close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 63. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle yâkavmi eraeytum in kuntu ‘alâ beyyinetin min rabbî veâtânî minhu rahmeten femen yensurunî mina(A)llâhi in ‘asaytuh(u)(s) femâ tezîdûnenî ġayra taḣsîr(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O, ey kavmim dedi, ya ben Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem ve katından bana bir rahmet vermişse. Ona isyan edersem Allah'a karşı kim yardım edebilir bana? Ve beni boyuna ziyana sokmaktan başka bir şey de yapmıyorsunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Salih) Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda O’na isyan edecek olursam Allah’a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde siz benim (zaman) kaybımı (ve sevabımı) arttırmaktan (geçici bir zahmet ve üzüntü içine sokmaktan) başka bana (hiçbir zarar) ulaştıramazsınız."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Ey kavmim!” diye karşılık verdi Salih. “Ne dersiniz, ya ben, katından bana bir rahmet bahşeden Rabbimden apaçık bir kanıt üzereysem? O'na başkaldırdığım takdirde onun azabından kurtulabilmem için kim bana yardım eder? O halde siz benim hakkımda, zarar artırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sâlih: “Ey kavmim, eğer ben, Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, bir şeriate dayanarak görevimi yapıyorsam, o bana, tarafından bir rahmet, peygamberlik vermişse, ben de ona âsi olursam, Allah'ın azâbından beni kim kurtarır, hiç düşündünüz mü? Demek ki, durmadan kendi zararınızı, hüsranınızı artırmanın dışında bana ilâve olarak söyleyeceğiniz bir şey yok” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dedi ki: "Ey kavmim, ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzere isem ve O bana kendinden bir rahmet vermişse? Böyleyken O'na isyan edersem Allah'a karşı bana kim yardım edebilir? Sizin kaybımı artırmaktan başka bana bir katkınız olmaz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda O'na isyan edecek olursam Allah'a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiç bir yarar) sağlamayacaksınız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sâlih (onlara şöyle) dedi: “- ey kavmim, söyleyin bakayım, fikriniz nedir? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir mûcize üzerinde isem; ve bana kendi katından bir peygamberlik vermişse, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde, beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana ziyan ilâve etmekten başka hiç bir şey yapmıyacaksınız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Salih dedi ki: “Ey kavmim! Ya ben, Rabbimden gelen bir delile dayanıyorsam? Ve kendi katından bana bir rahmet vermişse? Ona isyan edersem, Allah’a karşı kim bana yardım edebilir? O zaman sizin bana, zarardan başka katkınız olmaz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sâlih dedi ki, “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse, buna ne dersiniz? Bu durumda O'na âsî olursam, beni Allah'tan kim korur? O zaman siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmış olmazsınız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Salih dedi ki: «Ey ulusum! Salık verin, hem Tanrımdan belge üzre olayım, hem de beni yarlıgasın, böyle iken, O'na karşı koyayım da, sonra beni kim kurtarır Allahtan, benimçin ziyanımdan başka, bir şey artıramazsınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Salih) dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerindeysem ve bana kendi katından bir rahmet vermişse, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde, beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmayacaksınız.”
Bkz. 7/78, 26/157Yani “Rabbimden apaçık bir delil ile gelmişsem yine de atalarınızın dininden mi bahsedeceksiniz?” Dikkat edilirse peygamberlerin en çok çektiği atalar dini yani geleneksel anlayış ve muhafazakarlık olmuştur. Hemen her peygambere yapılan ilk çıkış “neden bizi atalarımızın dininden vazgeçirmeye çalışıyorsun” olmuştur. Bugün en çok müntesibi bulunan din hangisidir diye sorsalar, hiç şüphesiz bu din atalar dinidir derim. Bu din, ana-baba, nine-dede, yakın akraba, konu komşu, imam öğretmen, hacı hoca, şeyh molla gibi kimselerin anlattıkları üzerine kurulmuştur. Onun için Kur’an ayetleri, insana kendisini yaratıcısı karşısında sorumlu kılan ve onun seçme yeteneğinin kaynağını oluşturan aklını kullanarak atalar dinini sorgulamasını, araştırmasını ve vahiy süzgecinden geçirmesini emreder.   
Cemil Said
swap_vert close
Sâlih cevâben didi ki: "Ey kavmim düşününüz rabbimden sarîh bir emir geldiği ve ânın rahmeti bana nâzil oldığı vakit âna isyân ider isem kim beni ânın gazabından kurtarabilür. Siz ancak benim felâketimi tezyîd idebilürsiniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey milletim! Eğer Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na baş kaldırırsam, söyleyin, Allah'a karşı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan başka birşey yapamazsınız" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sâlih dedi ki: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya ben rabbimden verilmiş apaçık bir delile dayanıyorsam ve O bana kendinden bir lutufta bulunmuşsa! Bu durum karşısında O’na âsi olursam beni Allah’a karşı kim korur? (Size uyarsam) benim ancak zararımı arttırırsınız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
 (Sâlih)  dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen)  apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik)  vermişse, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azabından)  kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir şey yapamazsınız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki: "Ey halkım, ya ben Rabbimden kesin bir delile sahipsem ve kendisinden bana rahmet vermişse? O'na isyan edecek olursam beni ALLAH'tan kim kurtarabilir? Siz ancak benim kayıplarımı arttırabilirsiniz?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Salih dedi: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey kavmim, dedi: söyleyin bakayım re'yiniz nedir? Eğer ben rabbımdan bir beyyine üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise ben Allaha ısyan ettiğim taktirde beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki siz bana hasar etmekten başka bir şey yapmıyacaksınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Sâlih onlara) dedi ki: *“Ey kavmim! Şâyet ben Rabbimden, (verilen) apaçık bir delil üzerindeysem ve O, bana, tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, (o zaman) söyleyin (bakalım) bana! (Bu husus da ne dersiniz? Bana verilen bunca nimete rağmen *farz-ı muhâl,) Allah’a isyan edersem, beni Allah (’ın azabın) dan kim kurtarabilir? Böyle bir durumda, sizin, benim kaybımı artırmaktan başka bir katkınız da olmaz.
* “Ey kavmim! Şâyet ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerindeysem ve O, bana, tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse”; diye şüphe ifade eden bir ifade ile konunun aktarılmış olması, hitabın, inkârcılara yönelik olması sebebiyledir. * “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında. Peygamberler, ismet sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Ey halkım, söyleyin bakalım, ya Rabb'imin Kendinden verdiği bir rahmetle, kanıt içeren açık bir bilgi üzerindeysem! Ona asi olduğum takdirde, Allah'ın vereceği cezaya karşı bana kim yardım edebilir? Bana zarar vermiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Saalih) dedi ki: «Ey kavmim, ya ben Rabbimden (gelen) apaçık bir mu'cizenin üzerinde isem ve O, kendinden bana bir rahmet (bir peygamberlik) vermişse? (Buna) ne dersiniz? O halde Allah (ın intikaamın) dan, eğer Ona isyan edersem, (kurtarmak hususunda) bana kim yardım eder? Demek, siz beni ziyana uğratmakdan, (bunu) bana karşı artırmakdan başka, bir şey yapmayacaksınız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Sâlih) dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakalım, ya Rabbimden apaçık bir delîl üzerinde isem ve (O) bana tarafından bir rahmet vermişse? O'na isyân edersem, bu takdirde Allah'(dan gelecek azâb)a karşı bana kim yardım eder? O zaman bana zarar vermekten başka bir şey artırmazsınız.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Salih) dedi ki: “Ey Kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir delil (kanıt, mucize) üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet vermişse! Buna ne dersiniz? Peki, ben O’na asi olursam, beni (Rabbim olan) Allah’tan kim korur? Demek siz, yıkımımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz. *
(*) Yani “Rabbimden apaçık bir delil ile gelmişsem yine de atalarınızın dininden mi bahsedeceksiniz?” Dikkat edilirse peygamberlerin en çok çektiği atalar dini yani geleneksel anlayış ve muhafazakârlık olmuştur. Hemen her peygambere yapılan ilk çıkış “neden bizi atalarımızın dininden vazgeçirmeye çalışıyorsun” olmuştur. Bugün en çok müntesibi bulunan din hangisidir diye sorsalar, şüphesiz bu din atalar dinidir derim. Bu din, ana-baba, nine-dede, yakın akraba, konu komşu, imam öğretmen, hacı hoca, şeyh molla gibi kimselerin anlattıkları üzerine kurulmuştur. Onun için Kur’an ayetleri, insana kendisini yaratıcısı karşısında sorumlu kılan ve onun seçme yeteneğinin kaynağını oluşturan aklını kullanarak atalar dinini sorgulamasını, araştırmasını ve vahiy süzgecinden geçirmesini emreder. (C. Külünoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Salih “Ey kavmin görüyor musunuz? Ya bende Rabbimden açık, güçlü deliller varsa ve Rabbimden bana bir rahmet verilmişse, bu halde iken isyan edersem, Allah’dan gelecek azaba karşı bana kim yardım eder. (Sizin Allah’dan başkalarına ettiğiniz kulluğu onaylarsam) Bu benim yalnızca mahvımı artırır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Salih dedi: "Ey ulusum! Ya ben çalabımın apaçık bir belgesini taşıyorsam, hem de O bana esirgeyiciliğini eriştirmişse siz buna ne dersiniz? Şimdi ben Ona karşı ayaklanacak olursam beni Allah’ın azabından kim kurtarabilir? Onun için sizler yalnız benim suçumu artırmış olursunuz o kadar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Salih dedi ki: Ey kavmim! Ne dersiniz! Eğer Rabbim tarafımdan benim için bir mucizem olsa, tarafından bana bir de nübüvvet gelse, ben de ona âsi olacak olsam beni Allah/ın azabından kim kurtarabilir? Siz hakkımda ziyankârlıktan başka bir şeyi artırmazsınız».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Salih dedi ki: “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve bana kendinden bir rahmet/peygamberlik vermiş ise O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim kurtarır? Hiç düşündünüz mü? Sizin bana, zararımı artırmaktan başka bir katkınız olmaz!”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ey kavmim! Şimdi söyleyin bakayım; eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, (bu durumda) O'na isyan edecek olursam, Allah'a karşı bana kim yardım edecektir? Bana zararımı artırmaktan başka bir şey yapamazsınız” dedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sâlih, “Ey halkım!” dedi, “Eğer ben Rabb’imden gelen apaçık bir delil üzerinde bulunuyor isem ve O, bana kendi katından yol gösterici bir mesaj göndererek, tüm insanlığa lütuf ve rahmet bahşetmiş ise; söyler misiniz, bunca nîmetlere karşılık nankörlük edip O’na karşı gelecek olursam, beni Allah’ın azâbından kim kurtarabilir? Ve bu takdirde sizin,kaybımı artırmaktan öte ne katkınız olur bana?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: “Ey kavmim! Gördünüz mü, ben rabbimden bir beyyine (açık belge) üzerindeyken ve bana O’nun katından bir rahmet verilmiş iken, eğer O’na isyan edersem, kim Allah’tan bana yardım eder? Hüsran (zarar) vermekten başka bana ne katkınız olur?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Salih: " Sevgili milletim! Hiç düşündünüz mü? Benim Allah'tan ruhsatlı olup olmadığımı, ya da, bana nazik bir görev verip vermediğini? Allah'a karşı gelirsem, kim beni onun elinden kurtarabilir? Siz bana zarardan başka ne verebilirsiniz ki?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Salih onlara: "Ey kavmim! Bakın! Ben Rabbimden bir delil üzerindeysem! Rabbim bana kendinden bir rahmet vermişse! Bir delil üzerine hareket ediyorsam! Elimde yapacak bir şey yoksa! Rabbimin emrettiği şeyden sözlerinize bakarak nasıl vazgeçerim? Size bakarak Rabbime karşı gelirsem, beni Allah’ın azabından kim kurtarabilir? Böyle bir durumda sizin bana zararımı artırmaktan başka katkınız olmaz!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Salih onlara) şöyle demişti: “Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet vermiş ise (hâliniz nasıl olacak?) [*] O’na asi olursam, beni Allah’tan (O’nun azabından) kim koruyabilir ki! (O zaman) siz de kaybımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olurdunuz.
Benzer mesajlar: Hûd 11:28, 88.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Salih de onlara): “Ey kavmim! Ya ben, Rabbimden apaçık bir mûcize üzereysem ve bana katından bir rahmet vermişse (buna) ne diyeceksiniz? (Ya bir de) bu durumda ben Ona isyan edecek olursam, Allah’a karşı bana kim yardım edebilir? İşte bu durumda siz, bana zarardan başka hiç bir şey veremezsiniz...”
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ey kavmim!” diye karşılık verdi (Salih), “Ne dersiniz, ya ben, katından bana bir rahmet bahşeden Rabbimden apaçık bir kanıt üzerindeysem, (söyleyin), O’na tutup baş kaldırırsam o zaman kim Allah’a karşı kol kanat gerer bana? ⁹³ Bu durumda, sizin önerdiğiniz şey yıkımımı artırmaktan öteye gitmez!” ⁹⁴
93 Yani, “şayet -ilahî vahiy yoluyla ulaşılan bütün delillere, kanıtlara rağmen- Allah’tan başka tanrı olmadığı ve O’na tanrılığında herhangi bir kimseyi ya da şeyi ortak koşmanın bağışlanmaz bir günah olduğu temel gerçeğini gözardı edecek, bilmezlikten gelecek olursam” (karş. 4:48 ve ilgili 65. not).94 Lafzen, “yıkımı[mı] artırmaktan başka bir şey yapamazsınız bana”. Bu karşılıklı konuşma Hz. Salih’le Semûd’un ileri gelenleri arasında geçiyor olsa da, verdiği mesaj -Kur’ânî kıssa ve mesellerin hepsi için söylenebileceği üzere- bütün çağlar için geçerli evrensel bir öneme sahiptir. Burada altı çizilmek istenen husus, mutlak ilmi ve mutlak kudretiyle var olan her şeyi kuşatan, var olan her şeye egemen olan Tek ilah fikriyle, tanrısal ya da yarı-tanrısal nitelik ve fonksiyonları Allah’tan başkasına yakıştırma tavrını barıştırmanın, uzlaştırmanın temelden imkansız olduğudur. Semûd’un üstü örtülü önerisi (bkz. 92. not) ve bunun Hz. Salih tarafından reddedilmesi, insanla Allah arasında tasavvur edilen birtakım sahte “aracıların” vasıtasıyla “Allah’ı insana” ya da “insanı Allah’a” yaklaştırma fikrine dayanan bütün dinî tavır ve yaklaşımlar için esastan uyarıcı bir yüklem, temel bir mesaj taşımaktadır. İlkel dinlerde bu aracılık fikri birtakım tabiat güçlerinin tanrılaştırılmasına ve giderek belirsiz, bulanık bir Üstün Güç (örn. eski Yunanlılarda Moira) tasavvuruna ve onun bu belirsizliğinden, dalgınlığından, geride durmasından bilistifade onun adına edip-eylediği vehmedilen birtakım hayal ürünü biçimsel mabutların/tanrıların ihdasına önayak olmuştur. Daha gelişmiş, daha karmaşık dinî kültürlerde aracıya duyulan bu ihtiyaç, Allah’ın, daha alt düzeydeki tanrılar aracılığıyla kişileşmiş olarak tecelli ettiği (Hindu dininde, Upanişadların ve Vedaların Mutlak Brahma’sının Vişnu ya da Şiva’nın varlığında kişileştirilmesi gibi) ya da insan biçiminde tecessüm ettiği (Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu, Üç’ün -Teslis’in- İkincisi olduğu yolundaki Hristiyan inancında olduğu gibi) inancıyla kendini göstermektedir. Bu tevhid dışı eğilim bir adım daha giderek velî ya da azîz diye bilinen, ölmüş ya da yaşayan, birtakım seçilmiş kişilere “Allah’ı insana yaklaştırma”ya kadir bir aracılık rolü yakıştırmakta ve ne yazık ki, kendilerini “monoteist/tek tanrıcı” sayan insanlar bile böyle bir aracılığa ihtiyaç duymaktadırlar; velîlerin Allah’la insan arasında aracı rolü oynadıklarına inanmanın İslam’ın en temel ilkesine aykırı olduğunu anlamayan yanlış yönlendirilmiş pek çok Müslümanın da bu grup içinde yer aldığını eklemeliyiz. Allah’ın birliğine, eşsiz ve benzersiz oluşuna ve dolayısıyla ister somut bir varlık, ister soyut bir güç olsun, hiçbir şeyin, hiçbir kimsenin O’nun tanrılık vasfı üzerinde pay sahibi olmadığına; âlemin tasarrufunda, çekilip çevirilmesinde O’na nüfûz ve müdahale edebilecek kimsenin bulunmadığına dair sürekli tekrarlanan Kur’ânî vurgunun amacı, insanı, kendi kendini mahkum ettiği hayal mahsulü bir “aracı-güçler” hiyerarşisine kul-köle olmaktan kurtarmak ve ona “nereye dönerseniz dönün Allah’ın yönü orasıdır” (2:115) gerçeğini, ya da “Allah’ın “[kendisine dua eden herkese] yakın olduğu” gerçeğini (2:186; ayrıca özlü biçimde bu surenin 61. ayeti) anlatmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey kavmim dedi Salih, hiç düşündünüz mü ya ben Rabbimden bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve O, bana katından bir rahmet/elçilik vermiş ise bu durumda ben Allah’a isyan edersem, bana Allah’tan gelecek cezaya karşı kim yardım edebilir? (Eğer size uyarsam) bu takdirde siz benim yıkımımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz. 7/73, 11/17,
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ey kavmim!” dedi, “Düşünsenize bir: ya ben Rabbimin katından gelen açık bir delile dayanıyorsam ve O bana katından bir rahmet bahşetmişse? Eğer O’na isyan edersem, Allah’tan gelebilecek bir cezaya karşı bana kim yardım eder? O takdirde siz, yıkımımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz.”[¹⁷⁵⁹]
[1759] Bu âyet tevhidi zedeleyen tüm itikadî, aklî, fiilî ve mistik sapmaların sadece sahih imanın yıkımına değil, aynı zamanda insanın iç mimarisinin de tahribine yol açtığını beyan eder. Bunu söyleyen insanı imar ve inşa eden Allah ise, işte orada durmak gerektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Bunun üzerine Salih:) "Ey kavmim, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet (peygamberlik) vermişse (buna ne dersiniz? Bu durum karşısında) şayet O'na isyan edersem (peygamberlik görevimi yerine getirmezsem) beni Allah'tan (azabından) kim koruyabilir? (Elbette kimse bana yardım edemez) Demek ki, (sizin arzunuza uyup da, görevimi yapmayacak olursam) siz bana ziyan vermekten başka bir şey yapmamış olursunuz.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey kavmim, dedi, Görebiliyor musunuz? Ya ben Rabbimden bir kanıt üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Ey kavmim! Bana haber veriniz, eğer ben Rabbimden açık bir bürhan üzere isem ve O kendisinden bana bir rahmet ihsan etmiş ise o halde O'na isyan edersem, artık Allah'ıma karşı bana kim yardım edebilir? Demek ki, siz bana ziyandan başka birşey arttırmış olmayacaksınız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
63, 64. Salih: “Ey benim halkım! ” dedi, “Şimdi söyleyin bakayım: Şayet ben Rabbimden gelen kesin delile dayanıyorsam ve O bana tarafından bir nübüvvet lütfetmişse? Peki bu durumda ben kalkıp Allah'a isyan edersem, O'nun cezasından kim beni kurtarabilir? Sizin bana hiçbir faydanız olamaz, olsa olsa ziyanımı artırırsınız. Hem Ey halkım! İşte size mûcize olarak Allah'ın devesi! Bırakın onu Allah'ın mülkünde yayılsın, yesin içsin. Sakın kötü bir maksatla ona el sürmeyin, yoksa çok geçmez sizi bir azap kıstırıverir. ” [7, 33]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey kavmim, dedi, bakın ya ben Rabbimden bir kanıt üzerinde isem ve O, bana kendinden bir rahmet vermişse? Peki bu durumda O'na karşı gelirsem beni Allah'tan kim kurtarır? Sizin bana, ziyanımı artırmaktan başka bir katkınız olamaz!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sâlih: "Ey Kavmim! Ben rabbim tarafından burhân ve mu'cizât ile, rahmetine mazhar olarak gelmişken eğer O'na 'âsî olur isem beni O'nun 'azâbından kim kurtarır? Beni size tâbi' olmağa da'vetle siz, ziyânınızdan başka bir şey artırmazsınız." didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedi ki “Ey halkım! Baksanıza, eğer ben Rabbimin açık bir belgesine dayanıyorsam, bir de O’ndan ikram görmüşsem, O’na karşı çıktığım takdirde hanginiz beni Allah’ın azabından kurtarabilir? Sizin katkınız, sırf zararımı artırmak olur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Salih:-Ey halkım, Rabbimden bir belge üzerindeysem ve bana ondan bir rahmet verilmiş olduğu halde O'na isyan edersem, bana Allah'a karşı kim yardım edebilir?! Bana zararımı artırmaktan başka bir şey yapamazsınız, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Salih “Ey kavmim, söyleyin bana,” dedi. “Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzere isem ve O bana kendi katından bir rahmet bağışlamışsa, Ona isyan ettiğim takdirde Allah'ın elinden beni kim kurtarabilir? O zaman siz ancak benim hüsranımı arttırırsınız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dedi ki: "Ey kavmim! Hiç düşündünüz mü? Ya ben Rabbimden bir beyyine üzerindeysem, bana kendisinden bir rahmet sunmuşsa! Bu durumda ben O'na isyan edersem, bana Allah'a karşı kim yardım eder? Sizin bana, yıkım ve hüsranı artırmak dışında bir katkınız olamaz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti: “iy ķavmum! ħaber virüñ eger olam ḥüccet üzere çalabumdan daħı vire baña andan raḥmet ya'nį nubuvvat? kim arķa vire baña Tañrı’dan ya'nį 'aźābdan eger āsį olam aña? pes arturmazsız. baña ziyānlu dimekden ayruķ”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣāliḥ eyitdi: İy ḳavmüm gördüñüz mi eger men doġru yol üstine olsam, beni yaradan daḫı baña raḥmetin virse, pes kim yardım eyleyebilür baña Tañrı‘aẕābından ḳurtarmaġa eger ‘āṣī olsam? Beni arturmazsız illā ziyān.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Saleh onlara) belə cavab verdi: “Ey camaatım! Bir deyin görək. Əgər mənim Rəbbimdən aşkar bir mö’cüzə olsa, O mənə Özündən bir mərhəmət (peyğəmbərlik) lütf etsə, mən də Ona asi olsam, məni Allahın əzabından kim qurtara bilər? Siz mənə ziyandan başqa bir şey artırmayacaqsınız!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: O my people! Bethink you: if I am (acting) on clear proof from my Lord and there hath come unto me a mercy from Him, who will save me from Allah if I disobey Him? Ye would add to me naught save perdition.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "O my people! do ye see? if I have a Clear (Sign) from my Lord and He hath sent Mercy unto me from Himself,- who(1559) then can help me against Allah if I were to disobey Him? What then would ye add to my (portion) but perdition?
1559 "Allah has been good to me and bestowed on me His light and the inestimable privilege of carrying His mission to you. Don't you see that if I fail to carry out His mission, I shall have to answer before Him? Who can help me in that case? The only thing which you can add to my misfortunes would be total perdition in the spiritual world." Cf. 11:28 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
يَا
ey
قَوْمِ
kav- mim
اَرَاَيْتُمْ
gördü-nüz mü
اِنْ
eğer
كُنْتُ
isem
عَلٰى
üze- rinde
بَيِّنَةٍ
apaçık bir delil
مِنْ رَبّ۪ي
Rabbimden
وَاٰتٰين۪ي
ve bana vermişse
مِنْهُ
tara- fından
رَحْمَةً
bir
rahmet
فَمَنْ
bu durum-da kim
يَنْصُرُن۪ي
bana yar- dım eder
مِنَ اللّٰهِ
Allah'a karşı
اِنْ
eğer
عَصَيْتُهُ
O'na isyan edersem
فَمَا تَز۪يدُونَن۪ي
o zaman bana arttıramazsınız
غَيْرَ
başka
تَخْس۪يرٍ
hüsrandan
(Sâlih) Dedi ki: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (olarak vahyini) vermişse buna ne dersiniz? Bu durum karşısında eğer O'na isyan edersem, bana Allah(tan gelecek azab)a karşı kim yardım edebilir? Bu durumda siz, benim hüsranımdan başka bir şeyi arttıramazsınız."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَصَا
Fiil-I
ع ص ي
İsyan etti, asi oldu, karşı geldi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
تَخْسِير
Fiilimsi-II
خ س ر
Hüsrana uğramak