close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşikak Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velkameri iżâ-ttesak(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve aya, dolunay olunca.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Değirmileşip (on dördüne girdiği) zaman Ay’a yemin olsun;
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
dolunay haline gelen aya da andolsun ki;
Ahmet Tekin
swap_vert close
Düzgün bir dolunay haline geldiği zamandaki aya yemin ederim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dolunay haline geldiği zaman aya,
Ali Bulaç
swap_vert close
Ondördüne girdiği zaman aya;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bedir haline geldiği zaman o Ay'a ki,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hiza ve düzene girdiği zaman, aya yemin ederim ki;
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale geçersiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Onbeşi olan aya ant olsun ki
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Dolunay halindeki Ay'a yemin ederim ki,
Cemil Said
swap_vert close
16,17,18,19. Şemsin gurûbundan sonra kalan kırmızılığa, etrâfı kaplayub setr iden giceye, bedr-i tâm hâlinde olan kamere kasem iderim ki ey insân hâlden hâle gireceksin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dolunay hâlindeki aya ki,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki,
Diyanet Vakfı
swap_vert close
16, 17, 18, 19. Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, halden hale geçersiniz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dolunay halindeki aya,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derlendiği zaman o aya,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve derlendiği zaman o Aya
Emrah Demiryent
swap_vert close
16-17-18. (Güneş battıktan sonra ufukta görünen) akşamın kızıllığına, geceye ve (karanlığı ile) kapladığı her şeye ve dolunay hâline gelen aya, kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dolunay halindeki aya,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
toplu bir haale geldiği (nuuru tamamlandığı) zaman aya ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
16,17,18. Yemîn ederim o şafağa (akşamın kızıllığına)! Geceye ve (karanlığında)topladığı şeylere! (Nûrunu) topla(yıp dolunay hâline gel)diği zaman, aya!
İhsan Aktaş
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Kasem ederim akşamın alaca karanlığına, (yerkürenin kendi ekseni etrafında dönmesiyle oluşan) geceye ve onun (o gecenin) içinde barındırdığına, dolunay hâlindeki aya ki (ey insanlar!) Elbette siz, bir (manyetik) katmandan (uzayın bir manyetik alanından) bir diğer katmana (uzayın başka bir manyetik alanına, aya ve gezegenlere) bineceksiniz. *
(*) Ay’a ve daha sonra gezegenlere gidiş: İşte bu ayette Ay’a yemin edildikten sonra insanoğlunun ilk önce Ay’a, daha sonra da semanın farklı mekânlarına/gezegenlere çıkabileceğine 1400 sene önce işaret vardır. (الله اعلم ) Aşağıdaki arapça metnine de bakılabilir. Burada “ve” vurgusuyla Ay’a dikkat çekildikten sonra gelen diğer ayette “tabakadan tabakaya, binip geçileceği” söylenmiştir. Daha önceden Kur’an’ı anlamaya çalışanlar 18. ayetle 19. ayeti ayrı düşünmüşler ve “tabakadan tabakaya geçişi” başka türlü değerlendirmeye çalışmışlardır... Ayetin ifadesinde gelecekte gerçekleşecek bir olaydan bahsedilmektedir ve bu olayın olduğu zamanda insanların neden iman etmediği sorgulanmaktadır. Yani gelecekte bu olay olduğu zaman da iman etmeyen insanlar olacaktır. Ayrıca ayette geçen “tabaka” kelimesi Kur’an’ın diğer yerlerinde de geçer. Örneğin: 71-Nuh Suresi 15. ayette maddi tabakaları/uzayın farklı mekânları/ ifade etmekte; fakat manevi bir tabakayı veya halleri ifade etmemektedir. Ayette “binip geçilmesinden” bahsedilmesi de, Ay’a gidilmesine işaret edildiği görüşünü desteklemektedir. (İst. Kuran Araştırmaları Grubu Mealleri) Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Özetle, İnşikak suresinin 19. ayetinde insanoğlunun gelecekte (uzayda) tabakadan tabakaya bineceği (yani uzayın bir manyetik mekânından diğer manyetik mekâna araçla seyahat edeceği) bildirilmiştir. {لَتَرْكَبُنَّ طُبقاً عَنِ طَبَقٍ} فيه سبعة تأويلات أحدها: سماء بعد سماء، قاله ابن مسعود والشعبي(النكت والعيون – الما وردي) من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث -- « من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث - وهذا يعني أن المراد بركوب الطبق في الآية الكريمة: ركوب المركبة الفضائية، وأن الله سبحانه– كما قال بعضهم – يقسم بهذه الظواهر الكونية على أن الإنسان لن يقتصر على ركوب الدواب والسفن والإبل التي سخرها الله له خلال آلاف السنين ؛ بل سيأتي زمن تتطور فيه العلوم، ويركب هذا الإنسان طبقًا بعد طبق. أي: تتطور هذه الوسائل المستخدمة للنقل من القطار مثلاً، إلى الطائرة، ثم إلى المراكب الفضائية، ثم إلى المراكب الفضائية المتطورة جدًا. وأضاف الباحث قائلاً:« والذين يزعمون أن المقصود بالطبقات هو أحوال الموت والحياة، أسألهم: هل ورد في القرآن الكريم لفظ ( طبق – طباق – أطباق ) إلا فيما يخص السماوات فقط ؟ ».(لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَن طَبقٍ – موقع اعجاز القرآن والسنة | اعجاز القرآن ...» ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ ﴾ [الانشقاق: 19].أتى عصر الفضاء، واجتاز الإنسان أجوازه، وحلَّق في أجواء السماء مستخدمًا المنطاد والطائرات الشراعية، ثم الطائرات بأنواعها المختلفة، ثم وصل إلى القمر بواسطة المحطات الفضائية، وها هو يستعد لرحلة الهبوط على كوكب المريخ، وسيحاول الإنسان في المستقبل أن يسافر بين النجوم، وحينما فعل الإنسان ذلك وجد القرآن أمامه يشير إلى ركوب الأطباق *ثل الإشارة إلى اجتياز الفضاء عند نزول القرآن، في الوقت الذي لم يتمكن فيه الإنسان من غزو الفضاء إلا في القرن الماضي - نبوءةً من نبوءات القرآن، وصدق تعالى حيث يقول: ﴿ وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ ﴾ [ص: 88) القسم بركوب طبق عن طبق (1) المسألة الأولى: قرىء: {لَتَرْكَبُنَّ } على خطاب الإنسان في يا أيها الإنسان: {ولتركبن} بالضم على خطاب الجنس لأن النداء في قوله: { يأَيُّهَا ٱلإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ } [الإنشقاق: 6] للجنس ... (مفاتيح الغيب – الرازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dolunay haline gelen ay’a yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
dolunlaşan aya ki
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
16, 18. Alaca karanlığa [⁴], geceye ve onun istirahat için topladığı mahlûkata, ışığı kemal bulmuş ay/a andım olsun ki,
[4] Veya gün tattıktan sonra kızıllığa.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Dolunay hâlindeki aya,
Kadri Çelik
swap_vert close
Dolunay halini aldığı zaman aya.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve hâlden hâle geçerek dolunay şekline gelen Ay’a yemin olsun ki,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dolunaylaştığı zaman Ay’a!
Mehmet Çakır
swap_vert close
17,18. geceye ve getirdiklerine // tombullaşan aya yemin ederim ki
Mehmet Çoban
swap_vert close
Dolunay halindeki aya,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Dolunay halindeki aya ki
Mehmet Türk
swap_vert close
16,17,18. Hayır! (Başka söze lüzum yok!) Akşamın alaca karanlığına,¹ geceye ve içerisinde barındırdığı şeylere ve dolunay haline gelen aya yemin olsun ki;
1 Şafak: Akam güneş battıktan sonra ufukta görünen kırmızılığın ismidir ki aslı “tül gibi incelik” manasınadır. Kalbin inceliği manasına gelen “şefkat” de incelik manasınadır. Türkçede şafak, fecir, yani sabahleyin tan ağarması manasına kullanılmış ise de bu, amiyane bir tabirdir. Arapça ve şer’î ıstılahta şafak, “fecre mukabil olarak gurub vaktinden sonraki kırmızılıktır” ki akşam namazı vaktidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve dolunay haline gelen ayı: ⁹
9 Böylece Allah, kendi yarattığı evrendeki hiçbir şeyin durağan olmadığı gerçeğini “tanıklığa çağırmakta”dır. Çünkü her şey, sürekli olarak bir durumdan diğerine, her durumda görüntüsünü ve şartlarını değiştirerek, hareket edip durmaktadır: Yunan filozofu Heraklitus tarafından yerinde olarak panta rhei (“her şey akar/değişir”) ifadesiyle tanımlanan bir olgu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Dolunay halindeki ayı ki. 28/71-72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve safha safha dolunay halini alan[⁵⁶⁴⁴] ayı (şahit tutuyorum ki
[5644] Lafzen: “(ışığı) biriktirip toparlanan”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
16,17,18. (Ey insanlar) Şafağa (güneşin batışıyla semada beliren kızıllığa) geceye ve derleyip topladığı şeye, dolunay haline geldiğinde aya yemin ederim ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Ve dolunay hâlindeki aya ki,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve toplandığı vakit kamere,
Suat Yıldırım
swap_vert close
Dolunay halini alan ay hakkı için:
Süleyman Ateş
swap_vert close
Değirmileşen aya,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve nûrı tamam olan ay ile kasem iderim ki
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dolunay olduğunda aya da bakın;
Şaban Piriş
swap_vert close
Dolunay halindeki Ay'a..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve dolunay halindeki Aya:
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Toparlandığı zaman Ay'a,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı aya ķaçan dirildi tamām oldı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı ay ḥaḳḳı‐çun ḳaçan tamām olur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bədirlənməkdə olan aya ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And by the moon when she is at the full,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And the Moon in her Fullness:(6046)
6046 (3) The astronomical Full Moon does not last a moment. The moment the moon is full, she begins to decline, and the moment she is in her "inter-lunar swoon", she begins her career anew as a growing New Moon. So is man's life here below. It is not fixed or permanent, either in its physical phases, or even more strikingly, in its finer phases, intellectual, emotional, or spiritual.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالْقَمَرِ
ve Ay'a yemin ederim
اِذَا
o za- man ki
اتَّسَقَۙ
toplandı
(Nurunu) Barındırdığı (dolunay olduğu) zaman Ay'a (ve Allah'ın âyetlerini üzerinde göstererek kararmış gönülleri aydınlatan mü'minlere) yemin ederim ki,
قَمَر
İsim
ق م ر
Ay
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اِتَّسَقَ
Fiil-VIII
و س ق
Toplandı