Rabbiniz kim ve ne olduğunuzu çok iyi bilmektedir; isterse size rahmetiyle muamele eder, isterse cezalandırır. Bunun içindir ki, Biz seni onlara inanç dayatan bir otorite olarak[²²⁸³] göndermedik.
[2283] Bu, vekîl kelimesinin Kur’an’da en çok kullanıldığı sûredir. “Görevini yapabilmek için bir başkasına dayandı” anlamına gelen vekele’den türetilmiştir (Mekâyîs). Kul görevini yapabilmek için Allah’a dayandığından dolayı Allah “el-vekil”dir. Allah için geçtiği yerlerde, O’nun eşya ve olaylar üzerindeki aktif ve aktüel müdâhalesi, bir bakıma “koruyucu otoritesi” anlamına gelir. Vekîl olma niteliği rasule verilmemiştir (Bkz: 17:9 ve 12:66 not 66). Vekil olan, doğaldır ki kendisine vekalet veren üzerinde yaptırım gücüne de sahiptir. İsterse müvekkiline dayatabilir, onu bazı kararlar almaya zorlayabilir. Burada, Allah Rasûlü’nün sorumlulukları arasına, muhataplarına inanç dayatmak gibi bir yöntemin girmediği vurgulanmaktadır. Diyalogu emreden bir önceki âyetin devamında bu âyetin yer alması manidardır. Zımnen: Sizden olmayanları tehdit etmeyin, değerlerinizi temsil ve teklif edin, yeter!