close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşikak Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleyli vemâ vesak(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve geceye ve gecenin kapladıklarına.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Geceye ve bağrında toplayıp taşıdıklarına (ve sakladıklarına),
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
geceye ve gecenin derleyip topladığı herşeye,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Geceye ve karanlığı içinde bir araya getirdiği, topladığı şeylere yemin ederim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Geceye ve topladıklarına,
Ali Bulaç
swap_vert close
Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Geceye ve bürüdüklerine,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gece ve karanlığın kapladığı her şeye,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale geçersiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Kuzgun geceye
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Geceye ve gecenin içinde barındırdığına,
Cemil Said
swap_vert close
16,17,18,19. Şemsin gurûbundan sonra kalan kırmızılığa, etrâfı kaplayub setr iden giceye, bedr-i tâm hâlinde olan kamere kasem iderim ki ey insân hâlden hâle gireceksin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Geceye ve içinde topladıklarına,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Geceye ve onun topladığı şeylere,
Diyanet Vakfı
swap_vert close
16, 17, 18, 19. Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, halden hale geçersiniz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gecenin topladığına,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve geceye ve derlendiğine
Emrah Demiryent
swap_vert close
16-17-18. (Güneş battıktan sonra ufukta görünen) akşamın kızıllığına, geceye ve (karanlığı ile) kapladığı her şeye ve dolunay hâline gelen aya, kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Geceye ve barındırdıklarına,
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O geceye ve onun (sinesinde) derleyip topladığı şey (ler) e,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
16,17,18. Yemîn ederim o şafağa (akşamın kızıllığına)! Geceye ve (karanlığında)topladığı şeylere! (Nûrunu) topla(yıp dolunay hâline gel)diği zaman, aya!
İhsan Aktaş
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Kasem ederim akşamın alaca karanlığına, (yerkürenin kendi ekseni etrafında dönmesiyle oluşan) geceye ve onun (o gecenin) içinde barındırdığına, dolunay hâlindeki aya ki (ey insanlar!) Elbette siz, bir (manyetik) katmandan (uzayın bir manyetik alanından) bir diğer katmana (uzayın başka bir manyetik alanına, aya ve gezegenlere) bineceksiniz. *
(*) Ay’a ve daha sonra gezegenlere gidiş: İşte bu ayette Ay’a yemin edildikten sonra insanoğlunun ilk önce Ay’a, daha sonra da semanın farklı mekânlarına/gezegenlere çıkabileceğine 1400 sene önce işaret vardır. (الله اعلم ) Aşağıdaki arapça metnine de bakılabilir. Burada “ve” vurgusuyla Ay’a dikkat çekildikten sonra gelen diğer ayette “tabakadan tabakaya, binip geçileceği” söylenmiştir. Daha önceden Kur’an’ı anlamaya çalışanlar 18. ayetle 19. ayeti ayrı düşünmüşler ve “tabakadan tabakaya geçişi” başka türlü değerlendirmeye çalışmışlardır... Ayetin ifadesinde gelecekte gerçekleşecek bir olaydan bahsedilmektedir ve bu olayın olduğu zamanda insanların neden iman etmediği sorgulanmaktadır. Yani gelecekte bu olay olduğu zaman da iman etmeyen insanlar olacaktır. Ayrıca ayette geçen “tabaka” kelimesi Kur’an’ın diğer yerlerinde de geçer. Örneğin: 71-Nuh Suresi 15. ayette maddi tabakaları/uzayın farklı mekânları/ ifade etmekte; fakat manevi bir tabakayı veya halleri ifade etmemektedir. Ayette “binip geçilmesinden” bahsedilmesi de, Ay’a gidilmesine işaret edildiği görüşünü desteklemektedir. (İst. Kuran Araştırmaları Grubu Mealleri) Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Özetle, İnşikak suresinin 19. ayetinde insanoğlunun gelecekte (uzayda) tabakadan tabakaya bineceği (yani uzayın bir manyetik mekânından diğer manyetik mekâna araçla seyahat edeceği) bildirilmiştir. {لَتَرْكَبُنَّ طُبقاً عَنِ طَبَقٍ} فيه سبعة تأويلات أحدها: سماء بعد سماء، قاله ابن مسعود والشعبي(النكت والعيون – الما وردي) من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث -- « من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث - وهذا يعني أن المراد بركوب الطبق في الآية الكريمة: ركوب المركبة الفضائية، وأن الله سبحانه– كما قال بعضهم – يقسم بهذه الظواهر الكونية على أن الإنسان لن يقتصر على ركوب الدواب والسفن والإبل التي سخرها الله له خلال آلاف السنين ؛ بل سيأتي زمن تتطور فيه العلوم، ويركب هذا الإنسان طبقًا بعد طبق. أي: تتطور هذه الوسائل المستخدمة للنقل من القطار مثلاً، إلى الطائرة، ثم إلى المراكب الفضائية، ثم إلى المراكب الفضائية المتطورة جدًا. وأضاف الباحث قائلاً:« والذين يزعمون أن المقصود بالطبقات هو أحوال الموت والحياة، أسألهم: هل ورد في القرآن الكريم لفظ ( طبق – طباق – أطباق ) إلا فيما يخص السماوات فقط ؟ ».(لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَن طَبقٍ – موقع اعجاز القرآن والسنة | اعجاز القرآن ...» ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ ﴾ [الانشقاق: 19].أتى عصر الفضاء، واجتاز الإنسان أجوازه، وحلَّق في أجواء السماء مستخدمًا المنطاد والطائرات الشراعية، ثم الطائرات بأنواعها المختلفة، ثم وصل إلى القمر بواسطة المحطات الفضائية، وها هو يستعد لرحلة الهبوط على كوكب المريخ، وسيحاول الإنسان في المستقبل أن يسافر بين النجوم، وحينما فعل الإنسان ذلك وجد القرآن أمامه يشير إلى ركوب الأطباق *ثل الإشارة إلى اجتياز الفضاء عند نزول القرآن، في الوقت الذي لم يتمكن فيه الإنسان من غزو الفضاء إلا في القرن الماضي - نبوءةً من نبوءات القرآن، وصدق تعالى حيث يقول: ﴿ وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ ﴾ [ص: 88) القسم بركوب طبق عن طبق (1) المسألة الأولى: قرىء: {لَتَرْكَبُنَّ } على خطاب الإنسان في يا أيها الإنسان: {ولتركبن} بالضم على خطاب الجنس لأن النداء في قوله: { يأَيُّهَا ٱلإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ } [الإنشقاق: 6] للجنس ... (مفاتيح الغيب – الرازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İlerlediği zaman geceye,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
geceye, gecenin derlediklerine,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
16, 18. Alaca karanlığa [⁴], geceye ve onun istirahat için topladığı mahlûkata, ışığı kemal bulmuş ay/a andım olsun ki,
[4] Veya gün tattıktan sonra kızıllığa.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Geceye ve örtüp bürüdüğü her şeye,
Kadri Çelik
swap_vert close
Geceye ve toplayıp taşıdığı şeylere.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Geceye ve bağrında topladığı her şeye,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gece’ye ve barındırdığı şeylere!
Mehmet Çakır
swap_vert close
17,18. geceye ve getirdiklerine // tombullaşan aya yemin ederim ki
Mehmet Çoban
swap_vert close
Geceye ve içinde topladıklarına,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Geceye ve topladığı (örttüğü) şeylere,
Mehmet Türk
swap_vert close
16,17,18. Hayır! (Başka söze lüzum yok!) Akşamın alaca karanlığına,¹ geceye ve içerisinde barındırdığı şeylere ve dolunay haline gelen aya yemin olsun ki;
1 Şafak: Akam güneş battıktan sonra ufukta görünen kırmızılığın ismidir ki aslı “tül gibi incelik” manasınadır. Kalbin inceliği manasına gelen “şefkat” de incelik manasınadır. Türkçede şafak, fecir, yani sabahleyin tan ağarması manasına kullanılmış ise de bu, amiyane bir tabirdir. Arapça ve şer’î ıstılahta şafak, “fecre mukabil olarak gurub vaktinden sonraki kırmızılıktır” ki akşam namazı vaktidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve geceyi, onun [safha safha] gözler önüne serdiklerini,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Geceyi ve kaplayıp kaydettiklerini. 18/49, 58/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve geceyi ve toplayıp kaydettiklerini,[⁵⁶⁴³]
[5643] Zımnen: Gecenin karanlığı altında işlediklerinizi de Allah görüyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
16,17,18. (Ey insanlar) Şafağa (güneşin batışıyla semada beliren kızıllığa) geceye ve derleyip topladığı şeye, dolunay haline geldiğinde aya yemin ederim ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Geceye ve O topladıklarına,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve geceye ve topladığı şeye,
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gece ve gecenin barındırdığı, şeyler hakkı için,
Süleyman Ateş
swap_vert close
Geceye ve (gecenin bağrında) topladığı şeylere,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve gice ve gicenin zulmetiyle örtdiği şeylerle
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Geceye ve yoğunlaşan karanlığa,
Şaban Piriş
swap_vert close
Geceye ve kapladıklarına..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve geceye ve barındırdıklarına,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Geceye ve derlediğine,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı giceye daħı aña kim ķavzadı gice
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
daḫı gice ḥaḳḳı‐çun, anda cem‘ olan ḥaḳḳı‐çun,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Gecəyə və (gecənin) qoynuna aldıqlarına,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And by the night and all that it enshroudeth,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Night and its Homing;(6045)
6045 (2) The Night is a phenomenon you see during almost half of every twentyfour hours in ordinary latitudes. At nightfall, all the wandering flocks and herds come home. The men scattered abroad for their livelihood return home to rest and sleep. The Night collects them in their homes, and yet this phase of Homing lasts but a little while. Presently all is silent and still. So will it be with our souls when this life is ended with our death. We shall be collected in a newer and larger Homing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّيْلِ
ve geceye
وَمَا
ve o şeye ki
وَسَقَۙ
topladı
Geceye ve (içinde) barındırdığı şeylere (yıldızlara, bir de geceleyin kalkıp Allah'a taat ve ibadette bulunanlara),
لَيْل
İsim
ل ي ل
Gece, geceleyin
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَسَقَ
Fiil-I
و س ق
Topladı