close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnşikak Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Felâ uksimu bi-şşefak(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun gün battıktan sonraki kızıllığa.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hayır (mutlaka), şafak vaktine (veya akşamın alaca karanlığına),
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yoo, andolsun akşamın alaca karanlığına,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Başka söze gerek yok. Şafak vaktine yemin ederim.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hayır. Yemin ederim şafağa,
Ali Bulaç
swap_vert close
Yok, şafak-vaktine yemin ederim,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Artık kasem ederim şafak'a,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şafağa (ve gündüze.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır! Şafağa, geceye ve onun topladığı şeylere, dolunay şeklini alan Ay'a yemin ederim ki siz halden hale geçersiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Alaca karanlığa
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Akşamın alaca karanlığına,
Cemil Said
swap_vert close
16,17,18,19. Şemsin gurûbundan sonra kalan kırmızılığa, etrâfı kaplayub setr iden giceye, bedr-i tâm hâlinde olan kamere kasem iderim ki ey insân hâlden hâle gireceksin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Akşamın alaca karanlığına and olsun;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yemin ederim şafağa,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hayır hayır! Yemin ederim o şafağa,
Diyanet Vakfı
swap_vert close
16, 17, 18, 19. Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, halden hale geçersiniz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Andolsun akşamın kızıllığına,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şimdi, yemin ederim o şafağa,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İmdi kasem ederim o şefaka
Emrah Demiryent
swap_vert close
16-17-18. (Güneş battıktan sonra ufukta görünen) akşamın kızıllığına, geceye ve (karanlığı ile) kapladığı her şeye ve dolunay hâline gelen aya, kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Şafak vaktine yemin ederim;
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Demek (hakıykat onun zannetdiği gibi değildir). Andederim o şafaka.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
16,17,18. Yemîn ederim o şafağa (akşamın kızıllığına)! Geceye ve (karanlığında)topladığı şeylere! (Nûrunu) topla(yıp dolunay hâline gel)diği zaman, aya!
İhsan Aktaş
swap_vert close
16,17,18,19. Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Kasem ederim akşamın alaca karanlığına, (yerkürenin kendi ekseni etrafında dönmesiyle oluşan) geceye ve onun (o gecenin) içinde barındırdığına, dolunay hâlindeki aya ki (ey insanlar!) Elbette siz, bir (manyetik) katmandan (uzayın bir manyetik alanından) bir diğer katmana (uzayın başka bir manyetik alanına, aya ve gezegenlere) bineceksiniz. *
(*) Ay’a ve daha sonra gezegenlere gidiş: İşte bu ayette Ay’a yemin edildikten sonra insanoğlunun ilk önce Ay’a, daha sonra da semanın farklı mekânlarına/gezegenlere çıkabileceğine 1400 sene önce işaret vardır. (الله اعلم ) Aşağıdaki arapça metnine de bakılabilir. Burada “ve” vurgusuyla Ay’a dikkat çekildikten sonra gelen diğer ayette “tabakadan tabakaya, binip geçileceği” söylenmiştir. Daha önceden Kur’an’ı anlamaya çalışanlar 18. ayetle 19. ayeti ayrı düşünmüşler ve “tabakadan tabakaya geçişi” başka türlü değerlendirmeye çalışmışlardır... Ayetin ifadesinde gelecekte gerçekleşecek bir olaydan bahsedilmektedir ve bu olayın olduğu zamanda insanların neden iman etmediği sorgulanmaktadır. Yani gelecekte bu olay olduğu zaman da iman etmeyen insanlar olacaktır. Ayrıca ayette geçen “tabaka” kelimesi Kur’an’ın diğer yerlerinde de geçer. Örneğin: 71-Nuh Suresi 15. ayette maddi tabakaları/uzayın farklı mekânları/ ifade etmekte; fakat manevi bir tabakayı veya halleri ifade etmemektedir. Ayette “binip geçilmesinden” bahsedilmesi de, Ay’a gidilmesine işaret edildiği görüşünü desteklemektedir. (İst. Kuran Araştırmaları Grubu Mealleri) Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Özetle, İnşikak suresinin 19. ayetinde insanoğlunun gelecekte (uzayda) tabakadan tabakaya bineceği (yani uzayın bir manyetik mekânından diğer manyetik mekâna araçla seyahat edeceği) bildirilmiştir. {لَتَرْكَبُنَّ طُبقاً عَنِ طَبَقٍ} فيه سبعة تأويلات أحدها: سماء بعد سماء، قاله ابن مسعود والشعبي(النكت والعيون – الما وردي) من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث -- « من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث - وهذا يعني أن المراد بركوب الطبق في الآية الكريمة: ركوب المركبة الفضائية، وأن الله سبحانه– كما قال بعضهم – يقسم بهذه الظواهر الكونية على أن الإنسان لن يقتصر على ركوب الدواب والسفن والإبل التي سخرها الله له خلال آلاف السنين ؛ بل سيأتي زمن تتطور فيه العلوم، ويركب هذا الإنسان طبقًا بعد طبق. أي: تتطور هذه الوسائل المستخدمة للنقل من القطار مثلاً، إلى الطائرة، ثم إلى المراكب الفضائية، ثم إلى المراكب الفضائية المتطورة جدًا. وأضاف الباحث قائلاً:« والذين يزعمون أن المقصود بالطبقات هو أحوال الموت والحياة، أسألهم: هل ورد في القرآن الكريم لفظ ( طبق – طباق – أطباق ) إلا فيما يخص السماوات فقط ؟ ».(لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَن طَبقٍ – موقع اعجاز القرآن والسنة | اعجاز القرآن ...» ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ ﴾ [الانشقاق: 19].أتى عصر الفضاء، واجتاز الإنسان أجوازه، وحلَّق في أجواء السماء مستخدمًا المنطاد والطائرات الشراعية، ثم الطائرات بأنواعها المختلفة، ثم وصل إلى القمر بواسطة المحطات الفضائية، وها هو يستعد لرحلة الهبوط على كوكب المريخ، وسيحاول الإنسان في المستقبل أن يسافر بين النجوم، وحينما فعل الإنسان ذلك وجد القرآن أمامه يشير إلى ركوب الأطباق *ثل الإشارة إلى اجتياز الفضاء عند نزول القرآن، في الوقت الذي لم يتمكن فيه الإنسان من غزو الفضاء إلا في القرن الماضي - نبوءةً من نبوءات القرآن، وصدق تعالى حيث يقول: ﴿ وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ ﴾ [ص: 88) القسم بركوب طبق عن طبق (1) المسألة الأولى: قرىء: {لَتَرْكَبُنَّ } على خطاب الإنسان في يا أيها الإنسان: {ولتركبن} بالضم على خطاب الجنس لأن النداء في قوله: { يأَيُّهَا ٱلإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ } [الإنشقاق: 6] للجنس ... (مفاتيح الغيب – الرازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hayır, Sabahın aydınlığına,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyle değil. Ant olsun alaca karanlığa.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
16, 18. Alaca karanlığa [⁴], geceye ve onun istirahat için topladığı mahlûkata, ışığı kemal bulmuş ay/a andım olsun ki,
[4] Veya gün tattıktan sonra kızıllığa.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun şafağa,
Kadri Çelik
swap_vert close
Yooo! Yemin ederim şafak vaktine.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse yemin olsun, geçip gitmekte olan akşamın alacakaranlığına!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hayır! Yemin ederim Şafak’a!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kızıllanan mağribî ufuklara yemin ederim ki,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yemin ederim şafağa,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hayır! Yemin ederim: Akşamın alaca karanlığına,
Mehmet Türk
swap_vert close
16,17,18. Hayır! (Başka söze lüzum yok!) Akşamın alaca karanlığına,¹ geceye ve içerisinde barındırdığı şeylere ve dolunay haline gelen aya yemin olsun ki;
1 Şafak: Akam güneş battıktan sonra ufukta görünen kırmızılığın ismidir ki aslı “tül gibi incelik” manasınadır. Kalbin inceliği manasına gelen “şefkat” de incelik manasınadır. Türkçede şafak, fecir, yani sabahleyin tan ağarması manasına kullanılmış ise de bu, amiyane bir tabirdir. Arapça ve şer’î ıstılahta şafak, “fecre mukabil olarak gurub vaktinden sonraki kırmızılıktır” ki akşam namazı vaktidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
YOK YOK! Hayır! Akşamın [geçip giden] alacakaranlığını tanıklığa çağırırım.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ötesi yok işte ben şafak vaktini şahit tutuyorum. 29/61, 31/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ÖTESİ YOK![⁵⁶⁴¹] İşte şafak vaktini Ben şahit tutuyorum![⁵⁶⁴²]
[5641] Çevirimizin gerekçesi için bkz: 90:1, not 1. [5642] Şafak: gün batarken tan yerindeki beyazlık. Gece şahidinin, nöbeti devralırken gündüz şahidine verdiği selamdır. Gecenin içinde saklı gündüzlere atıf. Zımnen: Size ikram ettiğim zamanı şahit tutacağım ve zaman dile gelip emanete ne yaptığınızı söyleyecek.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
16,17,18. (Ey insanlar) Şafağa (güneşin batışıyla semada beliren kızıllığa) geceye ve derleyip topladığı şeye, dolunay haline geldiğinde aya yemin ederim ki,
Osman Fırat
swap_vert close
Şafağa yemin olsun,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık kasem ederim şafaka.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Demek, gerçek onun sandığı gibi değildir. Şafak hakkı için!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoo, and içerim; akşamın alaca karanlığına,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şafak ile
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hayır, siz de hesaba katmalısınız. Yemin ederim akşamın alaca karanlığına,
Şaban Piriş
swap_vert close
Andolsun şafağa.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yemin ederim akşamın alacakaranlığına,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İş, sandıkları gibi değil! Yemin ederim akşamın kızıllığına,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes and içerin şafaķa.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ben and içer‐men şafaḳ ḥaḳḳı‐çun,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And içirəm şəfəqə,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Oh, I swear by the afterglow of sunset,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So I do call(6043) to witness the ruddy glow of Sunset;(6044)
6043 The same form of adjuration as in 69:37. The substantive statement is in verse 19 below: "Ye shall surely travel from stage to stage". Nothing in this life is fixed, or will last. Three things are mentioned which on the one hand have remained from age to age for as far back as the memory of man can go, and yet each of them is but a short phase, gone as it were in the twinkling of an eye. See the following notes: So our life here is but a fleeting show. Its completion is to be looked for elsewhere. 6044 (1) The sun seems such a great reality that people worshipped it as a divinity. The beautiful glow it leaves when it sets is but momentary: it changes every moment and vanishes with the twilight.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَٓا اُقْسِمُ
dikkat edin yemin ederim
بِالشَّفَقِۙ
şafağa
Dikkat edin! Yemin ederim şafağa (vahyin insanın gönlünü aydınlatmasına),
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَقْسَمَ
Fiil-IV
ق س م
Yemin etti
شَفَق
İsim
ش ف ق
Şafak