Ve nitekim, Musa’ya ayetlerimizi gönderip kendisine: “Halkını kopkoyu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın Günleri’ni ⁵ hatırlat!” diye [emrettik]. Çünkü bu [hatırlatmada], darlığa sonuna kadar göğüs germesini ve [Allah’a] yürekten şükretmesini bilen herkes için mutlaka çıkarılacak dersler vardır.
5 Eski Arap geleneğinde “gün” ya da “günler” deyimi çoğu zaman önemli tarihî olayları işaret için kullanılırdı (örn. eyyâmu’l-‘arab, İslâm öncesi Araplar arasında cereyan eden kabile savaşlarını ifade eden bir deyimdir). Bununla birlikte Kur’an’ın “gün” sözcüğüne sıkça yüklediği ahirete ilişkin çağrışımlar (örn. “Son Gün”; “Kıyamet Günü”, “Hesap Günü” vb.) ve özellikle de, “Allah’ın Günleri” deyimiyle açıkça dünyevî zamanın sonunda gerçekleşecek olan Allah’ın yargısının ya da yargılamasının kasdedildiği (45:14) gözönünde bulundurulursa, yukarıdaki anlam örgüsü içinde de bu ifadenin aynı anlamı taşıdığını; yani, Kıyamet Günü’nde Allah’ın insana ilişkin nihaî yargılaması anlamına geldiğini söylemek tek mantıkî yoldur. Çoğul formun (“Allah’ın Günleri”) kullanılmış olması, muhtemelen, Kur’an’ın öylesine sıkça kullandığı “Gün” deyiminin aslında insanın zaman kavramıyla ya da zaman tanımlamasıyla pek ilgisi olmadığını; bunun daha çok bilinen “zaman” kavramının içinde bir yer tutmadığı gibi bir anlam da taşımadığı, öteler ötesi bir başka realiteyi (gerçeklik düzeyini) işaret ettiğini göstermektedir.