Geceleyin, kendisine ayetlerimizden (kudretimizi yansıtan delillerimizden ve kâinatın işleyiş kanunlarından), bir kısmını gösterelim (müşahede ettirelim) diye kulunu Mescid-i Harâm’dan (kutsal secdelikten, Kâbe’den), çevresini mübarek kıldığımız Mescid’i Aksa’ya (en uzak secdelik’e) kadar (ruhen) götürmüş bulunan (o zatım olan Allah bütün) noksan sıfatlardan (niteliklerden) uzaktır. Şüphesiz o, işitendir; görendir.*
(*) Kur’ân’da Mi‘râc olayından hiç söz edilmez. İsrâ Sûresinin birinci âyetinde anlatılan ise, Mirâc değil, İsrâ olayı, yani Hz. Peygamber’in uruç olması değil, Mescid-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya (uzak mescide) manevi bir yolculuğudur. Sûrede bunun dışında bir şey söylenmiyor. Ancak 60’ncı âyette “Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur’ân’da iğrenç/kötü/gösterilen ağacı, insanlara sınama (aracı) yaptık” buyurulmaktadır. İşte İsra-60. ayetten de, bu olayın, Hz. Peygamber’in rüyasında kendisine gösterilen rûhânî bir müşâhede (vizyon) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Arapçada rü’yâ, baş gözüyle değil, uykuda veya gönül gözüyle görme olayına denilir. Kaynak: (Kurtubî, el-Câmi‘: 3/425 ) Ayrıca Arapça metni aşağıya alınan Buhari’nin rivayetine göre de Hz. Peygamber İsra ve Mirac olayını bir rüya olarak anlatmaktadır. Bkz: ((التاج ج ٤ ص ٢٧٥- ٢٧٧) (من كتاب تفسير الحديث – لمحمد عزة دروزة İşte hem bu sûrenin 60. ayeti hem de Buhari’ nin aşağıdaki rivayeti İsra’nın bir rüya olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Zaten İsra’nın ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyen âlimler, Hz. Aişe’nin "Rasûlullah’ın bedeni yerinden ayrılmamış, o ruhuyla yolculuk yapmıştır, diyorlar. Ayrıca ‘’Hz. Aişe o zaman Hz. peygamberin eşi değildi, o bu olayı görmemiş, bu nedenle bu konuda onun sözü kabul edilemez…’’ diyenlere cevabımız şöyle olacaktır. Peki, bu olaya fiilen kim şahit olmuştur? Hz. peygambere isra ettirilirken o an kim onu görmüştür? Ayrıca Hz. Ayşe’nin de böyle bir inanç ve düşünceye sahip iken, Hz. Peygamber neden onun bu düşüncesini gidermeye çalışmamış? Onun İsra ile ilgili bu düşüncesi yanlış olsaydı ona müdahale etmeyecek miydi? Neden müdahele etmemiş ve ona ‘’Ey Aişe! Şunu bil ki, Allah beni sadece ruhen değil, hem ruh hem de bedenle Mescidi Aksa’ya götürmüştür’’dememiştir? İşte hem Hz. Aişe’nin bu rivayeti, hem de Muaviye’nin,"İsra Allah’tan gelen sadık bir rüyadan ibarettir’’ beyanları ile İbni İshak, Huzeyfe Bin el - Yemani ve Hasan-ı Basrî’nin bu görüşü kabul edip itiraz etmemeleri delil olarak kabul görülmüştür. Ayrıca İsra- 60. âyetindeki rüya ise gözle görmeyi değil düşte görmeyi ifade eder. Bkz: (Suyutî, Şerhu Kıssati`l- İsra, s. 55- Ve Fethul Kadir tefsiri.) Ki, bu ayet İsra’ya işaret ediyor. Yani 60. ayetten de anlaşıldığı gibi, İsra olayı, sadık bir rüya ve ruhani bir yolculuk idi. Bu nedenle kim ne derse desin, 60. ayette İsra olayı için (الرُّءْيَا ) ‘’rüya’’ ifadesinin kullanılması, bunun böyle olduğuna dair delil olarak bize yeterlidir. Zira biz, Yüce Rabbimizin kelamına inanıyoruz, uydurma rivayetlere ve bu uydurma rivayetlere göre tahrifat yapan tefsirlere değil. Ayrıca bu İsra olayı açıktan ve bedenen olmadığından bir mucize de değildir, çünkü peygamberlerin mucizeleri inkârcılara açıktan gösterilmek üzere verilmiştir. Yani mucizeler herkesin görebileceği şekilde yüce Allah tarafından verilmektedir. Oysa İsra olayı geceleyin, hiçbir kimsenin görmedeği bir anda gerçekleşmiştir. Demek ki İsra bir mucize/bedensel bir yolculuk değil, yüce Allah’ın elçisine bir lütfu keremidir. Çağdaş birçok müellif de İsra ve Miracın ruhen gerçekleştiği kanaatindedir. Bedenen gerçekleştiğini öne sürenlerin delillerini zayıf bulan Şibli Numanî, İsra sûresinin ilk âyetinde yer alan abd kelimesinin ruha atfedilebileceğini, bedenin her an değişikliğe uğrayabileceğini, kalıcı olanın ruh olduğunu söyler. Ayrıca bu olayda geçen Mescid-i Aksâ’nın dışındaki mekân ve hadiseler ruhani âleme aittir. Dolayısıyla bu tecrübe ruhun maddi unsurlardan sıyrılarak melekût âlemine yaptığı bir yolculuktur. Yine Şiblî’ye göre, bir şeyin imtihan konusu yapılması onun mutlaka olağanüstü sayılmasını gerektirmez. Ayrıca isrâ sûresinde anlatılan isrâ olayının akabinde yaşanan mi’râcın Necm sûresinde anlatılan olayla ilgili olmadığı kesindir. Çünkü Necm sûresi İsrâ sûresinden çok önce nâzil olduğuna göre önceden yaşanan bir hâdiseyi sonradan yaşanan bir olayın devamı niteliğinde göstermek tutarlı değildir. (الله اعلم ) //…İsra, Hz. Peygambere sanıldığı ve iddia edildiği gibi bedeniyle değil İsra 17/60. ayette de açıklandığı gibi rüyasında, ruhuyla yaptırılan bir yolculuktur.(C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca Kudüs Tapınağı ya da Kutsal Tapınak (Ki, Kur’an buna “el-Mescidü’l-Aksâ, yani uzak Mescid veya uzak Tapınak diyor.) (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash (Beytülmakdis); anlam:(Kutsal ev) Kudüs’ün Eski Şehrindeki Moria Tepesi’nde ("har ha-bayit") bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan tapınak. Birinci Tapınak, Kral Süleyman (İslama göre Süleyman peygamber) tarafından M.Ö. 960 dolaylarında kurulmuş ve Nabukadnesar yönetimindeki Babilliler tarafından M.Ö. 586’da yıkılmıştır. İkinci Tapınak ise, M.Ö. 520 dolaylarında açılmış ve Titus tarafından yönetilen Romalılarca M.Ö. 70’te yıkılmıştır… İşte İsra sûresi nazil olduğu zaman Kudüs’teki mescidin adı “Beytü’l-Makdis” ti. (Yani Kutsal ev.) Ama Kur’an buna el- Mescidü-l Aksa demiştir. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’deki “el-Mescidü’l-Aksâ” ifadesi isim tamlaması terkibinde olmayıp sıfat tamlaması terkibinde olduğu anlaşılır, yani Mescidin özel ismi değildir. İşte el-Mescidü-l Aksa’dan maksat, o günkü (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash Beytülmakdis, yani Kutsal ev olabilir. Ayrıca ayette geçen (عبد)’’ abd’’kelimesi (عبودية) ubudiyet, yani kulluk kelimesinden türemiştir. Bu nedenle (الله اعلم) yüce Allah kendi kudretini yansıtan bazı ayetlerden/alametlerden ve kâinatın işleyiş kanunlarından elçisine göstermek/müşahade ettirmek amacıyla elçisinin kulluk bilincini, zihnini, akıl ve gönül gözünü Messcidi Aksaya/en uzak secdelik’e almıştır. Yani ona bedensel değil, ruhsal/metafizik bir yolculuk yaptırmıştır. (الله اعلم) İşte (عبد) ‘’abd’’ ifadesinin bu anlamda olduğuna dair bazı ayetlerden delilimiz şunlardır: 1- Necım- 10. ayette yüce Allah şöyle buyuruyor. (فأوحي الي عبده ما أوحي)‘’ Böylece kuluna, (yani kulunun zihnine, bilincine, aklına ve gönlüne) vahyedeceğini vahyetti.’’ İşte buradaki (عبد)’’abd’’ kelimesi elçinin bedeni değil, onun kulluk bilincini, zihnini, aklını ve gönül gözünü ifade eder. Çünkü vahiy bedene değil, bedendeki kulun hafızasına, onun akıl, idrak ve zihnine indirilmektedir. 2- Şuara -193- 195: (نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الأمِينُ عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُون الخَ) ‘’Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur’an’ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh senin kalbine (zihnine, idrakine, bilincine, aklına ve gönlüne) indirmiştir.’ deniliyor. Yani onun bedenine değil. Demek ki, (عبد) ’’abd’’ yani KUL kelimesi bedeni değil, bedendeki ‘’akıl, zihin, hafıza, kulluk bilinci vs. manevi’’ özellikleri ifade eder. Özetle, hem İsra- 59. ayette göre Hz. peygambere Kur’an dışında hissi bir mucizenin verilmediği ve 60. ayette de net bir şekilde İsra olayı için (الرُّؤْيَا) ‘’er-rü’ya’’ yani RÜYA ifadesinin kullanıldığı, hem de Buhari’deki ‘’İsra ve Mirac’ın bir rüya olduğu’’ şeklindeki rivayeti sebebiyle bu olayın bedensel bir yolculuk olmadığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Ayrıca (الْمَسْجِدِ الأَقْصَى)‘’en uzak secdelik’’ anlamında olup Kur’an’ın indiği dönemde orada bina halinde bir Mescid yoktu. Fakat İslamdan önce Hz. Süleyman orada bir Mabed (Beyti Makdis) inşa etmişti. Daha sonra Yahudilerin sürgün döneminde söz konusu Süleyman Mabedi de yakılıp yıkılmıştı. Yani İsra hadisesi olduğu zaman bina halinde orada bir mescit de yoktu. Şu anki Mescid-i Aksa ise sonradan bu adla inşa edilmiştir.
(حقيقة-الاسراء - والمعراج) الاصح ان الإسراء والمعراج كانا مناما، بدليل قوله تعالى: {وَما جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِلنَّاسِ} [الإسراء: 60]، على أنَّ المراد بها ما رأى ليلة الإسراء، والرؤيا بالقصر ما يُرَى في المنام، وتشبُّثًا ببعض الروايات التي يدلُّ ظاهرها على أنه كان في المنام - وقالت عائشة ومعاوية: إنما أسري بنفس رسول الله صلى الله عليه وسلم، ولم يفارق شخصه مضجعه، وإنها كانت رؤيا رأى فيها الحقائق من ربه عز وجل. وجوزه الحسن وابن إسحاق (تفسير ابن عطية) ويصح أن يراد الرؤيا التي تكون بالروح، وهي ما كان بالعروج إلى الملأ الأعلى على ما اخترنا واتبعنا فيه كثرة من السلف الصالح. (زهرة التفاسير – محمد أبوزهرة) وقال قوم : أسري بروحه دون بدنه (تفسير البغوي) ويروون في صدده أحاديث كثيرة متنوعة الرتب. وفيها شيء كثير من التضارب فمنها ما يفيد أن الإسراء والمعراج كانا رؤيا منامية وأن جسد رسول الله صلّى الله عليه وسلّم لم يبرح مكانه. ومنها ما يفيد أنه كان مشهدا روحانيا، ومنها ما يفيد أنه كان مشهدا حيا وحادثا واقعا بالجسد واليقظة. ومنها ما يفيد أن الإسراء كان بالجسد واليقظة وأن المعراج كان في النوم أو بالروح (كتاب تفسير الحديث – لمحمد عزة دروزة) إ ن حديث المعراج اشتمل على أشياء في غاية البعد: إن الحركة البالغة في السرعة إلى هذا الحد غير معقوله. وأنكر آلاخرون الاسراء با لجسد وأثبتوا أن المعراج كان بالروح فحسب لوجوه . إنه لو صح ذلك لكان أعظم المعجزات وكان يجب أن يظهر حين اجتماع الناس حتى يستدلّ به على صدقه في ادعاء النبوة، فأما أن يحصل ذلك في وقت لا يراه فيه أحد، ولا يشاهده فيه مشاهد، فإن ذلك عبث لا يليق بحكمة الحكيم – إن الصعود بالجسم إلى العالم العلوي فوق طبقات معينة مستحيل، لأن الهواء معدوم، فلا يمكن أن يعيش فيه الجسم الحي أو يتنفس فيه - (ب) ركوب البراق: ولا حاجة له بذلك لأن العالم العلوي في غني عن ذلك. وهل يمكن للبراق أن يهرب؟ حيث تقول الرواية أن النبي قال: “أُتيت بالبراق فركبته حتى أتيت بيت المقدس فربـطـته بالحلقة التي يربط فيها الأنبياء (خوفا من هروبها ) ثم دخلت المسجد فصليت فيه ركعتين، ثم عُـرج بي إلى السماء”. (صحيح مسلم) هل ربط البراق بحلقة المسجد لاجل ان لا يهرب؟ وهل يمكن ان يرغب البراق عن امرالله ؟ وهل كان هذا منطقيا؟ (ج) إنه تعالى أوجب خمسين صلاة، ولم يزل محمد يتردد بين الله وموسى إلى أن عاد الخمسون إلى خمس بسبب شفقة موسى عليه السلام - وهذا غير جائز كما قال القاضي أبو بكر الباقلاني لأنه يقتضى نسخ الحكم قبل العمل به، وهذا بداء محال على الله) لم يقل أحد من المسلمين بأن الأنبياء أحياء بأجسادهم في العالم العلوي، وإنما الحياة هناك حياة روحية لا جسمانية، والتخاطب والكلام معهم والصلاة بهم من الأمور الروحية لا الجسمية، إذ لا يعقل غير هذا - وبهذا يثبت المعراج الروحي لا الجسماني (تفسير المراغي) اقول, لماذا لم يسم القران بان الاسراء والمعراج ايتان - يعني معجزتان لمحمد ص ؟؟؟ كما سمي ما أعطي موسي وعيسي ايات – معجزات ؟؟؟ ويفهم من هذا أن حاديثة الاسرائ كا
كان بالروح مع شعور قلبي... لان الرؤيا والشعور القلبي ليستا بمعجزة !!! الإسراء بالنبيّ الكريم، لم يكن معجزة متحدّية، وإنما هو رحلة روحيّة، (تفسير القراني للقران) إن الحسن قال في قوله (وما جعلنا الرؤيا) الآية إنها رؤيا منام رآها والرؤيا تختص بالنوم ... (الإسراء والمعراج - خلافات المفسرين حول 6 تفاصيل أساسية في رحلة النبي محمد | عبد السميع جميل) {سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ} ربما كان وصف النبي(ص) بالعبودية لله تعالى، للإيحاء بالعمق الروحي الذي يعيشه في خضوعه لله، واَحساسه بعبوديته له في وعيه المنفتح على سرّ الألوهية في رحاب العظمة، وإخلاصه لدوره الرسالي في خدمة الرسالة، واستغراقه في الامتثال لإرادة الله في ما يأمر به وما ينهى عنه، على مستوى التبليغ والدعوة والحركة حتى كأنّ رسالته جزء من حركة العبودية في ذاته، ولونٌ من لطف الله به وتقديره لروحيته،(تفسير من وحي القران) (وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلَّا فِتْنَةً } أكثر المفسرين على أنها ليلة الإسراء (تيسير الكريم المنان في تفسير القران لابن سعدي) المسجد الأقصى: الأقصى بمعنى الأبعد. وقد قصد بالجملة مكان عبادة الله في بيت المقدس، ونعت الأقصى للدلالة على البعد الشاسع بين مكة وبيت المقدس، ثم صار تعبير «المسجد الأقصى» علما على مسجد بيت المقدس الإسلامي بعد الإسلام. وكان قبل الإسلام مكان المعبد الذي بناه سليمان وكان خرابا حين نزول الآية (كتاب التفسير الحديث) وفي روايات حديث المعراج اضطراب واختلاف كثير طالما ردوا ما وقع فيه مثله: وحديث أنس في المعراج لا يسلم من الاضطراب والاختلاف الذي قلناه، ولا يتسع هذا الجواب لبيان ذلك ومقابلته بالأحاديث التي منعوا الاحتجاج بها لاضطرابها واختلاف رواياتها اختلافًا لا يقبل الجمع إلا بتكلف وتسليم ما تسلم به النفس، ولا يصدقه العقل كقول بعضهم: إن المعراج متعدد كان بعضه يقظة وبعضه منامًا، ولا يستطيع عاقل أن يقبل أن يتعدد فرض الله الصلاة على نبيه خمسين، ومراجعته فيها حتى يجعلها خمسًا مرارًا متعددة. ولذلك اضطر بعض المحققين إلى الجزم بأن بعض روايات الصحيحين في المعراج غلط. ولعلنا نبين الروايات كلها ووجوه الاختلاف
والاضطراب فيها في مقال مخصوص في هذه المسألة.والظاهر أن الطبيب محمد توفيق صدقي رجح كون المعراج رؤيا منامية؛ لكونه أقرب إلى العقل وأبعد عن الطعن، لا للجمع بين الروايات .. وإذا صححنا رواية واحدة من هذه الروايات ورددنا ما عداها، وإن كان في البخاري، فحينئذ يكون ما قاله المحقق ابن القيم هو الأقرب، وهو أن ذلك كله كان مشاهدة روحية، لم ينتقل فيها جسده الشريف من مكانه.ورؤيا الأنبياء وحي. أما رؤيا الأنبياء عليهم الصلاة والسلام وكونها من الوحي، فقد ثبت في الأحاديث الصحيحة...(فتاوى الشيخ محمد رشيد رضا) ولقد روى البخاري حديثا عن سمرة بن جندب يحتوي حقيقة-الاسراء- والمعراج . خبر رؤيا منامية رآها النبي صلّى الله عليه وسلّم وقصها على أصحابه جاء فيه: «(*) Kur’ân’da Mi‘râc olayından hiç söz edilmez. İsrâ Sûresinin birinci âyetinde anlatılan ise, Mirâc değil, İsrâ olayı, yani Hz. Peygamber’in uruç olması değil, Mescid-i Harâm’dan, Mescid-i Aksâ’ya (uzak mescide) manevi bir yolculuğudur. Sûrede bunun dışında bir şey söylenmiyor. Ancak 60’ncı âyette “Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur’ân’da iğrenç/kötü/gösterilen ağacı, insanlara sınama (aracı) yaptık” buyurulmaktadır. İşte İsra-60. ayetten de, bu olayın, Hz. Peygamber’in rüyasında kendisine gösterilen rûhânî bir müşâhede (vizyon) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Arapçada rü’yâ, baş gözüyle değil, uykuda veya gönül gözüyle görme olayına denilir. Kaynak: (Kurtubî, el-Câmi‘: 3/425 ) Ayrıca Arapça metni aşağıya alınan Buhari’nin rivayetine göre de Hz. Peygamber İsra ve Mirac olayını bir rüya olarak anlatmaktadır. Bkz: ((التاج ج ٤ ص ٢٧٥- ٢٧٧) (من كتاب تفسير الحديث – لمحمد عزة دروزة İşte hem bu sûrenin 60. ayeti hem de Buhari’ nin aşağıdaki rivayeti İsra’nın bir rüya olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Zaten İsra’nın ruhen gerçekleştiği görüşünü benimseyen âlimler, Hz. Aişe’nin "Rasûlullah’ın bedeni yerinden ayrılmamış, o ruhuyla yolculuk yapmıştır, diyorlar. Ayrıca ‘’Hz. Aişe o zaman Hz. peygamberin eşi değildi, o bu olayı görmemiş, bu nedenle bu konuda onun sözü kabul edilemez…’’ diyenlere cevabımız şöyle olacaktır. Peki, bu olaya fiilen kim şahit olmuştur? Hz. peygambere isra ettirilirken o an kim onu görmüştür? Ayrıca Hz. Ayşe’nin de böyle bir inanç ve düşünceye sahip iken, Hz. Peygamber neden onun bu düşüncesini gidermeye çalışmamış? Onun İsra ile ilgili bu düşüncesi yanlış olsaydı ona müdahale etmeyecek miydi? Neden müdahele etmemiş ve ona ‘’Ey Aişe! Şunu bil ki, Allah beni sadece ruhen değil, hem ruh hem de bedenle Mescidi Aksa’ya götürmüştür’’dememiştir? İşte hem Hz. Aişe’nin bu rivayeti, hem de Muaviye’nin,"İsra Allah’tan gelen sadık bir rüyadan ibarettir’’ beyanları ile İbni İshak, Huzeyfe Bin el - Yemani ve Hasan-ı Basrî’nin bu görüşü kabul edip itiraz etmemeleri delil olarak kabul görülmüştür. Ayrıca İsra- 60. âyetindeki rüya ise gözle görmeyi değil düşte görmeyi ifade eder. Bkz: (Suyutî, Şerhu Kıssati`l- İsra, s. 55- Ve Fethul Kadir tefsiri.) Ki, bu ayet İsra’ya işaret ediyor. Yani 60. ayetten de anlaşıldığı gibi, İsra olayı, sadık bir rüya ve ruhani bir yolculuk idi. Bu nedenle kim ne derse desin, 60. ayette İsra olayı için (الرُّءْيَا ) ‘’rüya’’ ifadesinin kullanılması, bunun böyle olduğuna dair delil olarak bize yeterlidir. Zira biz, Yüce Rabbimizin kelamına inanıyoruz, uydurma rivayetlere ve bu uydurma rivayetlere göre tahrifat yapan tefsirlere değil. Ayrıca bu İsra olayı açıktan ve bedenen olmadığından bir mucize de değildir, çünkü peygamberlerin mucizeleri inkârcılara açıktan gösterilmek üzere verilmiştir. Yani mucizeler herkesin görebileceği şekilde yüce Allah tarafından verilmektedir. Oysa İsra olayı geceleyin, hiçbir kimsenin görmedeği bir anda gerçekleşmiştir. Demek ki İsra bir mucize/bedensel bir yolculuk değil, yüce Allah’ın elçisine bir lütfu keremidir. Çağdaş birçok müellif de İsra ve Miracın ruhen gerçekleştiği kanaatindedir. Bedenen gerçekleştiğini öne sürenlerin delillerini zayıf bulan Şibli Numanî, İsra sûresinin ilk âyetinde yer alan abd kelimesinin ruha atfedilebileceğini, bedenin her an değişikliğe uğrayabileceğini, kalıcı olanın ruh olduğunu söyler. Ayrıca bu olayda geçen Mescid-i Aksâ’nın dışındaki mekân ve hadiseler ruhani âleme aittir. Dolayısıyla bu tecrübe ruhun maddi unsurlardan sıyrılarak melekût âlemine yaptığı bir yolculuktur. Yine Şiblî’ye göre, bir şeyin imtihan konusu yapılması onun mutlaka olağanüstü sayılmasını gerektirmez. Ayrıca isrâ sûresinde anlatılan isrâ olayının akabinde yaşanan mi’râcın Necm sûresinde anlatılan olayla ilgili olmadığı kesindir. Çünkü Necm sûresi İsrâ sûresinden çok önce nâzil olduğuna göre önceden yaşanan bir hâdiseyi sonradan yaşanan bir olayın devamı niteliğinde göstermek tutarlı değildir. (الله اعلم ) //…İsra, Hz. Peygambere sanıldığı ve iddia edildiği gibi bedeniyle değil İsra 17/60. ayette de açıklandığı gibi rüyasında, ruhuyla yaptırılan bir yolculuktur.(C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca Kudüs Tapınağı ya da Kutsal Tapınak (Ki, Kur’an buna “el-Mescidü’l-Aksâ, yani uzak Mescid veya uzak Tapınak diyor.) (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash (Beytülmakdis); anlam:(Kutsal ev) Kudüs’ün Eski Şehrindeki Moria Tepesi’nde ("har ha-bayit") bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan tapınak. Birinci Tapınak, Kral Süleyman (İslama göre Süleyman peygamber) tarafından M.Ö. 960 dolaylarında kurulmuş ve Nabukadnesar yönetimindeki Babilliler tarafından M.Ö. 586’da yıkılmıştır. İkinci Tapınak ise, M.Ö. 520 dolaylarında açılmış ve Titus tarafından yönetilen Romalılarca M.Ö. 70’te yıkılmıştır… İşte İsra sûresi nazil olduğu zaman Kudüs’teki mescidin adı “Beytü’l-Makdis” ti. (Yani Kutsal ev.) Ama Kur’an buna el- Mescidü-l Aksa demiştir. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’deki “el-Mescidü’l-Aksâ” ifadesi isim tamlaması terkibinde olmayıp sıfat tamlaması terkibinde olduğu anlaşılır, yani Mescidin özel ismi değildir. İşte el-Mescidü-l Aksa’dan maksat, o günkü (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash Beytülmakdis, yani Kutsal ev olabilir. Ayrıca ayette geçen (عبد)’’ abd’’kelimesi (عبودية) ubudiyet, yani kulluk kelimesinden türemiştir. Bu nedenle (الله اعلم) yüce Allah kendi kudretini yansıtan bazı ayetlerden/alametlerden ve kâinatın işleyiş kanunlarından elçisine göstermek/müşahade ettirmek amacıyla elçisinin kulluk bilincini, zihnini, akıl ve gönül gözünü Messcidi Aksaya/en uzak secdelik’e almıştır. Yani ona bedensel değil, ruhsal/metafizik bir yolculuk yaptırmıştır. (الله اعلم) İşte (عبد) ‘’abd’’ ifadesinin bu anlamda olduğuna dair bazı ayetlerden delilimiz şunlardır: 1- Necım- 10. ayette yüce Allah şöyle buyuruyor. (فأوحي الي عبده ما أوحي)‘’ Böylece kuluna, (yani kulunun zihnine, bilincine, aklına ve gönlüne) vahyedeceğini vahyetti.’’ İşte buradaki (عبد)’’abd’’ kelimesi elçinin bedeni değil, onun kulluk bilincini, zihnini, aklını ve gönül gözünü ifade eder. Çünkü vahiy bedene değil, bedendeki kulun hafızasına, onun akıl, idrak ve zihnine indirilmektedir. 2- Şuara -193- 195: (نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الأمِينُ عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُون الخَ) ‘’Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur’an’ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh senin kalbine (zihnine, idrakine, bilincine, aklına ve gönlüne) indirmiştir.’ deniliyor. Yani onun bedenine değil. Demek ki, (عبد) ’’abd’’ yani KUL kelimesi bedeni değil, bedendeki ‘’akıl, zihin, hafıza, kulluk bilinci vs. manevi’’ özellikleri ifade eder. Özetle, hem İsra- 59. ayette göre Hz. peygambere Kur’an dışında hissi bir mucizenin verilmediği ve 60. ayette de net bir şekilde İsra olayı için (الرُّؤْيَا) ‘’er-rü’ya’’ yani RÜYA ifadesinin kullanıldığı, hem de Buhari’deki ‘’İsra ve Mirac’ın bir rüya olduğu’’ şeklindeki rivayeti sebebiyle bu olayın bedensel bir yolculuk olmadığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Ayrıca (الْمَسْجِدِ الأَقْصَى)‘’en uzak secdelik’’ anlamında olup Kur’an’ın indiği dönemde orada bina halinde bir Mescid yoktu. Fakat İslamdan önce Hz. Süleyman orada bir Mabed (Beyti Makdis) inşa etmişti. Daha sonra Yahudilerin sürgün döneminde söz konusu Süleyman Mabedi de yakılıp yıkılmıştı. Yani İsra hadisesi olduğu zaman bina halinde orada bir mescit de yoktu. Şu anki Mescid-i Aksa ise sonradan bu adla inşa edilmiştir.
(حقيقة-الاسراء - والمعراج) الاصح ان الإسراء والمعراج كانا مناما، بدليل قوله تعالى: {وَما جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِلنَّاسِ} [الإسراء: 60]، على أنَّ المراد بها ما رأى ليلة الإسراء، والرؤيا بالقصر ما يُرَى في المنام، وتشبُّثًا ببعض الروايات التي يدلُّ ظاهرها على أنه كان في المنام - وقالت عائشة ومعاوية: إنما أسري بنفس رسول الله صلى الله عليه وسلم، ولم يفارق شخصه مضجعه، وإنها كانت رؤيا رأى فيها الحقائق من ربه عز وجل. وجوزه الحسن وابن إسحاق (تفسير ابن عطية) ويصح أن يراد الرؤيا التي تكون بالروح، وهي ما كان بالعروج إلى الملأ الأعلى على ما اخترنا واتبعنا فيه كثرة من السلف الصالح. (زهرة التفاسير – محمد أبوزهرة) وقال قوم : أسري بروحه دون بدنه (تفسير البغوي) ويروون في صدده أحاديث كثيرة متنوعة الرتب. وفيها شيء كثير من التضارب فمنها ما يفيد أن الإسراء والمعراج كانا رؤيا منامية وأن جسد رسول الله صلّى الله عليه وسلّم لم يبرح مكانه. ومنها ما يفيد أنه كان مشهدا روحانيا، ومنها ما يفيد أنه كان مشهدا حيا وحادثا واقعا بالجسد واليقظة. ومنها ما يفيد أن الإسراء كان بالجسد واليقظة وأن المعراج كان في النوم أو بالروح (كتاب تفسير الحديث – لمحمد عزة دروزة) إ ن حديث المعراج اشتمل على أشياء في غاية البعد: إن الحركة البالغة في السرعة إلى هذا الحد غير معقوله. وأنكر آلاخرون الاسراء با لجسد وأثبتوا أن المعراج كان بالروح فحسب لوجوه . إنه لو صح ذلك لكان أعظم المعجزات وكان يجب أن يظهر حين اجتماع الناس حتى يستدلّ به على صدقه في ادعاء النبوة، فأما أن يحصل ذلك في وقت لا يراه فيه أحد، ولا يشاهده فيه مشاهد، فإن ذلك عبث لا يليق بحكمة الحكيم – إن الصعود بالجسم إلى العالم العلوي فوق طبقات معينة مستحيل، لأن الهواء معدوم، فلا يمكن أن يعيش فيه الجسم الحي أو يتنفس فيه - (ب) ركوب البراق: ولا حاجة له بذلك لأن العالم العلوي في غني عن ذلك. وهل يمكن للبراق أن يهرب؟ حيث تقول الرواية أن النبي قال: “أُتيت بالبراق فركبته حتى أتيت بيت المقدس فربـطـته بالحلقة التي يربط فيها الأنبياء (خوفا من هروبها ) ثم دخلت المسجد فصليت فيه ركعتين، ثم عُـرج بي إلى السماء”. (صحيح مسلم) هل ربط البراق بحلقة المسجد لاجل ان لا يهرب؟ وهل يمكن ان يرغب البراق عن امرالله ؟ وهل كان هذا منطقيا؟ (ج) إنه تعالى أوجب خمسين صلاة، ولم يزل محمد يتردد بين الله وموسى إلى أن عاد الخمسون إلى خمس بسبب شفقة موسى عليه السلام - وهذا غير جائز كما قال القاضي أبو بكر الباقلاني لأنه يقتضى نسخ الحكم قبل العمل به، وهذا بداء محال على الله) لم يقل أحد من المسلمين بأن الأنبياء أحياء بأجسادهم في العالم العلوي، وإنما الحياة هناك حياة روحية لا جسمانية، والتخاطب والكلام معهم والصلاة بهم من الأمور الروحية لا الجسمية، إذ لا يعقل غير هذا - وبهذا يثبت المعراج الروحي لا الجسماني (تفسير المراغي) اقول, لماذا لم يسم القران بان الاسراء والمعراج ايتان - يعني معجزتان لمحمد ص ؟؟؟ كما سمي ما أعطي موسي وعيسي ايات – معجزات ؟؟؟ ويفهم من هذا أن حاديثة الاسرائ كا
كان بالروح مع شعور قلبي... لان الرؤيا والشعور القلبي ليستا بمعجزة !!! الإسراء بالنبيّ الكريم، لم يكن معجزة متحدّية، وإنما هو رحلة روحيّة، (تفسير القراني للقران) إن الحسن قال في قوله (وما جعلنا الرؤيا) الآية إنها رؤيا منام رآها والرؤيا تختص بالنوم ... (الإسراء والمعراج - خلافات المفسرين حول 6 تفاصيل أساسية في رحلة النبي محمد | عبد السميع جميل) {سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ} ربما كان وصف النبي(ص) بالعبودية لله تعالى، للإيحاء بالعمق الروحي الذي يعيشه في خضوعه لله، واَحساسه بعبوديته له في وعيه المنفتح على سرّ الألوهية في رحاب العظمة، وإخلاصه لدوره الرسالي في خدمة الرسالة، واستغراقه في الامتثال لإرادة الله في ما يأمر به وما ينهى عنه، على مستوى التبليغ والدعوة والحركة حتى كأنّ رسالته جزء من حركة العبودية في ذاته، ولونٌ من لطف الله به وتقديره لروحيته،(تفسير من وحي القران) (وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلَّا فِتْنَةً } أكثر المفسرين على أنها ليلة الإسراء (تيسير الكريم المنان في تفسير القران لابن سعدي) المسجد الأقصى: الأقصى بمعنى الأبعد. وقد قصد بالجملة مكان عبادة الله في بيت المقدس، ونعت الأقصى للدلالة على البعد الشاسع بين مكة وبيت المقدس، ثم صار تعبير «المسجد الأقصى» علما على مسجد بيت المقدس الإسلامي بعد الإسلام. وكان قبل الإسلام مكان المعبد الذي بناه سليمان وكان خرابا حين نزول الآية (كتاب التفسير الحديث) وفي روايات حديث المعراج اضطراب واختلاف كثير طالما ردوا ما وقع فيه مثله: وحديث أنس في المعراج لا يسلم من الاضطراب والاختلاف الذي قلناه، ولا يتسع هذا الجواب لبيان ذلك ومقابلته بالأحاديث التي منعوا الاحتجاج بها لاضطرابها واختلاف رواياتها اختلافًا لا يقبل الجمع إلا بتكلف وتسليم ما تسلم به النفس، ولا يصدقه العقل كقول بعضهم: إن المعراج متعدد كان بعضه يقظة وبعضه منامًا، ولا يستطيع عاقل أن يقبل أن يتعدد فرض الله الصلاة على نبيه خمسين، ومراجعته فيها حتى يجعلها خمسًا مرارًا متعددة. ولذلك اضطر بعض المحققين إلى الجزم بأن بعض روايات الصحيحين في المعراج غلط. ولعلنا نبين الروايات كلها ووجوه الاختلاف
والاضطراب فيها في مقال مخصوص في هذه المسألة.والظاهر أن الطبيب محمد توفيق صدقي رجح كون المعراج رؤيا منامية؛ لكونه أقرب إلى العقل وأبعد عن الطعن، لا للجمع بين الروايات .. وإذا صححنا رواية واحدة من هذه الروايات ورددنا ما عداها، وإن كان في البخاري، فحينئذ يكون ما قاله المحقق ابن القيم هو الأقرب، وهو أن ذلك كله كان مشاهدة روحية، لم ينتقل فيها جسده الشريف من مكانه.ورؤيا الأنبياء وحي. أما رؤيا الأنبياء عليهم الصلاة والسلام وكونها من الوحي، فقد ثبت في الأحاديث الصحيحة...(فتاوى الشيخ محمد رشيد رضا) ولقد روى البخاري حديثا عن سمرة بن جندب يحتوي حقيقة-الاسراء- والمعراج . خبر رؤيا منامية رآها النبي صلّى الله عليه وسلّم وقصها على أصحابه جاء فيه: «كان النبيّ صلّى الله عليه وسلّم إذا صلّى صلاة أقبل علينا بوجهه فقال من رأى منكم الليلة رؤيا فإن رأى أحد قصّه
فيكون ما شاء الله.فسألنا يوما فقال هل رأى أحد منكم رؤيا؟ قلنا: لا، قال: لكنّي رأيت الليلة رجلين أتياني فأخذا بيدي فأخرجاني إلى الأرض المقدسة فإذا رجل جالس ورجل قائم بيده كلّوب من حديد يدخله في شدقه حتى يبلغ قفاه ثمّ يفعل بشدقه الآخر مثل ذلك ويلتئم شدقه هذا فيعود فيضع مثله. فقلت ما هذا قالا انطلق، فانطلقنا حتى أتينا على رجل مضطجع إلى هذا حتى يلتئم رأسه وعاد رأسه كما هو فعاد إليه فضربه. قلت من هذا؟ قالا: انطلق.فانطلقنا إلى ثقب مثل التنور أعلاه ضيّق وأسفله واسع تتوقّد تحته نار فإذا اقترب ارتفعوا حتى كادوا يخرجون فإذا خمدت رجعوا فيها، وفيها رجال ونساء عراة قلت من هذا؟ قالا: انطلق. فانطلقنا حتى أتينا على نهر من دم فيه رجل قائم على وسط النهر، وعلى شطّ النهر رجل بين يديه حجارة الخ : المرجع (١) التاج ج ٤ ص ٢٧٥- ٢٧٧.) من (كتاب تفسير الحديث - لمحمد عزة دروزة) وفي كتاب “الشفا” للقاضي عياض: “اختلف السلف والعلماء: هل كان إسراءٌ بروحه أو جسده؟ على ثلاث مقالات: فذهبت طائفة إلى أنه إسراء بالروح، وأنه رؤيا منام، وبرهانهم قوله تعالى: وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤْيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ. وما حكوا عن عائشة: ما فقد جسد رسول الله. وقوله: بينا أنا نائم. وقول أنس: وهو نائم في المسجد الحرام، ثم قال في آخرها: فاستيقظت وأنا بالمسجد الحرام