close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İsrâ Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ eradnâ en nuhlike karyeten emernâ mutrafîhâ fefesekû fîhâ fehakka ‘aleyhâ-lkavlu fedemmernâhâ tedmîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir şehri helak etmek istersek ileri gelenlerine emrimizi tebliğ ederiz, buyruktan çıkar, orada isyana koyulurlar da azabı hak ederler, biz de onları tamamıyla helak eder, orasını yerle yeksan ederiz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz bir ülkeyi (ve düzeni) helak etmek (ve çökertmek) istediğimiz zaman, oranın "mütref"lerine (yani; haksız ve hesapsız nimet ve servetle şaşıran ve devlet imkânlarıyla şımaran, ülkenin ileri gelen kimselerine) emrederiz (onlara fırsat veririz) ki, orada her türlü fısk-u fesadı (haksızlık ve hayâsızlığı) yapsınlar... Böylece orası için (azap ve helak) sözümüz hak olur. Biz de o (diyarı ve düzeni) darmadağın edip (yerin dibine batırırız).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir memleketi yok etmek istediğimiz zaman, o toplumun refaha gömülmüş seçkinlerine, zenginlikten şımarmış elebaşlarına son uyarılarımızı iletiriz veya o şımarmış elebaşlarını komuta makamına getiririz, eğer onlar günahkarca yaşamaya devam ederlerse o zaman üzerlerine azap ile ilgili hüküm gerçekleşir de, artık orayı yıkıp yerle bir ederiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz bir memleketi helâk etmek istediğimiz zaman, varlıklı şımarıklarını idareci yapar, iktidara getiririz. İlâhi-İslâmî emirleri uygulamayı emrettiğimiz halde, onlar orada, doğru ve mantıklı düşünmeyi terkederler, hak dine itaat dışına çıkarlar, günah, isyan, inkâr bataklığına dalarlar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için, o memleket halkı gerekçeli olarak cezaya müstehak olur. Biz de orayı darmadağın ederiz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz bir kenti helak etmek istediğimizde oranın varlıklılarına emrederiz. Onlar da (emirlerimize uymayıp) orada bozgunculuk çıkarırlar. Bunun üzerine artık söz hak olur ve orayı darmadağın ederiz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir memleketi helâk etmek istediğimiz zaman, o memleketin zevke düşkün öncülerine Peygamberlerinin diliyle itaat emrederiz. Onlar, orada boyun eğmezler, itaat etmezler. Artık o memleket üzerine hüküm gerçekleşmiştir. İşte o memleketi kökünden helâk eder de ederiz...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz bir şehri helak etmek istediğimiz zaman, önce zengin azgınlarına itaat etmelerini emrederiz. Onlar o şehrin içinde, emrimizin dışına çıkıp azgınlıklarına devam ederler. İlahî yasa, onlar hakkında tahakkuk eder, Biz de onları yerle bir ederiz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkârca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz bir şehri yokeylemek istersek, emrederiz şehrin büyüklerine, buyrum tutmaz olurlar, söz hak olur onlara, iyicene orayı ezeriz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz bir toplumu (yaptıkları yüzünden) helak etmek istediğimizde, o toplumun servet ve nimetle şımarmış seçkinlerini yöneticiler yaparız da onlar orada bozgunculuk çıkarırlar. Böylece o toplum cezayı hak eder, bunun ardında biz de orayı yerle bir ederiz.
Cemil Said
swap_vert close
Bir karyeyi tahrîb itmek istediğimiz vakit evvelâ sükenânından ileri gelenlerine emirlerimizi i’tâ ideriz, lâkin cürümlerinde devâm iderler ise hüküm virir ve kahr ve tedmîr iyleriz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de[312] onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
Âyetin bu kısmı “.. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de..” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde oranın şımarmış yöneticilerine (iyiye yönlendirici) emirler veririz; onlar ise orada günah işlemeye devam ederler, sonuçta o ülke helâke müstahak olur, biz de oranın altını üstüne getiririz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayı darmadağın ederiz.  
 Âyetin baş kısmı, müfessirler tarafından şöyle de anlaşılmıştır: Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin varlıklı ve şımarmış kişilerini çoğaltırız. Bu suretle onlar kötülük işlerler; böylece o ülke helâke müstahak olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir memleketi helâk etmek murad ettiğimiz vakıt ise onun devletlerine (itaat) emrederiz, onlar itaat etmez de orada fısk yaparlar, bunun üzerine o memleket aleyhine huküm, hakkolur artık onu tedmir eder de ederiz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz bir memleketin halkını (yaptıkları isyan ve küfür yüzünden) helâk etmeyi dilediğimiz zaman, o memleketin ileri gelenlerine (peygamberlerimiz vasıtası ile ibadet ve itaati) emrederiz. Onlar da (emirlerimize uymayıp) orada bozgunculuk çıkarırlar. Böylece o toplum cezaya müstahak olur, biz de orayı (azabımızla) darmadağın ederiz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz¹ hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.
1- Cezalandırma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir memleketi helak etmek dilediğimiz vakit onun ni'met ve refahdan şımarmış elebaşılarına emrederiz de orada (bu emre rağmen) itaatden çıkarlar. Artık o (memlekete) karşı söz (azâb) hak olmuşdur. İşte biz onu artık kökünden mahv-ü helak etmişizdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (biz) bir şehri (isyanları yüzünden) helâk etmek istediğimiz zaman, oranın şımarık ileri gelenlerine (Allah'a itâat etmelerini) emrederiz de (onlar) orada (emrimize)isyân ederler;(3) böylece oraya (azab) söz(ü) hak olur; artık (biz de) orayı tamâmen mahvederek helâk ederiz.
(3)Şımarmış olan bu ileri gelenler, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine günahtan dönmeleri husûsunda olan emrini dinlemediklerinde, oranın halkı başlarındaki idârecilerin bu isyânına bizzat iştirâk ederek (veya hoş görerek) zulümlerine ortak olduklarında, artık isyan umûmîleşir ve böylece azab, o beldeye hak olur. (Râzî, c. 10/20, 178)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve biz bir kenti (halkının yaptıkları zulüm ve kötülükler yüzünden) helâk etmek istediğimiz zaman, (elçimiz vasıtasıyla) onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına, (zulüm ve kötülüğü bırakıp) yola gelmelerini emrederiz. Ama onlar (hem halk hem de elebaşları) yoldan çıkarlar (sa), artık o kent yok olmayı hak eder. Biz de orayı darmadağın ederiz.*
(*) Şımarmış olan bu ileri gelenler, yüce Allah’ın kendilerine günah, zulüm, kötülük ve suç işlemekten dönmeleri husûsunda olan emrini dinlemediklerinde, oranın halkı başlarındaki idârecilerin bu isyânına bizzat iştirâk ederek (veya hoş görerek) zulümlerine ortak olduklarında, artık isyan umûmîleşir ve böylece azab, o beldeye hak olur. (Râzî, c. 10/20, 178) Arapça bilenler aşağıdaki tefsir metinlerine bakabilirler. وإذا أردنا أن نهلك قرية أي : أهل قرية أمرنا مترفيها متنعميها وجبابرتها بالطاعة عن أبي عمرو والزجاج ففسقوا فيها أي : خرجوا عن الأمر )قيل : معناه : أمرناهم بالطاعات ففعلوا الفواحش فاستحقوا العقوبة . رواه ابن جريج عن ابن عباس ، وقاله سعيد بن جبير أيضا ومتعلق ( أمرنا ) محذوف ، أي أمرناهم بما نأمرهم به ، أي بعثنا إليهم الرسول ، وأمرناهم بما نأمرهم على لسان رسولهم فعصوا الرسول ، وفسقوا في قريتهم (ابن كثير (تفسير النسفي تفسير الألوسي ) (تفسير البيضاوي ) (التحرير والتنوير ) أبي السعود)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz bir kasabayı yok etmek istediğimiz zaman, o kasabanın önde gelenlerine, o beldeyi fesat yuvası haline getirmelerini emrederiz. O kasabada fesat yaygınlaştığı zaman, bozgunculuk yapanlara karşı vaat ettiğimiz azap onların üzerine hak olur. Sonrada o beldenin altını üstüne getiririz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz bir ili yok etmeyi diledik mi, önce oranın ileri gelenlerine buyruklarımızı bildiririz. Bunun üzerine onlar o ili karıştırmıya başlarlar. Artık o ili azaba uğratmak gerekir. Bunu üzerine Biz de onu yerin dibine geçiririz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bir kasabayı helâk etmek istediğimiz zaman peygamber lisanıyle onların refah ve nimet sahiplerine [⁵] emrederiz. Onlar ise fasık kesilirler. Artık onlar azabı hak ederler, biz de o kasabayı hâk ile yeksan ederiz.
[5] Yani elebaşılarına.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz bir beldeyi yok etmek istediğimiz zaman, oranın ileri gelen şımarık zenginlerini [mutraf] uyarırız [emernâ]. Buna rağmen onlar kötülüğe devam ederler. Böylece (azap) sözü onlara hak olur. Biz de orayı darmadağın ederiz.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun nimet içinde yüzen şımarıklarına (her türlü nimetlerin verilmesini) emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz (azap) kesinleşir de onu tümüyle helak ederiz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz bir ülkeyi helâk etmek istediğimiz zaman, oranın ileri gelen lider ve yöneticilerine gönderdiğimiz Elçi ve Kitap aracılığıyla, zulüm ve haksızlıktan vazgeçip ilâhî yasalara itaat etmelerini emrederiz fakat onlar buna rağmen orada günah işlemeye ısrarla devam ederler ve halk da onları desteklerse, işte o zaman azâbı hak ederler; biz de onları en ağır biçimde cezalandırıp yok ederiz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir şehri helâk etmeyi istediğimiz zaman oranın refah (konfor) içindeki ileri gelenlerini (iş başına getirerek) yetkili kıldık. Orada yoldan çıkıp saptılar. Söz onların aleyhine gerçekleşti. Orayı yerle bir edercesine tahrip ettik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir ülkenin helâkini istedik mi ağalarına emrederiz: Onlar da ülkeyi içten çürütürler. Artık gerekçe hazırdır. Topa tutar yıkarız...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bir ülkeyi yok etmek istediğimizde ülkenin zenginliklerine güvenerek şımaran elebaşlarına doğru yola gelin deriz. Onlar emrimize uymayarak kötülük yapmaya devam ederler. Böylece yasalarımıza uymayarak suç işlemeye devam eden ülkeler yok olmayı hak eder. Biz de oranın zayıf bırakılan halklarını bilinçlendirerek zalimleri darmadağın ederiz. Yoksul bırakılan, hakları elinden alınan insanlar; suç işleyen zenginlerin düzenlerini başlarına geçirir. Zalim düzenin uydurduğu yasaları çöpe atarlar. Zenginlerin çıkarlarına göre yasa çıkararak halkı soyan meclisleri yıkarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını [*] yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz. [*]
Benzer mesaj: En‘âm 6:123.,Yette geçen [emernâ] fiili “emretmek” demektir. Bu fiile [âmernâ] şeklinde okunarak “musallat etmek, çoğaltmak” anlamı verenler de vardır. İsrâ 17:15’te “elçi gönderinceye kadar azap edilmeyeceği” prensibi ile En‘âm 6:131 ve Kasas 28:59’daki bilgiler çerçevesinde Yüce Allah’ın herhangi bir şehir halkını O’nun emrine itaatten yüz çevirmedikleri sürece helak etmediği sonucu elde edilmiş olur. Söz konusu fiili [emmernâ] şeklinde şeddeleyerek okuyup “emir yapmak, yönetici kılmak” anlamı verenler de vardır. Şımarıkların bir şehirde iktidara gelmesi sonrasında yoldan çıkarıcı işler yapmaları helaklerinin sebebi olmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, bir ülkeyi helâk etmek istersek, oranın en şerlilerini onlara lider yaparız,¹ onlar da orada bozgunculuk yaparlar. Böylece o ülke helâk olmayı hak eder, Biz de orayı hemen helâk ederiz.
1 Bu bölüm: “oranın şımarmış elebaşlarına (iyilikle) emrederiz” diye tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama bir toplumu yok etmeyi irade ettiğimiz zaman o toplumun refaha gömülmüş ²¹ seçkinlerine son uyarı(ları)mızı ²² iletiriz; ve [eğer] onlar günahkarca yaşamaya devam ederler[se], cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur; ve Biz de onu darmadağın ederiz.
21 Yani, kendilerini ahlakî endişelerden bütünüyle uzak tutan. (Mutraf terimine verdiğimiz bu anlam için bkz. 11. sure, 147. not.) Burada sözü edilen kimseler zenginliklerine, toplumsal konumlarına dayanarak toplumlarında fiilî liderliği temsil eden ve dolayısıyla nüfuzları altındaki kimselerin davranışlarından da ahlaken sorumlu olan kimselerdir.22 Lafzen, “emrimizi”, yani yollarını doğrultmaları için. Karye (lafzî karşılığı, “şehir/kasaba”) -her zaman olmamakla birlikte- çoğu zaman “toplum” yahut “ahali” anlamını taşımaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz bir ülkeye emrimizi bildiririz emrimizi uygulamayan oranın şımarık zenginleri ülkede isyan ve azgınlığa devam ederler ve böylece helakı hak etmiş olurlar. Biz de orayı yerle bir ederiz de, onlar hakkındaki yasamız yerine gelmiş olur. 6/123, 10/13, 13/32, 26/208
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz bir toplumun helâkini dilediğimiz zaman (bilin ki süreç şöyle gelişmiştir: önce) o toplumun refah içinde şımarmış seçkinlerini yönetici yaparız;[²²⁴¹] buna rağmen onlar orada kötülük işlemeyi sürdürürlerse, artık onlar aleyhindeki hüküm kesinleşir: bunun ardından Biz de orayı yerle bir ederiz.
[2241] Veya çoğunluğun emernâ okuyuşunu Taberî’nin İbn Abbas’a dayandırdığı tercihle okuyarak: “refah içinde şımarmış seçkinlerine (iyiliği) emrederiz; fakat onlar orada kötülük işlerler..” Zemahşerî bu tevilli okuyuşu “delilsiz” gerekçesiyle reddeder. Tercihimiz, uyguladığımız usul gereği emmernâ okuyuşuna dayanmaktadır (Bkz. Müfredât). Ebu Ubeyde aynı kelimeyi “artırırız” anlamına âmernâ olarak okumuştur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz bir belde halkını (şirk ve küfürleri yüzünden) helak etmeyi murâd edince; o beldenin refahtan şımarmış elebaşlarına (Peygamberimiz vasıtasıyla Hakka itaat etmelerini) emrederiz. Onlar (bu emre rağmen) kötülük yapmakta devam ettiklerinde ise, artık o belde halkı üzerine azap hak olur ve o beldeyi kökünden helake uğratırız!
Osman Fırat
swap_vert close
Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, O toplumun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına emrederiz de onlar orada fesat çıkarırlar. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir ve orayı darmadağın ederiz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Biz bir beldeyi helâk etmek murad edince onun devlet sahiplerine (hakka itaat etmelerini) emrederiz. Onlar ise orada fısk (ve fücurda) bulunmuş olurlar. Artık o beldenin üzerine söz (helâkları hakkındaki hüküm) hak olmuş olur. İmdi onu (o beldeyi) tamamen helâk ile helâk etmiş oluruz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Herhangi bir beldeyi imha etmek istediğimizde oranın lüks içinde yaşayan şımarıklarına iyilikleri emrederiz. Buna rağmen onlar dinlemez, fısk-u fücura devam ederler. Bu sebeple, orası hakkında cezalandırma hükmü kesinleşir. Biz de orayı yerle bir ederiz. {KM, İşaya 6, 9-13; Hezekiel 18. bölüm}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz bir kenti helak etmek istediğimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz, orada kötü işler yaparlar, böylece o ülkeye (azab) karar(ı) gerekli olur, biz de orayı darmadağın ederiz.
Burada emir, yöneltmek veya çoğaltmak anlamındadır. Yani helâk etmek istediğimiz ülkenin varlıklılarını yöneltiriz veya çoğaltırız, demektir. Aslında bu ve benzeri âyetler, insanların psikolojik durumlarını ve bu durumların, İlâhî yasalara göre oluştuğunu anlatmaktadır. İnsanların kötülük istemeleri ve buna alışmaları, içlerinde kötülüğe karşı büyük bir eğilim doğurur ki bu hal, Allah'ın yasasından başka bir şey değildir. İnsanın içinde oluşan bu yasa, Allah'ın emri olarak ifâde edilmiştir. Çünkü herşey, O'nun yasası çerçevesinde olur.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir karyeyi helâk itmek murâd iylediğimizde zengînlerini emir ve ileri gelir yaparız, onlar orada fısk iderler ve bundan sonra üzerlerine 'azâb vâcib olur. O vakit şiddetle tedmîr iyleriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir kenti yaşanmaz hale getirmek istersek önce oranın ileri gelenlerine emirlerimizi ulaştırırız. Onlar, orada yoldan çıkarlar ve cezanın şartları olgunlaşır[*]. Sonra orayı yerle bir ederiz.
[*] Cünkü "Biz elçi göndermeden azap etmeyiz." .(İsra 17/15)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dışarı çıkarlar. Hüküm onların aleyhinde gerçekleşir. Orayı yerle bir ederiz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz bir kavmi helâk etmeyi murad ettiğimizde, oranın refah şımarıklarına emirlerimizi bildiririz; onlar ise itaatten çıkarlar. Böylece azap sözü hak olur ve o beldeyi yerle bir ederiz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz bir ülkeyi/medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz/onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan diledük kim helāk eyleyevüz bir köyi çoķ eyledük bundıradınılmışların pes ŧa'atdan çıķdılar anda. pes vācib oldı anuñ üzere söz pes helāk eyledük daħı anı helāk eylemek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan dilesevüz helāk eylemege bir şehri, buyurur‐biz baylarına olşehrüñ fısḳ iderler anda. Pes vācib olur anuñ üstine ‘aẕāb. Pes helāk ider‐biz anları muḥkem helāk itmek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz bir məmləkəti məhv etmək istədikdə (peyğəmbərlərin dili ilə) onun naz-ne’mət içində yaşayan başçılarına (Allaha itaət etməyi, iman gətirməyi) əmr edərik. Lakin onlar (Allaha asi olub) pis-pis işlər törədərlər. Beləliklə, (o məmləkətə əzab verilməsi haqqındakı) hökm vacib olar və onu yerlə yeksan edərik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when We would destroy a township We send commandment to its folk who live at ease, and afterward they commit abomination therein, and so the Word (of doom) hath effect for it, and We annihilate it with complete annihilation.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When We decide to destroy a population, We (first) send a definite order to those among them who are given the good things of this life(2192) and yet transgress; so that the word is proved true(2193) against them: then (it is) We destroy them utterly.
2192 Allah's Mercy gives every chance to the wicked to repent. When wickedness gets so rampant that punishment becomes inevitable, even then Allah's Mercy and Justice act together. Those who are highly gifted from Allah-it may be with wealth or position or it may be with talents and opportunities—are expected to understand and obey. They are given a definite order and warning. If they still transgress there is no further room for argument. They cannot plead that they were ignorant. The command of the Lord is proved against them, and its application is called for beyond doubt. Then it is that their punishment is completed. 2193 Qawl here has the sense of word, order, law, charge framed against one under a definite law ( Cf. 36:7).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَٓا
ve o va-kit ki
اَرَدْنَٓا
istedik
اَنْ نُهْلِكَ
helâk etmek
قَرْيَةً
bir mem-leketi
اَمَرْنَا
emrettik
مُتْرَف۪يهَا
oranın sefahate dalmış olanlarına
فَفَسَقُوا
sonra fâsıklık yaptılar
ف۪يهَا
orada
فَحَقَّ
böylece hak oldu
عَلَيْهَا
oraya
الْقَوْلُ
söz
فَدَمَّرْنَاهَا
artık orayı darmadağın ettik
تَدْم۪يراً
bir yıkılışla
Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde oranın (varlık içinde) sefahate dalmış olanlarına (gönderdiğimiz resule itaat etmelerini) emrederiz, buna rağmen onlar orada fâsıklık yaparlarsa işte o memlekete (azap) söz(ü) hak olur, Biz de orayı bir yıkılışla darmadağın ederiz.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
مُتْرَفِين
Edilgen fiil-IV
ت ر ف
Sefahate dalmış olanlar
فَسَقَ
Fiil-I
ف س ق
Fâsıklık etti, fâsıklık yaptı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَقَّ
Fiil-I
ح ق ق
Hak oldu, hakikat oldu, hakkını verdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
دَمَّرَ
Fiil-II
د م ر
Yerle bir etti, darmadağın etti, yok etti
تَدْمِير
Fiilimsi-II
د م ر
Bir yıkılışla