GÖRMEZ misin ki Allah, gökleri ve yeri mutlak hakikate (bir atıf olsun diye) amaçlı ve anlamlı olarak[²⁰⁰²] yarattı. (Dolayısıyla) eğer tercih ederse sizi topyekûn ortadan kaldırır, yerinize yepyeni bir varlık türü[²⁰⁰³] getirir:
[2002] Lafzen: “Hak ile”. Bi’l-hakk, Kur’an’da ilâhî eylemi niteleyen olarak geldiği bir çok yerde hem eylemin (burada “yaratma”) mükemmelliğini, hem öznenin (Allah) mutlaklığını, hem de nesnenin (gökler ve yer) amaçlılığını ve anlamlılığını ifade eder. Çünkü O, hiçbir şeyi amaçsız yaratmamıştır (3:191). Zıddı bâtıl’dır ve bâtıl “anlamsızlık ve amaçsızlığa” delâlet eder (Bkz: 21:18 ve 52:35). Kelimenin başındaki bâ edatı hem “gerekçe”, hem “bağlantı ve atıf”, hem de “aracılık” ifade eder. Parantez içi açıklamamız, edatın bu muhtevasını çeviriye yansıtmak içindir. Gökleri ve yeri birer âyet olarak niteleyen sayısız âyet, onların Mutlak Varlık’a atıf yapan birer gösterge oluşlarına dikkat çekmektedir. Göstergenin gösterdiği hakikati görebilmek, ancak varlığa amaçlılık penceresinden bakmakla mümkündür. İşbu nedenle Zemahşerî “hakikatle” ifadesini “hikmetle, doğru bir amaç ve muhteşem bir iş için… O onları amaçsız ve keyfî olarak yaratmadı” şeklinde açıklar.
[2003] Ya da: “yepyeni bir toplum” (Krş: 35:16-17). Halk, “insan nesli, insanlık” manasına geldiği gibi “var etme ve varlık” manasına da gelir. Her iki anlamıyla da bu ilâhî uyarı, tüm insan soyunun bir başka varlıkla takasına yönelik gibi gözükmektedir. Hitabın insan soyunun tümünü kapsadığı, âyetin girişinden çıkarılabilir. Ayrıca, aynı tür içerisinden daha küçük ölçekli bir değiş-tokuşun kastedildiği Mâide 5:54’te halk değil kavm kullanılmaktadır (Ayrıca krş: 4:133). İbarenin yapısı, silinen toplumun kökünün kazınmasını değil, üzerinin çizilip onların yerine başkalarının getirilmesini ifade eder. Bu ceza her iki toplumun da eş zamanlı olarak mevcudiyetine mani değildir. Zira fiil bâ ile geçişli yapılmıştır (Furûk, s. 28).