Ve yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı (yaşaması için gerekli olan gıdanın yaratılması) Allah’a ait olmasın ve yine Allah, onun (her canlının anne karnından başlayıp devam eden hayat yolculuğunun her basamağında) uğrayacağı menzili, orada kalacağı süreyi ve (bu her basamağın sonunda) tevdi edileceği yeri de bilir. Bütün bunlar, açıklayan bir Kitap’ta kayıtlıdır. *
(*) Allah Teâlâ burada, insanlar dâhil yeryüzündeki bütün canlıların rızıklarını yaratmanın kendine ait bir iş olduğunu vurgulayarak önceki âyetin anlamını pekiştirmektedir. Bir sonraki âyette buyurulduğu üzere gökleri ve yeri yaratan O olduğu gibi, yeryüzünde sürünen, hareket eden, ayaklarıyla yürüyen, sularda yüzen, gökyüzünde uçan veya başka şekillerde hareket eden büyük, küçük, görülebilen ve görülemeyen bütün canlıları yaratan (krş. en-Nûr 24/45) ve rızıklarını iradeleri vasıtasıyla veya kendi iradesiyle ulaştıran yine O’dur. O, yer küresini bu canlıların rızıklarını karşılayacak biçimde yarattığı gibi, her türe münasip rızıkları da yaratmıştır. Canlıların yapılarını, rızıklarını elde edecek şekilde yaratmış, besinleri temin etmeleri için bazılarına akıl ve irade gücü, bir kısmına da yalnızca içgüdü vermiştir. Allah’ın rızkı tekeffül etmesi “canlıların rızıklarını kazanmak için hiçbir çaba harcamalarına gerek olmayacağı” şeklinde anlaşılmamalıdır. Çünkü Allah insanlara akıl ve irade, hayvanlara da içgüdü vermiştir. Öteki canlılar rızıklarını elde etmek için içgüdülerini kullandıkları gibi insanlar da akıl, irade, ruhsal ve fiziksel yeteneklerini kullanmak durumundadırlar. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 148-151)