Ve yine sakın, haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, ³⁸ Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Bu konuda, haksız yere öldürülen kimsenin velisine [adil bir karşılıkta bulunma] yetkisi ³⁹ tanımışızdır; ama hal böyle de olsa, bu kişi [karşılıkta] bire bir sınırını sakın aşmasın. ⁴⁰ [Maktule gelince,] o, şüphesiz, [Allah tarafından] yardıma layık görülmüştür! ⁴¹
38 Yani, kazâî (hukukî) bir yargı, haklı sebeplere dayanan bir savaş (2:190 ve ilgili 167. not), yahut nefsi müdafaa gibi gerekçelere dayanmadıkça.39 Bu ifade haksız yere adam öldürmenin cezasına, yani kısâs (“adil karşılık”) denen, 2:178’de ve ilgili notlarda açıklanan cezaya işaret etmektedir. Yukarıdaki anlam örgüsü içinde velî (“hâmî/koruyucu” yahut “[birinin] haklarını savunan”) terimi çoğunlukla maktulün yasal varisi yahut yakın akraba anlamınadır; bununla birlikte Zemahşerî yasal yönetimin de (sultân) bu terimin kapsamına girdiğini belirtir ki bu açıklama, kuşkusuz, yönetimin toplumun tüm üyelerinin tabii “koruyucusu” olduğu fikrine dayanmaktadır. Kutile mazlûmen (“haksız yere öldürülme”) ifadesine gelince, açıktır ki bu yalnızca taammüden işlenen cinayete işaret etmektedir; çünkü zulm kavramı Kur’an’da kazara yahut bilmeden işlenen hatalar için değil, özellikle, bilerek işlenen haksızlıklar için kullanılır.40 Böylece, maktulün haklarını savunacak olan kimse, (bu durumda, kazâî merci) ölüm cezasını gerçek katil ya da katillerden başkasına uygulamak konusunda yetkisiz kılınmakla kalmıyor, fakat aynı zamanda, durumu elverirse, hafifletici sebep ve şartları gözönünde bulundurarak ölüm cezasından büsbütün sarf-ı nazar etmeye mecbur kılınıyor.41 Yani, onun kazâî yargılama yoluyla hem bu dünyada katilinden öcü alınmış oluyor; hem de Allah’ın haksız yere öldürülen kimselere öte dünyada bahşedeceği özel nimete yahut rahmete kavuşuyor (Râzî). Bununla birlikte, bazı müfessirler buradaki “o” zamirinin maktulün haklarını koruyan kimseyle, yani yasal varisiyle ya da yakın akrabasıyla ilgili olduğunu söyleyerek yukarıdaki ibareyi “kendisi kısas yasasıyla yeterince desteklenmiştir, o halde artık denklik ölçüsünü aşan bir cezalandırmanın peşine düşmesin” şeklinde açıklamaktadırlar.