close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşikak Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ-l-ardu muddet
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve yeryüzü, dümdüz çekilince.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yerküre uzatılıp dümdüz yapıldığı,
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yerin tozu dumanı atılıp dümdüz edildiği zaman, insan yaptıklarıyla karşı karşıya gelir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 20/106-107.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yer uzatılıp düzlendiği zaman,
Ali Bulaç
swap_vert close
Yer, düzlendiği,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Arz, dümdüz uzatıldığı,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve yer dümdüz olduğu zaman,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
3,4,5. Yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde, içindeki her şeyi dışarı atarak tamamen boşaldığında ve tabiatı gereği Rabbine kulak verdiğinde,
Besim Atalay
swap_vert close
Yer dahi gerilende
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yer de dümdüz olduğunda,
Cemil Said
swap_vert close
1-6. Âsumân rabbin emirlerini îfâ itmek içün yarıldığı ve arz tesviye olunub da o da rabbin emirlerini îfâ itmek üzere içinde ne var ise atarak tahliye olundığı zamân (ey insân) a’mâlinin mukâbilini görirsin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
3,4,5. Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
3,4. Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
3-4. Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
3, 4, 5. Yer dümdüz edildiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı ve Rabbini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).
Edip Yüksel
swap_vert close
Yer dümdüz edildiği,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yer uzatılıp düzlendiği,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve Arz meddedildiği
Emrah Demiryent
swap_vert close
3-4-5. Yeryüzü uzatılıp dümdüz edildiği, içindekileri atıp boşaldığı (ve yaratılışına uygun, lisân-ı hâl ile) Rabbine (itaat edip) boyun eğdiği zaman (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzü uzatıldığı¹ zaman,
1- Dümdüz edildiği.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
3,4,5. yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıb bomboş kaldığı, bu hususda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki yer zâten buna lâyık olarak yaratılmışdır, (herkes yapdığına kavuşacakdır).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
3,4,5. Yer uzatıl(ıp dümdüz yapıl)dığı, içindekileri atıp boşaldığı ve Rabbi(nin emri)ne kulak verip de, (o da bu itâate) lâyık kılındığı zaman!(1)
(1)“(Bu âyet-i kerîmeler,) gök ve zemînin Cenâb-ı Hakk’ın emrine karşı derece-i inkıyâd (bağlılık derecelerini) ve itâatlerini şöyle âlî bir üslûb (yüksek bir ifâde tarzı) ile beyân eder ki: Nasıl bir kumandan-ı a‘zam, mücâhede (cihâd) ve manevra ve ahz-ı asker (asker alma) şu‘beleri gibi, mücâhedeye lâzım işler için iki dâireyi teşkîl edip açmış. O mücâhede, o muâmele işi bittikten sonra, o iki dâireyi başka işlerde kullanmak ve tebdîl ederek isti‘mâl etmek (değiştirerek kullanmak) için o kumandan-ı a‘zam o iki dâireye müteveccih olur(yönelir). O dâireler, her birisi hademeleri lisânıyla veya nutka gelip kendi lisânıyla der ki: ‘Ey kumandanım! Bir parça mühlet ver ki, eski işlerin ufak tefeklerini, pırtı-mırtılarını temizleyip dışarı atayım, sonra teşrîf ediniz. İşte atıp senin emrine hâzır duruyoruz! Buyurun ne yaparsanız yapınız! Senin emrine münkādız (boyun eğmişiz)! Senin yaptığın işler bütün hak, güzel, maslahattır.’ Öyle de: Semâvât ve arz, böyle iki dâire-i teklîf ve tecrübe ve imtihân için açılmıştır. Müddet bittikten sonra semâvât ve arz, dâire-i teklîfe (imtihan dünyasına) âid eşyâyı (şeyleri) emr-i İlâhiyle bertaraf eder. Derler: ‘Yâ Rabbenâ! Buyurun, ne için bizi istihdâm edersen et! Hakkımız, sana itâattir (boyun eğmektir)! Her yaptığın şey de haktır!’ ” (Zülfikār, 25. Söz, 10-11)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
3, 4. Ve yerküre (volkanik patlamalar ve şiddetli sarsıntılar nedeniyle) yayılıp uzatıldığı (dümdüz edildiği), içinde bulunanları (madenleri, lavları, cansız bedenleri vs. dışarı) atıp boşaldığı zaman. (*)
(*) Ayrıca (Hakka-16. Âyet’te, kıyametin kopması sırasında sadece yerkürenin değil, gök cisimlerinin de düzeninin bozulacağını, şimdiki düzen ve özelliklerini kaybedeceğini ve mevcut kozmik sistemin tümüyle çökeceğini ifade eder (krş. Enbiyâ 21/104; Zümer 39/67) 3. ayette zikredilen olayı İbn Âşûr (XXX, 219-220) üç şekilde açıklamıştır: 1. Derinin gerilip düzeltildiği gibi yeryüzündeki dağ ve tepelerin yok edilmesi sonucu dümdüz hale getirilmesi (krş. Tâhâ 20/105-107); 2. Volkanik patlamalar ve şiddetli depremler sebebiyle yerkürede meydana gelecek olan yarılma ve lav püskürtme neticesinde yeryüzü alanının genişlemesi; 3. Yerin küresel şeklinin bozularak uzun bir şekil alması. Bu ve benzeri değişikliklerin evrendeki genel düzenin bozulmasının doğal bir sonucu olarak meydana geleceği düşünülebilir. İşte İnşikak sûresinde yerkürenin iç kısmındakilerin dışarı çıkmasına da işaret edilmektedir ki; bu da mağmanın kıyametin depreminde birçok yerden fışkıracağına dair açıklamayı desteklemektedir. Kur’an, insanoğlunun zihnini yerkürenin başına gelecek en ciddi olaya çevirmesini istemektedir. Bilimin ilerlemesi, Kur’an’ın bahsettiği kıyamet saatinin kopacağını, Dünya’nın ve Evren’in sonunun geleceğini ortaya koymaktadır. Artık hiç kimse yıldızlar sonsuza dek var olacak, Güneş’in ışığı hep parlayacak, bu Evren, bu Dünya hiç yok olmayacak diyemez. Hiçbir bilimsel bilginin olmadığı dönemde Kur’an bunları söyledi ve yine haklı çıktı. Aynen Kur’an’ın dediği gibi Evren’de kıyamet saatinin geleceğinin belirtileri zaten mevcuttur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzü uzatılacağı,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
yer dümdüz edilince,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yer uzanıp dümdüz olduğu,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yeryüzü dümdüz olduğu [muddet] zaman,²
2 Krş. Tâhâ, 20/105-107  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve yer yayılıp dümdüz edildiği zaman.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yeryüzü tümseksiz ve çukursuz bir hâle getirilerek dümdüz edildiği,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Arz / Ülke / Yer uzatıldığı zaman;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yeryüzü de uzunlamasına gerilecek,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yer uzatılıp dümdüz edildiği zaman,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yer genişletilerek yayıldığında, [*]
Buradaki [müddet] edilgen fiili, Tâhâ 20:105-107’de belirtildiği gibi Kıyâmet-ahiret sürecinde tepe ve çukur kalmayacak şekilde yeryüzünün alacağı şekli ortaya koymaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yeryüzü dümdüz edildiği zaman,
Muhammed Esed
swap_vert close
ve yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde, ²
2 Bkz. 20:105-107.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yeryüzü dümdüz edildiğinde. 18/47, 20/105.107
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve yeryüzü uçsuz bucaksız bir düzlük haline getirildiğinde,[⁵⁶³⁵]
[5635] Bkz: 20:105-107 ışığında. Zımnen: büyük duruşma için dev bir duruşma salonu haline getirildiğinde.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
3,4,5. Yer de; Rabbinin emrini dinleyip; -hakk'ın tecellisi için gönüllü olarak- dümdüz edildiği (dağları, dereleri yerle bir edilip düzlendiği) içinde ne varsa attığı (ölüleri kabirlerinden fırlattığı) re tamamen boşaldığı (yıkımı tamamlanıp ilk yaratıldığı hale geldiği) zaman (kıyâmet kopmuştur)
(Gök ile yer, ağaçlar ve hayvanlar Rablerinin emrine boyun eğerler, kayıtsız şartsız O’nun iradesine tabidirler. İnsanlara gelince, onlardan bir kısmı, kendilerine ihsan buyurulan hür iradelerini, Rablerinin mutlak iradesine uygun şekilde kullanırlar emir ve yasaklarına harfiyyen riayet ederler, Rablerini hamd ile tesbih ederler. Diğer bir kısmı ise Rablerini unuturlar ve doğru yoldan saparlar!. Nitekim Hacc suresinin 18. ayetinde "Göklerde, yerde ne varsa, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanların bir kısmı Allah'a secde ederler. Bir kısmının üzerine de azap hak olmuştur" buyurulmuştur. Kıyâmet günü kimin Rabbini tesbih edenlerden kimin de, Rabbini unutanlardan olduğu belli olacaktır.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Yer (dümdüz edilip) uzatıldığı zaman,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yer uzatılıp dümdüz olduğu zaman.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yer yayılıp dümdüz edildiği, [20, 106-107]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yer uzatıl(ıp dümdüz yapıl)dığı,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
3,4. Yer dahî rabbinin emrini dinleyerek hak ve lâyıkı vecihle itâ'atle genişleyüb
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yer uzatılınca[*]
[*] "Sana dağlardan soruyorlar, de ki; Rabbim onları un ufak edip savuracak, yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak, onda ne bir çukur ne bir tümsek göreceksin." (Taha 20/105–107) Böylece yeryüzü uzamış ve büyümüş olacaktır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yeryüzü dümdüz edildiği..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yer düzlendiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve yer uzatıldığı,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan yir ŧartınıla.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ve ḳaçan ki yirler çekilse,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yer uzanıb dümdüz olacağı;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when the earth is spread out
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when the earth is flattened out,(6033)
6033 The Earth is a globe, enclosing within it many secrets and mysteries—gold and diamonds in its mines, heat and magnetic forces in its entrails, and the bodies of countless generations of men buried within its soil. At its dissolution all these contents will be disgorged: it will lose its shape as a globe, and cease to exist. A more mystic meaning lies behind the ordinary meaning of the vanishing of the heavens and the earth as we see them. Our ideas of them—their subjective contents with reference to ourselves will also lose all shape and form and vanish before the eternal verities.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
الْاَرْضُ
yer
مُدَّتْۙ
uzatıldı
Yer (dümdüz edilip boylu boyunca) uzatıldığı zaman,
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَدَّ
Fiil-I
م د د
Mühlet verdi, sürükledi, uzattı, yaydı, (gözünü) dikti, yardım etti