close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İnsân Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ ḣalaknâ-l-insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fece’alnâhu semî’an basîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki biz insanı, bir katre sudan, erkeklik suyuyla kadınlık suyunun rahimde birleşmesinden yarattık sınamak için, derken onu, duyar, görür bir hale getirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz Biz insanı, (içeriği çok harika bir karışım olan) karmaşık bir damla sudan (nutfeden) halk ettik. Onu deneyip imtihan etmekteyiz. Bundan dolayı onu işitir ve görür hale getirdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekten biz insan soyunu erkek ve dişi sularıyla birleşik bir damla sudan yarattık ve onu imtihan etmekteyiz. Biz onu işitme ve görme duyularıyla donatılmış bir varlık kıldık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz insanı, sorumluluklar yükleyerek imtihan etmek, hayra ve şerre karşı tutumunu denemek için, muhtelif kanallardan dökülen sıvılarla karışık bir katre spermin, eşinin yumurtasıyla uyum halinde birleşmesinden yarattık. Sonra onu işiten, gören ve düşünen bir varlık haline getirdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 18/7; 62/2.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan etmekteyiz. Bu yüzden onu işitici ve görücü kıldık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören (biri) kıldık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Çünkü biz, insanı, (erkek ve dişi suları ile) karışık bir nutfeden yarattık; (üzerine mükellefiyyet yükliyerek) onu deneyeceğiz. Bunun için onu duygu ve görgü sahibi kıldık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gerçekten Biz, insanı karışık bir meniden (hücreden) yarattık. Onu geliştiriyorduk. (Yani) onu işiten ve gören bir hale getirdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Doğrusu biz, insanı imtihan etmek için, döllenmiş yumurtadan yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz insanı, karışık bir belsuyundan yaratmışızdır; kulak verdik, göz verdik, onu sınarız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ve üreme safhasına geldiğinde) biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan (döllenmiş yumurtadan) yarattık. Onu imtihan ediyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.
Bkz. 18/7, 67/2  
Cemil Said
swap_vert close
Biz insânı erkek ve dişiyi hâvî bir meniden tecrübe içün yaratdık, âna kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmi’a virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hakikatte biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; imtihan edelim diye onu işitir ve görür kıldık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz insanı bir sıvı karışımdan yarattık ki onu sınayalım. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Çünkü biz yarattık o insanı bir takım katgılarla mezcedilmiş (emşac) bir nutfeden, evire çevire mübtelâ kılmak üzerede onu bir semî' basîr yaptık
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz biz insanı imtihân etmek üzere, karışık bir nutfeden yarattık. Onu işiten ve gören (bir varlık) yaptık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanı karışık bir nutfeden¹ yarattık. Onu sınava tabi tutacağız; bu nedenle onu duyan ve gören bir varlık yaptık.
1- “Ntf” kökünden türemiştir. Mastar olarak, “azar azar akmak, dökülmek, damlamak” anlamına gelmektedir. Meni/sperm bu kökten türemiştir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat, biz insanı birbiriyle karışık bir damla sudan yaratdık. Onu imtihan ediyoruz. Bu sebeble onu işidici, görücü yapdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Muhakkak ki biz, insanı karışık bir nutfeden (hakir bir damla sudan süzülmüş hulâsadan) yarattık; onu imtihân ediyoruz. Onun için kendisini işitici ve görücü kıldık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz insanı katışık bir nutfeden (döllenmiş yumurtadan) yarattık; sınava tabi tutmayı (diledik) ve ardından onu (özgür bir iradeyle donatarak) işitir ve görür hâle getirdik. *
(*) Nutfe ne demek? (Arapça) İnsanın meydana gelmesini sağlayan iki ana unsurdan erkeğin spermi ve bu spermin aşıladığı yumurta (zigot). Kaynak: (nutfe nedir, nutfe ne demek- Nedir Ne Demek (NND Sözlük) Not: Ceninin katışık nutfeden (döllenmiş yumurtadan, yani zigottan) yaratılışı ile ilgili bilimsel keşif ancak 18. yüzyıllarda yapılmıştır, hâlbuki Kur’an’ı Kerim bu bilimsel keşfe, 1400 sene önceden beri vurgu yapmıştır, demek ki, Kur’an 1400 sene önce yaşamış olan bir beşer sözü olamaz. Detaylı bilgi için aşağıdaki tefsirlere bkz:* والمعنى خلقناه من حيمن الرجل وبويضة المرأة فيختلطان ببعضهما مع البعض وين مجان (كتاب: حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) وجه الإعجاز : القرآن الكريم ذكر أن الإنسان مخلوق من "نطفة أمشاج أي نطفة مختلطة, و هي نفسها "البيضة الملقحة" بالمصطلح العلمي. الإنسانية لم تعرف أن الجنين يتكون من اختلاط نطفة الذكر وبويضة الأنثى إلا في القرن الثامن عشر، ولم يتأكد لها ذلك إلا في بداية القرن العشرين.بينما نجد القرآن الكريم والسنة النبوية المطهرة قد أكدا بصورة علمية دقيقة أن الإنسان إنما خُلق من نطفة مختلطة سماها النطفة الأمشاج" فقال تعال إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ الخ ﴿من نطفة﴾ وهي حيوان منوي صغير مهين يخرج من الرجل والمرأة وباتحادهما يتكون الجنين أما أصل هذه النطفة فقد قال تعالى إنها: ﴿أمشاج﴾ أي مخلوقة من عناصر مختلفة آتية من النبات والحيوان والماء وكل ما يتعاطاه الإنسان من غذاء وشراب (تفسير الخطيب المكي) أحدهما: ماء الرجل وماء المرأة إذا اختلطا فهما نطفة، قاله السدي. (النكت والعيون - الماوردي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz insanı atılmış bir sudan yarattık. Onu deniyoruz. Sonra insanı işiten ve gören bir varlık yaptık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Biz insanı katışık bir atmık damlasından yarattık. Biz onu sınıyoruz. Onun için ona, işitme, görme gücü verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz insanı teklifle denemek üzere ana ve babasının sularından karışmış dökülmüş sudan yarattık. Onu işitici ve görücü kıldık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Biz insanı, katışık [emşâc]² bir nutfeden/ spermatozoid’den yarattık; onu şekilden şekle sokarak³ sonunda onu işiten ve gören kıldık.
2 Katışık olan nutfe, insanın binlerce, milyonlarca yıldır oluşan ve nesilden nesile, babalardan oğullara tarih boyunca geçen kalıtımsal özelliklerinin meziyet ve zaaflarını ve birtakım karakterlerini barındıran DNA’ları ve diğer genetik malzemeleri içermekte olan nutfeyi kastettiğini düşünüyoruz. İnsan potansiyel olarak, insan türünün tarihi geçmişinin bir birikimidir. Sınav sonucu kendini arındırabilmesi ve Allah’a yönelebilmesi için anlayan ve idrak eden bir varlık olması gerekir. Zaten ayette bu konuda “işiten ve gören kıldık” demektedir. Yoksa bazılarının belirttiği gibi, “kadının ve erkeğin nutfesinin karışımı” değildir. Öyle olsaydı kelime çoğul gelmezdi, ikil/tesniye gelirdi. 3 Ayette geçen “nebtelîhi” ifadesi her ne kadar “sınamak”, “denemek” gibi tercüme edilse de “hâlden hâle geçirmek” “şekilden şekle sokmak” demektir. Semantik olarak bu daha doğrudur. Çünkü sınama işi diğer ayetlere bakıldığında insanın idrak eden (işiten ve gören) bir varlık oluşundan sonradır. Burada ise “nebtelîhi” fiili “semi’an, basîran” (işiten ve gören=idrak eden) ifadesinden önce zikr edilmiştir. Dolayısıyla insanlık, insan aşamasına gelene kadar hâlden hâle, şekilden şekle girmiştir. Krş. Nûh, 71/14  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu halden hale (o su damlasından, kan pıhtısına, o kan pıhtısından da bir çiğnem et parçasına) aktarıp durduk. Sonra da onu işitici ve görücü kıldık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz insanı, erkek ve kadından gelen bileşik bir tohumdan yarattık ve onu bu dünya hayatında sınavdan geçirip yükseltmek için işitme, görme ve düşünme yeteneğine sahip akıllı, üstün ve becerikli bir varlık kıldık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, İnsan’ı karışmış nutfe’den (damla’dan) yarattık. Onu deniyoruz; derken onu bir gören işiten kıldık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz insanı, erkek dişi karışımı bir damladan yarattık. Maksadımız onu denemekti. Bu yüzden onu duyarlı ve akıllı yarattık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanı karışım halindeki az bir sudan yarattık! Verdiği söz dolasıyla dünya hayatıyla insanı imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu; işiten, gören, düşünen, akıl eden kıldık.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gerçek şu ki biz insanı katışık (döllenmiş) bir [nutfe]den (zigottan) yarattık. Onu imtihan edeceğiz; (bu yüzden) onu duyar ve görür kıldık.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Biz, insanı karmaşık bir damla sudan yarattık. İmtihan etmek için de onu, işiten ve gören kıldık.
Muhammed Esed
swap_vert close
Şüphesiz, [sonraki hayatında] denemek için insanı katışık bir sperm damlasından ³ yaratan Biziz: Biz, onu işitme ve görme (duyuları) ile donatılmış bir varlık kıldık.
3 Zımnen, “bir dişi yumurtaya”: karş. 86:6-7.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz, insanı katışık bir damladan/spermden yarattık. Onu sınava tabi tutmayı diledik ve onu hakkı duyabilen, görebilen ve anlayabilen bir varlık yaptık. 16/4, 22/5, 67/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık;[⁵⁴⁶²] sınava tâbi tutmayı (diledik)[⁵⁴⁶³] ve ardından ona işitme ve görme yeteneği verdik.[⁵⁴⁶⁴]
[5462] İnsan türüne giren herkesi kapsadığı için, Âdem’in de türünün tüm üyeleri gibi nutfeden yaratıldığı anlaşılır (Bkz: 4:1; krş. Elmalılı). [5463] Hayatın ve ölümün yaratılış amacının sınav oluşuyla ilgili bkz: 67:2. [5464] İşitme ve görme, anlama ve akletmeden kinayedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki biz insanı karışık bir nutfeden, (ana ile babasının döl hücrelerinin birleşmesinden meydana gelen "Fekonde hücre" den) yarattık ve onu imtihan etmek için ona (hayvanlardan olmayan manevi) işitme ve görme yeteneği verdik (şu halde bu yeteneklerini körelten ve Rablerine karşı görevlerini yapmayan kimseler insan unvanına layık değildirler.)
(2. ayette yer alan insanın yaratılışına ait Kur’an bildirisi ile, modem Tıbb'ın ancak asrımızda tesbit edebildiği bulgular arasında tam bir uyum bulunduğunu hayretle müşahede ediyoruz. Nitekim; erkek ile dişi döl hücrelerinin birleşerek Fekonde hücrenin (döllenmiş yumurtanın) teşekkülü şöyle cereyan etmektedir: Şekil 1. de görüleceği üzere; Erkek döl hücresi, kanala düşen yumurtanın zarını delerek içine girmiş ve açılan delik kapanmıştır. Şekil 2. de görüleceği üzere; Yumurtanın içine giren erkek döl hücresinin baş kısmı şişerek büyümüş ve kuyruk kısmı kopmuştur. Şekil 3. de görüleceği üzere; Erkek ile dişi döl hücrelerinin nüvelerinde bulunan kromozomlar, iki ayrı kutupta toplanmıştır. Şekil 4. de görüleceği üzere, İki hücre birleşmiş tek hücre haline gelmiştir, böylece Fekonde hücrenin teşekkülü tamamlanmıştır. Ancak mikroskobun keşfinden sonra tesbit edilebilen bu tıbbi bulgunun da, 14 asır önce Dehr suresinin 2. ayetinde "innâ halakne'l insâne min nutfetin emşâcin- Gerçekten biz insanı karışık nutfeden (iki döl hücresinin birleşmesinden) yarattık" beyânı ile insanlık âlemine bildirilmiş olması, ancak bir Kur’an mucizesi olarak değerlendirilebilir.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz biz insanı, imtihan etmek için tohumlu bir nutfeden yarattık da onu işiten ve basiretli/görebilen kıldık
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, Biz insanı karışık bir damla sudan yarattık, onu imtihan ediyoruz. İmdi onu işitici, görücü kıldık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz insanı katışık bir meniden yarattık. Onu denemek istiyoruz; bu sebeple de kendisini işiten ve gören bir varlık yaptık. [67, 2; 18, 7]
Katışık, yani spermin dişi yumurtayı döllemesiyle erkek ve dişi unsurların katıştığı hücreden. İnsan; imtihan, yani deneme gayesiyle dünyada bulunmaktadır. Yoksa gayeleri bu dünyada tamamlanan ve sonunda yok olan hayvanlar ve bitkiler gibi bir varlık değildir. Bazı rahiplerin sandığı gibi, dünya, nefse işkence yeri de değildir. Tenasühe inananların düşündüğü gibi, yaptıklarının hemen karşılığını göreceği bir ceza yeri de değildir. Dünya, materyalistlerin zannettikleri gibi eğlence yeri, Marksçı ve Darvincilerin sandıkları gibi bir savaş yeri de değildir.Âyet idrâk sahibi olan insanın, bilgi edinmesinin başlıca yollarının, görme ve işitme olduğuna dikkat çekmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz insânı karışık nutfeden (erkek ve kadın nutfelerinin ihtilâtından) yaratdık ve onı işidir ve görir kıldık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş yumurtadan[1] yarattık. Yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; o nedenle onu dinleyen ve gören[2] bir varlık haline getirdik.
[*] Döllenmiş yumurta diye tercüme ettiğimiz kelime nutfe = 'dir. Nutfe az su, çocuğu oluşturan şey anlamlarına gelir. emşâc kelimesi ise, karışımlar anlamına gelir. (Lisan'ul-Arab) Arapçada çoğul, en az üç olduğundan nutfetun emşâc ; üç veya daha fazla karışımı olan sıvı demek olur. İnsan ile ilgili ilk bilgi, bu sırada oluşmaya başlar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Analarınızın rahminde sizi, kendi tercihine göre biçimlendiren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. O üstündür, doğru kararlar verir." (Al-i İmrân 3/6) [2] Basiretli: Hayvanlarda görürler ama basiretli değillerdir. Oysa insanların görme engellileri bile basiretlidir. Görme anlamı verdiğimiz basiret kelimesi, arka planını görme, vizyon sahibi olma anlamlarına gelir. Örneğin koyunlardan birini keserken, diğer koyunlar otlamaya devam ederler. Bu, görmediklerinden değil basiretli olamadıklarındandır. Gözleri olan bedeni basiretli yapan Ruh'tur (Bkz. Secde 32/9). Kendisine verilen basiret ve dinleme özelliklerini kullanmayan insanlar Allah Teala tarafından yerilmiştir (Bkz. Araf 7/79, Furkan 25/44)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz, insanı katışık bir damladan yarattık. Onu imtihan edelim diye onun işitmesini ve görmesini sağladık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz insanı karışık bir nutfeden(2) yarattık; sınamak için de onu işitir ve görür hale getirdik.
(2) “Nutfe” eğer sperm anlamına alınırsa, diğer salgılarla karışık haldeki meni; döllenmiş yumurta hücresi olarak alınırsa erkek ve dişi hücrelerin ve içlerindeki genetik malzemenin karışımından meydana gelen zigot şeklinde anlaşılır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık. Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici, görücü yaptık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz yarat(t)uķ ādemį bil śuyından ķarışmış śınaruz anı pes ķılduķ anı işidici görici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz yaratduḳ ādem oġlını biri birine ḳarışmış nuṭfeden anı ṣınamaġ‐ıçun.Pes anı işidici ve görici yaratduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, Biz insanı (sonrakı mərhələdə ata-anasının toxumundan ibarət) qarışıq bir nütfədən yaratdıq. Biz onu (dünyada özünü necə aparacağı, hər şeyin xaliqi olan Allaha itaət edib-etməyəcəyi ilə) imtahana çəkəcəyik. Biz onu eşidən, görən yaratdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We create man from a drop of thickened fluid to test him; so We make him hearing, knowing.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily We created Man from a drop of mingled sperm,(5832) in order to try him: So We gave him (the gifts), of Hearing and Sight.
5832 Mingled: the female ovum has to be fertilised with the male sperm before a new animal can be born. Man as an animal has this humble origin. But he has been given the gift of certain faculdes of receiving instruction (typified by Hearing) and of intellectual and spiritual insight (typified by Sight). His life has therefore a meaning: with a certain amount of free will, he is to be Allah's vicegerent on earth (2:30). But he must be trained and tried, and that is the whole problem of human life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّا
muhak- kak Biz
خَلَقْنَا
yarattık
الْاِنْسَانَ
insanı
مِنْ نُطْفَةٍ
bir nutfeden
اَمْشَاجٍۗق
karışık
نَبْتَل۪يهِ
onu imtihan ediyoruz
فَجَعَلْنَاهُ
ve onu kıldık
سَم۪يعاً
işiten
بَص۪يراً
gören
Muhakkak ki (daha sonra) Biz, insanı imtihan edelim diye onu karışık bir nutfeden (dökülen bir damla sudan) yarattık ve onu (imtihana elverişli olması için akıl ve gönül sahibi olarak hem zahiren hem de manen) işitir ve görür kıldık.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نُطْفَة
İsim
ن ط ف
Nutfe
اَمْشَاج
Sıfat
م ش ج
Karışık
اِبْتَلٰى
Fiil-VIII
ب ل و
İmtihan etti, denedi
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü