close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

İbrâhîm Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Meśelu-lleżîne keferû birabbihim(s) a’mâluhum keramâdin(i)şteddet bihi-rrîhu fî yevmin ‘âsif(in)(s) lâ yakdirûne mimmâ kesebû ‘alâ şey-/(in)(c) żâlike huve-ddalâlu-lba’îd(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rablerine kafir olanların örneği, bir küle benzer, kasırga estiği bir günde bu kül, yelle savrulur gider. Kazançlarından hiçbir şey elde edemezler, işte budur doğru yoldan çok uzak bir sapıklık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin misali şöyledir: Onların (bütün) amelleri (ve birikimleri), fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. (Kâfirler) Kazandıklarından hiçbir şeyi (ellerinde tutmaya) güç yetiremezler. İşte uzak ve derin bir sapkınlık (içinde olmak) böyledir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Rablerine inanmayıp, O'nu tanımayan kimselerin yaptıkları işler, fırtınalı bir günde sert rüzgarların savurduğu küle benzer, böyleleri kazandıkları iyi şeylerden de, ahirette hiçbir fayda sağlayamazlar. İşte budur, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rablerini inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin iyilik namına işledikleri amelleri, tıpkı fırtınalı bir günde, rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Yaptıkları iyiliklerin, kazandıkları hayırların karşılığında hiçbir şey elde edemezler. Başına buyruk yaşayarak büsbütün hak yoldan uzaklaşma, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih işte budur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/117; 25/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rablerini inkar edenlerin örneği şudur: Onların yaptıkları fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremezler. İşte bu uzak bir sapıklıktır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremezler. İşte uzak bir sapıklık (içinde olmak) budur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rablerine küfredenlerin (kâfirlerin) hali şudur: Yaptıkları ameller (boşa gitme bakımından) fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu biri küle benzer. Kazandıklarından hiç bir şey ellerine geçmez. İşte bu, hakdan uzak olan asıl sapıklıktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kendilerini yaratıp büyüten Allah’ı inkâr edenlerin işleri; fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi ellerinde tutamıyorlar. İşte en büyük sapıklık ve kayıp budur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rabblerini inkâr edenlerin amelleri, fırtınalı bir günde rüzgârın tarumar ettiği küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu, dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrıya karşı, küfreden kimselerin işleri, fırtınalı bir günde yelin savurduğu bir küle benzer, yaptıkları işlerden, ellerine bir şey geçmez; bu en batak sapkınlıktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin (ve bu küfrü zulümle besleyenlerin) amelleri fırtınalı bir günde şiddetli rüzgârda savrulan küle benzer, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte koyu bir sapıklığın içinde olmak budur.
Onların yaptıkları rüzgârın savurduğu kül gibidir. Küller nasıl ki rüzgârın esmesiyle savrulup gidiyorsa onlar da yok olup gidecektir. Çünkü yaptıkları her şey sadece dünya içindir. Dünya ile sınırlı çalışmalar yok olup gidecek olan dünya ile beraber yok olmaya mahkûmdur. İnkârcıların yaptıkları da sadece bir oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya ile sınırlı olduğu için kül kadar değersiz, sevap terazisine konamayacak kadar kıymetsiz, rüzgarla savrulacak kadar zayıf ve geçici işlerdir.  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlerin a’mâli bir furtınalı havada rüzgâra kapılan küllere benzer. Bu a’mâlin zerresini bulmazlar. Ânların ’amelleri derîn bir dalâletdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rablerini inkar edenlerin işleri, fırtınalı bir günde, rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer; yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu uzak sapıklıktır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin yapıp ettikleri, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir fayda göremezler. İşte bu, derin bir sapkınlıktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.  
 Allah Teâlâ kâfirlerin amellerini, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzetmektedir ki onların ameli ne kadar iyi ve çok olursa olsun, sonuç itibariyle ahirette fayda vermeyecektir. Çünkü Allah Teâlâ, insanları, önce kendisine ve gönderdiği peygamberlerin tümüne iman ile mükellef tutmakta olup sevap ve mükâfatı bundan sonra vereceğini bildirmektedir. Dolayısıyla imanı olmayanlar, yaptıkları iyi işlerin karşılığını dünyada iken alırlar, ama ahirette onlara verilecek hiçbir şey yoktur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Rab'lerini inkar edenlerin yaptıkları işler, fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu kül gibidir. Kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. İşte gerçek kayıp budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rabblerini inkâr edenlerin durumu tıpkı fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İşte asıl uzak sapıklık budur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rablarına küfredenlerin meseli şudur: amelleri bir küle benzer ki onu fırtınalı bir günde rüzgar şiddetli savurmaktadır, kazandıklarından hiç bir şey ellerini geçmez, işte budur asıl o uzak dalâl
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rablerine nankörlük edenlerin yapmış oldukları amellerinin misali; fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünya hayatında iken, sözde hayır namına) yaptıklarından dolayı (âhirette) hiçbir şey elde edemezler. (Zira onlar Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, putlara da ilâhlık vasfı verdiler ve yaptıkları iyi işleri, Allah rızası için yapmadılar.) İşte bu (durum, öldükten sonra telafisi mümkün olmayan) sapkınlığın ta kendisidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'lerine nankörlük edenlerin yaptıkları, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Rablerini küfr-ü inkâr edenlerin misâli şudur: yapdıkları işler fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey'i ellerine geçiremezler. İşte bu, (Hakdan) uzak sapıklığın ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin misâli şöyledir: Onların amelleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeye güçleri yetmez. İşte (haktan) uzak olan dalâlet budur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Rablerini inkâr etmiş olan kimselerin (dünyada) yaptıkları işler, fırtınalı bir günde şiddetli rüzgârların savurduğu küle benzer, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur. *
(*) Onların yaptıkları rüzgârın savurduğu kül gibidir. Küller nasıl ki rüzgârın esmesiyle savrulup gidiyorsa onlar da yok olup gidecektir. Çünkü yaptıkları her şey sadece dünya içindir. Dünya ile sınırlı çalışmalar yok olup gidecek olan dünya ile beraber yok olmaya mahkûmdur. İnkârcıların yaptıkları da sadece bir oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya ile sınırlı olduğu için kül kadar değersiz, sevap terazisine konamayacak kadar kıymetsiz, rüzgarla savrulacak kadar zayıf ve geçici işlerdir. (C. Külünkoğlu Meali 18. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin yaptıklarının misali, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle saçıp savurduğu küle benzer. Kazandıkları şeylerin hiçbirisinden (azaba dayanacak) güç elde edemeyecekler. Bu, gerçekten çok uzak bir sapıklıktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çalaplarını tanımıyanların yaptıkları işler fırtınalı bir günde sert yellerin savurduğu küllere benzer. Onlar kazandıkları nesnelerden hiçbirini değerlendiremezler. İşte büyük sapkınlık da buna denir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rablerini tanımayanların amelleri fırtınalı bir günde şiddetli rüzgâra uğrayan kül yığını gibidir. Onlar dünyada kazançlarından hiçbirini bulmaya kaadir olamazlar. İşte haktan uzak bir sapıklık budur.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rablerine karşı nankörlük edenlerin işleri/amelleri tıpkı fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte derin sapıklık budur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin amellerinin örneği, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremezler. İşte derin bir sapıklık (içinde olmak) budur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Rab’lerini inkâr edenlerin oluşturdukları sistemler, ikiyüzlüce yaptıkları ibâdetler, kurdukları gösterişli ordular ve erdemlilik adına yaptıkları sözde hayra yönelik işler, tıpkı fırtınalı bir günde, rüzgârların önünde savrulan küle benzer; küller nasıl rüzgarın esivermesiyle uçup gidiyorsa, onlar da darmadağın olup gidecekler! Ayrıca, Allah’a iman temeline dayanmaksızın yaptıkları iyilikler, Hesap Gününde toz duman olup gidecek ve böylece, yapıp ettiklerinden hiçbir yarar elde edemeyecekler. Öyle ki, o gün ilâhî teraziye koymaya değecek en ufak yararlı bir iş bile bulamayacaklar. İşte bu, gerçekten de haktan uzak ve derin bir sapmadır. Oysa göklerde ve yerde, insana doğru yolu gösterecek nice mûcizeler var:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabb’lerini inkâr etmiş olanların misâli: Onların amelleri kül gibidir. Rüzgâr onu fırtınalı bir günde şiddetle savurur. Kazandıklarından bir şey elde edemezler. Bu gerçekten Uzaklaştıran Sapkınlık’tır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hasılı Allah’ı inkar edenlerin amelleri, kasırgalı bir günde rüzgarla birlikte savrulup giden kül misali yok olur gider... Artık kazandıklarından elde avuçta hiçbir şey kalmamıştır. Artık yalnızlığın buruk acısı ile başbaşadırlar...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların yaptıkları şeyler fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin durumu, işleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. [*] Kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler. [*] Asıl uzak sapkınlık işte budur!
Benzer mesaj: Hacc 22:31.,Benzer mesaj: Bakara 2:264.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin yaptıkları işler; fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küle, benzer.¹ Kazançlarından hiç bir fayda elde edemezler. İşte (haktan) uzak(lara) sapmak böyledir!
1 Burada teşbih-i temsili vardır. Yani benzetme yönü tek değildir. Benzetme yönü; değersiz olmak, boşa gitmek, dayanıksız... olmaktır. Yani kâfirlerin işleri; kül kadar değersiz, rüzgârla savrulacak kadar hafif, sevap terazisine koyacak kadar kıymeti olmayan işlerdir. Sonuç olarak kâfirlerin yaptığı işlerde hiç bir hayır yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Rablerini inkara şartlanmış olanların yapıp-ettikleri, ²⁴ fırtınalı bir günde rüzgarın hışımla saçıp savurduğu küle benzemektedir; böyleleri kazandıkları [iyi] şeylerden [de ahirette] hiçbir yarar sağlayamazlar: çünkü [Allah’a karşı sergiledikleri] bu [inkarcı tutum] sapıklıkların en kötüsüdür. ²⁵
24 Yani, iyi olanları bile (Râzî).25 Lafzen, “işte en uzak sapıklık budur”. Zâlike huve zamirlerinden sonra gelen ed-dalâlu’l-ba‘îd ifadesinin başındaki belirtme takısı (harf-i tarif) bu “uzak sapıklık”ın ya da “yoldan çıkma”nın son derece aşırı, son derece vahim olduğunu vurgulamak içindir: Ne var ki, bu yapı İngilizceye (ve tabii Türkçeye de -T.ç.n.), yukarıda olduğu gibi, çok defa ancak açıklayıcı bir ifadeyle aktarılabilmektedir. Fakat, belirtmek gerekir ki sözkonusu ibare Kur’an’da, bir kez yukarıdaki ayette, bir de 22:12’de olmak üzere yalnızca iki kere geçmektedir -ve her iki yerde de bununla, Allah’ın varlığına ve birliğine ilişkin, açık ya da üstü örtülü inkarcı tavır işaret edilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rablerinin ayetlerini tanımayanların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle saçıp savurduğu küle benzer; ellerine kazandıklarından hiçbir şey geçmez. İşte en derin sapıklık ve en büyük kayıp budur. 4/56, 18/105, 25/23, 39/63
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rablerini inkârda direnenlerin yapıp ettikleri (iyi şeyler), fırtınalı bir günde rüzgârın haşince saçıp savurduğu küle benzer; onların eline kazandıklarından hiçbir şey geçmez.[²⁰⁰⁰] Bu, işte budur hedefin çok uzağına düşmek.[²⁰⁰¹]
[2000] Zımnen: Allah’tan yoksun eylem anlam ve amaçtan yoksun eylemdir; tıpkı kül gibi işi bitmiş bir atıktır; savrulmaya açıktır. [2001] Ed-dalâlu’l-ba’îde bu bağlamda verebileceğimiz en münasip karşılık budur (Lisân ve Tâc).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rablerini inkar edenlerin durumuna şu örnek de verilebilir ki, onların amelleri, fırtmalı bir günde, şiddetli bir rüzgarın -öteye beriye savurduğu- bir kül yığınına benzer. Kazandıklarından (dünyada işlemiş olduğu amellerden ötürü ahirette) hiçbir sevap elde edemezler. İşte bu (doğru yoldan) tam sapıtmanın ta kendisidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Rablerini inkar edenlerin işleri, tıpkı fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıklarından hiçbir şeyi (ahirette) ele geçiremezler. İşte derin sapıklık budur!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin meseli şöyledir; onların amelleri, fırtınalı bir günde şiddetli bir rüzgâra uğrayan bir kül gibidir. Onlar kazandıklarından bir şey üzerine kâdir olamazlar. İşte uzak sapıklık budur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Rab'lerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların iyi işleri, bir kül yığınına benzer. Fırtınalı bir günde rüzgâr onu şiddetle savurmaktadır. . . Kazandıklarından hiç bir şeyi ellerinde tutamıyorlar. İşte asıl kayıp, asıl sapıklık budur! [25, 23; 3, 117]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rablerine karşı nankörlük edenlerin iyi işleri, tıpkı fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi ele geçiremezler. İşte derin sapıklık budur!
Çünkü yaptıkları işler, rüzgârın savurduğu kül gibi hakikat karşısında savrulup gitmiştir, kendilerine sevaptan eser kalmamıtır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rablerine küfür idenlerin amelleri, kuvvetli bir rüzgârın önüne gelen kül yığını gibidir. Kazandıkları a'mâl-i hayriyeden ellerine bir şey geçmez. İşte bu; rahmetden uzak dalâldir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rablerini görmezlikten gelenlerin işleri, fırtınalı bir günde sert rüzgârların savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. Telafisi mümkün olmayan kayıp işte budur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Rablerini tanımayanların işleri, fırtınalı bir günde, rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer; kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte en uzak sapıklık odur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rablerini inkâr edenlerin hali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir şey ellerinde kalmaz. En büyük aldanış işte budur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rablerine nankörlük edenlerin amelleri, fırtınalı bir günde rüzgârın tarumar ettiği küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu, dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
meŝeli anlaruñ kim kāfir oldılar çalabı’larına anlaruñ 'ameli kül gibidür ķatı oldı aña yil bir günde kim ķatı esmek issidür güçleri yitmez ya'nį āħiretde andan kim ķazandılar nesene üzere. şol oldur azġunlıķ ıraķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Meẟeli ya‘nī ṣıfatı anlaruñ kim kāfir oldılar Çalaplarına. Anlaruñ ‘ameli külgibidür, ḳatı aña yil, bir günde kim ḳatı esmek issidür. Güçleri yitmeye an‐dan kim ḳazandılar nesne üzere. Şol oldur azġunluḳ ıraḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbini inkar edənlərin (dünyadakı yaxşı) əməlləri fırtınalı bir gündə küləyin sovurub apardığı gülə bənzəyir. Onlar (dünyada) etdikləri əməllərdən heç bir fayda (savab) əldə edə bilməzlər. Budur (haqq yoldan) azıb uzaqlaşmaq! (Doğru yoldan uzaq düşməyin aqibəti belədir. Bir də haqq yola qayıtmaq çətindir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A similitude of those who disbelieve in their Lord: Their works are as ashes which the wind bloweth hard upon a stormy day. They have no control of aught that they have earned. That is the extreme failure.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The parable of those who reject their Lord is that their works are as ashes,(1892) on which the wind blows furiously on a tempestuous day: No power have they over aught that they have earned: that is the straying far, far (from the goal).
1892 Note the fullness of the parable. The works of the ungoldy are in themselves light and unsubstantial like ashes: they are the useless rubbish that remains out of the faculties and opportunities which they have misused by burning them up. Further, the ashes are blown about hither and thither by the wind: the ungodly have no compass, direction, or purpose that can stand. The wind, too, which blows on them is no ordinary wind, nor the day on which they seek to enjoy the fruits of their labours an ordinary tranquil day: a furious gale is blowing, for such is the Wrath of Allah. They have neither internal peace nor external gain. In the scattering of the ashes they lose control even of such things as they might have earned but for their misdeeds. Their whole nature is contaminated. All their wishes go astray. They are carried so far, far away from what was on their minds. What did they aim at, and what did they achieve?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَثَلُ
misali
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
كَفَرُوا
inkâr ettiler
بِرَبِّهِمْ
Rabblerini
اَعْمَالُهُمْ
onların amelleri
كَرَمَادٍنِ
bir kül gibidir ki
اشْتَدَّتْ
şiddetle savurdu
بِهِ
onu
الرّ۪يحُ
rüzgâr
ف۪ي يَوْمٍ
bir günde
عَاصِفٍۜ
fırtınalı
لَا يَقْدِرُونَ
elde edemezler
مِمَّا
o şey- lerden ki
كَسَبُوا
kazandılar
عَلٰى شَيْءٍۜ
hiçbir şeyi
ذٰلِكَ
işte budur
هُوَ
o
الضَّلَالُ
dalâlet
الْبَع۪يدُ
uzak
Rabblerini inkâr edenlerin durumu şöyledir; onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. (Dünyada) Kazandıkları hiçbir şeyi (âhirette) elde edemezler. (Haktan) Uzak olan (asıl) dalâlet işte budur.
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
رَمَاد
İsim
ر م د
Kül
اِشْتَدَّ
Fiil-VIII
ش د د
Şiddetle savurdu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
رِيح
İsim
ر و ح
Rüzgâr, kasırga
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
عَاصِف
Etken fiil
ع ص ف
Şiddetli, fırtınalı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَدَرَ
Fiil-I
ق د ر
Güç yetirdi, takdir etti, daralttı, sıkıntıya soktu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme
بَعِيد
İsim
ب ع د
Uzak