close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 49. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Tilke min enbâ-i-lġaybi nûhîhâ ileyk(e)(s) mâ kunte ta’lemuhâ ente velâ kavmuke min kabli hâżâ(s) fasbir(s) inne-l’âkibete lilmuttekîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte bunlar, gaibe ait haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun, ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları Sen ve kavmin bundan önce bilmiyordunuz. Şu halde (inkârcı ve münafıkların eziyetlerine) sabret. Şüphesiz (güzel olan) kutlu sonuç takva sahiplerinindir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Muhammed! Sana vahyettiğimiz bütün bunlar, bilinmedik akılla öğrenilmeyecek haberlerdendir ki, onları ne sen, ne de kavmin bundan önce bu haliyle ve tam olarak bilmiyordunuz. Öyleyse sen de, Nuh gibi sabırlı ve dirençli ol. Çünkü unutma ki sonuç, yolunu Allah ve kitabıyla bulanların olacaktır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte bunlar insanlığa ders olacak bilmediğiniz tarihlerin, gayb âleminin cezalandırma haberlerinden bazılarıdır. Biz bunları sana vahyediyoruz. Bundan önce, sen de, kavmin de bunları bilmiyordunuz. O halde sabırla mücadeleye devam edin. Hayırlı âkıbet, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerin, müttakılerindir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/44; 28/46; 37/171-172; 40/51.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Daha önce ne sen ne de kavmin bunları biliyordu. Sabret. Sonuç takva sahiplerinindir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), işte bunlar gayb haberlerindendir. Sana bunları vahy ile bildiriyoruz. Bundan önce, onları ne sen bilirdin, ne kavmin... O halde sen de sabret. Şüphe yok ki, kurtuluş takva sahiplerinindir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunlar gaybi haberlerdir. Onları sana vahyediyoruz. Bundan önce, bunları ne sen bilirdin ne de kavmin. Sabret! Şüphesiz hayırlı sonuç kendini koruyanlarındır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey Muhammed! İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret! Çünkü iyi sonuç, sakınanlarındır.”
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar, senin hiç de bilmediğin haberlerdir, sana bildiriyoruz, bundan önce, sen de, senin ulusun da bunu bilir değildiniz, sabredesin, sonunda kazananlar sakıncı olanlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bütün bunlar sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir ki bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde sabret ve unutma ki, iyi sonuç mutlaka Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanların olacaktır.
Bkz. 3/44, 28/46, 40/51Hz. Nûh kıssası, daha önceki zamanlarda da biliniyordu. Ancak dilden dile aktarılarak gelen kıssa Kur’an’da anlatıldığı kadar mesaj içerikli, doğru ve insicamlı değildi. Ayette geçen “Bütün bunlar sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir” ifadesi, aynı zamanda Kur’an’ın diğer sûrelerinde anlatılan ve anlatılacak olan öteki peygamber kıssalarını da işaret etmektedir. Kur’an’daki tarihsel referansların, peygamber kıssalarının tümünde sıkça görülen mesajlar ve değerler genel bir ahlaki muhteva taşımaktadır ve bütün zamanlar ve şartlar için geçerlidir.   
Cemil Said
swap_vert close
İşte gaybda kalan bu hikâyeyi sana bildiriyoruz. Bu hikâyeyi henüz sen ve kavmin bilmiyor idiniz. Sabırlı ol, Allâh’dan korkanların ’âkıbeti hayırlıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Ey peygamber!) İşte bu anlatılanlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin! Sabret, çünkü iyi son günahtan sakınanlarındır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!)  İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip)  sakınanlarındır.  
 Bu âyetten sonra bir başka peygamberin, kavmine hakkı tebliğ etmek uğrundaki mücadelesi anlatılmaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberleridir. Ne sen, ne de senin halkın bundan önce onları bilmezdi. Sabret. Sonuç, erdemlilerindir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte bunlar gayb haberlerinden, sana bunları vahyile bildiriyoruz, bundan evvel onları ne sen bilirdin ne kavmin, böyle, o halde sabret, her halde akıbet müttekılerindir.
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz, gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde (Nûh’un sabrettiği gibi sen de kavmin içerisinden inkâr edenlerin ezalarına) sabret. Şüphesiz ki, hayırlı akıbet, takva sahipleri içindir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb¹ haberlerindendir. Bunları ne sen ne de halkın daha önce bilmiyordunuz. O halde sabret. Sonuç, takva sahiplerinindir.”
1- Gizli, görünmeyen, bilinmez olan, algılanamayan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunlar gayb haberlerindendir ki sana onları vahyediyoruz. Onları bundan evvel ne sen biliyordun, ne kavmin. O halde (Habîbim) sen de (Nuh gibi her cefâye) katlan. Akıbet hiç şübhesiz takvaaye erenlerindir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onları sana vahyediyoruz. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin!(1) Öyle ise sabret! Şübhesiz ki âkıbet (sonunda asıl kazanç) takvâ sâhiblerinindir.
(1)“Kur’ân’ın, vukūât (meydana gelen hâdiseler) ve ahvâl-i mâziyeye (geçmiş hâllere) dâir ihbârâtı(verdiği haberleri) aklî bir iş değil ki akıl ile ihbâr edilsin. Belki, semâ‘a mütevakkıf (işitmeye dayalı)nakildir. Nakil ise, kırâet ve kitâbet ehline (okuma ve yazma bilenlere) mahsustur. Dost ve düşmanın ittifâkıyla kırâetsiz, kitâbetsiz, emânetle ma‘ruf (güvenilirliği ile tanınan), ümmî (okuma yazması yok)lakabıyla mevsuf (vasıflanmış) bir zâta nüzûl ediyor (iniyor). Hem o ahvâl-i mâziyeyi öyle bir sûrette ihbâr eder ki, bütün o ahvâli (hâlleri) görür gibi bahseder.” (Zülfikār, 25. Söz, 35)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) İşte bütün bunlar sana vahyettiğimiz gayb (bilinmeyen) haberlerindendir. Bundan önce (bu hâliyle ve tam olarak) ne sen onları biliyordun ne de halkın! O hâlde sen de (Nuh gibi eziyet ve zorluklara karşı) sabret (diren). Şüphesiz (güzel) sonuç (inkâr, zulüm ve kötülüklerden) korunup sakınanlarındır. *
(*) Hz. Nûh kıssası, daha önceki zamanlarda da biliniyordu. Ancak dilden dile aktarılarak gelen kıssa Kur’an’da anlatıldığı kadar mesaj içerikli, doğru ve insicamlı değildi. Ayette geçen “Bütün bunlar sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir” ifadesi, aynı zamanda Kur’an’ın diğer sûrelerinde anlatılan ve anlatılacak olan öteki peygamber kıssalarını da işaret etmektedir. Kur’an’daki tarihsel referansların, peygamber kıssalarının tümünde sıkça görülen mesajlar ve değerler genel bir ahlaki muhteva taşımaktadır ve bütün zamanlar ve şartlar için geçerlidir. (C. Külünkoğlu Meali 49. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Sen ve senin kavmin daha önceden bunları bilmiyordunuz. O halde sende sabret. Muhakkak ki gelecek Allah’dan korunanların olacaktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte senin gönlüne bildirdiklerimiz, bilinmiyenin olaylarındandır. Daha önce bunları ne sen, ne de senin ulusun bilmezdiniz. Öyleyse, sen de katlan. Çünkü sakınanların sonu iyi gelir."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bu, sana vahiy ettiğimiz gayıp haberlerindendir. Bundan evvel sen de onu bilmezdin, kavmin de onu bilmezdi. Artık katlan. Çünkü akıbet sakınanlarındır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Bunlar sana vahyettiğimiz algılanamayan [ğayb] haberlerdendir. Bundan önce ne sen onları biliyordun ne de kavmin. Öyleyse sen de sabret/göğüs ger. Sonuç, sorumluluk bilincine sahip olanlarındır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin daha önce bilmiyordun. O halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç, takva sahiplerinindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Bütün bu anlatılanlar, sana vahiyle bildirdiğimiz ve başka türlü asla bilemeyeceğiniz gayb haberlerindendir. Gerçi insanlığın hafızasında derin izler bırakmış olan bu olaylarla ilgili yarı gerçek, yarı efsane bilgi kırıntıları her toplumun kültüründe vardır. Fakat bu ayetlerin size ulaşmasından önce, ne sen, ne de içinde yaşadığın toplum bunu bu kadar net ve doğru biçimde bilmiyordunuz! İşte Nûh’un zâlimlere karşı nasıl bir mücâdele verdiğini, ne büyük eziyetlere göğüs gerdiğini ve sonuçta ne büyük lütuflara eriştiğini gördünüz. O hâlde ey Müslüman, sen de onlar gibi sabret; unutma ki, mutlu son, dürüst ve erdemli insanların olacaktır!Ve aradan yıllar geçti, yeni nesiller geldi. İsimler ve şekiller değişti, fakat değişmeyen tek şey vardı; hak ile bâtılın amansız mücâdelesi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz Gayb’ın haberlerindendir. Bundan önce, bunları ne sen biliyordun, ne de senin kavmin! Artık sabret! Akıbet, Müttakîler’indir / Sakınıp Korunanlar’ındır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sana vahyettiğimiz bu haberler, gayb haberleridir. Bunları daha önce ne sen biliyordun ne de halkın. Sabret, çünkü zafer, sağlamcılarındır...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ne sen ne de toplumun daha önce bunları bilmiyordunuz. O halde sen de Nuh gibi toplumunun sana söylediklerine, seni inkârlarına karşılık sabret! Daima güzel sonuç; Rabbinin yasalarına uyarak yaşayan, insanların çıkardığı yasalara uymayanlarındır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte şu(nlar), sana vahyettiğimiz [gayb] (bilinemeyen) haberlerindendir. [*] Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. Sabret! Şüphesiz ki (mutlu) son, [muttakî]ler (duyarlı olanlar) içindir.
Bu cümle Yüce Allah’ın kullarına açtığı gaybın bu türden vahiy ile peygamberlerine bildirdiği gerçeklerdir. vahyedilen hakikatlerin dışında risalet öğretileri anlamında herhangi bir vahiy yoktur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) İşte bunlar; sana vahiyle bildirdiğimiz, senin ve kavminin daha önceden bilmediği, ğayb’a¹ ait haberlerdendir. (Öyleyse sen de Nûh gibi) sabret, çünkü (en güzel) sonuç Allahtan hakkıyla sakınanlarındır.
1 Bk. (Hûd: 31 ve dipnotu.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
BÜTÜN BUNLAR [ey Muhammed,] sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir ki onları ne sen ne de soydaşların bundan önce [bu haliyle ve tam olarak] bilmiyordunuz. ⁷³ Öyleyse, sen de artık [Nûh gibi] sabırlı ol. Çünkü, unutma ki, gelecek, mutlaka, Allah’a karşı sorumluluk bilincine sahip olanlardan yana olacaktır!
73 Bkz. yukarıda 35. ayet. Hz. Nûh kıssası her ne kadar Muhammed (s)’den önce de Araplar tarafından bulanık bir biçimde biliniyor olsa da, bu bilgi Kur’an’da yukarıda anlatıldığı kadar tutarlı, ayrıntılı değildi (Râzî). Kıssanın anlatım akışında araya giren bu bölümün başında -3:44, 11:100 ve 12:102’de benzer cümlede kullanılan tekil ifadenin (“bu anlatılan” şeklindeki) tersine- “bütün bunlar” şeklinde çoğul ifadenin kullanılması, kanaatimizce, sadece yukarıda anlatılan Hz. Nûh kıssasını değil daha sonra anlatılacak olan öteki peygamber kıssalarının da îma edildiğini göstermektedir. Bu itibarla, sık sık hatırlatılmasa da, unutulmamalıdır ki, Kur’an’ın bu kıssaları ele almasındaki asıl amaç asla onları “hikaye” etmek değildir. Ne zaman önceki peygamberlere ait kıssalar anlatılsa, ne zaman İslam’dan önce ya da Hz. Peygamber zamanında vuku bulan bir olaya temas edilse bunun altında mutlaka ahlakî bir ders yatmaktadır. Öte yandan, aynı olay ya da kıssanın, çok kere, birden çok ahlakî anlamlar, çağrışımlar taşıyan değişik veçheleri olduğundan, Kur’an aynı olay ya da kıssaları değişik surelerde tekrar tekrar anlatmakta ama her seferinde bunlarda, bir bütün olarak Kur’ânî vahyin, Kur’ânî öğretinin değişik bir yanına ışık tutmakta, bütünü oluşturan şu ya da bu temel gerçeğe dikkat çekmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bu kıssa, sana vahyettiğimiz gayb haberlerdendir. Bundan önce ne sen ne de kavmin bu kıssayı bilmiyordunuz. O halde, sen de Nuh gibi zorluklara karşı sabırla diren zira mutlu son sorumluluğunu yerine getirenlerindir. 20/99
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BUNLAR sana bildirdiğimiz gaybî haberlerdendir; bunları sen de toplumun da daha önce biliyor değildiniz.[¹⁷⁴⁴] Şu hâlde sabret! Unutma ki mutlu son, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlarındır.[¹⁷⁴⁵]
[1744] “Âyetteki ğayb “olay anında orada olmamak” şeklinde anlaşılabileceği gibi, “çok eski olduğu için insanlık hafızasından silinip kaybolmuş” şeklinde de anlaşılabilir (Bkz: 28:44, not 54). [1745] Zımnen: Biz bunları hikâye olsun diye anlatmadık; muhatapların hayatında yankı bulsun diye anlattık.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir, onları bundan önce ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sen de (Nuh gibi her cefâya) katlan, iyi sonuç kuşkusuz takvaya erenlerindir!
Osman Fırat
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerdendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü iyi akibet Allah’dan sakınanlann olacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte bu, gayb haberlerindendir. Bunu sana vahyediyoruz. Bunu ne sen ve ne de kavmin bundan evvel bilir değildiniz. Artık sabret. Şüphe yok ki akıbet muttakîler içindir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte bunlar gayb olan birtakım haberlerdir. Onları sana Biz vahyediyoruz. Halbuki bu vahiyden önce onları ne sen, ne de milletin bilmezdiniz. Öyleyse onların red ve inkârlarına karşı sabret, dişini sık ve şüphen olmasın ki hayırlı âkıbet müttakilerindir (Sonunda kazananlar, Allah'ı sayıp O'nun emirlerini çiğnemekten sakınanlar olacaktır). [3, 44; 28, 46; 40, 51; 37, 171-172]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed), bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ne sen, ne de kavmin, daha önce bunları bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuç korunanlarındır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahy iylediğimiz gayb haberlerindendir. Bundan evvel onı, ne sen ve de kavmin bilirlerdi. Ezâ ve cefâya sabır it, 'âkıbet muttakîlerindir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte bu, gizli kalmış bilgilerdendir; sana vahiy yoluyla bildiriyoruz. Daha önce bunları ne sen bilirdin, ne de halkın. Öyleyse, sen de sıkıntılara katlan (sabret). Mutlu son, Allah’tan çekinerek kendini koruyanlar[*] içindir.”
[*] Müttekiler: Allah'tan çekinerek kendini koruyan, kendini (fıtratını) bozmayan. Bakınız Bakara 2/2.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz bilinmeyen haberlerdir. Bundan önce ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde, Sabret, sonuç muttakilerindir
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bu sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa bunu daha önce ne sen biliyordun, ne de kavmin. Sabret; âkıbet takvâ sahiplerinindir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları sen de bilmiyordun, toplumun da... Artık sabırlı ol! Sonuç, takvaya sarılanlarındır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol ġayb ħaberlerindendur vaḥy eylerüz anı saña. olmaduñ bilürseñ anı sen ne daħı ķavmuñ uşbundan ilerü. pes ķatları bayıķ śoñ śaķınıcılaruñdur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Uşbu ġayb ḫaberlerinden. Vaḥy iderüz saña anları. Sen anı bilmezdüñ,ḳavmüñ daḫı bilmezdi bundan burun. Pes ṣabr eyle; dünyāda ẓafer, āḫiret‐de sa‘ādet.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bunlar (bu əhvalatlar) sənə vəhy etdiyimiz (vəhylə bildirdiyimiz) qeyb xəbərlərindəndir. Bundan qabaq onları nə sən, nə də ümmətin bilirdi. (Ya Peyğəmbərim! Müşriklərin və kafirlərin əzab-əziyyətinə) səbr et. Həqiqətən, (gözəl) aqibət müttəqilərindir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
This is of the tidings of the Unseen which We inspire in thee (Muhammad). Thou thyself knewest it not, nor did thy folk (know it) before this. Then have patience. Lo! the sequel is for those who ward on (evil)
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such are some of the stories of the unseen, which We have revealed unto thee: before this, neither thou nor thy people knew them. So persevere patiently: for the End is for those who are righteous.(1544)
1544 Cf. n. 1528 to 9:35. The sum of the whole matter is that the righteous, who work for Allah and their fellow-men, may be traduced, insulted, and persecuted. But they will be sustained by Allah's Mercy. They must go on working patiently, for the End will all be for them and their Cause.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تِلْكَ
işte bunlar
مِنْ اَنْـبَٓاءِ
haberlerindendir
الْغَيْبِ
gayb
نُوح۪يهَٓا
onları vah- yediyoruz
اِلَيْكَۚ
sana
مَا كُنْتَ
olmadın
تَعْلَمُهَٓا
onları bi- liyorsun
اَنْتَ
sen
وَلَا قَوْمُكَ
ve ne kavmin
مِنْ قَبْلِ هٰذَاۜۛ
bundan önce
فَاصْبِرْۜۛ
o hâlde sabret
اِنَّ
çünkü
الْعَاقِبَةَ
âkıbet
لِلْمُتَّق۪ينَ۟
muttakilerindir
(Resulüm!) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde sabret; çünkü (en güzel) âkıbet muttakilerin (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanların)dır.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَاقِبَة
İsim
ع ق ب
Âkıbet, son
مُتَّقِين
Etken fiil-VIII
و ق ي
Muttakiler, takvâ sahipleri