Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a ³⁰ hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa ³¹ da; ama sakın [elindekini] anlamsız, amaçsız bir biçimde ³² saçıp savurma.
30 Burada akrabadan söz ederken geçen “onun hakkı” ifadesi, açıktır ki, kişinin yakınlarına, akrabasına göstermekle yükümlü olduğu sevgiye, saygıya dayanan ilgi ve yakınlığı işaret etmektedir (Zemahşerî ve Râzî); çünkü akrabadan maddî destek ya da yardımı gerektirecek kadar ihtiyaç içinde olanlar ayetin devamındaki “düşkünler” (miskîn) kategorisine dahildirler.31 Bu ifade için bkz. 2. sure, 145. not.32 Lafzen, “[bütünüyle] boş yere” (tebzîren), yani amaçsızcasına, anlamsız bir biçimde yahut iyi/meşru bir amaca bağlı olmaksızın. Akılda tutulmalıdır ki, tebzîr kavramı kişinin harcadığı miktarla değil de, harcamanın dayandığı amaçla ilgilidir. Bunun içindir ki, Taberî’nin kaydettiğine göre, İbni ‘Abbâs ve İbni Mes‘ûd tebzîr terimini “doğru olmayan bir amaç için” yahut “bâtıl bir sebeple harcamada bulunmak” olarak tanımlamışlardır; yine aynı yerde Mücâhid’in “Bir insan bütün varını yoğunu doğru bir amaç için harcarsa yaptığı tebzîr sayılmaz; fakat bâtıl yolda, yanlış yolda çok az bir miktar harcasa bile, bu tebzîr sayılır” dediği kaydedilmiştir.