close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâ ‘alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu vefî âżânihim vakrâ(an)(c) ve-iżâ żekerte rabbeke fî-lkur-âni vahdehu vellev ‘alâ edbârihim nufûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Anlamamaları için gönüllerine perdeler gerer, kulaklarına ağırlık veririz ve sen, Kur'an'da, Rabbini, bir olarak andın mı yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve onların kalpleri üzerine, Onu (Kur’an’ı) kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık bırakmışızdır. Sen Kur’an’da Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın (tapınılacak, sığınılacak ve sadece O’nun hükümleri esas alınacak yegâne ZAT şeklinde inanıp açıkladığın) zaman, (münafıklar ve kalbi marazlılar) ’nefretle uzaklaşır vaziyette’ arkalarını dönüp gerisin geriye kaçıp kaytarmaktadırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gönüllerine anlamalarına engel perdeler çeker, kulaklarına ağırlık koyarız ve sen Kur'ân'da Rabbinden, tek olarak bahsettin mi yüz çevirirler, uzaklaşırlar senden.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kur'ân'ı anlamalarını engellemek için, kafalarına, kalplerine örtüler koyarız, kulaklarına ağırlık veririz. Sen Kur'an'da, Rabbinin birliğini, bir tek olduğunu hatırlatarak anlattığında, onlar, canları sıkılmış bir vaziyette gerisin geri dönüp giderler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 39/45.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onu anlayamamaları için kalplerine örtüler, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle arkalarını dönüverirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini 'bir ve tek' (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Rabbini, Kur'ân'da tek (eşsiz) olarak andığın zaman da, ürkerek arkalarını döner giderler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Anlamasınlar diye kalplerine kılıflar geçirmişiz, kulaklarına ağırlıklar koymuşuz. Çünkü sen Rabbini Kur’anda yalnız olarak zikrettiğin zaman sırtlarını dönüp kaçarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âhirete inanmayanlar Kur'ân'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'ân'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.
Besim Atalay
swap_vert close
«Onu anlamasınlar» diye gönüllerine örtü, kulaklarına da ağırlık verdik, sen Kur'anda Tanrının birliğini anarken, iğrenerek arkaların dönerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onların kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) onu anlamalarına mâni olacak şekilde bir kılıfla kaplarız ve kulaklarının işitme yeteneğini zayıflatırız. Bu yüzden, Kur'an okurken ne zaman Rabbinin tek bir ilah olduğundan söz etsen nefretle arkalarını dönüp giderler.
Bkz. 6/25, 39/45Hakka karşı inkâra şartlanmış ve küfrü tercih etmiş olanların, inanmamakta direnmeleri, onların gerçekleri duymak konusunda kulaklarında bir ağırlık ve Hakkı kavramak mevzuunda kalplerinde bir basiretsizlik oluşturur. Bu inatçı yaklaşımları onların ilahi mesajları kavramalarına engel olur. Hakikate karşı kör ve sağır davranmaları onlar için mazeret değildir, aksine kendi tercihlerinin doğal bir uzantısıdır. Buradaki ayetler aslında bu durumu dile getiriyor. Kalplerinin, kulaklarının bu anlamda iş görmez duruma gelmesi onların tavırlarından kaynaklanmaktadır. Yoksa onlar hakkı kavramaktan mahrum kalsınlar diye Allah onlara maksatlı bir şekilde akıl tutulması ve basiret bağlanması yaşatmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Anlamasunlar diyu kalblerini setr itdik, kulaklarını ağırlaşdırdık. Kur’ân’da rabbinin vahdâniyetini zikr itdiğin vakit nefret ile uzaklaşıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.[317]
Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi, âyet, 25.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ayrıca onu anlamamaları için kalplerinin üzerine örtüler, kulaklarına da bir tıkaç koyarız. Sen rabbinin Kur’an’daki ismini tek başına andığında canları sıkılmış olarak arkalarını dönüp giderler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız.* Rabbini yalnızca Kuran'da andığın zaman nefretle geriye dönerler**
* Ahirete gerçekten inanmıyanlar Kuran'ı anlamazlar ve Kuran'ın zor olduğunu itiraf ederler. Bak: 54:17,22,32,40. ** Kuran'ı yeterli görmeyen zihniyetin sahipleri, kendilerini tanımlayan bu ayetten hoşlanmadıkları için bu ayeti çevirirken "vahdehu = biricik, yalnızca" kelimesinin yerini değiştirmişlerdir. "Kuran" kelimesinden sonra gelerek onu betimleyen bu kelimenin yerini değiştiren hadis ve sünnet izleyicileri, Yahudilerin geçmişte yaptıklarının bir benzerini tekrarlamışlardır (4:46; 5:41). Ayrıca, Kuran'ın matematiksel mucizesi de bu konuya başka bir boyut kazandırıyor. Örneğin, Arapça "vahdehu" kelimesi 7:70; 39:45; 40:12,84 ve 60:4 ayetlerinde Allah için kullanılır. Bu rakamları topladığınızda 361, yani 19x19 elde edersiniz. Ancak söz konusu kelimenin Kuran için kullanıldığı 17:46 ayetini eklerseniz sonuç 19'un tam katı olmaz  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve kalblerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani' kabuklar geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onların kalplerini (isyan ve küfürdeki inatlarından dolayı) onu anlamalarına mâni olacak şekilde bir kabukla (manevi bir kılıfla) kaplarız ve kulaklarına (işitmelerine engel olacak manevi bir) ağırlık koyarız. Kur’ân’da Rabbini (ibadete layık, tek) bir (ilâh) olarak andığın zaman, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kur'an'ı anlamalarına engel olsun diye, kalplerine perde, kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen, Kur'an'da Rabb'inin tekliğini andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp kaçarlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Evet) onların kalbleri üzerine, onu (Kur'ânı) iyice anlamalarına (engel), perdeler gerer, kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen Kur'anda Rabbini bir tek olarak andığın vakit onlar ürkek ürkek arkalarını çevirirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve kalblerinin üzerine (kendilerinin de istediği gibi) onu iyice anlamasınlar diye perdeler çekeriz, kulaklarına da bir ağırlık (koyarız)! Çünki Kur'ân'da Rabbini bir olarak zikrettiğin vakit, (onlar) nefret ederek arkalarını dönüp giderler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve biz onu (Kur’an’ı) anlamaları (istememeleri) noktasında (melekler tarafından tanınmaları için iman etmediklerine dair) kalblerine (akıl, duygu ve karar verme merkezi olan beyinlerine) ekinne (manevi izler) oluşturduk. (Yine Kur’an’ı doğru anlamak için dinlemek istemediklerinden) kulaklarına da (manen) bir ağırlık (koyduk). Ayrıca Kur’an’da Rabbini tek olarak zikrettiğin zaman da onlar nefret ederek arkalarına döner giderler. *
(*) Burada da kalb, akletme merkezi olan beyin demektir. Yani bunlar Kur’an’ı dinleyip, anlamak istemedikleri için Allah’da akletme merkezi olan beyinlerine manevi izler koyar ki, melekler tarafından tanınsınlar. Çünkü meleklerin bir görevi de mümin olanlara dünyada dua ve istiğfarda/şefaatte bulunmaktıır, eğer kişinin imanı yoksa melekler ona istiğfarda bulunmazlar. İşte melekler âleminde bunların imansızlığına işaret eden alametler, Kur’an’da geçen (أكنة – ختم - طبع) ‘’ekinne, hatm ve tab’ gibi’’ izler ve işaretlerdir. Bunlar oldu mu, o kimseye melekler istiğfarda/şefaatte bulunmazlar. Bu nedenle Kur’an’da geçen bu tür manevi olaylar, yani (أكنة - ختم - طبع) gibi manevi işaretler Kur’an’ı kerimi anlamamaları veya kalblerinin/ akıl merkezi olan beyinlerinin kilitlenmesi için değildir. İşte birçok ayetlerle ilgili olduğu gibi maalesef bu ayetle ilgili mealler de hep hatalıdır. Çünkü yüce Allah Kur’an anlaşılsın diye göndermiştir, anlaşılmasın diye değil. Ayrıca kalblerine yani beyinlerine ekine /manevi izler, kulaklarına ağırlık konulmadan önce de bunlar Allah’ın ayetlerinden yüz çevirip anlamak istememiş ve inanmamış bir gruptur. Yani kalblerine/beyinlerine ekinneyi çektiren ve buna sebep olan kendileridir. Yine bunlar inanmayanların tümü değil, kendilerine Allah’ın ayetleri defalarca hatırlatıldığı ve hakkıyla tebliğ aldıkları halde inanmamaya şartlanmış olan Ebu Cehil, Nadır Bin Haris, Velid Bin Muğire ve Ubey bin Halef gibi birkaç müşrik liderlerdir. Bu nedenle ayetin sonunda ‘’sen bu tip insanları doğru yola çağırsan da onlar doğru yola gelmezler deniliyor. Yani onları dinleyip anlamaktan engelleyen söz konusu ekinne/manevi işaretler değildir. Zira söz konusu ekinne kalberine çekilmeden önce de bunlar dinleyip anlamak ve inanmak istemiyorlardı. Zaten Allah zorla kimseyi inandırmak istemez, iman irade ve gönül işidir, gönülden olması gerekir. Gönülden değilse buna iman denilmez. Aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: أن الله- سبحانه- يسير الأمور وفق حكمته العلياء فمن يسلك سبيل الهداية يرشده وينير طريقه ويثيبه، ومن يقصد إلى الغواية ويسير في طريقها تجيئه النذر تباعا إنذارا بعد إنذار، فإن أيقظت النذر ضميره وتكشفت العماية عن قلبه فقد اهتدى وآمن بعد كفر. ومن لم تجد فيه النذر المتتابعة ولم توقظ له ضميرا ولم تبصره من عمى فقد وضع الله- تعالى- على قلبه غشاوة وفي آذانه وقرا (الوسيط لطنطاوي)والثني : أن الإنسان الذي علم الله منه أنه لا يؤمن وأنه يموت على الكفر فإنه تعالى يسم قلبه بعلامة مخصوصة يستدل الملائكة برؤيتها على أنه لا يؤمن ، فصارت تلك العلامة دلالة على أنهم لا يؤمنون - والثاني: أنها سمة تكون علامة فيهم، تعرفهم الملائكة بها من بين المؤمنين. [ ص: 73 ] تفسير الماوردي ) وإذا ثبت هذا فنقول : لا يبعد تسمية تلك العلامة بالكنان والغطاءوالختم والطبع ، مع أن تلك العلامة ليست مانعة عن الإيمان{وجعلنا على قلوبهم أكنة} غطاء {أن يفقهوه} فيعلموه، يعني جعلنا بالحكم أنهم بهذه المنزلة {وفي آذانهم وقراً} أي ثقلاً للقرآن (تفسير الأعقم) {أَن يَفْقَهُوهُ } كراهة أن يفقهوه (تفسيرالكشاف) {أَن يَفْقَهُوهُ}، كراهية أن يفقهوه (معالم التنزيل) ويحتمل أيضاً أن يكون سمى الكفر الذي في قلوبهم كِنّاً تشبيهاً ومجازاً وإعراضهم عن تفهّم القرآن وقراً توسّعاً لأن مع الكفر والإعراض لا يحصل الإيمان والفهم كما لا يحصلان مع الكنّ والوقر(مجمع البيان في تفسير القرآن) وليس جعل الأكنة والوقر جبراً على الشرك، ولو كان ذلك لعذرهم ولم يمنعهم (هميان الزاد إلى دار المعاد)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların kalplerine, anlamalarını engelleyen bir örtü ve kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur’an da yalnızca Rabbini andığında, nefretle arkalarını dönüp giderler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
yürekleri üzerine örtüler örteriz, kulaklarını da ağırlaştırırız, Kur’an’ı kavrıyamasınlar diye. Sen Kur’an’da çalabını bir tek olarak anınca da onlar ürkerek arkalarını dönerler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına işitmemek için ağırlık koyduk. Kur/an/da Rabbini bir tek olarak zikrettiğin zaman onlar nefret ederek dönüp giderler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kalplerine onu/Kur’an’ı anlamalarına engel olacak bir kapak, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur’an’da yalnız tek (Tanrı) olarak Rabbini andığın zaman, (tevhitten hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve onların kalpleri üzerine, onu (Kur'an'ı) kavrayıp anlarlar diye (engelleyen) kılıflar ve kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da Rabbinin birliğini andığın zaman, gerisin geriye dönüp uzaklaşırlar.
(Burada, ahirete inanmayanların Kur’an’dan faydalanamayacakları konusundaki ilâhi kurala işaret edilmektedir. Müşriklerin fıtratları Kur’an’dan bu derece etkilendiği halde, onlar buna mani oluyorlardı. Kalpleri o tarafa doğru kendilerini çekerken onlar, kalplerini engellemeye çalışıyorlardı. Bu nedenle yüce Allah da onlarla peygamber arasına gizli bir perde gerdi. Bu perde gözlere görünmese de kalpler onun varlığını hisseder. Böylece onlar artık Kur’an’dan yararlanamazlar. Okudukları Kur’an’dan kendilerine pay çıkarıp, doğru yola gelmezler. Zira Kur’an’ın ana eksenini oluşturan tevhit inancı, onların makamlarını, ayrıcalıklarını ve ululuklarını tehdit ediyordu. Bu nedenle de ondan uzak kaçıyorlardı. Dolayısıyla bizzat kendi kendilerini bu büyük ilahi nimetten mahrum kıldıklarında ise Allah kalplerine kılıflar, kulaklarına da bir ağırlık koymuştur.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanın özüne yerleştirdiğimiz yasalar gereğince, onların kalplerine, onu anlamalarına engel kılıflar geçirir, kulaklarına da onu duymalarına engel ağırlıklar koyarız. İşte bu yüzden, Kur’an okuma esnasında, ne zaman Rabb’inden eşi ve ortağı olmayan bir tek ilâh olarak söz etsen, taptıkları ilâhların sahte olduğunun anlaşılacağı, buna bağlı olarak şeytânî düzenlerinin yıkılacağını bildiklerinden, ürkerek sırtlarını dönüp giderler. Sonra da, güya açığını yakalayıp sana karşı koz olarak kullanmak için, seni Kur’an okurken gizli gizli dinlerler:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onu fıkıh ederler / inceden inceye düşünürler diye kalbleri üzerinde kabuk örtüler, kulaklarında işitme ağırlığı yaptık. Kur’ân’da rabbini birleyerek andığın zaman nefretle arkalarına döndüler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kalplerini, anlamalarını önleyecek bir zarla kaplıyor, kulaklarını da ağırlaştırıyoruz. Bundan böyle sen Kuran’da, Allah’ı tek Tanrı olarak telaffuz eder etmez, onlar ürküp kaçarsa hiç şaşırma.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayrıca ayetlerimizi anlamamaları için kalplerine bir kapalılık, kulaklarına bir sağırlık veririz. İşte bu yaratılış yasamız gereğidir. Onların inkârları gözlerinde, kulaklarında, kalplerinde bir ön yargı oluşturur. Ön yargılarıyla gerçeklerimize karşı gözlerinin, kulaklarının, kalplerinin kapılarını kapatırlar. Sen onlara Kur’an okuyup Rabbinin birliğinden söz ettiğinde, onların canı sıkılır, dinlememek için senden uzaklaşırlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İnkârcıların) onu (Kur’an’ı) anlamalarıyla ilgili kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. [*] Kur’an’da O’nu (Allah’ı tek ilah olarak) andığında, nefret ederek arkalarını dön(üp gid)erler. [*]
İnkarcılık “sebep”, kalplerdeki kapalılık ve kulaklardaki (s)ağırlık ise “sonuç”tur Benzer mesajlar: Zümer 39:45; Mü’min 40:12.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve o (Kur’an’ı) anlamamaları için Biz onların kalplerine bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık veririz.¹ Ve sen, Kur’an’da sadece Rabbini andığın zaman onlar, derhal (sana) sırt dönüp gerisin geriye giderler.²
1 Bu bölümün, “onlar Kur’an’ı işitmezler ve anlamazlar” şeklinde değil de; “onların kulaklarına söz gitmez ve işittiklerinden faydalanmazlar.” şeklinde anlaşılması daha uygundur. (Kurtubî) 2 Âyetin bu bölümü: “ve sen Kur’ân’da sadece Rabbini andığın zaman, onlar nefret ederek arkalarını dönüp kaçarlar.“ şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve kalplerine, onu kavramalarına engel olan bir örtü koyarız ve kulaklarına bir tıkaç. ⁵⁵ Ve bu yüzden, Kur’an okurken ne zaman Rabbinden Tek Tanrı olarak söz etsen ⁵⁶ nefretle sırtlarını dönüp giderler.
55 Karş. 6:25. Bkz. ayrıca, 2:7 ve ilgili not.56 Lafzen, “Kur’an’da ne zaman Rabbinden tek olarak bahsetsen”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kuran’ı anlamak istemeyenler kalplerinin üzerine perde gererler. Kulakları ile dinlemek istemezler. Sen Kuran’da Rabbinin tekliğini dillendirdiğinde, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar. 19/73, 38/1...10, 41/44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(akleden) kalplerinin üzerine onu anlamalarını engelleyen bir kapak, kulaklarına ise bir tıkaç yerleştiririz.[²²⁷⁷] Bu yüzden sen ne zaman Kur’an (okuma ânın)da Rabbini birleyerek ansan,[²²⁷⁸] nefretle gerisingeri dönüp uzaklaşırlar.
[2277] Zımmen: İmanı ve küfrü tercih eden, bu özgür tercihi ile uyumlu olarak, Allah’ın koyduğu psikolojik yasalara maruz kalır. Küfrü tercih edenin hakikate karşı kör ve sağır davranması onun için mazeret değildir, kendi tercihinin doğal bir uzantısıdır. [2278] Yalın hâliyle “Kur’an’da Rabbini birleyerek ansan” şeklindeki ifade, Rasulullah’ın söyleyen bir özne olarak vahyin söylemine dahil edilmesinden daha çok, kıraatı tilavetten ayıran (Bkz: 18:83, not 88) nokta olan metnin üzerinde düşünerek sonuçlar elde etme ve tefekkür yöntemiyle metnin açılarak üretilmesine delâlet etse gerektir. Zikrin, tüm vahiylerin bir sıfatı olduğu ve aşkın bir kaynaktan fışkıran anlamın insan diline indirilmesini ifade ettiği hatırlanmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kalplerinin üzerine- Kur’an’ı anlamalarını engelleyen- örtüler ve kulaklarına da bir ağırlık getiririz de, sen Kur'an'da Rabbini bir olarak andığın (putlarının batıl şeylerden ibaret olduğunu gösterdiğin) zaman o müşrikler nefret ederek (işitmek istemeyerek) arkalarını dönüp giderler.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onların kalplerine, onu (Kur’an’ı) kavramalarına engel olan bir örtü koyarız ve kulaklarına da bir ağırlık. Ve sen Kur’an okurken ne zaman Rabbinden tek ilah olarak söz etsen sırtlarını dönüp kaçarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onların kalpleri üzerine, onu iyice anlayamamaları için perdeler ve kulakları içine de bir ağırlık kıldık ve Kur'an'da rabbini bir olarak andığın zaman nefret ederek arkalarını dönüp giderler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve kalplerinin üzerine onu iyi anlamalarına mani kılıflar geçirir, kulaklarına da ağırlıklar koyarız. Sen Kur'ân'da Rabbini tek olarak andığın zaman, nefretle arkalarını dönüp giderler. [39, 45]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kalblerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur'an'da yalnız Rabbini andığın zaman (tek Tanrı inancından hoşlanmadıkları için) arkalarına dönüp kaçarlar.
Kureyş kabîlesinin ileri gelenleri, Hz. peygamberle alay ediyor ve "Boş yere nefes tüketme, biz senin söylediklerini anlamıyoruz; söylediklerine kalblerimiz kapalı; kulaklarımızda da ağırlık var. Senin söylediklerini duymuyoruz!..." gibi laflar etmişlerdi. Bu âyette onların bu sözlerine işâret vardır. Yüce Allah, onların inanmalarına engel olan şeyin, önyargılarından oluşan manevî bir perde olduğunu haber vermektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kalblerine onı fehm itmekden örtü kor ve kulaklarına da sağırlık viririz. Ve Kur'an'da, yalnız olarak rabbini zikr iylediğin zamân senden nefret ider ve arkalarını dönerler. [¹]
[1] "Tebbet" Sûresi nâzil oldığı zamân Ebû Leheb'in karısı eline bir taş alarak nezd-i risâlete geldi. Ebû Bekir orada idi. Ebû Bekir'e: "Dostun nerede?" didi. Ebû Bekir: "Ne yapacaksın?" didikde "İşitdim ki o beni hicv itmiş, bu taşı başına urmak içün geldim" didi ve Rasûl 'aleyhisselâmı görmeyerek dönüb gitdi. Rasûl-ü Ekrem: "Onunla benim arama bir melek perde gerdi beni görmedi" buyurdı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar koymuşuz gibi olurlar. Kur’ân’da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler[*].
[*] Âyette kâfirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir ama mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onu anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığın zaman nefretle ardlarına dönerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kalplerine, onu anlamalarını önleyen bir örtü geçirir, kulaklarına da bir ağırlık veririz.(7) Sen Kur'ân'da Rabbini tek olarak andığın zaman da onlar arkalarını döner, nefretle kaçar giderler.
(7) 6:25’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Rabbini yalnız Kur'an'da andığın zaman/Kur'an'da yalnız O'nu andığın zaman, nefretle geriye dönüp kaçarlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķılduķ göñülleri üzere örtüler ya'nį kim anlamayalar anı daħı ķulaķlarında aġırlıķ. daħı ķaçan añdun çalabuñı ķur’ān’da yaluñuz iken yüz döndürdiler arķaları üzere ķalıcılar iken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳılduḳ anlaruñ yürekleri üstine örtüler, tā ki anı añlamayalar. Daḫıḳıluruz ḳulaḳlarında ṣaġırlıḳ. Daḫı ḳaçan añılsa seni yaradan Allāh Ḳur’āniçinde yaluñuz, yüz ḳaytarup ardlarına dönerler, ḳaçarlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Qur’anı) anlamasınlar deyə, onların qəlblərinə pərdə çəkib qulaqlarına əngəl qoyduq (kar etdik). Sən Qur’anda Rəbbini bir tək tanrı olaraq andığın zaman onlar nifrət əlaməti olaraq arxalarını çevirib gedərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We place upon their hearts veils lest they should understand it, and in their ears a deafness; and when thou makest mention of thy Lord alone in the Qur’an, they turn their backs in aversion.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We put coverings over their hearts (and minds) lest they should understand the Qur´an, and deafness(2231) into their ears: when thou dost commemorate thy Lord and Him alone in the Qur´an, they turn on their backs, fleeing (from the Truth).
2231 The invisible veil being put against the ungodly on account of their deliberate rejection of Truth. The result is that their minds are fogged so that they cannot understand and their ears are cloned so that they cannot hear. In other words, the effect of Evil become cumulative in shutting out Allah's grace.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
عَلٰى
üzerine
قُلُوبِهِمْ
kalplerinin
اَكِنَّةً
kılıflar
اَنْ يَفْقَهُوهُ
onu anlarlar diye
وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ
ve kulaklarına
وَقْراًۜ
bir ağırlık
وَاِذَا
ve o va-kit ki
ذَكَرْتَ
zikrettin
رَبَّكَ
Rabbini
فِي الْقُرْاٰنِ
Kur'ân'da
وَحْدَهُ
O'nu bir olarak
وَلَّوْا
döner- ler
عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ
arkalarına
نُفُوراً
bir nefretle
Ayrıca kalplerine, onu anlamalarına engel olacak kılıflar ve kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Sen, Kur'ân'da Rabbinin tek oluşunu zikrettiğin zaman ise onlar nefretle arkalarını dönüp giderler.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اَكِنَّة
İsim
ك ن ن
Kılıflar, örtüler
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
وَقْر
İsim
و ق ر
Ağırlık
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
وَحْد
İsim
و ح د
Tek olan, bir olan
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
دُبُر
İsim
د ب ر
Arka, ardı, geri
نُفُور
İsim
ن ف ر
Nefret