(Ey Resulüm! Sana) ayetleri (mucizeleri) göndermeyişimizin tek sebebi, daha önceki toplumların onları (o mucizeleri gözleriyle gördükleri hâlde) hep yalanlamış (ve daha sonrakilerin de aynı şekilde yalanlayacak) olmalarıdır. (Dolayısıyla, çağdaş inkârcıların da mucize görünce iman edeceklerini sanma¬yın. Nitekim, bir zamanlar.) Semud (halkın)a da bir kanıt (hissi mucize) olarak dişi deveyi vermiştik. Onlar ise (o deveye saldırarak onu vahşice öldürdüler ve) bu yüzden (kendilerine) zulüm (yazık) etiller. (O hâlde, inkârcılar ne kadar isteseler de, artık onlar istedi diye böyle mucizeler göndermeyeceğiz.) Hâlbuki biz ayetleri (hissi mucizeleri azap ve ihlâk için değil) ancak (ahiret günü azabından) korkutmak (uyarıp uyandırmak) amacıyla göndeririz (İşte bunun için, biz sana sadece büyük ve kalıcı bir mucize olan Kur’an’ı gönderdik.)*
(*) Bu âyet, Hz. Muhammed’e, daha önceki peygamberlere verilen türden hissi ilâhî kudret delilleri (mucizeler) verilmediğini açıkça söyler. Aynı zamanda bu verilmeyişin gerekçesini de açıklar. Allah Rasûlü’nün risaletini destekleyici ‘ilâhî kudret delîli’ (âyet), daha öncekiler gibi beş duyuya hitap eden türden değil, akla hitap eden türdendir. O ilâhî kudret delîli vahiydir: “Ne yanı! Şimdi, bu ilâhî kelâmı kendilerine iletmen için sana indirmiş olmamız (ilâhî kudret delîli isteyen) o kimselere yetmedi mi?” (29:51). Bu, “Rabbinden ona bir ilâhî kudret delîli/âyet indirilmesi gerekmez miydi?” (29:50) sorusuna verilmiş bir cevaptır. İlk inkârcı muhatapların bu tür taleplerini reddeden bir başka âyet, bu red için “Eğer kendilerine bir ilâhî kudret delîli gelmiş olsaydı yine de inanmazlardı” (6:109) gerekçesini gösterir. (M. İslamoğlu, M. Okuyan) Yani yüce Allah onlara mucizeleri göstermiş olsaydı, yine de ona büyü diyerek birçoğu inanmayacaktı ve o zaman dünyevi azaba çarpılacaklardı, yani iman etmeden diğer toplumlar gibi kendileri de helâk olacaklardı, oysa yüce Allah o müşriklerin imansız gitmelerini istemiyordu. Bu nedenle Hz. Peygambere hissi bir mucize vermedi. Zaten yüce Allah daha sonra onların çoğunun (Mekke fethi ile) iman edeceklerini biliyordu. İşte bu nedenlerle yüce Allah, Hz peygambere mucize olarak sadece Kur’an vermiştir. Bu Kur’an mucizesi kıyamete kadardır, o değiştirilmedi ve değiştirilmeyecektir de. İşte Kur’an’dan başka Hz. Peygambere mucizeler verilmiştir diyen rivayetler yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir. Zaten söz konusu iddia edilen mucizeler olsaydı, elbette Kur’an onlardan da söz ederdi. Kur’an, Hz. Musa ve diğer peygamberlerin mucizelerinden söz ediyor da, neden Hz. Peygamberin mucizelerinden söz etmiyor? Ayrıca bu ayet ile bundan sonraki 60. ayetin birlikte gelmesi de bize bu konuda aydınlatıcı bir mesaj verilmektedir. O mesaj şudur: 59. ayetle Hz. peygambere Kur’an’dan başka hissi bir mucize verilmediği ve 60. ayetle de İsra olayının bedensel bir yolculuk olmadığı, bilakis Hz. peygamberin bir rüyayı sadıka yani ruhani bir yolculuk olduğu gösterilmektedir. Onun mucizesi sadece Kur’an olduğunu söyleyen aşağıdaki tefsir ve yorumlara bakılabilir. Ayrıca Hz. peygambere Kur’an’dan başka bir ayet/mucize verilmediğini üzerinde ittifak edilen bir hadis metni de aşağıdadır. Üzerinde ittifak edilen o hadis şöyledir "Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları bir mûcize verilmiş olmasın. Bana mûcize olarak verilen ise, ancak Allah’ın bana vahyettiğidir/Kur’an’dır/" buyurmuştur (Buhârî, Müslim). Demek ki, Hz. peygambere verilen tek ve ebedi mucize sadece Kur’an’dır. Kur’an’ın ve üzerinde ittifak edilen bu hadisi şerifin verdiği mesaj, mucize üreticilerine cevap olarak yetmiyor mu? Onlar Kur’an deseler, Kur’an hissi mucizeelri reddediyor, hadis deseler, sahih hadis de reddediyor, akıl ve mantık deseler, bunlar da onların ürettikleri mucizeleri reddediyor. Peki bütün bunlara rağmen mucize üreticileri de Kur’an’ın anlattıklarına inanmayanlar gibi (فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ (Mürselat-50) ‘’Artık onlar ondan (Kur’an’dan) sonra hangi söze inanacaklar?’’ şeklindeki ilahi mesajın hükmü altına girmiyorlar mı? İşte Kur’an mucizesi dışında bütün mucizeleri reddeden Buhari ve Müslim’in de üzerinde ittifak ettikleri hadisin Arapça metni ve açıklamalar aşağıya alınmıştır.
ما من الأنبياء من نبيٍّ ، إلا و قد أُعطَى من الآيات ما مِثلُه آمنَ عليه البشرُ ، و إنما كان الذي أُوتيتُه وحيًا أوحاه اللهُ إليَّ ، فأرجو أن أكون أكثرَهم تابعًا يومَ القيامة (متفق عليه)ِ الراوي : أبو هريرة | المحدث : الألباني | المصدر : صحيح الجامع | الصفحة أو الرقم : 5681 | خلاصة حكم المحدث : صحيح | التخريج : أخرجه البخاري (7274)، ومسلم باختلاف يسير.)ِ وكما يفهم من هذه الاية يفهم أيضا من أن ايات القران كلها تنص على عدم اعطاء النبي اية ومعجزة كونية يراها الناس كي يؤمنوا وانما الاية والمعجزة القران الكريم وحده : اذا إن معجزة الإسلام هي القرآن . وهو كتاب يرسم منهجا كاملا للحياة . ويخاطب الفكر والعقل , ويلبي الفطرة القويمة . ويبقى مفتوحا للأجيال المتتابعة تقرؤه وتؤمن به إلى يوم القيامة . أما الخارقة المادية فهي تخاطب جيلا واحدا من الناس , وتقتصر على من يشاهدها من هذا الجيل . على أن كثرة من كانوا يشاهدون الآيات لم يؤمنوا بها . وقد ضرب السياق المثل بثمود , الذين جاءتهم الناقة وفق ما طلبوا واقترحوا آية واضحة . فظلموا بها أنفسهم وأوردوها موارد الهلكة تصديقا لوعد الله بإهلاك المكذبين بالآية الخارقة . وما كانت الآيات إلا إنذارا أو تخويفا بحتمية الهلاك بعد مجيء الآيات . هذه التجارب البشرية اقتضت أن تجيء الرسالة الأخيرة غير مصحوبة بالخوارق . لأنها رسالة الأجيال المقبلة جميعها لا رسالة جيل واحد يراها . ولأنها رسالة الرشد البشري تخاطب مدارك الإنسان جيلا بعد جيل , وتحترم إدراكه الذي تتميز به بشريته والذي من أجله كرمه الله على كثير من خلقه ولقد ارتد بعض من كان آمن بالرسول [ ص ] بعد حادثة الإسراء , كما ثبت بعضهم وازداد يقينا . ومن ثم كانت الرؤيا التي أراها الله لعبده في تلك الليلة "فتنة للناس" وابتلاء لإيمانهم . أما إحاطة الله بالناس فقد كانت وعدا من الله لرسوله بالنصر , وعصمة له من أن تمتد أيديهم إليه .--- القرآن الكريم، هو المعجزة الخالدة لنبيناً محمد صلى الله عليه وسلم، ... (القرآن الكريم معجزة دائمة - إسلام ويب - مركز الفتوى) والملاحظة المهمَّة في مجال المعجزات أنَّ جميعَ معجزات الأنبياء والرسل عليهم السلام باستثناء معجزة الرسول الأكرم صلى الله عليه وآله وسلم كانت مقصورة على الحاضرين، حيث كانت تثبت عندهم بالمشاهدة ثمَّ يتمّ إثباتها للغائبين عن طريق النقل. فجميع الرِّسالات السَّماوية السَّابقة على الإسلام كانت محدودةً في الزَّمان والمكان، والآيات القرآنيّة تشيرُ إلى ذلك بوضوح.). لكن لمَّا كانت رسالة النبيّ صلى الله عليه وآله وسلم هي الرِّسالة الخاتمة حيث إنَّه لا نبيّ بعده وبما أنَّه صلى الله عليه وآله وسلم لم يُبعثْ لأمَّةٍ محدّدة في مكانٍ محدّد، وزمان معيَّن، أو زمان خاص، وإنّما أُرسل إلى النَّاس كافّةً كما تشيرُ الآيات القرآنيّة إلى شموليَّة دعوته صلى الله عليه وآله وسلم وعمومية نبوّته لجميع البشر: اقضت الحكمةُ الإلهيّةُ تزويد النبيّ صلى الله عليه وآله وسلم بمعجزة خالدة لا تقتصر على زمان خاص، ولا على مكانٍ معيّن وهي القران وحده (القرآن الكريم المعجزة الخالدة) فكلمة (منعنا) تفيد بأن الله تعالى لم يظهر أي معجزة على يد نبيه الخاتم عدا القرآن الكريم .لقد طالب المشركون نبينا محمدا عليه السلام بالمعجزات التي تدل على نبوته، كحال من سبقوه من الأنبياء، فجاء الرد بأنه لن يُرسل لهم ما طلبوه؛ وذلك للسبب الذي وضحته الآية نفسها: (إِلَّا أَنْ كَذَّبَ بِهَا الْأَوَّلُونَ) (حبل الله).