Vaktiyle biz sana (zatım olan) "Rabbin insanları (ilim ve kudretiyle) çepe çevre kuşatmıştır" demiştik. Ve biz sana gösterdiğimiz o rüyayı (isra olayını) ve (manzarası, kokusu ve tadı) zevkten uzak, hoşa gitmeyen (cehennemdeki) o iğrenç ağacı da, Kur’an da ancak insanlar için sınama vesilesi kıldık. Ve biz (inkârcıların cehennemde zehirli zakkum ağacından yiyeceğini haber vermekle), aslında onları korkutup uyarıyoruz. Ama (gerçekleri inkâr etmeye ısrar ettikleri sürece) verilen bu haberler, yalnızca onların büyüklük taslayarak azgınlık (taşkınlık) yapmalarını artırıyor.*
(*) Burada “Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Îsra olayını) ve Kur’an’da anlatılan iğrenç ağacı, insanlara sınama (aracı) yaptık” buyurulmaktadır. Yani bu ayetten de olayın, Peygamber’e gösterilen rüya (rûhânî bir müşâhede, vizyon) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Arapçada rü’yâ, baş gözüyle değil, uykuda veya gönül gözüyle görme olayına denilir. Kaynak: (Kurtubî, el-Câmi‘: 3/425 ) Bu ayete geçen "rü’ya" ifadesi, Hz. Muhammed’e İsra gecesinde rü’ya ile gösterilen görüntüleri anlatmaktadır. Yani İsra, Hz. Muhammed’in gördüğü kutsal bir rüyadır/rüyayı sadıkadır. Ayrıca İsra olayını rüyayı sadıka olarak nitelemek olayı küçültmez. Tam tersine daha da büyütür. Çünkü rüya denilen olay bizim uyanıklık dediğimiz nitelikten çok daha yüksek bir boyutu işaret etmektedir. Kaldı ki burada söz konusu rüya hadisesi sıradan bir insanın rüyası değil bir peygamberin rüyasıdır. Ayrıca İsra’nın bedenen olduğu yönündeki görüşlerin hiçbir dayanağı ve geçerliliği de yoktur. Nitekim bunu hem Kur’an’i ifadelerden (Bk: İsra-60) hem de peygamberimizin eşi Hz. Aişe’nin sözlerinden açık bir biçimde anlayabiliyoruz. Buna göre Hz. Muhammed’in isra hadisesi ruhsal bir yolculuk olup bedensellik söz konusu değildir. Bu inanç ve savın en önemli temsilcisi peygamberin eşi Aişe’dir. Ona göre İsra olayında Hz. Muhammed’in bedeni yatağından hiç ayrılmamıştır. Dolayısıyla İsra, bedensel bir yolculuk değil, ruhsal bir yolculuktur. İsra’nın ruhsal /manevi bir yolculuk ve ruhani bir yükseliş olduğunu söyleyenler ‘’Gece Yürüyüşü Bölümü’nün 60. Sözüne / İsra Suresi’nin 60. ayetine dayanmaktadırlar. Aşağıdaki tefsirlerde de Hz. peygamberin bu olayda gördükleri ruhen olduğuna dair görüşlere yer verilmektedir. Bkz:( Zühretu- tefasir, Tefsirü -l Bağavi, Tefsirü’l – Beydavi ve Tefsirüs - Saadi). Yine müfessirlerin çoğuna göre de (bk تفسير السعدي ) İsra 60. ayette vurgusu yapılan rüya İsra olayıdır. (الله اعلم) Ayrıca İsra olayı gerçekleştiğinde Hz. Aişe, Hz. peygamberle henüz evlenmemişti, bu nedenle onun bu şekildeki rivayeti kabul edilemez diyenlere ise cevabımız şöyle olacaktır. Evet, o zaman onunla evli değildi, ondan sonra evlendiler. Ama Hz. Aişe’ nin bu İsra olayı ile ilgili düşüncesi yanlış olsaydı, Hz. Peygamberin kendi eşinin bu yanlışına müdahale edip düzeltilmesi gerekmez miydi? Neden onun bu düşüncesine müdahale etmemiş? Ayrıca Hz. peygamberin kendi eşinin böyle bir düşünceye sahip olduğunu da bilmemesi mümkün değildir. Çünkü her konuda Hz. peygambere en yakın ve yardımcısı Hz. Aişe idi. Ayrıca bir iddia da şöyledir: Hz. Aişe’ye ait olduğu söylenen bu hadis, sened bakımından çok zayıftır deniliyor. Cevaben deriz ki; Peki, birbirleriyle çelişkili, tutarsız, akla, mantıke, bilime ve İsra-60. ayetine aykırı olan (ki bu ayette göre İsra olayı bir rüyadan ibarettir) diğerlerin /yani Hz. Muhammed’in hem ruhen, hem de bedenen yükseldiğini iddia edenlerin/ rivayetleri de zayıf ve uydurma olmadığını kesin olarak kim söyleyebilir? Veya onun bedenen yükseldiğini kim görmüş, ya da bizzat Hz. peygamberin ağzından kendisinin bedenen yükseldiğini duyan var mı? Hayır! Böyle bir şey yok; çünkü bu konuda söylenenlerin tümü mesnetsiz olup sadece kişi veya kişilerin yorum ve düşünceleridir. Ayrıca İsrâ bir mucize şeklinde (yani bedenen) olsaydı, Hz. peygamberden mucizeler bekleyenlerin bunu gözleriyle görmeleri gerekmez miydi? Hâlbuki mucizeler gösterilirse, inanmayanların gözleri önünde olması gerekir, yoksa mucize olmaktan çıkar. Bu nedenle daha önceki peygamberlere insanların gözleri önünde mucizeler verildiği gibi, bunun da Hz. peygambere herkesin gözü önünde verilmesi gerekirdi. Ama böyle bir şey olmamıştır, demek ki bu olay mucize şeklinde (yani bedenen) değil de, sadece Hz. peygambere ruhani bir yolculuk ve ruhani bir yükselişten ibaret olup yüce Allah’ın ona bir lütfu ikramıdır. Yine ‘’İsra, bir rüya veya ruhani bir yolculuk olsaydı, bu olay, müşrikler için bir imtihan vesilesi olmazdı, çünkü rüya harikulade değildir’’ şeklindeki iddiaları ise bizzat sûrenin 60. ayetle çürütülüp reddedilmektedir. İşte (وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِّلنَّاسِ) şeklindeki ayet, bu rüya’nın (İsra olayının) insanlara imtihan vesilesi olduğunu söylüyor. Zaten peygamberin rüyası bizimki gibi değildir, onunki rüya’yı sadıkadır, ama müşrikler Hz. Peygamberin gördüğü sadık rüyalarına da inanmazlardı. Hâlbuki Hz. Yusuf’un, Hz. İbrahim’in ve Kur’an’da geçen Hz. peygamberin gördükleri rüyaların gerçekleştiğini görüyoruz. Zaten 60. ayette bunun rüya ifadesiyle nitelendirilmesi delil olarak yeterlidir. Ayrıca hem 59. ayete göre, hem de Buhari ve Müslim’in üzerinde ittifak ettikleri hadise göre Hz. peygambere Kur’an’dan başka hiçbir mucize verilmemiştir. İşte hem bundan hem de 60. ayetten hareketle Îsra olayının bedenen, yani mucizevi bir şekilde değil, rüya, yani ruhani bir yolculuk olduğu anlaşılmaktadır. (الله اعلم) وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلا فِتْنَةً } أكثر المفسرين على أنها (أي هذه الرؤية) ليلة الإسراء.( تفسير تيسير الكريم الرحمن في تفسير كلام المنان) والقول الرابع: وهو الأصح وهو قول أكثر المفسرين أن المراد بها (أي بهذه الرؤيا) ما أراه الله تعالى ليلة الإسراء، ... (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) فتأويـل الكلام: وما جعلنا رؤياك التـي أريناك لـيـلة أسرينا بك من مكة إلـى بـيت الـمقدس، إلاَّ فتنة للناس (جامع البيان في تفسير القرآن) وقيل أيضا: الرؤيا هي الإسراء، والفتنة ارتداد من استعظم ذلك وبه تعلق من يقول: كان الإسراء في المنام، بالروح أسرى بروحه وقال قوم: أسرى بروحه دون بدنه. (معالم التنزيل - البغوي) وتصح ان تكون بالروح وهي ما كان بالعروج إلى الملأ الأعلى على ما اخترنا واتبعنا فيه كثرة من السلف الصالح. (زهرة التفاسير) وقالت عائشة { الرؤيا } في الإسراء رؤيا منام، (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) (وما جعلنا الرؤيا التي أريناك ) ليلة الاسراء وتعلق به من قال إنه كان في المنام (تفسير البيضاوي ) وما جعلنا الرؤيا التي أريناك إلا فتنة للناس أكثر المفسرين على أنها ليلة الإسراء (تفسير السعدي ) وقال الجمهور إِن الرؤيا رؤيا لليلة المعراج المذكورة فى أول السورة، اي سورة الاسراء (هميان الزاد إلى دار المعاد) {وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِى أَرَيْنَاكَ} فى المنام، احتج بهذا مَن قال الإسراء فى المنام، لا فى اليقظة، وهو مذهب أصحابنا، وقوم من غيرهم (تيسير التفسير - أطفيش) والله أعلم : ومن قال إنه كان في المنام فالرؤيا منامية، (التسهيل لعلوم التنزيل) والرأى الراجح أن «الرؤيا» هى الإسراء (تفسير القراني للقران) وقالت فرقة: {الملعونة}، المبعدة المكروهة (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقيل تقول العرب لكل طعام مكروه ضار ملعون.( البحر المحيط) وأولـى الأقوال فـي ذلك بـالصواب، قول من قال: عنى به رؤيا رسول الله صلى الله عليه وسلم ما رأى من الآيات والعبر فـي طريقه إلـى بـيت الـمقدس، وبـيت الـمقدس لـيـلة أُسري به، -- وإنـما قُلنا ذلك أولـى بـالصواب، لإجماع الـحجة من أهل التأويـل علـى أن هذه الآية إنـما نزلت فـي ذلك، وإياه عنى الله عزّ وجلّ بها، فإذا كان ذلك كذلك، فتأويـل الكلام: وما جعلنا رؤياك التـي أريناك لـيـلة أسرينا بك من مكة إلـى بـيت الـمقدس، إلاَّ فتنة للناس يقول: إلا بَلاء للناس الذين ارتدّوا عن الإسلام، لـمَّا أُخبروا بـالرؤيا التـي رآها علـيه الصلاة والسلام، ليلة المعراج وتعلق به من قال إنه كان في المنام، (انوار التنزيل واسرار التأويل – البيضاوي - تفسير القرآن – الفيروزابادي) عن قتادة {وَما جَعَلْنا الرُّؤْيا التـي أرَيْناكَ إلاَّ فتْنَةً للنَّاس} قال:
الرؤيا التـي أريناك فـي بـيت الـمقدس حين أُسري به، فكانت تلك فتنة الكافر.(الطبري) فإن كان على رؤيا منام فهو فتنة لما ذكرنا، والله أعلم.( (تأويلات أهل السنة) أما ما ذكروه في معنى الرؤيا فما قيل: إن الرؤيا مصدر مرادف للرؤية أو إنها بمعنى الرؤية ليلاً يرده عدم الثبوت لغة ولم يستندوا في ذلك إلى شيء من كلامهم نظماً أو نثراً إلا إلى مجرد الدعوى (الميزان في تفسير القرآن) الرُّؤْيَا : ما يُرَى في النوم والجمع : رُؤًى - الرؤيا: على وزن فعلى وقد تخفف فيه الهمزة فيقال الرؤيا ، جمع رؤى ، ما يراه النائم في المنام { لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيا بِالْحَقِّ }. (فقهية) (تعريف و معنى رؤيا في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي) الخلاصة : لا يعترض على الرأى الأول بأن «الرؤيا» تشير إلى أن الإسراء كان رؤيا منامية،... والرأى الراجح أن «الرؤيا» هى الإسراء، وقد عرفت الاعتراض على هذا الرأى، وردّنا عليه (كتاب التفسير القرآني للقرآن - [عبد الكريم يونس الخطيب]) وثانيهما: أن هذا الإسراء بالنبيّ الكريم، لم يكن معجزة متحدّية، وإنما هو رحلة روحيّة، واستضافة من الله الرحمن الرحيم، للنبىّ، فى رحاب ملكوته، حيث يشهد من ملكوت الله : قيل: كان رؤيا صادقة (لبحر المديد في تفسير القرآن المجيد) وقيل الرؤيا هي الإسراء وقد كانت فتنة للناس آمن بها البعض وكفر بها البعض وبه تعلق من يقول كان الإسراء في المنام (تفسير سورة سورة الإسراء من كتاب التفسير الواضح .- لمؤلفه محمد محمود حجازي) ومع أن أهل التأويل قالوا إن كلمة الرؤيا تطلق على الرؤيا العيانية أيضا. إلا أنها في القرآن لم ترد إلا في معنى الرؤيا المنامية فقط كما يستفاد من آيات سورة الصافات [١٠٢- ١٠٩] وسورة يوسف [٤- ٥ و ٤٣ و ١٠٠] وسورة الفتح [٢٧) ومع كل هذا: فإن جمهور المفسرين يرجحون أن الرؤيا هي الرؤيا التي أراها الله لرسوله في الإسراء. وهو ما نراه الأوجه وبخاصة لأن الإسراء مما أخبر به القرآن في هذه السورة، وكانت رؤيا خاصة بمدركات النبي أخبر بها إخبارا على ما شرحناه في سياق الآية الأولى من السورة : المرجع.( تفسير سورة الإسراء من كتاب التفسير الحديث المعروف بـ -التفسير الحديث .- لمؤلفه محمد عزة دروزة
ج) إن الحسن قال فى قوله (وما جعلنا الرؤيا) الآية إنها رؤيا منام رآها (والرؤيا تختص بالنوم). ] وأثبتوا أن المعراج كان بالروح فحسب لوجوه: (١) إن الحركة البالغة فى السرعة إلى هذا الحد غير معقول (٢) إنه لو صح ذلك لكان أعظم المعجزات وكان يجب أن يظهر حين اجتماع
الناس حتى يستدلّ به على صدقه فى ادعاء النبوة، فأما أن يحصل ذلك فى وقت لا يراه فيه أحد، ولا يشاهد فيه مشاهد، فإن ذلك عبث لا يليق بحكمة الحكيم. (٣) إن الصعود بالجسم إلى العالم العلوي فوق طبقات معينة مستحيل، لأن الهواء معدوم، فلا يمكن أن يعيش فيه الجسم الحي أو
يتنفس فيه. (٤) إن حديث المعراج اشتمل على أشياء فى غاية البعد: (ا) شق بطنه وتطهيره بماء زمزم، والذي يغسل بالماء هو النجاسات العينية، ولا تأثير لذلك فى تطهير القلب من العقائد = الزائفة، والأخلاق المذمومة (ب) ركوب البراق ولا حاجة له بذلك لأن العالم العلوي فى غنى
عن ذلك (ج) إنه تعالى أوجب خمسين صلاة، ولم يزل محمد ص يتردد بين الله وموسى إلى أن عاد الخمسون إلى خمس بسبب شفقة موسى عليه السلام- وهذا غير جائز كما قال القاضي أبو بكر الباقلاني لأنه يقتضى نسخ الحكم قبل العمل به، وهذا بداء محال على الله. (د) لم يقل أحد من المسلمين بأن الأنبياء أحياء بأجسادهم فى العالم العلوي، وإنما الحياة هناك حياة روحية لا جسمانية، والتخاطب والكلام معهم والصلاة بهم من الأمور الروحية لا الجسمية، إذ لا يعقل غير هذا- وبهذا يثبت المعراج الرّوحى لا الجسماني - (تفسير المراغي)