“Ey Salih!” diye karşılık verdiler, “Sen bundan önce aramızda büyük umutlar beslenen biriydin! ⁹¹ (Şimdi) bizi atalarımızın kulluk edegeldiği şeylere kulluk etmekten mi alıkoyacaksın? Doğrusu şu ki, bizi çağırdığın (dâvâ) hakkında son derece ciddî bir şüphe ve kaygı içindeyiz!” ⁹²
91 Lafzen, “Bundan önce aramızda umut beslenen biriydin”; Hz. Salih’in geleneksel inançlarını bırakıp Tek Allah’a kulluk etmeleri yolunda içten bir istek ve büyük bir çabayla karşılarına çıkıp da onları şaşırttığı güne kadar, kavmi tarafından muhtemelen müstakbel bir lider olarak görülmesine önayak olan parlak zekasına, seçkin niteliklerine ve sağlam kişiliğine işaret eden bir îma.92 Lafzen, “gerçek şu ki, bizi davet ettiğin şey hakkında kaygılandırıcı bir şüphe içindeyiz”. Hatırlanmalıdır ki, İslam öncesi Araplar, düzmece tanrılarına da, Allah’ın kızları olarak gördükleri meleklere de, insan ile, varlığını bu anlayış içinde reddetmedikleri Allah arasında meşru aracılar gözüyle bakıyorlardı; bunun sonucu olarak, peygamberlerinin kendilerinden bu düzmece tanrıları ya da yarı-tanrıları bırakmalarını istemesi onlar için son derece sarsıcı bir vaka durumundaydı. Semûdluların yukarıdaki cevabı sanki, “sizin O’ndan başka tanrınız yok!” şeklindeki tevhîdî uyarısından vazgeçse, Hz. Salih’in, peygamber olduğu yolundaki iddiasını kabule hazır olduklarını îma eder gibidir; Hz. Salih’in sonraki ayette verdiği karşılığı da bütünüyle açıklayan bir yorumdur bu.