(Oysa) siz daha önce (Âd ve Semûd kavimleri gibi) kendilerine zulmetmiş olanların yurtlarında yaşadınız, onlara ne yaptığımızı açıkça öğrendiniz, size bu konuda çeşitli örnekler de verdik (ama siz aklınızı işletmediniz).
Kendilerinden önce yaşamış ve fakat kendilerini kötü duruma düşürmüş Âd ve Semûd kavimlerinin zalimlerinin yaşadığı felâketler hatırlatılarak onların durumundan ders çıkarmaları isteniyor. Aynı durum bugün için de geçerlidir. Dünyanın geldiği noktada eski Karun ve Firavun toplumlarındaki zulümlerin, isyanların, karşı çıkmaların, Allah’a meydan okumaların benzeri daha katmerli bir şekilde uygulanmaktadır. Başta kirletmek ve bozmak yoluyla doğaya yapılan ihanetle, hayvanların yaşam haklarının ellerinden alınarak dünyanın dengesini bozmakla ve insan fıtratıyla çelişen davranışlar sergilemekle, şirkle, inkârla, isyanla, yaratılışın gayesini unutmakla, Allah’ın hayata müdahalesine karşı çıkmakla Allah’a meydan okumak her geçen gün artarak devam ediyor. Toplum ve kişi haklarına tecavüz ediliyor, özgürlükler alabildiğine kısıtlanıyor, haksızlık ve adaletsizlik her geçen gün artıyor, zalim keyifle zulmünü devam ettiriyor, mazluma sahip çıkmak yerine zalim alkışlanıyor. Ezilen, sömürülen ve hakları çiğnenen mazlum ve çaresiz kimseler sahip çıkılmayı beklerken birileri çıkarları için dünyayı ateşe vermeye çalışıyor. Devlet otoritelerinin fertlere ve toplumlara yaptıkları zulümler, haksızlıklar, işkenceler kimseyi ilgilendirmiyor. Sorumlu yaratılan insan sorumsuzluğu ilke edinmiş, sadece kendi egosunu tatmin için çırpınıyor. Dünya nüfusunun büyük bir kesiminin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşaması kimsenin dikkatini çekmiyor. Toplumlarda her türlü fuhşiyatın, cinsel sömürünün, sapık ilişkilerin yaygınlaşmasını dünya hayretle ve taktirle seyrediyor. Toplumsal çözülmenin ve yozlaşmanın önüne geçmek için namus, iffet ve ahlak gibi yüce değerleri güçlendirmek uğruna sorumluluk alanların önleri kesiliyor, hayat hakları ellerinden alınıyor. Bu da gösteriyor ki; insanoğlu aklını başına devşirmez ve bu gidişattan rahatsızlık duyarak sorumluluk almazsa geçmiş milletlerin başına gelen felaketlere hazır olmalıdır.