(Ey insanlar!) Rabbiniz, içinizde olan biteni çok daha iyi bilir;[²²⁵²] yeter ki[²²⁵³] siz iyiliği özümseyenlerden olun: hiç aklınızdan çıkarmayın ki O, (hatada ısrar etmeyip) kendisine yönelenler için tarifsiz bir bağışlayıcıdır.[²²⁵⁴]
[2252] Zımnen: Allah insan olmanın getirdiği farklı hâller dolayısıyla anne-babanın yanlış algılayıp kırıldıkları kasıtsız söz ve tavırlarınızı, onların altında yatan niyet ve tasavvurlara göre değerlendirir.
[2253] İn edatı, kimi zaman “yüreklendirme” (tehyic) ve “kışkırtma” (ilhab) işlevi görür. Edatın söz konusu işlevine dayanarak bu anlamı tercih ettik.
[2254] Evvâbîn, “geri dönmek, yönelmek, vaz geçmek” anlamlarına gelen âbe fiilinden türetilmiştir. İsm-i fail kalıbıyla tekil olarak kullanıldığı beş yer dışında, çoğul olarak sadece burada kullanılmıştır. Evvâbînin anlamı konusunda ilk yorumcular çok farklı şeyler söylemişlerdir (Taberî). Bunlar arasında “akşamla yatsı arasında namaz kılanlar” gibi, hiçbir delile dayanmayan yorumlar yapılmıştır. Said b. Cübeyr, sözcüğün buradaki işlevinin evladın eyleminin ebeveyn tarafından nasıl algılandığıyla değil, özünde iyi ve hayırlı bir amaç taşıyıp taşımadığıyla ilgili olduğunu söyler (Zemahşerî). Bu durumda ibare, ebeveynlerin, özünde iyilik ve hayır amacı taşıyıp taşımadığına bakmaksızın çocuklarına kırılıp gücenmelerinden dolayı Allah’ın onları sorumlu tutmayacağını ifade etmiş olur. Parantez içi açıklama, Taberî’nin Said b. Müseyyeb’ten yaptığı nakle dayanır.