Ve Rabbin göklerde ve yerde bulunan kimseleri çok iyi bilmektedir. Andolsun, peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler verdik. Tıpkı, Davud'a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) Zebur'u verdiğimiz gibi.
Bkz. 2/136, 253, 2/285, 3/84“Göklerde ve yerde bulunan kimseler” ifadesi, dünyanın dışındaki gezegenlerde de hayatın olabileceğine ve oralarda da bizim gibi varlıkların yaşayabileceğine işaret etmektedir. “Peygamberlerin bir kısmının bir kısmına üstün kılınması”, aldıkları vahyin ağırlığına, yüklendikleri misyonun etki sahasına göre farklıdır. Mesela Hz. Peygamberin dışındaki peygamberler zamana ve bölgeye peygamber olarak gönderilmiş iken Hz. Muhammed bütün âleme ve sonunu bilemediğimiz bir zamana peygamber olarak gelmiştir. “Ulu’l-azm” dediğimiz büyük peygamberler, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Hz. Muhammed bu özellikleriyle diğer peygamberlerden farklıdırlar. Hatta ayetin sonunda geçen “Davud’a da Zebur’u verdik” ifadesi bu hususu teyit etmektedir. Ancak ümmetlere düşen, peygamberleri farklılıklarıyla ve özellikleriyle yarıştırmak değil, onların tebliğ ettikleri ve örnekliğiyle onlar gibi yaşamaya çalışmaktır.Hz. Davud, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir. Hem peygamberdi hem de hükümdar. Soy bakımından Yakup Peygamberin Yehûda adlı oğluna dayanır. Hz. Süleyman’ın babasıdır. Kudüs’te doğdu ve orada yaşadı. Kendisine İbrani dilinde Zebur kitabı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur’an’da on altı yerde geçmektedir. Ayette özellikle Hz. Davud’un ve Zebur’un zikredilmesi. Kureyş kabilesi Hz. Peygamberle mücadelede Yahudilerden yardım isteyince, onlar da “Musa’dan sonra peygamber, Tevrat’tan sonra da kitap gelmemiştir.” demelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu özel ifade hem peygamber hem de hükümdar olan Hz. Davud’un hükümdarlığına değil de Tevrat’a dikkatlerin çekilmesi, üstünlüğün makamda, servette, mülkte, şöhrette değil ilim ve hikmette olduğunu göstermektedir. Bu konuda Nisa suresi 4/163 ayetine ve açıklamasına da bakabilirsiniz.