Kim de inanmış olarak (dünya ile birlikte) ahireti de ister ve orası için gereği gibi çalışırsa, işte onların çalışmaları şükre (takdire) değerdir.*
(*)... Ayetten de anlaşıldığı gibi şükretmek demek, karşılığını vermek demektir. Kim ki Allah’a şükretmek istiyorsa, Allah, kendisine her ne verdiyse onun karşılığını vermelidir. Sözle şükretmenin bir anlamı yoktur. Canın/hayatın şükrü Allah’a kulluk yapmaktır. Malın şükrü infaktır. Aklın şükrü teslim olmaktır vs. (E. Aktaş Meali 19. Ayet Açıklaması) Ahireti dileyenin onun için çalışması, yükümlülüklerini yerine getirmesi, ön şartları için paçasını sıvaması gerekir. Ahirete ilişkin çalışmasını imana dayandırması gerekir. İman temenni değildir. İman beyne yerleşen ve davranışlarca da doğrulanan bir olgudur. Ahiret için çalışmak, kişiyi dünyanın güzel zevklerinden mahrum etmez. Sadece onun bakışlarını daha yüce ufuklara yöneltir. Bu nedenle dünya için çalışanlara dünyalıkları verilirken, âhiret için çalışanlar dünya nimetlerinden mahrum kalmayacaktır. Onlar dünya-ahiret dengesini gözeterek hem dünya hem de ahiret nimetlerinden yararlanacaklardır.