Ve Biz [aynı şekilde] Musa’ya ³ [da] kitap vermiştik ve onu İsrailoğulları için bir doğru yol rehberi kılmış [ve onlara şöyle demiştik:] “Kaderinizi belirleme gücünü Benden başkasında aramaya kalkmayın. ⁴
3 Ayetin başında yer alan “ve” bağlacı, sırlarla dolu Gece Yolculuğu’nun -ve dolayısıyla Miraç vakasının- Hz. Musa’ya lütfedilen vahiy gibi yüksek düzeyde ve benzer mahiyette, ilahî lütuf eseri tecrübeler olduğunu işaret etmektedir. Kur’an’da 4:164’de, “Allah, Musa’ya sözünü söyledi,” yani doğrudan (teklîmen) konuştu diye buyurulmaktadır; ayrıca bkz. 7:143-144 ve özellikle, Allah’ın Hz. Musa’ya “... seninle konuşarak sana insanların arasında üstün bir yer ayırdım” sözünün geçtiği 144. ayet. Surenin başında yer alan “yüceliğinde sınır olmayan O [Allah] ki, kulunu geceleyin, bazı alametlerimizi göstermek için ... götürdü” ifadesinde de aynı dolaysız rabıtaya ya da aynı doğrudan tecrübeye ilişkin bir atıf vardır (bkz. yukarıda 2. not; ayrıca Ek IV). Bunun yanında bir de, burada ve Kur’an’ın başka pek çok yerinde görülen İbranîlerin dinî tarihine ilişkin göndermeler, onların peygamberlerine indirilen vahiylerin Tevhid inancının (monoteizmin) ilk ifade biçimlerini temsil ettikleri gerçeğine işaret etmek içindir ki bu, tevhid inancının yeniden tebliğ edilmesinde ideolojik açıdan büyük bir önem taşımaktadır.4 Vekîl terimi, “[bir başkasına ait] iş ya da sorunların çözüm için emanet ya da havale edildiği kimse”yi yahut, “[bir başkasının] davranışından sorumlu olan kimse”yi ifade eder. Allah için kullanıldığı zaman, bazan “koruyucu” (3:173’de olduğu gibi) yahut, “destekçi/savunucu” (4:109’da olduğu gibi) ya da “‘alâ külli şey’in” ifadesiyle birlikte, (6:102 ve 11:12’de olduğu gibi) “her şeyi gözetiminde tutan” anlamında kullanılmaktadır. Yukarıdaki ayette (39:62’de olduğu gibi) terim belirgin bir biçimde, yarattığı varlıkların ve nesnelerin kaderlerinin belirlenmesi konusunda münhasıran Allah’ın nüfûz ve kudret sahibi olduğunu ifade etmektedir.