close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vele-in eḣḣarnâ ‘anhumu-l’ażâbe ilâ ummetin ma’dûdetin leyekûlunne mâ yahbisuh(u)(k) elâ yevme ye/tîhim leyse masrûfen ‘anhum vehâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların uğrayacakları azabı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azabın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musibet, onları çepeçevre kuşatır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; "O’nu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!)" derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani iktidarlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun: “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?” derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.
8.İbnu Ebi Hatim`in Katade (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Yüce Allah: "İnsanların hesapları yaklaştı" (Enbiya: 21/1) diye buyurunca insanlar: "Kıyamet yaklaştı artık (kötülüklerden) geri durun" dediler. Müşrikler bir süre eski kötülüklerine ara verdiler. Ancak bekledikleri şey gelmeyince yine aynı fiillere döndüler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun; bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer sayılı bir müddete kadar onlardan azabı geciktirsek, “Bu azabın gelmesini engelleyen nedir?” diye soracaklar. İşte azabın onlara geleceği gün, asla onlardan geri çevrilmeyecektir. Ve alaya aldıkları (azap,) onları kuşatacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette, “Onun gelmesini engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz azabı onlardan — sayılı bir zamançin— geciktirirsek, herhalde diyecekler ki: «Nedir bunu durduran?», iyi bilin, o gelirse, onlardan geri dönecek değil, alay ettikleri şey onları saracaktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şayet azabı onlardan sayılı bir zaman/süreye kadar geciktirecek olsak: “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey onları iyiden iyiye kuşatacaktır.
“Ümmet” kelimesi bu ayette zaman, süre; Nahl 16/20’de hayırlı adam, erdemli kişi; Kasas 28/23’te, topluluk, kalabalık; Zuhruf: 43/22’de ise din anlamlarına gelir.  
Cemil Said
swap_vert close
’Azâbı yevm-i mu’ayyene ta’lîk itdiğimiz zamân niçün şimdi yapmıyor diyorlar, o istihzâ itdikleri yevm-i hesâb bir gün gelecekdir ve o gün kimse ânları kurtarmıyacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun, eğer biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar ertelesek mutlaka, “Onu engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki onlara azap geldiği gün artık ondan kurtulmaları mümkün değildir. Alay etmekte oldukları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan azabı belli bir süre için ertelesek, "Onu tutan nedir," derler. Doğrusu, onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilemez ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve eğer onlardan azabı belli bir süreye kadar ertelesek, mutlaka, “Ona (o azabın gelmesine) mâni olan nedir?” derler. Şunu iyi bilin ki, kendilerine azap geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey (azap) onları çepeçevre kuşatacaktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer, bir ümmet¹ için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, “Bunu engelleyen şey nedir ki?” derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşattır.
1- Topluluk, aynı inanca mensup insanlar topluluğu.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azâb) onları çepçevre kuşatacakdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: “Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?” derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer (hak ettikleri) azabı üzerlerine hemen göndermeyip, (birtakım sebep ve hikmetler gereği) belli bir süre için ertelesek, onu (alay edip durdukları o azabı) engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. (Onlar) iyi bilsinler ki, o azap başlarına geldiği gün artık onlardan geriye çevrilecek değildir ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer bu inkârlarından sonra bir takım topluluklara (hak ettikleri) azabı belirli bir vakte kadar ertelesek “Bize azap etmekten O’nu (Allah’ı) alıkoyan nedir” derler. Onlara azap geldiğinde, onlardan bu azabı savabilecek var mı? Alay ettikleri azap onları sarmıştır (mutlaka gelecektir).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer Biz onları vereceğimiz sayılı bir güne değin geciktirecek olursak besbelli ki onlar : "Bu azabın gecikmesi neden?" derler. Bilin ki onlara azap bir kere erişti mi, artık geri döndürülmiyecektir. Onların eğlence yerine koydukları azap onları kuşatacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz azabı sayılı bir zamana [⁴] kadar tehir edecek olursak onlar «— Bunu men eden nedir?» diyecekler. Haberleri olsun ki azap onlara geldiği gün [⁵] asla geri dönmeyecek, eğlenceye aldıkları azap da onları kuşatacaktır.
[4] Veya bir ümmet bitinceye kadar.[5] Bedir günü.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer Biz onlardan azabı belirli bir süre/bir neslin [ummet] ömrü kadar geciktirsek, “Onu önleyen ne?” derler. İyi biliniz ki, o azap onlara geldiği gün, asla onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey kendilerini çepeçevre kuşatır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, muhakkak “Onu alıkoyan nedir?” derler. İyi bilin ki onlara azap geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer Biz, isyankârlıklarından dolayı onları derhal yok etmeyip de, hak ettikleri azâbıbelirlenmiş bir vakte kadar ertelesek, bunun hikmetini hiç düşünmeden, “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen ne? Hani Allah kâfirlere azap edecekti? Demek tüm uyarılar, tehditler yalanmış!” diyerek alaycı bir tavırla, azâbın bir an önce gelmesini isteyecekler. Fakat şunu iyi bilsinler ki, kendilerine vaadedilen o azap gelip çattı mı, bir daha asla geri çevrilecek değildir veişte o zaman, öteden beri alay edip durdukları cehennem, kendilerini çepeçevre kuşatmış olacaktır. Fakat gel gör ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Azab’ı onlardan sayılı bir ümmete / belirli bir süreye kadar ertelediğimizde de: “Onu ne tutuyor?” diyorlar. Dikkat edin! Onlara gelecek olan gün, onlardan geri çevrilmiş değildir. Alay ediyor oldukları şeyler onları kuşatarak içine aldı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Vereceğimiz cezayı azıcık erteleyelim desek: " mani olan mı var ? " derler. Kıyamet gelince, onları es geçecek değildir. Alay ettikleri, tam beyinlerinde patlayacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! İnkârlarından dolayı kendilerine azap sözü verdiğimiz, ancak bazı nedenlerden dolayı süre tanıdığımız toplumlar, istedikleri azap gelmeyince, bunu inkârlarına bir delil sayarlar. Azapları katımızdaki süreye kadar ertelenen toplumlar; "Azabın bize gelmesine engel olan nedir?" derler. İyi bilin ki; o azap başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez. Artık alay ettikleri şey kendilerini bütün gerçekliğiyle kuşatmış olur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan azabı sayılı (belirli) bir süreye [*] kadar ertelesek, mutlaka “Onu(n gelmesini) engelleyen nedir?” derler. Dikkat edin! Kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. [*] Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.
Burada ve Yûsuf 12:45’te geçen [ümmeh] kelimesi “süre, zaman” demektir Bu ifade azabın ebediliğini göstermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun! Eğer onlardan azabı bir süreye¹ kadar ertelesek, (bu defa da) kesinlikle: “Onu alıkoyan (sebep) nedir?” diyecekler. Şunu iyi bilin ki; o (azap) onlara geldiği gün (bir daha) asla geri çevrilmez ve alaya aldıkları o şey de onları, çepeçevre kuşatı(veri)r.
1 Ümmet kelimesi: topluluk (Kasas: 23), hayırlı adam (Nahl:120), din (Zuhruf: 22), zaman (Hûd: 8) ve anne anlamlarına gelir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve ayrıca, onların (hak ettiği) azabı [tarafımızdan] belirlenmiş bir vakte kadar ertelesek ¹³ hemen şöyle derler: “Onun [hemen gerçekleşmesini] önleyen ne?” ¹⁴ Bilin ki, o Gün (o sözü geçen azap) onların başına geldiği zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hiçbir güç olmayacak; ve alay edip durdukları şey onları kuşatıp bunaltacaktır. ¹⁵
13 Lafzen, “[Bizim tarafımızdan] belirlenmiş/hesap edilmiş bir vakte kadar”, yani, Kıyamet Günü’ne kadar: yukarıda 3. ayette Hz. Peygamber’e söyletilen “O zorlu Gün [gelip çattığında] azabın sizin başınıza gelmesinden korkarım!” sözüne ilişkin bir atıf. Ümmet isminin muhtelif anlamları içinde buraya en uygun olanı “vakit/zaman” ya da “süre”dir (Zemahşerî, İbni Kesîr ve diğer klasik müfessirler).14 İnanmayanların umursamaz tavırlarıyla ilgili bu bahis hakkında bir açıklama için bkz. 8:32, 10:50 ve ilgili notlar; ayrıca 6:57-58. Yukarıdaki alaycı soruya ilişkin müteaddid Kur’ânî atıflar açıkça göstermektedir ki, bu soruyla ortaya çıkan zihinsel tavır yalıtılmış belirli bir tarihsel örnekle sınırlı değil (bkz. 8. sure 32. not), fakat “hakikati inkara şartlanmış olan” herkeste olmasa da, bu eğilimi gösteren çoğu insanda bu eğilimin bir belirtisi olarak kendiliğinden ortaya çıkan bir tavırdır.15 Lafzen, “alay edip durdukları şey onları sarıp kuşatacak (hâka bihim)”. Hemen bütün müfessirlere göre hâka fiilinin, gelecek zaman ifade edilmek istendiği halde geçmiş zaman çekimiyle kullanılması, bahsedilmek istenen olay ya da olgunun kaçınılmazlığını îma ve tekid özelliği gösteren bir üslup değeri taşımaktadır. (Ayrıca bkz. 6:10 ile ilgili 9. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. 16/61, 18/58- 59, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama eğer onların cezasını sayılı bir süreye[¹⁶⁹⁷] ertelesek, bu kez de “Onu tutan mı var?” derler. Bakın, o gün geldiğinde, onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak; dahası, alaya aldıkları gerçek onları çepeçevre kuşatacak.[¹⁶⁹⁸]
[1697] Ummet teriminin anlamları arasında “süre, zaman” da bulunmaktadır (Krş: 12:45). Ne ki kelimenin ilk anlamı bu değildir. İlk anlamı göz önüne alarak ila ummetin ma’dûdetine “belirlenmiş bir topluluk için” karşılığı verilebilir. Bu, âyetteki tehdidi âhiret azabı değil de Bedir yenilgisi olarak tefsir edenlerin yorumuna uygun düşmektedir. Çünkü Bedir’de cezaya çarptırılan, Mekke’nin inkârcı seçkinleri arasından “belirlenmiş bir topluluk” idi. [1698] Hâka mazi fiildir, fakat gelecek zamana ilişkin bir bölümün içerisinde geçmektedir. Amaç muhatapta Hesap Günü’nü yaşanmış bir gerçeklik kadar kesin kabul edecek bir tasavvur inşa etmektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz o kafirlerden azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olsak, bu kez onlar "O azabı engelleyen sebeb de ne? (Demek ki bize yapılan tehditler boş ve asılsız imiş)" derler. Haberiniz olsun ki, o azap başlarına geldiği gün asla geri çevrilecek (ertelenecek) değildir, alaya aldıkları o şey (o azap) onları çepeçevre kuşatacaktır.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve şayet onlardan azâbı sayılı bir ümmete ertelesek, derler ki "Onu(azabın gelmesini) tutan nedir?’’. İyi bilin ki, O başlarına geldiği gün, onlardan O geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmış olur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şayet Biz kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: “Bu azabı alıkoyan sebep nedir? ” derler. İyi bilin ki o azap başlarına geldiği gün, artık onlardan geriye çevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun onlardan azabı sayılı bir ümmete (belli bir süreye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. İyi bilin ki, o (azab) başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmışolur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer onlardan, bir vakt-i merhûna kadar, 'azâbı te'hîr itsek (istihzâ ile) "Bu 'azâbı gelmekden ne men' itdi" dirler. Âgâh olun ki: O 'azâb kendilerine geldiği gün onları dört taraflarından ihâta ider.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek “Onu tutan ne ki?” derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan savılacak değildir. Hafife aldıkları o şey başlarına gelecektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek:-O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da “Onu alıkoyan ne?” derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger girü ķoyavuz anlardan 'aźābı bir zamaña degin śaġışlanmış eyideler “ne nesene yıġar anı?” iy ol gün kim gele anlara degül girü döndürinilmiş anlardan! daħı indi anlara ol kim oldılar anı yanśularlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger te’ḫīr eylesevüz anlardan ‘aẕābı bir ṣayılmış vaḳta degin, ey‐dürler: Niçün te’ḫīr ider anı bilmiş oluñ ‘aẕāb geldükde anlara? Hergiz ḳaytarılmaz üstlerinden, daḫı vācib olur üstlerine ol nesne ki masḫaralıġaalurlardı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər onlara gələcək əzabı az bir müddət yubatsaq, sözsüz ki, (istehza ilə): “Bu əzabı gecikdirən (ona mane olan) nədir?” – deyəcəklər. Bilin ki, əzab onlara gələcəyi gün dəf olunmaz. Məsxərəyə qoyduqları əzab onları məhv edər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if We delay for them the doom until a reckoned time, they will surely say : What withholdeth it? Verily on the day when it cometh unto them, it cannot be averted from them, and that which they derided will surround them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If We delay the penalty for them for a definite term, they are sure to say, "What keeps it back?"(1505) Ah! On the day it (actually) reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be completely encircled by that which they used to mock at!
1505 As much as to say: "Oh! all this talk of punishment is nonsense. There is no such thing!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَئِنْ
andolsun ki eğer
اَخَّرْنَا
ertelesek
عَنْهُمُ
onlardan
الْعَذَابَ
azabı
اِلٰٓى اُمَّةٍ
bir süreye kadar
مَعْدُودَةٍ
sayılı
لَيَقُولُنَّ
mutlaka derler
مَا يَحْبِسُهُۜ
onu engelleyen nedir
اَلَا
dikkat edin
يَوْمَ
o gün ki
يَاْت۪يهِمْ
onlara gelecek
لَيْسَ
değildir
مَصْرُوفاً
geri çevrilecek
عَنْهُمْ
onlardan
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِمْ
onları
مَا
o şey-ler ki
كَانُوا
idiler
بِه۪
kendi- siyle
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
alay ediyorlar
Andolsun ki eğer Biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek mutlaka, "onu(n bize gelmesini) engelleyen nedir?" derler. Dikkat edin! (O azap) Onlara geldiği gün (bir daha) onlardan geri çevrilecek değildir ve alay etmekte oldukları (o azap) onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَخَّرَ
Fiil-II
ا خ ر
Erteledi, tehir etti, geri bıraktı, geciktirdi
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مَعْدُودَة
Edilgen fiil
ع د د
Sayılı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
حَبَسَ
Fiil-I
ح ب س
Alıkoydu, engelledi
اَلَٓا
Edat
اَلَٓا
Dikkat edin
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
مَصْرُوف
Edilgen fiil
ص ر ف
Geri çevrilen
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
حَاقَ
Fiil-I
ح ي ق
Kuşattı
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِسْتَهْزَاَ
Fiil-X
ه ز ا
Alay etti