiz görüntü* ile ve Kuran'da lanetlenen ağaçla adece insanları denedik.** Biz onları uyarırız, ancak bu, onların azgınlığına büyük bir katkıda bulunmaktan başka sonuç vermiyor.
* Kuran'ı almak için Muhammed'in yedinci göğe seyahatine değiniliyor olabilir (17:1 ve 53:1-18). ** Cehennem ateşi içinde biten Zakkum ağacına değiniliyor (37:62-66). "Cehennem ateşi" ifadesini mecazi olarak anlamak istemeyenler, "ateşin içinde ağaç mı yetişir?" diyerek inkarlarında fanatikleştiler. Tanrı, ikiyüzlülere ve inkar etmek isteyenlere özellikle bahane verir (2:26; 3:7; 17:82; 74:31).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve unutma ki vaktiyle sana haberin olsun ki, dedik: rabbın o insanları ihata etmiştir, o sana gösterdiğimiz temaşayı ve Kur'anda lâ'net edilen ağacı da sırf insanlara bir imtihan için yapmışızdır, biz onları tehdid ediyoruz, o onlara büyük bir tuğyan artırmaktan başka netice vermiyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Vaktiyle sana şöyle vahyetmiştik: “Şüphesiz Rabbin (sonsuz ilim ve kudretiyle) insanları kuşatmıştır. (İsrâ ve Miraç gecesi, baş gözünle) sana açıkça gösterdiğimiz o temaşayı (göğün ve yerin hârikulâde şeylerini) ve Kur’ân’da (adı geçen), lânetlenen (cehennemde biten zakkum) ağacı (nı) da sadece insanları imtihân etmek için bir sebep yaptık. Biz (inkârcıların cehennemde zehirli zakkum ağacından yiyeceğini haber vermekle) onları (uyarıyoruz), korkutuyoruz. Fakat bu (uyarımız, küfürdeki inatlarından dolayı) onların azgınlıklarını daha da artırıyor.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani bir zaman sana: “Rabb'in insanları kuşatmıştır.” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyeti¹ ve Kur'an'da lanet edilen ağacı², sadece insanlar için fitne³ kıldık. Biz onları uyarıyoruz. Fakat bu onların aşırı azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
1- Rüyayı/Açık görüntüyü. Bu görüntünün, bu surenin birinci ayetinde yer alan görüntü olduğu hususunda ittifak derecesinde görüş birliği bulunmaktadır. 2- “Eş'şecere” sözcüğü ağaç demektir. Ancak bu sözcük mecaz olarak Kur'an'ın kimi ayetlerinde dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, kargaşa çıkarma anlamlarında kullanılmıştır. (4:65; 7:19) Bu ayette de ağaç ile kast edilen şey mal mülk biriktirme tutkusudur. Zira ağaç gücün ve çokluğun simgesidir. Yoksa Kur'an'ın bilinen anlamıyla herhangi bir ağacı lanetlemiş olması düşünülemez. 3- Sınav.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana: «Şübhesiz Rabbin insanları çepçevre kuşatmışdır» demişdik, hatırla. (Geceleyin) sana gösterdiğimiz o temaşayı ve Kur'anda lâ'net edilen ağacı biz (başka değil) ancak insanlara bir fitne (ve imtihan) yapdık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, onlarda büyük bir taşkınlıkdan başka bir şey artırmıyor.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Hani sana da: “Şübhesiz ki Rabbin, insanları (ilim ve kudretiyle) kuşatmıştır (kimseden korkmadan teblîğe devâm et)!” demiştik. Sana (Mi'râcGecesi) gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lâ'netlenen (Cehennemdeki Zakkum)ağacı(nı) da ancak insanlar için bir imtihan yaptık.(2) Çünki (biz) onları korkutuyoruz, fakat(bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey artırmıyor.
(2)Âyet-i kerîmede geçen ve “temâşâ” diye ma‘nâ verilen “rüyâ” kelimesi, Arabca’da rü’yet(görüş) anlamında olup, Mi‘râc Gecesinde Resûlullah (asm)’a gösterilen ve baş gözüyle gördüğü bir müşâhede olduğu, İbn-i Abbâs (ra)’dan rivâyet edilmiştir. Lâ‘netlenen ağaç ise, Cehennemde alevlerin içinde biteceği bildirilen ve oraya has olan Zakkūm ağacıdır. Gerek Mi‘râc mu‘cizesi, gerekse Zakkūm ağacı onları yalanlayan müşriklerle, onlar hakkında şübheye düşen bazı Müslümanlar için imtihan vesîlesi olmuştur. (İbn-i Kesîr, c.2, 386)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Vaktiyle biz sana (zatım olan) "Rabbin insanları (ilim ve kudretiyle) çepe çevre kuşatmıştır" demiştik. Ve biz sana gösterdiğimiz o rüyayı (isra olayını) ve (manzarası, kokusu ve tadı) zevkten uzak, hoşa gitmeyen (cehennemdeki) o iğrenç ağacı da, Kur’an da ancak insanlar için sınama vesilesi kıldık. Ve biz (inkârcıların cehennemde zehirli zakkum ağacından yiyeceğini haber vermekle), aslında onları korkutup uyarıyoruz. Ama (gerçekleri inkâr etmeye ısrar ettikleri sürece) verilen bu haberler, yalnızca onların büyüklük taslayarak azgınlık (taşkınlık) yapmalarını artırıyor.*
(*) Burada “Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Îsra olayını) ve Kur’an’da anlatılan iğrenç ağacı, insanlara sınama (aracı) yaptık” buyurulmaktadır. Yani bu ayetten de olayın, Peygamber’e gösterilen rüya (rûhânî bir müşâhede, vizyon) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Arapçada rü’yâ, baş gözüyle değil, uykuda veya gönül gözüyle görme olayına denilir. Kaynak: (Kurtubî, el-Câmi‘: 3/425 ) Bu ayete geçen "rü’ya" ifadesi, Hz. Muhammed’e İsra gecesinde rü’ya ile gösterilen görüntüleri anlatmaktadır. Yani İsra, Hz. Muhammed’in gördüğü kutsal bir rüyadır/rüyayı sadıkadır. Ayrıca İsra olayını rüyayı sadıka olarak nitelemek olayı küçültmez. Tam tersine daha da büyütür. Çünkü rüya denilen olay bizim uyanıklık dediğimiz nitelikten çok daha yüksek bir boyutu işaret etmektedir. Kaldı ki burada söz konusu rüya hadisesi sıradan bir insanın rüyası değil bir peygamberin rüyasıdır. Ayrıca İsra’nın bedenen olduğu yönündeki görüşlerin hiçbir dayanağı ve geçerliliği de yoktur. Nitekim bunu hem Kur’an’i ifadelerden (Bk: İsra-60) hem de peygamberimizin eşi Hz. Aişe’nin sözlerinden açık bir biçimde anlayabiliyoruz. Buna göre Hz. Muhammed’in isra hadisesi ruhsal bir yolculuk olup bedensellik söz konusu değildir. Bu inanç ve savın en önemli temsilcisi peygamberin eşi Aişe’dir. Ona göre İsra olayında Hz. Muhammed’in bedeni yatağından hiç ayrılmamıştır. Dolayısıyla İsra, bedensel bir yolculuk değil, ruhsal bir yolculuktur. İsra’nın ruhsal /manevi bir yolculuk ve ruhani bir yükseliş olduğunu söyleyenler ‘’Gece Yürüyüşü Bölümü’nün 60. Sözüne / İsra Suresi’nin 60. ayetine dayanmaktadırlar. Aşağıdaki tefsirlerde de Hz. peygamberin bu olayda gördükleri ruhen olduğuna dair görüşlere yer verilmektedir. Bkz:( Zühretu- tefasir, Tefsirü -l Bağavi, Tefsirü’l – Beydavi ve Tefsirüs - Saadi). Yine müfessirlerin çoğuna göre de (bk تفسير السعدي ) İsra 60. ayette vurgusu yapılan rüya İsra olayıdır. (الله اعلم) Ayrıca İsra olayı gerçekleştiğinde Hz. Aişe, Hz. peygamberle henüz evlenmemişti, bu nedenle onun bu şekildeki rivayeti kabul edilemez diyenlere ise cevabımız şöyle olacaktır. Evet, o zaman onunla evli değildi, ondan sonra evlendiler. Ama Hz. Aişe’ nin bu İsra olayı ile ilgili düşüncesi yanlış olsaydı, Hz. Peygamberin kendi eşinin bu yanlışına müdahale edip düzeltilmesi gerekmez miydi? Neden onun bu düşüncesine müdahale etmemiş? Ayrıca Hz. peygamberin kendi eşinin böyle bir düşünceye sahip olduğunu da bilmemesi mümkün değildir. Çünkü her konuda Hz. peygambere en yakın ve yardımcısı Hz. Aişe idi. Ayrıca bir iddia da şöyledir: Hz. Aişe’ye ait olduğu söylenen bu hadis, sened bakımından çok zayıftır deniliyor. Cevaben deriz ki; Peki, birbirleriyle çelişkili, tutarsız, akla, mantıke, bilime ve İsra-60. ayetine aykırı olan (ki bu ayette göre İsra olayı bir rüyadan ibarettir) diğerlerin /yani Hz. Muhammed’in hem ruhen, hem de bedenen yükseldiğini iddia edenlerin/ rivayetleri de zayıf ve uydurma olmadığını kesin olarak kim söyleyebilir? Veya onun bedenen yükseldiğini kim görmüş, ya da bizzat Hz. peygamberin ağzından kendisinin bedenen yükseldiğini duyan var mı? Hayır! Böyle bir şey yok; çünkü bu konuda söylenenlerin tümü mesnetsiz olup sadece kişi veya kişilerin yorum ve düşünceleridir. Ayrıca İsrâ bir mucize şeklinde (yani bedenen) olsaydı, Hz. peygamberden mucizeler bekleyenlerin bunu gözleriyle görmeleri gerekmez miydi? Hâlbuki mucizeler gösterilirse, inanmayanların gözleri önünde olması gerekir, yoksa mucize olmaktan çıkar. Bu nedenle daha önceki peygamberlere insanların gözleri önünde mucizeler verildiği gibi, bunun da Hz. peygambere herkesin gözü önünde verilmesi gerekirdi. Ama böyle bir şey olmamıştır, demek ki bu olay mucize şeklinde (yani bedenen) değil de, sadece Hz. peygambere ruhani bir yolculuk ve ruhani bir yükselişten ibaret olup yüce Allah’ın ona bir lütfu ikramıdır. Yine ‘’İsra, bir rüya veya ruhani bir yolculuk olsaydı, bu olay, müşrikler için bir imtihan vesilesi olmazdı, çünkü rüya harikulade değildir’’ şeklindeki iddiaları ise bizzat sûrenin 60. ayetle çürütülüp reddedilmektedir. İşte (وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِّلنَّاسِ) şeklindeki ayet, bu rüya’nın (İsra olayının) insanlara imtihan vesilesi olduğunu söylüyor. Zaten peygamberin rüyası bizimki gibi değildir, onunki rüya’yı sadıkadır, ama müşrikler Hz. Peygamberin gördüğü sadık rüyalarına da inanmazlardı. Hâlbuki Hz. Yusuf’un, Hz. İbrahim’in ve Kur’an’da geçen Hz. peygamberin gördükleri rüyaların gerçekleştiğini görüyoruz. Zaten 60. ayette bunun rüya ifadesiyle nitelendirilmesi delil olarak yeterlidir. Ayrıca hem 59. ayete göre, hem de Buhari ve Müslim’in üzerinde ittifak ettikleri hadise göre Hz. peygambere Kur’an’dan başka hiçbir mucize verilmemiştir. İşte hem bundan hem de 60. ayetten hareketle Îsra olayının bedenen, yani mucizevi bir şekilde değil, rüya, yani ruhani bir yolculuk olduğu anlaşılmaktadır. (الله اعلم) وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلا فِتْنَةً } أكثر المفسرين على أنها (أي هذه الرؤية) ليلة الإسراء.( تفسير تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان) والقول الرابع: وهو الأصح وهو قول أكثر المفسرين أن المراد بها (أي بهذه الرؤيا) ما أراه الله تعالى ليلة الإسراء، ... (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) فتأويـل الكلام: وما جعلنا رؤياك التـي أريناك لـيـلة أسرينا بك من مكة إلـى بـيت الـمقدس، إلاَّ فتنة للناس (جامع البيان في تفسير القرآن) وقيل أيضا: الرؤيا هي الإسراء، والفتنة ارتداد من استعظم ذلك وبه تعلق من يقول: كان الإسراء في المنام، بالروح أسرى بروحه وقال قوم: أسرى بروحه دون بدنه. (معالم التنزيل - البغوي) وتصح ان تكون بالروح وهي ما كان بالعروج إلى الملأ الأعلى على ما اخترنا واتبعنا فيه كثرة من السلف الصالح. (زهرة التفاسير) وقالت عائشة { الرؤيا } في الإسراء رؤيا منام، (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) (وما جعلنا الرؤيا التي أريناك ) ليلة الاسراء وتعلق به من قال إنه كان في المنام (تفسير البيضاوي ) وما جعلنا الرؤيا التي أريناك إلا فتنة للناس أكثر المفسرين على أنها ليلة الإسراء (تفسير السعدي ) وقال الجمهور إِن الرؤيا رؤيا لليلة المعراج المذكورة فى أول السورة، اي سورة الاسراء (هميان الزاد إلى دار المعاد) {وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِى أَرَيْنَاكَ} فى المنام، احتج بهذا مَن قال الإسراء فى المنام، لا فى اليقظة، وهو مذهب أصحابنا، وقوم من غيرهم (تيسير التفسير - أطفيش) والله أعلم : ومن قال إنه كان في المنام فالرؤيا منامية، (التسهيل لعلوم التنزيل) والرأى الراجح أن «الرؤيا» هى الإسراء (تفسير القراني للقران) وقالت فرقة: {الملعونة}، المبعدة المكروهة (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقيل تقول العرب لكل طعام مكروه ضار ملعون.( البحر المحيط) وأولـى الأقوال فـي ذلك بـالصواب، قول من قال: عنى به رؤيا رسول الله صلى الله عليه وسلم ما رأى من الآيات والعبر فـي طريقه إلـى بـيت الـمقدس، وبـيت الـمقدس لـيـلة أُسري به، -- وإنـما قُلنا ذلك أولـى بـالصواب، لإجماع الـحجة من أهل التأويـل علـى أن هذه الآية إنـما نزلت فـي ذلك، وإياه عنى الله عزّ وجلّ بها، فإذا كان ذلك كذلك، فتأويـل الكلام: وما جعلنا رؤياك التـي أريناك لـيـلة أسرينا بك من مكة إلـى بـيت الـمقدس، إلاَّ فتنة للناس يقول: إلا بَلاء للناس الذين ارتدّوا عن الإسلام، لـمَّا أُخبروا بـالرؤيا التـي رآها علـيه الصلاة والسلام، ليلة المعراج وتعلق به من قال إنه كان في المنام، (انوار التنزيل واسرار التأويل – البيضاوي - تفسير القرآن – الفيروزابادي) عن قتادة {وَما جَعَلْنا الرُّؤْيا التـي أرَيْناكَ إلاَّ فتْنَةً للنَّاس} قال: الرؤيا التـي أريناك فـي بـيت الـمقدس حين أُسري به، فكانت تلك فتنة الكافر.(الطبري) فإن كان على رؤيا منام فهو فتنة لما ذكرنا، والله أعلم.( (تأويلات أهل السنة) أما ما ذكروه في معنى الرؤيا فما قيل: إن الرؤيا مصدر مرادف للرؤية أو إنها بمعنى الرؤية ليلاً يرده عدم الثبوت لغة ولم يستندوا في ذلك إلى شيء من كلامهم نظماً أو نثراً إلا إلى مجرد الدعوى (الميزان في تفسير القرآن) الرُّؤْيَا : ما يُرَى في النوم والجمع : رُؤًى - الرؤيا: على وزن فعلى وقد تخفف فيه الهمزة فيقال الرؤيا ، جمع رؤى ، ما يراه النائم في المنام { لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيا بِالْحَقِّ }. (فقهية) (تعريف و معنى رؤيا في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي) الخلاصة : لا يعترض على الرأى الأول بأن «الرؤيا» تشير إلى أن الإسراء كان رؤيا منامية،... والرأى الراجح أن «الرؤيا» هى الإسراء، وقد عرفت الاعتراض على هذا الرأى، وردّنا عليه (كتاب التفسير القرآني للقرآن - [عبد الكريم يونس الخطيب]) وثانيهما: أن هذا الإسراء بالنبيّ الكريم، لم يكن معجزة متحدّية، وإنما هو رحلة روحيّة، واستضافة من الله الرحمن الرحيم، للنبىّ، فى رحاب ملكوته، حيث يشهد من ملكوت الله : قيل: كان رؤيا صادقة (لبحر المديد في تفسير القرآن المجيد) وقيل الرؤيا هي الإسراء وقد كانت فتنة للناس آمن بها البعض وكفر بها البعض وبه تعلق من يقول كان الإسراء في المنام (تفسير سورة سورة الإسراء من كتاب التفسير الواضح .- لمؤلفه محمد محمود حجازي) ومع أن أهل التأويل قالوا إن كلمة الرؤيا تطلق على الرؤيا العيانية أيضا. إلا أنها في القرآن لم ترد إلا في معنى الرؤيا المنامية فقط كما يستفاد من آيات سورة الصافات [١٠٢- ١٠٩] وسورة يوسف [٤- ٥ و ٤٣ و ١٠٠] وسورة الفتح [٢٧) ومع كل هذا: فإن جمهور المفسرين يرجحون أن الرؤيا هي الرؤيا التي أراها الله لرسوله في الإسراء. وهو ما نراه الأوجه وبخاصة لأن الإسراء مما أخبر به القرآن في هذه السورة، وكانت رؤيا خاصة بمدركات النبي أخبر بها إخبارا على ما شرحناه في سياق الآية الأولى من السورة : المرجع.( تفسير سورة الإسراء من كتاب التفسير الحديث المعروف بـ -التفسير الحديث .- لمؤلفه محمد عزة دروزة ج) إن الحسن قال فى قوله (وما جعلنا الرؤيا) الآية إنها رؤيا منام رآها (والرؤيا تختص بالنوم). ] وأثبتوا أن المعراج كان بالروح فحسب لوجوه: (١) إن الحركة البالغة فى السرعة إلى هذا الحد غير معقول (٢) إنه لو صح ذلك لكان أعظم المعجزات وكان يجب أن يظهر حين اجتماع الناس حتى يستدلّ به على صدقه فى ادعاء النبوة، فأما أن يحصل ذلك فى وقت لا يراه فيه أحد، ولا يشاهد فيه مشاهد، فإن ذلك عبث لا يليق بحكمة الحكيم. (٣) إن الصعود بالجسم إلى العالم العلوي فوق طبقات معينة مستحيل، لأن الهواء معدوم، فلا يمكن أن يعيش فيه الجسم الحي أو يتنفس فيه. (٤) إن حديث المعراج اشتمل على أشياء فى غاية البعد: (ا) شق بطنه وتطهيره بماء زمزم، والذي يغسل بالماء هو النجاسات العينية، ولا تأثير لذلك فى تطهير القلب من العقائد = الزائفة، والأخلاق المذمومة (ب) ركوب البراق ولا حاجة له بذلك لأن العالم العلوي فى غنى عن ذلك (ج) إنه تعالى أوجب خمسين صلاة، ولم يزل محمد ص يتردد بين الله وموسى إلى أن عاد الخمسون إلى خمس بسبب شفقة موسى عليه السلام- وهذا غير جائز كما قال القاضي أبو بكر الباقلاني لأنه يقتضى نسخ الحكم قبل العمل به، وهذا بداء محال على الله. (د) لم يقل أحد من المسلمين بأن الأنبياء أحياء بأجسادهم فى العالم العلوي، وإنما الحياة هناك حياة روحية لا جسمانية، والتخاطب والكلام معهم والصلاة بهم من الأمور الروحية لا الجسمية، إذ لا يعقل غير هذا- وبهذا يثبت المعراج الرّوحى لا الجسماني - (تفسير المراغي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz sana “Rabbin insanları çepe çevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve lanetlenmiş ağacı, Kur’an da insanlar için fitne yaptık. İnsanları korkutuyoruz ama onları (ahiret azabı ile) korkutmamız, onların isyanlarını daha da büyüterek artırıyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Biz sana: "İşte çalabın insanları kuşatmıştır" demiştik. Biz sana gösterdiğimiz düşü yalnız insanları sınmak için gösterdik. Kur’an’daki uğursuz ağacı var etmemiz de ondandır. Biz böylelikle insanları korkuturuz. Ancak, bütün bunlar onların yalnız azgınlıklarını artırıyor.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani «— Sana Rabbin nâs/ı ilim ve kudretiyle kuşatmıştır» [¹] demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı [²], Kur/an/da mezkûr olan mel/un ağacı [³] nâs arasında fitneye ve ihtilâfa düşürmekten başka bir şey yapmadık [⁴], Biz onları korkuturuz, bu ise aşırı olan taşkınlıklarını artırmadan başka bir şey yapmıyor.
[1] Veya Rabbin Kureyş'i azap ile kuşatacaktır. Artık hiçbir kimseden korkma.[2] Miraç gecesini veya Hüdeybiye senesinde veya Bedir senesinde gördüğü rüyayı.[3] Yiyen kimse açlığından dolayı lânete başlayan ağaç veya Cehennemde biten (o ağaçtan yiyenlere Kur'an lânet eder) yani zekkum ağacını.[4] Gerek rüya ile veya Miraç ile, gerek Cehennemde biten zakkum ağacı ile birtakım halk fitneye ve ihtilâfa düşmüşler, hatta bazıları mürted bile olmuşlardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani sana, “Muhakkak ki Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı³¹ da, Kur’an’da lanetlenmiş o ağacı³² da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz fakat bu onların sadece büyüklük taslayarak azgınlıklarını artırıyor.
31 Buradaki “rüya”, Hz. Peygamber’in “gece yolculuğu”nu izleyen miraç olayıdır. Başta Hz. Ebu Bekir, Hz. Ayşe olmak üzere ileri gelen pek çok sahabeye göre bu rüya, Hz. Peygamber’in isrâ ve miraç olayını ifade etmektedir. 32 Lanetli ağaç ise Sâffât Sûresi, 37/62-63’de geçen “Şeceretü’z-zakkûm”dur. Cehennemi simgelemektedir. Bir uyarı olduğunu anlıyoruz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani sana, “Şüphesiz Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur'an'da lanetlenen ağacı ancak insanlara bir sınama vesilesi kıldık. Biz onları arka arkaya korkutuyoruz, fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmaya yaramıyor.
(Burhan tefsirinde Şii ve Sünni kanallardan nakledilen 16 rivayet esasınca Peygamber’e gösterilen rüyadan maksat, Peygamber’in, Ümeyye oğullarının domuzlar suretinde minberine çıktığını görmesi, lanetlenen ağaçtan maksat ise Ümeyye oğullarıdır. Fahr-u Razi, Taberi, Kurtubi, Nişaburi, Siyuti, Şevkani, Alusi, İbn-i Ebi Hatem, Hatip Bağdadi, İbn-i Merduye, Hâkim, Mukrizi ve Beyhaki mezkûr ayetin tefsirinde İbn-i Abbas’tan (r.a) şöyle nakletmişlerdir: “Kur’an’da lanetlenmiş ağaç”tan maksat, Emeviler’dir. Zira Resulullah (s.a.a) uykuda onları, minber ve mihrabına saldıran maymunlar şeklinde gördü. Peygamber uyandıktan sora Cebrail, mezkûr ayetin nazil olduğunu haber vererek dedi ki: “Rüyanda gördüğün maymunlar, Emeviler’dir. Onlar senden sonra hilafeti gasp edeceklerdir. Mihrap ve minberin bin ay boyunca onların tasarrufu altında olacaktır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani Peygamberliğinin ilk yıllarında sana, “Korkma ey Muhammed, zâlimler Allah’ın nurunu asla söndüremeyecektir; çünkü Rabb’in, sonsuz ilim ve kudretiyle tüm insanları çepeçevre kuşatmıştır!” demiş ve İslâm’ın zaferini sana daha o günlerde müjdelemiştik. Fakat kâfirler, bunu alay konusu yapmışlardı. Gerek sana Miraç gecesinde gösterdiğimiz o büyük mûcizeleri ve muhteşem görüntüleri, gerekse Kur’an’da sözü edilen (37. Saffat: 62-66, 44. Duhan: 43-46 ve 56. Vakıa: 51-53) o lânetlenmiş ağacı, sırfikiyüzlü insanların maskelerinin düşmesi ve gerçek müminlerin ortaya çıkması için bir sınama aracı kılmıştık. İşte Biz, inkârcıların cehennemde zehirli zakkum ağacından yiyeceğini haber vermekle, aslında onları korkutup uyarıyoruz fakat bunca uyarılar, hakkı inkâra şartlandıkları için onların sadece azgınlığını artırıyor.Nitekim müşrikler, Miraç olayını duyar duymaz inkâr etmişlerdi. Oysa Biz, gerçeğin bilgisini senin gibi doğru ve güvenilir bir insandan öğrenmeleri ve ondan ders alıp doğru yolu bulmaları için sana miraçta böyle mûcizeler göstermiştik fakat onlar seninle alay ettiler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, sana: “Senin rabbin, İnsanlar’ı çepeçevre kuşattı” dedik. Sana gösterdiğimiz Rüya’yı da, Kur’ân’daki Lanetlenmiş Ağaç’ı da İnsanlar için ancak bir fitne / deneme yaptık”. Onları korkutuyoruz; onlara ancak büyük bir taşkınlık veriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Vaktiyle sana: " Artık Rabb’in insanları avucunun içine aldı. " dediğimizi hatırla: Sana gösterdiğimiz miraç rüyasını da, hatta Kuran’da lanetlenen zakkum ağacı olayını da sırf insanları sınamak için kurgulamıştık. Güya onları korkutacaktık. Ama görünen o ki bu, onları daha da azdırıyor.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır!” demiştik. Sana rüyanda birçok şeyi göstermiştik. Kur’an’da söz ettiğimiz lânetlenen ağacı insanları sınama aracı yaptık. Sen onlara rüyanda gördüğün gerçekleri anlatıp lanetlenen ağaçtan söz edince ne demek istendiğini anladılar mı? Elbette hayır! Hâlbuki biz onların düşünmeleri için bir örnek vermiş, örneklerden gerekli dersleri çıkarmalarını istemiştik. Ders alıp yola gelmezlerse cezamızla korkutmuştuk. Peki! Verdiğimiz örneğe karşı ne yaptılar? Ders alacaklarına şımarıklıktan, azgınlıktan başka bir şey mi yaptılar?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani sana şöyle demiştik: “Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır. Sana ([isra] esnasında) gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur’an’da lanetlenmiş (zakkum) ağacını, [*]ancak insanları sınamak için meydana getirmiştik. Biz onları (insanları) korkutuyoruz; (bu durum) onların sadece büyük azgınlığını artırıyor.”
Burada sözü edilen “lanetlenmiş ağaç” ile kastedilen Sâffât 37:62, Duhân 44:43-44 ve Vâkı‘a 56:52’te belirtildiği gibi durumunu bilemediğimiz “zakkum ağacı”dır. zakkum ağacıyla ilgili bilgi için bkz. Sâffât 37:62, dipnot 3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Bir zamanlar Sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” demiştik. Biz (mirac’da) sana gösterdiklerimizi ve Kur’an’da lanetlenen (zakkum) ağacını,¹ insanlara sadece bir imtihan (aracı) yaptık. Biz onları sürekli korkutuyoruz fakat (bu) onlardaki büyük azgınlığı artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
1 Rivâyete göre Ebû Cehil: “Muhammed sizi taşları bile yakan ateşle korkutuyor, sonra da o ateşte ağaç biter diyor” der ve cariyesine emredip hurma ve kaymak hazırlatır arkadaşlarına da: “Haydi zıkkımlanın.” diyerek alay eder. Zakkum ile ilgili olarak; Bk. (Saffat: 62-66, Duhân: 43-46, Vakıa: 52-53)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hani, sana [ey Peygamber,] “Rabbin [sınırsız kudret ve ilmiyle] insanları kuşatmıştır; bu sana gösterdiğimiz görüntü ⁷³ de, Kur’an’da lânetlenen [cehennem] ağacı da insanlar için yalnızca bir sınama olacaktır. ⁷⁴ Şimdi [cehennemden bahsederek] insanlara korku veren bir uyarıda bulunuyoruz, ama [hakkı inkara niyetli oldukları sürece] bu [uyarı] onların sadece büyüklük taslayarak küstahça azgınlık, taşkınlık yapmalarını artırıyor” demiştik.
73 Burada bahsi geçen görüntü (ru’yâ), Hz. Peygamber’in “Gece Yolculuğu”nu izleyen Miraç olayıdır (bkz. Ek IV). Bu olay mahiyeti itibariyle birbirleriyle çatışan yorumlara açık olduğu ve dolayısıyla nesnel realitesi bakımından birtakım şüphelere yol açma istidadında bulunduğu için -ayetin devamında ifade edildiği gibi- “insanlar için bir sınama” vesilesi oluşturmaktadır. Şöyle ki: bu olayla yüzyüze geldiklerinde imanı zayıf olanlarla sığ düşünenlerin Muhammed (s)’in dürüstlüğünden ve dolayısıyla peygamberliğinden yana duydukları inanç sarsılırken, Allah’a sarsılmaz bir imanla bağlı olanlar bu olayda Allah’ın seçtiği kimselere bahşettiği ruhanî nimetin olağanüstü bir tezahürünü görmekte ve böylece Kur’an mesajına duydukları iman daha da güçlenmektedir.74 Bu “Kur’an’da lânetlenen ağac”ın, 37:62 vd. ve 44:43 vd.’da cehennemin tezahürlerinden biri olarak sözü geçen “ölümcül meyve ağacı” (şeceratu’z-zakkûm) olduğunda şüphe yoktur (bkz. 37:62-63 ve ilgili 22 ve 23. notlar. Bu notlardan sonuncusunda sözkonusu ağacın insanlar için niçin “bir sınama” olduğu açıklanmaktadır). Yukarıdaki anlam akışı içinde ağaç, açıkça cehennemin kendisini simgelediği için, “lânetli” yahut “lânetlenmiş” ağaç olarak nitelendirilmektedir. Burada, ahiret hayatının başka tezahürlerinin değil de, sadece “cehennem”in özel olarak işaret edilmiş olmasının sebebi, ağacın bir uyarı olduğunu ifade eden sonraki cümlede açıklık kazanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani sana “Senin Rabbinin, tüm insanları ilmiyle çepeçevre kuşattığını” söylemiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kuran’da lanetlenmiş olan o ağacı da insanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Biz onları korkutarak uyarıyoruz, ancak bu onların daha büyük taşkınlık yapmalarından başka bir şeyini arttırmıyor. 37/62...66, 44/43...45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hani (ey Muhammed), Biz sana demiştik ki: “(Tasalanma), senin Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır![²²⁹²] Sana gösterdiğimiz o (malum) rüyayı ise,[²²⁹³] başka değil, insanlar için yalnızca bir imtihan aracı yaptık; tıpkı Kur’an’da geçen lânetlenmiş ağaç gibi…[²²⁹⁴] İşte, onları (bu tür imtihanlarla) korkutarak uyarıyoruz,[²²⁹⁵] ne var ki (bu) onların sadece küstahça azgınlaşıp böbürlenmelerini artırıyor!”
[2292] Yani, “bunlara delil gelse bunlar öncekiler gibi direnmezler” diye düşünme! Çünkü Allah, nasıl bir davranış göstereceklerini bilecek kadar onların içini ve dışını kuşatmıştır. [2293] Ru’yânın mastarı olan ru’yet, ibsar’dan farklı olarak somut ya da soyut, maddî ya da mânevî akledilebilir her şeye delâlet eder. Bu rüyanın sûrenin başında değinilen gece yolculuğu olduğu tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açıktır. İsrâ rüyasının yoruma ve tabire açık ve kesinliğe kapalı tabiatı, insanlar arasında bu müşahedenin bir “imtihan” kılınması sonucunu doğurmuştur (Bkz: Âyet 1, not 2). Aynı şey “üzerinde 19 vardır” âyeti (74:30), Hârût ve Mârût’un öğrettikleri (2:102) için de söz konusudur (Lânetli ağaç için bir sonraki nota bkz). Bizim “malum” şeklindeki açıklamamız, kelimenin belirlilik takısına atfendir. Burada gösterilen rüya, özel bir müşahede olsa gerektir. Çünkü burada “görülen” değil ısrarla “gösterilen” bir şeyden söz edilmektedir. Gösteren görenden çok daha aktiftir. “Biz” zamirine isnat edilmesi, ilâhî kudreti gerektiren bir görme-gösterme olayı ile karşı karşıya olduğumuzun delilidir (Bu rüyanın mahiyeti üzerine daha sahabe hayattayken belirginleşen yorum farklılıkları için bkz: Üç Muhammed, s. 115-119). [2294] Yani: “sınav ağacı”. “Lânetli ağaç” ile, iniş sırasına göre Duhân 43 ve Sâffât 62’de geçen zakkûm ağacı kastedilmektedir. Cehennem ağacı olarak tasvir edilen (37:64) bu ağaç için de aynen burada olduğu gibi “Şüphe yok ki Biz onu (ağacı) zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık” (37:63) denilmektedir. Sınav aracı yapılan şeyler arasında Sâlih peygamberin devesi (54:27) ve cehenneme ait melek ya da insana ait melekeleri temsil eden 19 rakamı da (74:30) sayılmıştır. [2295] Çok özel İsrâ müşahedesi ve cehennem ağacının “sınav” kılınmasına istinaden.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz sana "Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. (Nitekim 55. ayette: "Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir" buyurulmuştur ve bu beyanlar uyarınca Cenab-ı Hakk kullarının içini, dışını, önünü ve sonunu tamamen bilir. Bundan dolayı Kureyş'in istedikleri mucizeler gönderildiği takdirde, önceki ümmetler gibi Peygambere (sana) inanmayacaklarını bilir ve Bu yüzden onları mucize ile imtihan etmiyoruz) Biz; Miraç gecesi sana göstermiş olduğumuz temaşayı ve Kur’an'da lanetlenen ağacı da ancak, onları sınama vesilesi kıldık ki, biz (imana gelmeleri için onları) uyarıyoruz. Oysa bu uyarılar onların taşkınlıklarından başka bir şeyi artırmış olmuyor.
(Nitekim müşrikler Resulullah s.a.s.'ın miracına inanmamışlar, bu eşsiz olayın basit bir rüya veya rûhanî seyir olduğunu iddia etmişlerdir) (Bu sınamada müşrikler kaybettiği gibi -bir zaman- onları yoldan çıkaran şeytan da sınanmış ve o da kaybedenlerden olmuştu, nitekim)  
Osman Fırat
swap_vert close
Bir zaman sana: "Rabbin insanları her bakımdan kuşatmıştır" demiştik. Ve sana gösterdiğimiz O rü’yâyı ve Kur’ân’da la’netlenmiş olan ağacı, insanlar için bir fitne (sınama aracı) yaptık. Ve biz onları böylece korkutuyoruz. Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir işe yaramadı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana demiştik ki: «Senin Rabbin şüphesiz bütün nâsı ihata etmiştir ve sana göstermiş olduğumuz temaşayı ve Kur'an'daki lânet edilmiş olan ağacı da nâsa ancak bir imtihan için kılmıştık ve onları korkutuyoruz. Halbuki onlara pek büyük bir taşkınlıktan başka bir şey artırmış olmuyor.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Unutma ki vaktiyle sana: “Rabbin insanları ilim ve kudretiyle kuşatmıştır. ” demiştik. Gerek miraçta sana gösterdiğimiz temaşayı, gerek Kur'ân'da lânetlenen ve cehennemin dibinde biten o zakkum ağacını, sırf insanları deneme vesilesi kıldık. Biz onları tehdit ediyoruz da bu, onların azgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Bu âyette rüya “düş” anlamına olmayıp, dış dünyada görülen şey mânasınadır. Miraca işarettir. Sadece düş olsaydı, insanlar için ciddi bir imtihan olmazdı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir zaman sana: "Rabbin insanları kuşatmıştır, (suçluları cezalandırmak üzeredir)" demiştik. Sana gösterdiğimiz rü'yayı ve Kur'an'da la'netlenmiş ağacı, insanları(n imanını) sınama (aracı) yaptık. Biz onları (çeşitli biçimlerde) korkutuyoruz. Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir katkı yapmıyor
(182) Bu söz, Bedir zaferinin müjdesi idi. (183) Burada işâret edilen ru'yâ, ya Mi'râc gecesi Hz. peygamber(s.a.v.)e lutfedilen müşâhededir ki Mi'râcın uykuda olduğunu söyleyenler bunu ru'yâ diye açıklamışlar; uyanık iken olduğunu söyleyenler ise, buradaki ru'yâ kelimesini açıktan görme diye tefsîr etmişlerdir. Ru'yâ, uykuda görülen şeylerin adı ise de, asıl kelime anlamı görmektir. Mi'râc gecesi vukubulan görme, bir ru'yâ değil, uyanıklık halinde bir müşâhede (vizyon) idi. Kur'ân'da la'netlenen ağaç da cehennemdeki Zakkum ağacıdır. Putatapanlar bu ağacın adını duyunca: "Muhammed, cehennemin taşları yaktığını sanıyor; sonra orada ağaç bittiğini söylüyor(!)" diyerek alay etmişlerdi. Halbuki bu ağaç, kendi bildikleri türden bir ağaç değil, sembolik anlam taşıyan bir ağaç idi. Bununla Allah, cehennemde biten, cehennemin ürünü olan ağaç gibi insanları temsil etmiş olabilir. Nitekim bu ağacın şeytân veya Ebûcehil veya Hakem ibn Ebu'l-Âs olduğu söylenmiştir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zikr it onı ki biz sana, "Rabbin nâsı ihâta itmişdir ('ilim ve kudreti her şeyi muhîtdir)" didik ve sana gösterdiğimiz ru'yâyı ve Kur'ân'da mezkûr şecere-i mel'ûneyi nâs içün fitne kıldık. Bizim onları korkutmamız onlardaki tuğyânı ziyâdesiyle artırır.[¹]
[1] Bu âyet-i kerîmedeki ru'yâda ihtilâf olundı: Ba'zıları "Mi'râcdır, onı kimi tasdîk itdi ve kimi inkâr ile fitneye düşdi" didiler. Ba'zıları da "Bu Hudeybiye senesinde feth-i Mekke hakkında Rasûl-ü Ekrem'in gördiği ru'yâdır. O sene zuhûr itmemesi îmânda za'îf olanlara fitne oldı" didiler. Kur'ân'da mezkûr şecere-i mel'ûne Sâffât Sûresinde zikr olunan zakkum ağacıdır. Küffâr: "Muhammed'in zu'munca taşları eriden cehennemde nasıl ağaç olur" diye fitneye ve inkâra düşdiler.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün sana: “Rabbin şu insanları çepeçevre kuşattı” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüya[1] da sırf insanları ayrıştırmak[2] içindir. Kur’ân’a koyduğumuz lanetli ağaç[3] da öyledir. Biz onları korkutuyoruz ama bu, onların azgınlıklarını iyice artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
[*] Zakkum ağacı. Saffet 37/62-70; Duhân 44/43-46.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana “Rabbin tüm insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı da ve Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da insanlar için bir imtihan yaptık. Onları korkutuyoruz, ancak bu onların büyük taşkınlıklarından başka bir şeyini artırmıyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana “Rabbin insanları kuşatmıştır” dediğimiz zamanı hatırla. Sana gösterdiğimiz manzaraları ve Kur'ân'daki lânetlenmiş ağacı da Biz insanlar için bir sınama vesilesi yaptık.(9) Biz onları böylece korkutuyoruz; fakat bu onları azdırdıkça azdırıyor.
(9) Sana gösterdiğimiz manzaralar: Miraç gecesi gösterdiklerimiz. Kur’ân’daki lânetlenmiş ağaç: zakkum ağacı. (Buhârî, Tefsir 17:9; Tirmizî, Tefsir 17:4.) Zakkum ağacı için 37:62-63’e bakınız. Bunların her ikisi de müşriklerin inkâr ve alaylarına konu olmuş, kiminin imanını arttırırken kimini de inkârda azdırmak suretiyle bir sınama teşkil etmiştir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hani, sana: "Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır." demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Biz onları korkutuyoruz ama bu onların kudurganlığını artırmaktan başka bir katkı sağlamıyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyiddük size “bayıķ çalabuñ ķapladı ādemįleri” daħı ķılmaduķ görmegi ol kim gösterdük saña illā śınamaķ içün ādemįlere daħı aġacı kim 'amel’ündür ķur’ān’dadur. daħı ķorķıduruz anları. pes arturmaz anlara illā azmaķ ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan ki eyitdük saña ki seni yaradan Allāh bilür cemī‘-i ḫalḳı.Daḫı ḳılmaduḳ ol rü’yāyı ki saña gösterdük mi‘rāc giçesinde, illā fitne olmaġ‐ıçun ḫalḳa. Daḫı ol mel‘ūn zaḳḳūm aġacı ki Ḳur’ān içinde añduḳ, ḳorḳudur‐biz anları. Pes arturmaz anları illā ulu azġunluḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Yadına sal ki, bir zaman sənə: “Rəbbin (Öz əzəli elmi və qüdrəti ilə) insanları ehtiva etmişdir (onların ixtiyarı Allahın əlində olduğu üçün sənə heç bir şey edə bilməzlər!)”–demişdik. (İsra gecəsi) sənə göstərdiyimiz mənzərəni və Qur’anda lə’nətlənmiş (Cəhənnəmdəki zəqqum adlı) ağacı insanlar (Məkkə əhli) üçün yalnız bir imtahan etdik (görək sənin sözünə inanacaqlar, ya yox). Biz onları qorxuduruq, lakin bu qorxutmaq onların tüğyanını artırmaqdan başqa bir şeyə kara gəlmir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (it was a warning) when We told thee: Lo! thy Lord encompasseth mankind, and We appointed the vision which We showed thee as an ordeal for mankind, and (likewise) the Accursed Tree in the Qur’an. We warn them, but it increaseth them in naught save gross impiety.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! We told thee that thy Lord doth encompass mankind round about:(2248) We granted the vision which We showed thee,(2249) but as a trial for men,- as also the Cursed Tree(2250) (mentioned) in the Qur´an: We put terror (and warning) into them, but it only increases their inordinate transgression!
2248 The reference may be to 72:28, probably an earlier Makkan revelation. But the argument is independent of time. This verse falls naturally into three divisions. Warnings and Portents and Signs are sent or not sent according to Allah's All- Wise Plan or Mercy and Justice: this is in no wise inconsistent with the apparent freedom given to the wicked: because (1) in any case Allah is all around all His creatures, and His delay as a Sign of Mercy in no way diminishes His power; (2) the Visions of Truth vouchsafed to Prophets of Allah are themselves Signs by which they can warn the ungodly; and (3) sometimes it is more merciful to give them time by not immediately bringing the matter to judgement. (R). 2249 Some Commentators take this as referring to the Mi'raj (17:1) and others to other spiritual visions. Such visions are miracles, and become a stumbling block to unbelievers. They are an encouragement to men of faith. Thus they are "a trial for men". 2250 The tree of Zaqqum, a bitter and pungent tree described as growing at the bottom of Hell, a type of all that is disagreeable. See 37:62-65; 44:43-46; and 56:52. All these are Surahs chronologically earlier than this Surah. The application of the name to a tree of the myrobalan kind in the region of Jericho is, I think, of post-Quranic date. It is a trial for wrongdoers. See 37:63 and n. 4073.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve o vakit
قُلْنَا
demiş- tik
لَكَ
sana
اِنَّ
şüp- hesiz
رَبَّكَ
Rabbin
اَحَاطَ
kuşat- mıştır
بِالنَّاسِۜ
insanları
وَمَا جَعَلْنَا
ve kılmadık
الرُّءْيَا
o rüyayı
الَّت۪ٓي
o ki
اَرَيْنَاكَ
sana gös- terdik
اِلَّا
ancak
فِتْنَةً
bir im- tihan
لِلنَّاسِ
insanlar için
وَالشَّجَرَةَ
ve ağacı
الْمَلْعُونَةَ
lanetlenen
فِي الْقُرْاٰنِۜ
Kur'ân'da
وَنُخَوِّفُهُمْۙ
ve onları korkutuyoruz
فَمَا يَز۪يدُهُمْ
fakat onlarda arttırmıyor
اِلَّا
an- cak
طُغْيَاناً
bir azgınlık
كَب۪يراً۟
büyük
Hani sana, "Rabbin, insanları (tecellisiyle çepeçevre) kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'ân'da lanetlenmiş bulunan o (cehennemdeki Zakkum) Ağacı(nı) da ancak insanlar için bir imtihan yaptık. Biz onları korkutuyoruz; fakat (bu korkutmamız) onlardaki büyük azgınlıktan başka bir şeyi arttırmıyor.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَحَاطَ
Fiil-IV
ح و ط
Kuşattı, kavradı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
رُءْيَا
İsim
ر ا ي
Rüya
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَرَي
Fiil-IV
ر ا ي
Gösterdi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
شَجَرَة
İsim
ش ج ر
Ağaç
مَلْعُونَة
Edilgen fiil
ل ع ن
Lanetlenen (müennes)
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
خَوَّفَ
Fiil-II
خ و ف
Korkuttu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
طُغْيَان
İsim fiil
ط غ ي
Azgınlık
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük